Kur’an Kursları: Ruhu Zenginleştiren Mabet

Son yıllarda bazı köşe yazarları, özellikle halktan uzak duran seküler entelijansiyanın temsilcileri, dini kurumlara ve Kur’an kurslarına yönelik eleştirilerini “modernlik”, “özgürlük”, “ilerleme” gibi süslü kavramlarla meşrulaştırmaya çalışıyor. Öyle ki, bir yazar yakın zamanda kaleme aldığı “Kur’an Kursları: Yoksulluğun Çaresizliği” başlıklı yazısında Kur’an kurslarının yaygınlaşmasını bir toplumsal sorun, hatta bir geri gidiş olarak nitelemiş. Peh! Bu yazı, üstenci bir bakış açısının, kendi dışındaki hayat biçimlerine karşı gösterdiği tahammülsüzlüğün tipik bir örneği olmuştur. Oysa gerçeklik, bu tür karalamaların çok daha ötesinde, çok daha derin bir hikâye anlatmaktadır.

Kur’an kursları, salt bir dinî eğitim mekânı değildir. Onlar, tarih boyunca Anadolu’nun ruhunu beslemiş, medeniyetimizin ahlaki temellerini ayakta tutmuş, nesilleri mayalamış sessiz ve derin okullardır. Bir çocuğun Kur’an harflerini öğrenmesi, sadece bir dil kodunu çözmesi değil; sabrı, saygıyı, tevekkülü ve adabı da öğrenmesidir. Bu yönüyle Kur’an kursları, yoksulluğun çaresizliği değil, maneviyatın zenginliğidir.

Eleştirilen şey, aslında yoksul mahallelerde çocukların Kur’an öğrenmesi değil; bu çocukların modern seküler kalıplara göre şekillenmemesidir. Halbuki o mahalle çocukları, belki de lüks içinde büyüyen akranlarından çok daha sağlam karakterler inşa ediyor. Çünkü onlar, “ne olacağım”dan önce “kim olacağım” sorusunu sorarak yetişiyorlar. İşte Kur’an kurslarının özüdür bu: bireyin kendi iç dünyasına yolculuk etmesi, kendini bulması, Rabbini tanıması…

Dini eğitimi küçümseyenlerin bir başka çıkmazı da, eğitimi yalnızca mesleki başarı ve ekonomik kazanç üzerinden değerlendirmeleridir. Oysa Kur’an eğitimi, insanın sadece zihnini değil; kalbini, vicdanını, ruhunu da inşa eder. Bugün üniversitelerden diplomalı nice genç, hayatın anlamını bulamamış bir şekilde yönsüzce savrulurken; Kur’an kurslarında yetişen mütevazı gençlerin gözlerinde yakalayabileceğiniz bir iç huzur vardır.

Yoksullukla Kur’an kurslarını özdeşleştirmek ise hem ahlaki hem entelektüel bir zaaftır. Eğer Kur’an kurslarına giden çocuklar yoksulsa, bu onların değil, bu ülkenin adaletsiz gelir dağılımının ve sınıfsal ayrımcılığın sorunudur. Bu çocukların Kur’an öğrenmesini hor görmek yerine, onların eşit eğitim fırsatlarına ulaşması için mücadele etmek gerekir. Zira Kur’an, adaletin, merhametin, paylaşmanın ve doğruluğun kitabıdır. Yoksul bir çocuk Kur’an öğrendiğinde yoksulluğu kutsamaz; aksine, adaleti özümser, zalime karşı bilinci uyanır.

Kur’an kurslarına karşı çıkan zümre, kendi çocuklarını özel okullarda Batı merkezli pedagojiyle yetiştirirken, başkalarının çocuklarına Kur’an öğretilmesini “gericilik” saymaktadır. Bu çifte standart, aslında ideolojik bir tahakküm arzusunun dışavurumudur. Onlar, halkı kendi kültüründen, dininden, geleneğinden kopardıkları oranda kendilerini güvende hissederler. Çünkü halkın İslam’la olan bağının kopması, Batıcı elitin kültürel hegemonyasını pekiştirir.

Bugün Kur’an kursları, sadece çocukların değil, annelerin, babaların, yaşlı ninelerin de sığındığı birer mabet hâline gelmiştir. Oralarda ezberlenen ayetler, sadece zihinlere değil, hayatlara da kazınmaktadır. O yüzden Kur’an kursları, geleceğin inşasında vazgeçilmez bir yapı taşıdır. Tıpkı geçmişte olduğu gibi, bugün de milletin manevi köklerini beslemeye devam etmektedir.

Modernliğin ölçütü, Batı’ya benzemek değil; kendi hakikatini bilerek dünyaya açılabilmektir. Ve bu hakikatin özünde Kur’an vardır. Kur’an kursları, işte bu yüzden sadece eğitim kurumları değil; aynı zamanda birer özgürleşme alanıdır. Zira Kur’an, insanı kula kul olmaktan kurtarır. Tüketim kültürünün köleliğinden, reklamların ve ideolojilerin esaretinden uzaklaştırır.

Kur’an kursları yoksulluğun değil; ruhun zenginliğinin, toplumun dirilişinin, insanın özüne dönüşünün mekânlarıdır. Onları karalayanların sorunu Kur’an kurslarıyla değil; Kur’an’ın kendisiyle, yani hakikatle yüzleşme cesaretiyle ilgilidir. Bu topraklarda Kur’an kursları var oldukça, bu milletin mayası da, direnci de, istikameti de sağlam kalacaktır.

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir