Gecenin cırcır böceği oldum tüm karanlıkta bugün. Dinledim sessizliği. İzledim sokak lambası altından geçen insanları. Denizin maviliğinden eser kalmayan dalgalarına baktım uzun uzun. Duygulardan tek başına parlayan bir duygu sarmadı bedenimi, dünya gibi karmakarışıktı.
Gecenin cırcır böceği oldum bugün. Binlerce apartman arasında gece yastığa kafasını koyanları düşündüm. Kimi düşünceye dalıyor uyumuyor, kiminin ise horlama sesleri geliyor böceğin sesine inat. Bazıları ise apayrı aktivitesinde.
Gecenin cırcırı inatçı ama. Zorluyor sesizliği. Ara ara bozuyor bir arabanın bir hedefe yetişme gaz pedalı. Bazı arabalar ise yetişmek istemiyor bir yere, sadece dolanıyor neden aramadan. Nedenleri en büyük nedensizlikleri.
Hiç görmedim ben bu böceği biliyor musunuz? Oldum ama işte bu gece. Bu his ve düşünce çarpışmasında hüzünlü ya da bir o kadar huzurlu değilim. Olması gerektiği kadarım.
İnsanlar gece hep huzursuzlanır yarın güneşin doğucanı bilmiyormuşçasına. Harikulade bir gün geçirmediysen saklanır geceye defter. Hesaplaşır kendiyle insan, hesaplaşır hayatıyla.
Ben hesaplaşmadım ama. Sadece bir böcek oldum Kafka’dan bozma. Durdurdum hayatı yarın uyanma garantisini kendime veremeden. Garanti vermek istermiydim onu da bilmiyorum. Cehaletin mutluluk olduğunu düşünüyorum bazı zamanlar bazı konularda. Ama bir cahil bilemezki bilip bilmediğini.
Doğru cevapları veremedim belki ama doğru soruları sordum bugün, cevapsız yere hemde.
Minik bedenimden çıkıp döndüm kocaman evrene astral bir yolculukla. İmanlı olmanın yolunda elimi koydum secdeye. Su içtim bir bardak kana kana. Sanki son suyummuş gibi.
Teşekkür ettim kendime. Yaşadığım her sey için hemde. Tüm yanlışlarıma inat tüm doğrularımı da ait bıraktım geceye.
Kimse sufle vermeden iyi geceler diledim geceye. İyi olmalıydı, iyi olmak zorundaydı sabaha uyanabilmek için. Cırcırı yarında duymak istiyordum. Hemde herzamanki gibi görmeden. Savundum Sokrates’ten daha iyi konunun kahramanını.
Sokak lambası insanlarına diktim gözümü filmin herhangi bir sahnesiymiş gibi. Evraka diyip yastığın altına soktum elimi. Geriye doğru hiç saymadım, kendiliğinden çıkageldi uyku. Zorlama bir uykuyu istemedim bedenimde.
Ben tüm bunları zihnimde koştururken kafkafan bozma cırcır böceği ötüyordu aynı anda. Belkide Milana’yı anlatıyordu da bize, biz anlamıyorduk.
Belkide edebi bir arayıştı benimkisi ve sadece o cır cır böceğiydi. Hemde kafkadan habersizcesine…

Bir yanıt yazın