Avuç İçi Okuma İlmi

Avuç İçi Okuma İlmi

İnsanlık tarihinin en kadim arayışlarından biri olan geleceği bilme ve karakterin gizemlerini çözme arzusu, İslam medeniyeti havzasında hem sert teolojik reddiyelerle hem de derinlemesine felsefi ve tıbbi tasniflerle karşılaşmıştır. Avuç içi okuma veya geleneksel adıyla İlm-i Keff, Batı literatüründe “chiromancy” olarak bilinen pratiğin İslam ilim geleneğindeki izdüşümüdür. Bu disiplin, el ayasındaki çizgilerin, tepelerin ve genel el yapısının incelenerek bireyin ahlaki yapısı, yetenekleri ve bazı iddialara göre geleceği hakkında çıkarımlarda bulunulmasını ifade eder. Ancak İslam’ın tevhid merkezli inanç sistemi, bilginin kaynağı ve “gayb” (bilinmeyen) alanı üzerindeki mutlak ilahi otoriteyi vurgularken, bu tür pratikleri son derece hassas bir zemine oturtmuştur. Bu rapor, avuç içi okuma ilmini fıkhi hükümler, epistemolojik sınırlandırmalar, tasavvufi yorumlar ve Osmanlı dönemi ansiklopedik gelenekleri ışığında kapsamlı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır.

Gayb Kavramı ve İslam Bilgi Teorisinin Sınırları

İslam düşüncesinde bilginin meşruiyeti, onun kaynağına ve doğruluk değerine göre belirlenir. Geleneksel epistemolojide bilgi; selim duyular (havâss-ı selîme), sadık haber (vahy-i ilâhî) ve akıl (akıl-ı selîm) yoluyla elde edilir.1 Bu üç kaynak dışında kalan, duyuların ve aklın erişemediği alan “gayb” olarak adlandırılır. Gayb, İslam inanç sisteminin en temel unsurlarından biridir ve bu alan üzerindeki bilgi tekeli yalnızca Allah’a aittir. Kur’an-ı Kerim’in pek çok ayetinde, göklerin ve yerin gaybını Allah’tan başka kimsenin bilmediği, peygamberlerin dahi ancak Allah’ın bildirdiği kadarıyla bu alana muttali olabileceği ifade edilir.1

Gaybın mahiyeti incelendiğinde, iki temel kategoriyle karşılaşılır. “Mutlak gayb”, yaratılmış hiçbir varlığın -peygamberler ve melekler de dahil olmak üzere- Allah’ın özel izni ve vahyi olmaksızın ulaşamayacağı bilgi alanını temsil eder. “İzafi gayb” ise, bir kişi için gizli iken bir diğeri için -tecrübe, coğrafi yakınlık veya uzmanlık gibi nedenlerle- bilinebilir olan bilgileri kapsar. Avuç içi okuma iddiaları, genellikle bu iki alanın sınırında gezinir. Eğer bir el analizi, kişinin ne zaman öleceği veya gelecekte başına ne tür somut olaylar geleceği gibi konularda kesin hükümler veriyorsa, bu doğrudan mutlak gayb alanına bir müdahale olarak görülür ve teolojik açıdan “şirk” (Allah’a ortak koşma) tehlikesi barındırır.4

Gayb bilgisinin sadece Allah katında olduğu gerçeği, En’âm Suresi 59. ayette “Gaybın anahtarları O’nun katındadır, onları ancak O bilir” şeklinde formüle edilmiştir.2 Bu ayet, İslam hukukçuları ve kelamcıları için fal, kehanet ve astroloji gibi disiplinlerin meşruiyetini tartışırken kullanılan temel kalkış noktasıdır. Beşerî bir varlığın el çizgilerine bakarak geleceği okuma iddiası, ilahi bir sıfat olan “Alîm” (her şeyi bilen) ismine ortaklık iddiası taşıdığı gerekçesiyle reddedilir.

Bilgi TürüKaynağıİslami Geçerlilik Durumu
VahiyAllah (C.C)Kesin ve Bağlayıcı Bilgi
Akıl ve DuyuGözlem ve MantıkMeşru ve Zorunlu Bilgi
FirasetAllah’ın Nuruyla BakışSeçkin Müminler İçin İlham
Fal ve KehanetSubjektif Yorum ve HurafeHaram ve Batıl

Fal ve Kehanetin Şer’î Hükmü ve Hadislerdeki Yeri

İslam dini, vahyî bilginin aydınlığında bir toplum inşa etmeyi hedeflerken, cahiliye döneminden tevarüs eden karanlık ve spekülatif bilgi yollarını bütünüyle yasaklamıştır. Avuç içi okuma, bu yasak kapsamındaki “el falı” kategorisinde değerlendirilir. Hadis-i şeriflerde falcılık ve kâhinlik, İslam’ın özüyle bağdaşmayan, inancı zedeleyen ve insanı ibadetin feyzinden mahrum bırakan faaliyetler olarak nitelendirilir.2

Hz. Peygamber (SAV), “Her kim bir arrafa (falcılara, gaipten haber verenlere) gidip de ona bir şey sorarsa, kırk gecelik namazı kabul olmaz” buyurarak, bu tür kişilere danışmanın bile manevi bir ceza gerektirdiğini beyan etmiştir.2 Daha da ileri giderek, falcının veya kâhinin söylediklerini tasdik eden kişinin, Hz. Muhammed’e indirileni (yani Kur’an-ı Kerim’i ve İslam akidesini) inkâr etmiş sayılacağını ifade eden rivayetler mevcuttur.4 Bu sert üslup, inananların iradelerini meçhul ve asılsız iddialara teslim etmelerini engelleme amacı taşır.

Falcılık ve kehanet arasındaki farklar da İslam fıkhında incelenmiştir. “Kâhin”, gelecekteki olayları cinler vasıtasıyla bildiğini iddia eden kişidir; “arrâf” ise daha çok kayıp eşyaların yerini veya geçmişteki gizli olayları bildiğini savunan kimsedir.2 Avuç içi okuma, bu iki kategorinin de unsurlarını barındırabilir. Eğer eldeki çizgilerden hareketle karakter yorumu yapılıyorsa bu firaset ilmiyle ilişkilendirilirken, geleceğe dair kesin tarihler veriliyorsa doğrudan kâhinlik ve falcılık kapsamına girer.5 İslam uleması, el çizgileri ile bir kişinin evlenme yaşı, mesleki başarısı veya ömür süresi arasında hiçbir bilimsel, mantıki veya şer’î illiyet bağı (sebep-sonuç ilişkisi) bulunmadığını vurgular.5

İlm-i Firaset ve İlm-i Kıyafet: Meşru Karakter Analizi

Avuç içi okumanın İslam geleneğinde “fal” kategorisinden ayrıştırılarak “ilim” olarak değerlendirildiği bir alan mevcuttur: İlm-i Firaset. Firaset, kelime anlamı olarak bir şeyi sezmek, bir durumun iç yüzünü kavramak ve dış belirtilerden hareketle batınî (gizli) hakikatlere ulaşmak demektir.7 İslam alimleri, firaseti falcılıktan keskin bir çizgiyle ayırmışlardır. Cüneyd-i Bağdadi’ye göre firaset, gaybı bilmek değil, “isabetli düşünmektir”.7

Firasetin İki Yüzü: Şer’î ve Hikemî Ayrımı

Büyük mutasavvıf İbn Arabi, firaseti iki temel kısma ayırarak konuya derinlik kazandırmıştır.7 Bu ayrım, el çizgilerinin okunması gibi fiziksel analizlerin meşruiyet sınırlarını belirlemede hayati öneme sahiptir:

  1. Şer’î Firaset: Bu tür firaset, tamamen ilahi bir ihsandır. Kişinin takvası, haramlardan kaçınması ve kalbini tasfiye etmesi neticesinde “Allah’ın nuruyla bakması” (ferâsetü’l-mü’min) ile gerçekleşir.7 Bu noktada bir mümin, karşısındakinin halinden veya bakışından onun niyetini veya ahlaki kalitesini anlayabilir. Bu durum, Allah’ın kuluna verdiği bir basirettir ve gaybı zorlama değil, ilahi bir keşiftir.7
  2. Hikemî Firaset: Bu alan, gözlem, tecrübe ve mizaç bilgisine (tıp ve biyolojiyle ilişkili olarak) dayanır. İnsan vücudunun oranları, organların yapısı, rengi ve eldeki çizgiler bu kapsamda değerlendirilir. Bu bir “ilm-i kıyafet” (fizyonomi) alanıdır.7 Buradaki çıkarımlar kesinlik ifade etmez, sadece birer ihtimal ve “zan” olarak görülür. İslam hukukunda kadıların (hakimlerin) ve idarecilerin, karakter tahlili yaparken bu tür emarelerden faydalanmaları tarihsel süreçte kabul görmüştür.7

İlm-i Kıyafet veya İlm-i Keff (avuç içi çizgileri ilmi), insanı tanımayı hedefleyen bir araç olarak kullanıldığında, “dış görünüşün iç dünyanın bir unvanı olduğu” (ez-zâhiru unvânu’l-bâtın) prensibiyle hareket eder.7 Bu bağlamda, el çizgilerine bakarak karakter tahlili yapmak, eğer geleceği bildirme iddiası taşımıyorsa, kadim bir psikolojik gözlem metodu olarak “hikemî firaset” dairesinde mütalaa edilebilir. Ancak bu sınırın aşılması, yani mizaç analizinden kader analizine geçilmesi kesinlikle yasaklanmıştır.5

Metafizik Arka Plan: Cinler ve Çalınmış Bilgiler

İslam inancında geleceğe dair haber verdiğini iddia edenlerin bazen doğru çıkmasının arka planında cinlerin rolü olduğu kabul edilir. Kur’an-ı Kerim’in Cin ve Saffat surelerinde belirtildiği üzere, cinler göklerin belli yerlerine çıkarak meleklerin yeryüzündeki olaylarla ilgili konuşmalarını dinlemeye çalışırlar (“kulak hırsızlığı”).11 Ancak İslam’ın zuhuruyla birlikte gök kapıları koruma altına alınmış ve kulak hırsızlığı yapan cinler “şihab” adı verilen ateş huzmeleriyle kovalanmıştır.11

Cinlerin meleklerden kaptıkları yarım yamalak ve kırıntı halindeki bilgileri yeryüzündeki dostları olan kâhinlere ve falcılara ulaştırdıkları, ancak bu bilgilere “yüzden fazla yalan” kattıkları hadislerde belirtilir.6 Dolayısıyla, el falı gibi yöntemlerle söylenen bazı şeylerin doğru çıkması, o yöntemin doğruluğuna değil, cinlerin getirdiği deforme edilmiş bilgi parçacıklarının tesadüfi isabetine delalettir. Müslüman bir bireyin bu tür şüpheli ve şeytani müdahalelere açık bilgi yollarına itibar etmesi, tevhid inancına bir tehdit olarak görülür.11

Hz. Süleyman’ın (A.S.) vefatı kıssası, bu konuda en çarpıcı örnektir. Süleyman Peygamber vefat ettiği halde asasına dayanarak durduğu için cinler onun öldüğünü fark etmemiş, ancak asayı bir kurt kemirip Süleyman (A.S.) yere düşünce vefat ettiği anlaşılmıştır. Kur’an-ı Kerim bu hadiseyi anlatırken, “Eğer cinler gaybı bilselerdi, o alçaltıcı azap (ağır işler) içinde kalmazlardı” buyurarak cinlerin dahi mutlak gayba vakıf olmadığını tescil etmiştir.11 Bu temel veri, el çizgilerinden medet umanların aslında ne kadar zayıf bir bilgi kaynağına dayandıklarını ortaya koyar.

Klasik Osmanlı Literatüründe İlm-i Keff ve Karakter Analizi

Osmanlı ilim geleneğinde, bilimlerin tasnifi (Mevzuâtü’l-Ulûm) önemli bir yer tutar. Taşköprüzade Ahmed Efendi gibi ansiklopedist alimler, İlm-i Keff’i de bir disiplin olarak zikretmişlerdir.12 Bu eserlerde el çizgileri, sadece rastgele oluşumlar değil, insanın fıtratındaki gizli manaların dışa vurumu olarak görülür. “Kalem-i Kader” (Kader Kalemi) tabiri, el içindeki çizgilerin insanın yaradılışındaki potansiyelleri simgelediği düşüncesini ifade eder.13

Hamdullah Hamdi’nin Kıyafetname’si ve İmam Şafiî Etkisi

Türk edebiyatının ilk ve en önemli kıyafetnamelerinden biri olan Hamdullah Hamdi’nin eseri, ilginç bir iddiaya dayanır: Bu eserin, büyük fıkıh alimi İmam Şafiî’ye nispet edilen ancak günümüze ulaşmayan bir kitaptan tercüme edildiği söylenir.9 Bu ilişkilendirme, kıyafet ve firaset ilmine fıkhi bir meşruiyet kazandırma çabasının bir parçasıdır. Hamdullah Hamdi, insan vücudunu ruhun bir kılıfı olarak görür ve dış görünüşün (suret), iç dünyadaki ahlaka (siret) bir ayna olduğunu savunur.9

Eserdeki analizler sadece inançla değil, dönemin tıbbi ve mantıki gözlemleriyle de harmanlanmıştır. Örneğin, sağlıklı insanların yanaklarının kırmızı olması, kederli olanların kaşlarının çatılması veya öfkeli olanların burun kanatlarının açılması gibi anlık fiziksel değişimler, kalıcı karakter özelliklerinin de benzer bir şekilde vücuda işlendiği düşüncesine zemin hazırlar.9

Erzurumlu İbrahim Hakkı ve Marifetname’deki El Tasnifi

  1. yüzyılın büyük alimi Erzurumlu İbrahim Hakkı, Marifetname adlı devasa eserinde el ve avuç içi özelliklerini detaylı bir şekilde yorumlamıştır. İbrahim Hakkı’nın yaklaşımı, bireyin kendi yaradılış özelliklerini fark ederek ahlaki bir tekamül (gelişim) göstermesini hedefler.13 Ona göre, Allah her organı bir hikmete binaen yaratmıştır ve bu organlardaki işaretler birer “alamet” hükmündedir.
Fiziksel ÖzellikMarifetname’ye Göre İşaretiAhlaki/Karakteristik Karşılığı
Parmak BoyuUzun ve ince parmaklarHızlı kavrama, zeka ve letafet
Parmak BoyuKısa ve kalın parmaklarAnlayış kıtlığı veya kaba tabiat
El Ayası (Avuç İçi)Yumuşak ve pürüzsüzAkıllılık, merhamet ve incelik
El RengiSaf beyaz veya pembemsiMübarek bir mizaç, hayırlı hal
Eldeki BenlerBelirgin ve temiz benlerDevlet (saadet), makam ve feraset
Tırnak YapısıDüzgün, parlak ve muntazamGüzel ahlak ve dürüstlük

İbrahim Hakkı, bir kimsede zıt işaretler bulunsa bile, hangisi daha baskınsa hükmün ona göre verileceğini belirtir.13 Ancak bu bilgilerin hiçbir zaman “kesin gelecek bilgisi” olarak kullanılmaması gerektiğini, asıl olanın Allah’a iman ve teslimiyet olduğunu vurgular. Eserinin sonunda okuyuculara, işaretlerden ziyade Yaradan’a inanmalarını öğütleyerek konuyu teolojik bir dengeye oturtur.9

Avuç İçi Okumanın Modern Dinî Hükmü ve Diyanet’in Yaklaşımı

Modern dönemde avuç içi okuma ve benzeri pratikler, popüler kültürün bir parçası haline gelmiş ve istismara açık bir ticari sektöre dönüşmüştür. Bu durum, İslam kurumlarının ve alimlerinin konuya dair uyarılarını daha da sertleştirmelerine neden olmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 2015 yılında yayınladığı mütalaada el falı, yıldız falı ve cefr (cifir) gibi yöntemlerin İslam’ın bilgi teorisiyle ve iman esaslarıyla bağdaşmadığını kesin bir dille ilan etmiştir.1

İnanç Zedelenmesi ve Psikolojik Boyutlar

İslam alimleri, falın yasaklanmasının arkasındaki hikmetleri açıklarken sadece metafizik değil, psikolojik ve sosyal faktörlere de değinirler. İnsanın gelecek korkusuyla veya belirsizliği kontrol etme arzusuyla fala yönelmesi, aslında bir “şuur eksikliği” ve “teslimiyet zafiyeti” olarak görülür.5 El çizgilerinden medet ummak, bireyi özgür iradesiyle çaba göstermekten (cehd) uzaklaştırıp pasif bir bekleyişe sürükleyebilir. Ayrıca, falcının söylediği olumsuz bir sözün kişinin psikolojisini bozması veya olumlu bir sözün onu sahte bir rehavete sokması, dini açıdan “tevekkül” ilkesine aykırıdır.5

Diyanet’in görüşüne göre, bir kimse falcının söylediklerinin tamamen doğru olabileceğine ihtimal verirse büyük bir günah işlemiş olur; eğer bu sözlerin kesin bir gayb bilgisi olduğuna inanırsa, bu durum kişiyi küfre kadar götürebilir.4 Zira bu inanç, “Gaybı yalnızca Allah bilir” ayetini fiilen inkar etmek anlamına gelir. Kurul, Müslümanların yalnızca Kur’an-ı Kerim ve sahih sünnete itibar etmeleri gerektiğini, astrologların veya falcıların mesnetsiz haberlerine kulak asmanın dünya ve ahiret mutluluğu için tehlikeli olduğunu vurgulamaktadır.1

İstihare: Fala Meşru Bir Alternatif

İslam dini, insanlığı cahiliyetin hurafe ve batıl inançlarından kurtarmak için “istihare”yi bir yöntem olarak sunmuştur.3 İstihare, bir işe teşebbüs etmek isteyen kişinin, o işin hayırlı olup olmadığını anlamak için iki rekat namaz kılıp dua ederek Allah’a yönelmesidir. Falda kişi bir kâhinden “pasif” bir bilgi beklerken, istiharede bizzat Allah’a “aktif” bir dua ve yöneliş söz konusudur. Hz. Peygamber (SAV), ashabına istihareyi, Kur’an’dan bir sure öğretir gibi öğretmiştir.3 Bu, Müslüman bireyin gelecekle ilgili endişelerini meşru bir ibadet eksenine taşımasını sağlar.

İslami İlimler ve Kültür Tarihinde Gayb Aramaları

Avuç içi okuma pratiği, geniş bir çerçevede “Ulûm-u Garîbe” (Gizli İlimler) başlığı altında ele alınan simya, sihir, cefr ve ebced gibi konularla da dirsek temasındadır. Bu ilimlerin bir kısmı, özellikle harflerin ve sayıların gizli sırlar taşıdığı inancına dayanan Hurufilik ve Cefr gibi akımlar, tarihsel süreçte İslam dünyasında derin tartışmalara yol açmıştır.1

Diyanet İşleri Başkanlığı, Cefr ve Ebced yöntemlerinin de asılsız ve batıl olduğunu, Kur’an-ı Kerim’in kendisini “apaçık ve anlaşılır” bir kitap olarak tanımladığını belirtir.1 Kur’an’da gizli şifreler veya el çizgilerinde saklı gelecek senaryoları aramak, kitabın indiriliş amacına aykırıdır. Bu tür yöntemlerin çoğunun İslam kültürüne dışarıdan (Keldaniler, Babilliler veya Şia kanalıyla) girdiği ve İslam’ın özgün tevhid inancıyla bağdaşmadığı ifade edilir.1

Tarihsel süreçte Osmanlı ulemasının bir kısmı, bu tür ilimleri “tezyinî” (süsleyici) veya “merak uyandırıcı” bilgiler olarak eserlerine almış olsalar da, hiçbir zaman bunları şer’î delillerin (kitap, sünnet, icma, kıyas) yerine koymamışlardır. Karakter analizi amacıyla el çizgilerine bakmak (İlm-i Keff), bir nevi “antropolojik bir merak” olarak kalmış, ancak dinin temellerini sarsacak bir kehanet aracına dönüştüğünde ulemanın sert muhalefetiyle karşılaşmıştır.4

Hikmet ile Hurafe Arasındaki Hassas Çizgi

İslami perspektifte avuç içi okuma ilmi üzerine yapılan bu derinlemesine analiz, konunun tek bir boyutu olmadığını göstermektedir. Bir yanda, Allah’ın her şeyi bildiği ve gelecek bilgisinin insana kapalı olduğu yönündeki sarsılmaz teolojik ilke (Tevhid ve Gayb akidesi) durmaktadır.1 Bu ilke, gelecekten haber verme iddiasındaki her türlü faaliyeti “haram” ve “batıl” kılar. Diğer yanda ise, Allah’ın insanı en güzel biçimde (ahsen-i takvim) yarattığı ve vücudun her parçasının ruhun bir yansıması olduğu düşüncesine dayanan “firaset” ve “kıyafet” geleneği mevcuttur.7

İslam alimlerinin avuç içi çizgileri konusundaki tutumu şu şekilde özetlenebilir:

  • Gelecek Bilgisi Olarak: Kesinlikle haramdır, hurafedir ve tevhid inancına zarar verir.1
  • Karakter ve Mizaç Analizi Olarak: Eğer falcılık iddiası taşımazsa, tecrübeye dayalı bir “hikemî firaset” veya “zan” olarak değerlendirilebilir. Ancak bu yorumların kesinlik ifade etmediği, insanın iradesiyle karakterini değiştirebileceği (tehzib-i ahlak) unutulmamalıdır.7
  • Psikolojik Etki: İnsanın kendi iradesini ve tevekkülünü bir başkasının dudaklarından çıkacak sözlere veya elindeki bir çizgiye bağlaması, dini ve akli olgunlukla (rüşd) bağdaşmaz.5

İslam medeniyeti, bireyi gaybın karanlık labirentlerinde sahte rehberler aramaktan men ederek, onu görünen dünyanın gerçekliği içinde ahlaklı ve sorumlu bir hayat sürmeye davet eder. Avuç içi çizgileri, eğer bir hikmet nazarıyla bakılırsa, Allah’ın yaratışındaki estetik ve detayı gösteren birer “ayet” (işaret) olabilir. Ancak bu ayetleri yanlış okuyarak gelecek senaryoları üretmek, Müslüman bireyin asıl gayesi olan “kulluk” makamından uzaklaşmasına ve hurafelerin esiri olmasına yol açar.11 Son tahlilde, İslam inancına göre gerçek selamet; falda değil, hayırda yarışmakta, dua ile Allah’a yönelmekte ve O’nun takdirine rıza göstermektedir.

Alıntılanan çalışmalar

  1. Dini Bilgilendirme Platformu – Din İşleri Yüksek Kurulu, erişim tarihi Mart 6, 2026, https://kurul.diyanet.gov.tr/Karar-Mutalaa-Cevap/4519/gayp-bilgisi-ve-cefr
  2. Fal bakmanın ve baktırmanın hükmünü hadislerle açıklar mısınız? – Sorularla İslamiyet, erişim tarihi Mart 6, 2026, https://sorularlaislamiyet.com/fal-bakmanin-ve-baktirmanin-hukmunu-hadislerle-aciklar-misiniz
  3. Kehanet ve Falcılık (Vaaz) – insanveislam.org, erişim tarihi Mart 6, 2026, https://www.insanveislam.org/?pnum=264&pt=Kehanet+ve+Falc%C4%B1l%C4%B1k
  4. Falcılık, Bâtıl inanç ve Hurafeler – Dinimiz İslam, erişim tarihi Mart 6, 2026, https://m.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1761
  5. Eldeki çizgilere bakarak avuç falı baktırmak caiz midir? – Fetvalar …, erişim tarihi Mart 6, 2026, https://fetvalar.hgev.org.tr/soru/eldeki-cizgilere-bakarak-avuc-fali-baktirmak-caiz-midir/
  6. Kahinin gaybdan verdiği bilginin doğru olabilme ihtimaline inanmak küfür mü?, erişim tarihi Mart 6, 2026, https://sorularlaislamiyet.com/kahinin-gaybdan-verdigi-bilginin-dogru-olabilme%C2%A0ihtimaline-inanmak-kufur-mu
  7. USBD Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi IJSS International …, erişim tarihi Mart 6, 2026, https://www.sobider.net/FileUpload/ep842424/File/ibn_arabi_firaset1.pdf
  8. Diğer varlık ve olayların içyüzünü keşfetme ilmi “firâset” – fikriyat, erişim tarihi Mart 6, 2026, https://www.fikriyat.com/mefhum/2018/09/03/diger-varlik-ve-olaylarin-icyuzunu-kesfetme-ilmi-firset
  9. HAMDULLAH HAMDÎ’NİN KIYAFETNAME’SİNİN BİR NÜSHASI …, erişim tarihi Mart 6, 2026, https://tdkbelleten.gov.tr/tam-metin/1079/tur
  10. İslam’da el çizgilerinin yorumlanması günah mı? – Fetva Meclisi, erişim tarihi Mart 6, 2026, https://fetvameclisi.com/fetva/islamda-el-cizgilerinin-yorumlanmasi-gunah-mi
  11. Geleceği Görme Masalı: Fal, Kehanet, Astroloji – Prof. Dr. Ebubekir Sifil, erişim tarihi Mart 6, 2026, https://ebubekirsifil.com/dergi-yazilari/gelecegi-gorme-masali-fal-kehanet-astroloji-semerkand-dergisi-mart-2006-arsiv/
  12. Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi » Makale » Taşköprüzâde Ahmed Efendi ve Mevzu’âtu’l-‘Ulûm’da Yer Alan Usul ve Fıkıh İle İlgili İlimler – DergiPark, erişim tarihi Mart 6, 2026, https://dergipark.org.tr/tr/pub/hititilahiyat/article/100860
  13. 13. Bir Kıyafetname Nümûne1 – RumeliDE, erişim tarihi Mart 6, 2026, https://www.rumelide.com/file/download/1756588945/13–belen–m—2024–bir-kiyafetname-num-ne-192-aphysiognomy-num-ne-193.pdf

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir