Üçüncü Göz /Kalp Gözü İçin Dua

Bismillahirrahmanirrahim

Allah’ım…
Ey , ey Rahmân, ey Rahîm, ey Alîm, ey Latîf, ey Habîr, ey Evvel, ey Âhir, ey Zâhir, ey Bâtın… Göklerin ve yerin gizli-açık bütün sırları Senin ilmindedir. Duyularımızın eriştiği âlem de, aklımızın sınırında titreyen bilinmezlikler de Senin mülkündedir. Biz ise ancak Senin öğrettiğin kadar biliriz. Nice zaman bir ses duyarız, manasını kavrayamayız; nice zaman bir sezgi gelir, kaynağını bilemeyiz; nice zaman kalbimize bir ürperti düşer, onun hangi kapıdan geldiğini seçemeyiz. Sen bilirsin, biz bilemeyiz.

Eve men kâne meyten feahyeynâhu vece’alnâ lehu nûran yemşî bihi fî-nnâsi kemen meseluhu fî-zzulumâti leyse bihâricin minhâ. Em yahsebûne ennâ lâ nesme’u sirrahum ve necvâhum(c) belâ ve rusulunâ ledeyhim yektubûn. Yevme tublâ-sserâ-ir.

Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî salâten tuhricunâ bihâ min zulumâtil vehm. Ve tukrimunâ bi nûril fehm. Ve tekşifu mâ hafiye ve übhim.

Allah’ım, insanların telepati dediği, kalpten kalbe geçtiği sanılan duyguların da, uzakta olanı görme arzularının da, henüz olmamış olana dair önsezilerin de, geçmişin gölgelerine kulak verme heveslerinin de hakikatini yalnız Sen bilirsin. Eğer kalbimize bir his doğacaksa, onu haktan doğur; eğer bir rüya göstereceksen, onu rahmetinden göster; eğer bir sezgi vereceksen, onu nefsimizin kuruntusundan, şeytanın iğvasından, vehmin karanlığından muhafaza eyle. Bizim için görünmeyenin bilgisi bir gurur vesilesi değil, acziyetimizin aynası olsun.

Ey her şeyin sahibi olan Rabbim… İnsan bazen maddeye hükmetmek ister; bir düşünceyle nesneleri değiştirmeyi, bir bakışla olayları eğip bükmeyi, görünmeyen tesirlerle âleme iz bırakmayı ister. Ama biliriz ki kuvvet yalnız Senindir. Bizim irademiz kırılgan, bizim kudretimiz sınırlı, bizim tesirimiz bir nefes kadar geçicidir. Eğer bir zerre oynarsa Senin izninle oynar, eğer bir kalp sükûna ererse Senin lütfunla erer, eğer bir beden şifa bulursa Senin “Ol” emrinle bulur. Bizi kudret vehminden koru Allah’ım. Kendimizi büyük görmekten, sır sahibi sanmaktan, güç sahibi zannetmekten, bilinmeyene sahip çıkmaktan muhafaza buyur.

Allah’ım, bedenin dışına çıktığını söyleyenlerin, uykuda uzak menziller gördüğünü anlatanların, rüyalarda haber aldığını sananların, ölüm kıyısında ışıklar, yollar, sesler ve hatıralar gördüğünü söyleyenlerin, geçmişten bir anıyı yeniden yaşamış gibi ürperenlerin, görünmeyen bir bakışın kendilerine değdiğini hissedenlerin… hepsinin ardındaki hakikati en iyi bilen Sensin. Biz ise görüntülerin peşine düşmeyelim; bizi hakikatin kendisine ulaştır. Harikuladeye değil, Hakk’a meyleden kullarından eyle.

Ey diri olan, kayyûm olan Rabbim… Ölümün kapısında duranların anlattıkları, kabir düşüncesi, ruhun akıbeti, kaybedilenlerin hatırası, aniden kalbe düşen ayrılık sızısı… bunların hepsi bizi Sana götürsün. Ölümü bir merak nesnesi değil, bir uyanış vesilesi kıl. Yakın ölümü değil, yakınlığı öğret bize. Bize son nefesi değil, son nefeste imanla Sana dönmeyi nasip et.

Allah’ım… İnsan bazen rüyada konuşur, bazen bir işaret arar, bazen bir nesneye dokunup geçmişi çözmek ister, bazen bir sesi gaybdan sanır, bazen bir tesadüfü kaderin dili zanneder. Eğer bunların içinde bize bir ders varsa, onu hikmet olarak ver; eğer bunların içinde fitne varsa, bizi ondan uzak tut. Bizi her olağanüstülüğün peşinden sürüklenenlerden değil, her hâlde Senin rızanı arayanlardan eyle.

Ey Şâfî olan Allah… İnsanların enerji, niyet, uzaktan tesir, görünmeyen şifa diye adlandırdığı ne varsa, bilirim ki şifanın özü yalnız Sendendir. Kalbe inen huzur da Senin, bedene gelen afiyet de Senin, hücreye işleyen kuvvet de Senin. Hastalık geldiğinde sabrı, darlık geldiğinde teslimiyeti, korku geldiğinde tevekkülü, belirsizlik geldiğinde iç sükûnetini lütfet. Şifa ararken sebebe takılıp Müsebbib’i unutanlardan eyleme bizi.

Allah’ım… Bilinmeyeni bilmeye çalışan aklımıza edep ver. Deneye, araştırmaya, gözleme, düşünmeye niyet eden zihnimize dürüstlük ver. Vehim ile hakikati, kuruntu ile işareti, korku ile sezgiyi, nefs ile ilhamı birbirine karıştırmaktan bizi koru. Bilgi bize kibir getirmesin; bilmediğimizi fark etmek bize kulluk getirsin.

Ey Rabbim… Bazen bir telefon çalmadan bir ismi hatırlıyoruz, bazen içimiz daralıyor ve uzakta bir musibetin haberi geliyor, bazen bir rüya yıllar sonra anlam kazanıyor, bazen bir bakış içimizi delip geçiyor. Bunların hangisi nefs, hangisi tesadüf, hangisi hafıza, hangisi Senin takdirinden bir ince dokunuş; bunu ancak Sen bilirsin. Bize kesin bilmediğimiz hususlarda tevazu ver. Hüküm verirken acele etmeyen, gördüğünü mutlaklaştırmayan, sezdiğini ilahlaştırmayan bir kalp ver.

Allah’ım… Eğer telepati diye anılan şey kalplerin birbirine açılmasıysa, kalbimizi hakka aç. Eğer durugörü diye anılan şey perdelerin aralanmasıysa, bize önce kendi kusurlarımızı göster. Eğer önbiliş diye anılan şey yaklaşan gölgenin hissedilmesiyse, bizi günah yaklaşırken uyandır. Eğer geçmişin yankıları varsa, geçmiş günahlarımızı hatırlat ki tövbeye sarılalım. Eğer insan görünmeyen bir etki arıyorsa, bizim üzerimizde en büyük tesir Senin rahmetin olsun.

Ey Ğafûr, ey Tevvâb… Çokça istiğfar ederim.
Bilerek işlediğim günahlardan da, bilmeden kararttığım kalbimden de, meraktan doğan taşkınlıklarımdan da, görünmeyene dair ölçüsüz sözlerimden de, nefsime pay çıkardığım her hâlden de Sana sığınırım.
Estağfirullah el-azîm ve etûbü ileyh.
Estağfirullah el-azîm ve etûbü ileyh.
Estağfirullah el-azîm ve etûbü ileyh.

Allah’ım, kalbimizi bâtıl cazibelerden arındır. Harikulade arayışını değil, istikamet arayışını büyüt içimizde. Olağanüstü şeylerin peşinde koşarken sıradan kulluğu kaybetmeyelim. Çünkü bazen en büyük sır, secdede ağlayan bir kuldur; bazen en büyük keşif, kendi nefsini tanımaktır; bazen en büyük mucize, öfkeliyken susabilmektir; bazen en büyük ilham, helâle sarılıp haramdan kaçabilmektir.

Allah’ım… İnsanların “üçüncü göz” diye andıkları, perdenin ardını sezme, görünmeyeni fark etme, iç âlemin gizli kapılarını aralama arzusunun da hakikatini yalnız Sen bilirsin. Eğer kalpte bir göz açılacaksa, onu bâtıla değil hakka aç. Eğer bir perde kalkacaksa, önce nefsimizin perdelerini kaldır. Bize gaybın peşinde koşan bir merak değil; kendi kusurunu gören bir basiret nasip et. Çünkü gözün gördüğü bazen aldatır, aklın kurduğu bazen şaşırtır; fakat Senin nurunla aydınanan kalp yanılmaz. Rabbim, bize üçüncü göz diye anılan vehimlerin karanlığını değil, kalp gözünün hikmetini lütfet. İçimize öyle bir nur indir ki insanlarda saklı kusuru aramadan önce kendi içimizde saklı kibri görelim; uzak âlemleri merak etmeden önce yakınımızdaki hakikati fark edelim; olağanüstü işaretler aramadan önce Senin her gün önümüze serdiğin ibretleri okuyabilelim. Eğer içimizde bir göz açılacaksa, o göz Senin ayetlerini görsün, Senin kudretini sezsin, Senin rahmetini tanısın ve sonunda bizi Sana daha çok secde ettirsin.

Allah’ım, Efendimiz ’e, aline, ezvâcına ve ashabına rahmet eyle.
Özellikle , , ve başta olmak üzere bütün sahabeden razı ol. Onların kalplerine verdiğin yakin, bize de nasip eyle. Onlara verdiğin sadakat, bize de nasip eyle. Onlara verdiğin hakka bağlılık, bize de nasip eyle.

Son olarak ey Rabbim…
Görünen âlemin de görünmeyen âlemin de sahibi Sensin. Bizim bilgimiz dar, aklımız kısa, sezgimiz bulanık, hafızamız eksik, kalbimiz yaralıdır. Sen bizi bize bırakma. Bilmediğimiz kapıları zorlayıp kaybolmaktan muhafaza et. Eğer bir kapı açacaksan, marifetine aç. Eğer bir perde kaldıracaksan, rahmetinle kaldır. Eğer bir sır göstereceksen, o sır bizi Sana daha çok secde ettirsin.

Âmin.

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir