Kader, Dua ve İnsanın Eli Üzerine Tasavvufî Bir Teemmül
İnsanın avucu, kâinatın küçük bir sureti gibidir. Mutasavvıflar “insan, kâinatın özü ve özeti olan küçük âlemdir (âlem-i sagîr)” demişlerdir. Nasıl ki göklerde yıldızlar, yerde dağlar, denizler ve yollar varsa, insanda da kalbinin sırları, zihninin derinlikleri ve avuçlarının çizgileri vardır.
Avucumuzdaki çizgilere halk arasında “kader çizgisi” denilmesi boşuna değildir. Çünkü el, insanın hem amelinin hem de niyetinin zahirdeki tercümanıdır. Bir insanın kaderi, nihayetinde onun kendi elleriyle işledikleri üzerinden şekillenir. Nitekim Kur’an şöyle buyurur:
“Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. Allah ise çoğunu affeder.”
(Şûrâ, 42/30)
Burada dikkat çekilen nokta, insanın elleridir. Yani insanın yaptığı işler, kaderinde karşılık bulur. Bu sebeple tasavvuf büyükleri “Kaderin mühürlerinden biri avuç içindedir” demiştir.
Kader Meselesine Tasavvufî Yaklaşım
İslam’da kader iki yönüyle ele alınır:
- Levh-i Mahfûz (Ezelî Takdir):
Allah’ın ilminde, olmuş ve olacak her şeyin yazılı olduğu defterdir. Bu yazı değişmez. - Levh-i Mahv-İspat (Silinip Yazılan Defter):
Kulların amelleri, duaları ve Allah’ın dilemesiyle yazılan ve silinen kaderdir. İşte bu alan, insanın dualarıyla, tövbeleriyle ve hayırlı amelleriyle sürekli değişebilir.
Nitekim bir hadis-i şerifte Efendimiz ﷺ şöyle buyurur:
“Dua, inen belâyı da, inmeyen belâyı da geri çevirir. Bela gelir, dua karşısında durur.”
(Tirmizî, Deavât, 102)
Yani dua, kaderin akışına müdahale eden bir sırdır. İşte tasavvufta bu inceliğe “kazâ-yı muallak” (şarta bağlı kader) denir.
Eller ve Dua
İslam’da dua elleri açarak yapılır. Eller, Allah’a yönelişin sembolüdür. Neden kalp değil de el açılır? Çünkü el, kulun bütün kazancının ve kaybının aracıdır. İnsan elini kullanmadan ne yapabilir?
- El, haramı da tutar, helali de.
- El, şefkatle okşar, zulümle vurur.
- El, sadaka verir, cimrilikle sıkar.
- El, kalemle yazar, kılıçla keser.
İşte bu yüzden eller, kaderin aynasıdır. Tasavvuf ehli der ki:
“Elini aç ki kalbin açılsın. Elinle dua et ki, elinle işlediğini Rabbin affetsin. Çünkü insanın kaderi, ellerinin kitabına yazılır.”
Avuç Çizgilerinin Değişmesi
İlginçtir ki modern tıpta da avuç içi çizgilerinin zamanla değiştiği tespit edilmiştir. Deri yapısına bağlı olarak bazı çizgiler belirginleşir, bazıları silinir. Bu biyolojik bir hakikattir.
Ama tasavvufî tefekkürde bu durum, insanın kaderindeki değişimlerin bir sembolü olarak görülmüştür. Çünkü:
- İnsan günah işler, sonra tövbe eder, kaderinde yeni bir sayfa açılır.
- İnsan dua eder, sadaka verir, belayı def eder.
- İnsan Allah’a yönelir, kalbi değişir, hali değişir.
Tıpkı kalbin kararması ve nurlanması gibi, avuç çizgileri de değişebilir. Bu değişim bize şunu fısıldar:
👉 “Kaderin mutlak olan kısmı Allah’ın ilmindedir, ama senin yazın hâlâ sürmektedir. Ellerini temiz tut, çünkü yazılan kitabı ellerinle yazıyorsun.”
Tasavvufî Yorum: El, Kalbin Tercümanıdır
Mevlânâ der ki:
“Elin yaptığını kalbin ister. Kalbin neyi dilerse, el ona yönelir. El, kalbin kalemidir.”
Yani aslında kaderin yazıldığı asıl defter kalptir. Fakat kalbin dilediği, elin ameliyle zuhur eder. Bu yüzden avuç çizgilerinin kaderle ilişkilendirilmesi, aslında kalbin yazgısının elde görünmesi gibidir.
İbn Atâullah el-İskenderî ise şöyle der:
“Kaderin seninle yazılmıştır, ama sen onu okumakla değil, yaşamakla yükümlüsün.”
Yani kaderi anlamak için avucuna bakma, hayatına bak. Avucunun çizgisi sana yol değil, sembol gösterir. Yolunu değiştiren dua ve ameldir.
Ellerimizdeki Sır
Avuç içi çizgilerinin değişip değişmemesi, aslında insanın kaderinin mutlak ve muallak boyutlarının bir işaretidir. Allah’ın kudreti sınırsızdır, dilerse kulunun yolunu değiştirir. Dua ve tövbe, bu değişimin kapısıdır.
Avucumuzdaki çizgiler bize şunu hatırlatır:
- Hayatımız bizim ellerimizdedir.
- Amellerimizle kaderimizin yönünü belirleriz.
- Dua ile, sadaka ile, tövbe ile yazgımızın güzelleşmesini isteriz.
Elindeki çizgilere bak, ama onlarla oyalanma. Çünkü kaderin çizgilerde değil, kalbinde ve ellerinle işlediklerinde gizlidir.
Dua…
Bismillâhirrahmânirrahîm
Ey ezelden ebede hükmü geçen, kullarını var edişinde sırlar saklayan, rahmetinle gökleri kuşatan Rabbim!
Sen ki Levh-i Mahfuz’un sahibi, kalemleri yürütensin.
Sen ki “Ol!” dersin, her şey olur.
Sen ki kullarına rahmeti gazabından üstün kılandır.
Ya Rabbi, senin kudret elinde kaderim yazılıdır. Ben aciz bir kulum, senin hükmüne boyun eğdim. Lakin sen buyurdun ki: “Dua kaderi değiştirir.” O halde bu kulun sana yalvarır:
Kaderimi kaderlerin en güzeline tebdil eyle.
Dünya için en hayırlısını, ahiret için en yücesini nasip eyle.
Her kazayı hayra çevir, her belayı rahmete dönüştür.
Karanlıklardan nur doğur, darlıklardan genişlik çıkar.
Ya Rabbi, alnıma yazdığını gönlüme huzur, ruhuma sekinet eyle. Ellerime kaderimi güzelleştiren işler ver; dilime zikrini, kalbime aşkını, gözlerime hakikati göster.
Ey kalpleri çeviren, kalbimi senin rızana çevir!
Ey yolları açan, bana hakkın yolunu aç!
Ey rahmeti sonsuz olan, bana rahmetini yağdır!
Ya Rabbi, beni senin sevdiğin kullar arasına kat. İsmimi, kullarının gizli defterinde, sevdiklerinin listesinde yaz.
Dünyada şeref, rızıkta bereket, ömürde uzunluk, kalpte huzur, gözde sevinç, ailemde saadet ver.
Ahirette peygamberine komşu olmayı, Kevser havuzundan kana kana içmeyi, cemalini seyretmeyi nasip eyle.
Nefsimi senin rızana uygun kıl, şeytanın vesvesesinden uzak eyle.
İçimdeki ateşleri suya, kırıklıkları merheme, zorlukları kolaylığa çevir.
Ya Rabbi, bana öyle bir kader yaz ki, kulluğum kemale ersin, zikrim daim olsun, şükrüm artan olsun.
Öyle bir kader yaz ki, dünya gözüyle bakarken bile ahiretin nurunu göreyim.
Öyle bir kader yaz ki, ellerim sana açıldığında, kapıların ardına kadar açılsın.
Öyle bir kader yaz ki, ismim yerde anıldığında gökte melekler de zikretsin.
Rabbim!
Senden sadece güzeli, hayırlıyı, rahmeti, nuru, hikmeti ve sevgini diliyorum.
Kaderimi hayır ile mühürle. Son nefesimi imanla verdir. Kabirde huzur, mahşerde kolaylık, sıratta selamet, mizanda kurtuluş nasip eyle.
Benim için yazdığın her satırda rahmet, her cümlede hikmet, her kelimede lütuf olsun.
Âmin, Âmin, Âmin.
Kaynaklar
- Kur’an-ı Kerim: Şûrâ 42/30, Yâsîn 36/54.
- Hadis: Tirmizî, Deavât, 102; İbn Mâce, Mukaddime, 10.
- İmam Gazâlî, İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn.
- İbn Atâullah el-İskenderî, Hikem.
- Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî.
- Abdülkadir Geylânî, Fütûhü’l-Gayb.
