İslam tasavvuf tarihinin teșekkül sürecinde, bireysel zühd hareketlerinden ve münferit şeyh-mürid ilişkilerinden kurumsallaşmış tarikat yapılarına geçişin en belirgin figürü Muhyiddîn Ebû Muhammed Abdülkâdir b. Ebî Sâlih Mûsâ Zengîdost el-Geylânî’dir1. Vefatından sonra İslam coğrafyasında “Gavs-ı A’zam” ve “Sultânü’l-Evliyâ” unvanlarıyla anılan Geylânî, sadece manevi bir sufi şeyhi olarak kalmamış; dönemin Büyük Selçuklu hakimiyetindeki Bağdat’ında Hanbelî fıkıh birikimine yön veren bir fakih, Mutezile ve felsefi Kelâm anlayışına karşı Selefî/Ahl-i Hadis çizgisini savunan bir müderris ve kitleleri etkileyen karizmatik bir vâiz olarak öne çıkmıştır3. XII. yüzyılda onun öğretileri etrafında biçimlenen ve günümüze kadar varlığını kesintisiz sürdüren Kâdiriyye, İslam dünyasının ilk ve en yaygın kurumsal tarikatı kabul edilmektedir1.
Tarihsel Bağlam ve Biyografik Temeller
Abdülkâdir-i Geylânî, hicri 470 (miladi 1077) yılında Hazar Denizi’nin güneybatısında yer alan Gîlân (Geylân) eyaletine bağlı Neyf köyünde dünyaya gelmiştir3. Doğum, yaşam süresi ve vefat tarihleri, tasavvufi literatürde ebced hesabıyla sembolik ifadelere konu olmuştur. Bu çerçevede “aşk” kelimesinin ebced değeri olan 470 rakamı onun doğum yılına, “kemâl” kelimesinin değeri olan 91 yaşadığı ömre, “kemâl-i aşk” ifadesinin ebced değeri olan 561 rakamı ise vefat yılına işaret edecek şekilde formüle edilmiştir4. Hicri 11 Rebiülâhir 561 (miladi 21 Şubat 1166) tarihinde Bağdat’ta vefat etmiş ve Bâbülerec (Bâbüşşeyh) mahallesindeki medresesinin yanındaki türbesine defnedilmiştir3.
Soy şeceresi klasik menâkıbnâmelerde baba tarafından Hz. Hasan’a, anne tarafından ise Hz. Hüseyin’e dayandırılarak hem şerif hem seyyid unvanıyla anılmasına zemin hazırlanmıştır3. Babasının soy kütüğü kaynaklarda Abdülkâdir b. Mûsâ b. Abdullah b. Yahyâ b. Muhammed b. Mûsâ el-Cevn b. Abdullah el-Kâmil b. Hasan el-Müsennâ b. Hasan b. Ali şeklinde aktarılmaktadır3. Annesi, devrin tanınmış velilerinden ve zâhidlerinden Ebû Abdullah es-Savmaî’nin kızı Ümmü’l-Hayr Emetü’l-Cebbâr Fâtıma’dır3. Bununla birlikte, babasının “Zengî-dost” (Zenci dostu) unvanıyla tanınması ve kendisinin Bağdat ilmî muhitine ilk girdiğinde halk ve âlimler arasında “a’cemî” (Arap olmayan, yabancı) olarak adlandırılması gibi hususlar, Hz. Hasan’a varan soy şeceresinin tarihsel süreçte nesebini yüceltmek amacıyla sonradan kurgulanmış olabileceği yönündeki akademik eleştirilere yol açmıştır3.
| Biyografik Parametre | Tarihsel ve Coğrafi Detaylar |
| Tam İsmi ve Künyesi | Muhyiddîn Ebû Muhammed Abdülkâdir b. Ebî Sâlih Mûsâ Zengîdost el-Geylânî1 |
| Doğum Tarihi ve Yeri | Hicri 470 / Miladi 1077 – Neyf Köyü, Gîlân Eyaleti (İran)3 |
| Vefat Tarihi ve Mezarı | 11 Rebiülâhir 561 / 21 Şubat 1166 – Bâbüşşeyh, Bağdat (Irak)3 |
| Manevi Unvanları | Gavs-ı A’zam, Sultânü’l-Evliyâ, Mahbûbu’s-Subhânî, Burhânu’l-Asfiyâ2 |
| Anne ve Baba Kimliği | Babası: Ebû Sâlih Mûsâ Zengîdost; Annesi: Ümmü’l-Hayr Emetü’l-Cebbâr Fâtıma2 |
| Bağdat’a Hicret Yaşı | 18 Yaş (Hicri 488 / Miladi 1095)3 |
| Dini ve Hukuki Mezhebi | Amelde Hanbelî (Aynı zamanda Şâfiî içtihatlı); İtikadda Selefî/Ehl-i Hadis3 |
Selçuklu Dönemi Bağdat’ının Sosyo-Politik Yapısı
Geylânî’nin yetiştiği dönemin coğrafi ve siyasi şartları, onun düşünce dünyasının ve irşad metodunun şekillenmesinde doğrudan etkili olmuştur. Büyük Selçuklu Devleti’nin siyasi otoriteyi elinde tuttuğu, Abbâsî hilafetinin ise manevi varlığını sürdürmeye çalıştığı bu evrede Bağdat, Nizamiye Medreseleri üzerinden Sünni düşüncenin ihya edilmeye çalışıldığı temel ilim merkezi konumundaydı. Bâtınî kışkırtmaların, Mu’tazilî akılcılığın ve kelâmî tartışmaların yoğun olduğu bir ortamda Geylânî, hem geleneksel dinî ilimlerde fıkıh otoritesi olmuş hem de kitleleri birleştiren bir tasavvufi ahlak anlayışı geliştirmiştir3.
İlmi Tahsil, İrşad Faaliyetleri ve Entelektüel Ağlar
İlk öğrenimini Geylân’da tamamlayan ve küçük yaşta babasını kaybeden Abdülkâdir-i Geylânî, annesinin yanında ve dedesi Ebû Abdullah es-Savmaî’nin himayesinde büyümüştür3. Bütün hedefi dönemin ilim merkezi Bağdat’ta tahsiline devam etmek olan Geylânî, 18 yaşına gelince (488/1095) annesinden izin alarak bir kervanla Bağdat’a hicret etmiştir3.
Dönemin Önde Gelmiş Âlimlerinden Aldığı Eğitim
Bağdat’a gelişinden itibaren zâhirî ilimlerde süratle derinleşen Geylânî, dönemin en tanınmış otoritelerinin ders halkalarına katılmıştır:
- Hadis İlimleri: Ebû Gālib b. Bâkıllânî, Ca’fer es-Serrâc, Ebû Bekir Sûsen ve Ebû Tâlib b. Yûsuf gibi muhaddislerden hadis rivayeti ve ilimlerini tahsil etmiştir3.
- Fıkıh ve Mezhep Hukuku: Hanbelî mezhebinin önde gelen hukukçularından Ebû Sa’d el-Muharrimî (Mahzûmî), Ebû Hattâb ve Kādî Ebû Hüseyin’den usul ve fürû fıkhı okumuştur3.
- Dil ve Edebiyat: Dönemin büyük dilbilimci ve edibi Zekeriyyâ-yı Tebrîzî’den Arap dili, filoloji ve edebiyat dersleri almıştır3.
Fıkıh, hadis, tefsir ve edebiyat sahalarında uzmanlaştıktan sonra tasavvufa yönelen Geylânî, Bağdat mutasavvıflarından Ebü’l-Hayr Muhammed b. Müslim ed-Debbâs (ö. 525/1131) vasıtasıyla tasavvuf yoluna intisap etmiştir3. Kaynaklar, tarikat hırkasını Debbâs’tan giydiğini ve onun kızıyla evlenerek damadı olduğunu aktarmaktadır3. İlmî birikimini manevi riyazetle pekiştirmek amacıyla uzun yıllar Irak çöllerinde ve Kerh harabelerinde halvete çekilmiş, ağır çile ve nefis terbiyesi süreçlerinden geçmiştir.
Medrese ve Ribât Merkezli İrşad Faaliyeti
Halvet döneminin ardından Bağdat’a dönen Geylânî, hocası Hanbelî fakihi Ebû Sa’d el-Muharrimî’nin kendisine tahsis ettiği Bâbülerec’deki medresede 521 (1127) yılından itibaren ders vermeye ve vaaz kürsüsüne çıkmaya başlamıştır1. Cuma günleri ve ribâtında bulunduğu zamanların dışında tüm vaktini medresesinde öğrencilerine ders vermeye, fetva yazmaya ve halkı irşad etmeye ayırmıştır1.
Vaaz meclisleri kısa sürede binlerce kişinin katıldığı, Mısır, Şam, İran ve Yemen gibi uzak bölgelerden gelen talebe ve dervişlerin akın ettiği uluslararası bir ilim ve irfan merkezine dönüşmüştür1. Hem Şâfiî hem de Hanbelî mezheplerine göre fetva verebilme yetkinliğine sahip olan Geylânî, kendisine yöneltilen hukuki meseleleri her iki mezhebin esaslarına göre çözüme kavuşturmuştur3.
Dini Doktrin, İtikadi Duruş ve Kelâm Eleştirisi
Abdülkâdir-i Geylânî’nin düşünce dünyasının temel taşı, Şeriat ile Tarikatın bütünlüğü ilkesine dayanır4. Tasavvufu “şeriatı yaşama sanatı” olarak kavrayan Geylânî, zâhirî dinî hükümlere uyulmadan katetilecek hiçbir bâtınî mesafeyi geçerli kabul etmemiştir4. Zâhir ile bâtın arasındaki uyum, onun öğretisinde hakikate ulaşmanın yegâne şartıdır8.
Hanbelî/Selefî İtikadı ve Kelâm Karşıtlığı
Bağdat’a ilk ulaştığında mensup olduğu Şâfiî mezhebini bırakarak mizacına ve gelenekçi yapısına daha uygun bulduğu Hanbelî mezhebine giren Geylânî, hayatının sonuna kadar bu mezhebin itikadi ilkelerini hararetle savunmuştur3. Eserlerinde, bilhassa el-Gunye adlı temel kitabında, “Mezheplerin en iyisi İmam Ahmed’in mezhebidir” diyerek Amelde ve İtikadda İmam Ahmed b. Hanbel’in çizgisini esas aldığını açıkça teyit etmiştir3.
İtikadi konulara yaklaşımı tamamen Selefî karakter taşımaktadır. Kur’an ve hadislerde geçen Allah’ın sıfatları (istivâ, yed, vech vb.) gibi müteşâbih ifadeleri te’vil etmeyi kesinlikle reddetmiş, te’vili ilahî metinleri tahrif etmekle eşdeğer görmüştür3. Allah’ın arşa istivasına tereddütsüz inanılması gerektiğini savunmuş; Mutezile başta olmak üzere kelâmî ekolleri sert dille tenkit etmiştir3. İmâm-ı Azam Abu Hanife’nin el-Fıkhu’l-Ekber eserinde geçen bazı kelâmî çıkarımları dahi bu çerçevede eleştirmekten geri durmamıştır3.
Kelâm ilmini dinin özüne aykırı bir felsefi sapma olarak gören Geylânî, bu alana karşı net bir tavır takınmıştır3. Nitekim dönemin ünlü sufilerinden Şihâbüddin es-Sühreverdî’ye “Bu ilim ahiret azığı değildir” uyarısında bulunarak kelâm okumasını menettiği aktarılmaktadır3. Geylânî’nin geleneksel Hanbelî çizgisine bu sarsılmaz bağlılığı, tasavvufa ve sufilere karşı sert tutumuyla bilinen İbn Teymiyye gibi Selefî müctehidlerin takdirini kazanmasını sağlamış; İbn Teymiyye onun eserlerini şerhederek gulat tasavvuftan ayrı tutmuştur2.
Eserleri ve Literatürdeki Yeri
Biyografik kaynaklar ve menâkıbnâmeler Abdülkâdir-i Geylânî’ye bin civarında eser atfetse de, modern filolojik ve tarihsel araştırmalar ona ait otantik metinlerin elli civarında olduğunu, bunlardan da başlıca birkaç temel eserin öne çıktığını göstermektedir3. Eserlerinin bir kısmı doğrudan kendisi tarafından kaleme alınmış, bir kısmı ise vaaz ve meclislerinde talebeleri tarafından tutulan notların derlenmesiyle oluşturulmuştur1.
| Eser Adı | Türü ve Tematik Muhtevası | İlmî ve Tasavvufi Değeri |
| el-Gunye li-Tâlibî Tarîki’l-Hak | İtikad, İbadet, Fıkıh ve Ahlak Kitabı | Hanbelî fıkhı ve Selefî itikadı çerçevesinde günlük ibadetleri, adap kurallarını ve tasavvufi ahlakı düzenleyen ana başvuru kaynağıdır1. |
| Fütûhu’l-Gayb | Tasavvufi Vaazlar ve Sohbetler | 78 sohbetten (makale) oluşur. Nefis terbiyesi, ihlas, tevekkül, rıza, fenâ ve beqâ makamlarını derin bir üslupla işler1. |
| el-Fethu’r-Rabbânî ve’l-Feyzu’r-Rahmânî | Meclis Konuşmaları ve Vaaz Kayıtları | Hicri 545-556 yılları arasında Bâbülerec Medresesi ve ribâtında verdiği 62 vaazın talebeleri tarafından günü gününe kaydedilmiş metinleridir1. |
| Cevâhirü’l-Esrâr ve Letâifü’l-Envâr | Mektubat ve Bâtınî İşaretler | Mısır’a hicret eden oğlu Şerâfeddin Îsâ veya yakın çevresi tarafından derlendiği kabul edilen tasavvufi-irfani risaledir3. |
| Beşâiru’l-Hayrât | Salavat ve Evrad Metni | Hz. Peygamber’e okunan özel salavat kombinasyonlarını ve müridlerin günlük zikir akışlarını içeren duanâmedir. |
Geylânî hakkında kaleme alınan hagiografik literatür son derece geniştir. Onun hayatını, menkıbelerini ve kerametlerini aktaran birincil hagiografik kaynaklar arasında Ali b. Yûsuf eş-Şattannûfî’nin Bahcetü’l-Esrâr, Abdullah b. Es’ad el-Yâfiî’nin Ravżü’r-Reyâḥîn ve Kutbüddin el-Yûnînî’nin Ẕeylü Mirʾâti’z-Zamân adlı tarihsel çalışmaları başı çekmektedir1.
Kâdiriyye Tarikatının Teşekkülü, Ritüelleri ve Sembolizm
Tasavvuf tarihinin erken dönemlerinde şeyhler etrafında toplanan bölgesal zühd cemaatleri (Cüneydiyye, Bâyezîdiyye, Kassâriyye vb.) bulunmaktayken, bu yapılar süreklilik, uluslararası yaygınlık ve kurumsal nitelik kazanamamıştı1. XII. yüzyılda hiyerarşik silsilesi, terbiye usulleri, giyim-kuşam sembolleri ve uluslararası dergah ağıyla kurumlaşan ilk tarikat Kâdiriyye olmuştur1.
Seyrüsülûk Metodu ve Zikir Usulü
Kâdiriyye tarikatında ruhani gelişim ve nefis terbiyesi süreci (seyrüsülûk), Bâtınî makamların katedilmesi ve Allah’ın yedi isminin (Esmâ-i Seb’a) belirli sayılarda ve terkiplerde zikredilmesi esasına dayanır1.
- Toplu ve Bireysel Zikir: Kâdirîlikte zikir hem ferdi hem de tekkelerde toplu olarak icra edilir1. Toplu zikirler sesli (cehrî) olup oturarak (kuûdî) başlar, heyecan ve coşkunun artmasıyla ayağa kalkılarak (kıyâmî) halka halinde semâ ve devran edilmesiyle tamamlanır1.
- Evrad ve Ezkâr Hiyerarşisi: Müridin günlük çekmesi gereken zikirler, nefsin mertebelerine (ammarah, levvama, mulhima vb.) paralel olarak şeyh tarafından tayin edilen ism-i şeriflerden oluşur4.
Maddi Kültür, Taç ve Gül Sembolizmi
Kâdiriyye geleneği, müridlerin ve halifelerin tarikat hiyerarşisindeki yerini gösteren özgün kıyafet ve simgeler geliştirmiştir1:
- Kâdirî Tacı: Kubbe kısmı yüksek ve sivri olan, “Bağdat müjgânlısı” veya “Celâlî müjgânlısı” adıyla bilinen taç en yaygın olanıdır1. Tacın başa geçen lenger bölümünde “müjgân” adı verilen kürklü bir kuşak yer alır1. Tarikatın kollarına göre terk (dilim) sayıları farklılık gösterir; örneğin Eşrefiyye kolunun tacı beyaz abadan ve 7 terklidir; Rûmiyye kolunun tacı ise 8 terklidir1.
- Kâdirî Gülü: Tacın tepe kısmına işlenen bu sembol, Besmele’deki 19 harfi temsil eden 19 tığlı motife ve Esmâ-i Seb’a’yı temsil eden 7 renkli kumaş katmanına sahiptir1.
Geylânî Nesli, Yayılımı
Kâdiriyye’nin kısa sürede tüm İslam dünyasına yayılmasının en önemli tarihsel dinamiği, Abdülkâdir-i Geylânî’nin ilim ve tasavvuf eğitimi almış çok sayıdaki oğlunun ve halifelerinin farklı coğrafi bölgelere hicret ederek tebliğ ve irşad faaliyetlerini sürdürmeleridir1.
Geylânî’nin Öne Çıkan Oğulları ve Coğrafi Yayılımları
Geylânî’nin soyunu ve öğretisini taşıyan başlıca evlatları şunlardır3:
- Ebû Abdullah Seyfeddin Abdülvehhâb (ö. 593/1196): Babasının vefatından sonra cenaze namazını kıldırmış, Bağdat’taki medresenin yönetimini üstlenmiştir3. Abbâsî Halifesi Nâsır-Lidînillâh döneminde kadılık görevinde bulunarak ailenin prestijini korumuştur3.
- Ebû Bekir Tâceddin Abdürrezzâk (ö. 603/1206): Babasının hac yolculuklarında kafileyi idare etmiş, yetiştirdiği talebelerle tanınmıştır3. Günümüzde Fas’ın Rabat ve Salé şehirlerinde yerleşmiş bulunan Kâdirî şeriflerinin ceddidir3. Oğlu Ebû Sâlih Nasr ise Bağdat’ta kādılkudâtlık (baş kadılık) yapmıştır3.
- Ebû Abdurrahman Şerâfeddin Îsâ (ö. 573/1177): Tasavvufa dair Cevâhirü’l-Esrâr ve Letâifü’l-Envâr adlı eserin müellifidir3. Mısır’a hicret etmiş ve Kahire’ye yerleşerek Mısır Kâdirî şerifleri kolunun kurucusu olmuştur3.
- Ebû İshak Sirâceddin İbrâhim (ö. 602/1206): Moğol istilası tehdidi üzerine Bağdat’tan ayrılarak Sencar’a gitmiş, daha sonra Bağdat’a dönmüştür3. Bağdat’taki “Ceylîler” veya “Geylânîler” olarak bilinen soyun atasıdır3.
- Ebû Nasr Ziyâeddin Mûsâ (ö. 618/1221): Suriye coğrafyasına geçerek Şam, Halep ve Humus kentlerindeki Kâdirî hattını kurmuştur3.
Kâdiriyye Tarikatının Ana Tali Şubeleri
Zaman içerisinde yerel şartlar, mürşidlerin içtihatları ve coğrafi kültürlerin etkisiyle Kâdiriyye bünyesinde elliye yakın alt şube (kol) teşekkül etmiştir1.
| Şube Adı | Kurucu Pîr / Nisbet Edilen İsim | Etkili Olduğu Coğrafi Bölgeler |
| Eşrefiyye | Eşrefoğlu Rûmî (ö. 874/1469) | İznik, Bursa, Marmara ve Anadolu1 |
| Rûmiyye | İsmâil Rûmî (ö. 1041/1631) | İstanbul, Balkanlar ve Anadolu1 |
| Hâlisiyye | Ziyâeddin Abdurrahman Tâlebânî (ö. 1858) | Irak, Anadolu ve Güneydoğu4 |
| Fârızıyye | Muhammed el-Fârızî | Mısır1 |
| Yâfiisiyye | Abdullah b. Es’ad el-Yâfiî (ö. 768/1367) | Yemen, Hicaz ve Şam1 |
| Küntiyye / Bekkâiyye | Muhtâr el-Küntî (ö. 1811) | Batı Afrika, Nijerya ve Sahraaltı1 |
| Mürîdiyye | Ahmedü Bamba (ö. 1927) | Senegal, Moritanya ve Gabon1 |
| Kesnezâniyye | Abdülkerîm Şah Kesnezânî (ö. 1899) | Irak, İran ve Ortadoğu1 |
| Müştâkıyye | Şeyh Müştâk Efendi (ö. 1832) | Erzurum, Bitlis ve İstanbul1 |
| Niyâziyye | Abdurrahman en-Niyâzî (ö. 1311/1894) | Mısır1 |
Diğer Tarikat Kurucularına ve Sufilere Etkisi
Abdülkâdir-i Geylânî’nin karizması ve doktrini sadece Kâdiriyye silsilesi içinde hapsolmamış; diğer büyük tarikat kurucularını da derinden etkilemiştir11. Nitekim Mısır ve Kuzey Afrika’nın en büyük velisi kabul edilen, Bedeviyye tarikatının kurucusu Ahmed el-Bedevî (ö. 675/1276), manevi hayatındaki kırılmanın ardından rüyasında aldığı ilahi işaret üzerine Bağdat’a gitmiştir11. Bedevî, Irak’ta Abdülkâdir-i Geylânî ve Ahmed er-Rifâî’nin türbelerini ziyaret ederek ruhanî dünyasını olgunlaştırmış ve Mısır’a dönüp Tanta’ya yerleşmiştir11. Bu tarihsel temas, Kâdirî irfanının farklı tarikat geleneklerinin teşekkülündeki maya rolünü göstermesi açısından önemlidir11.
Abdülkâdir-i Geylânî, İslam tasavvuf tarihinde fıkıh ile tasavvufu, zâhir ile bâtını, Hanbelî gelenekçiliği ile mistik derinliği başarıyla sentezlemiş müstesna bir figürdür3. Onun ortaya koyduğu ilke ve metodoloji, tasavvufu şeriat dışı marjinal eğilimlerden arındırarak Sünni omurganın ana taşıyıcı unsurlarından biri haline getirmiştir3.
Bağdat Bâbülerec’deki medresesinden yayılan irşad dalgası; evlatları, halifeleri ve kurumsallaşan Kâdiriyye dergahları vasıtasıyla Irak’tan Mısır ve Kuzey Afrika’ya, Anadolu ve Balkanlar’dan Hindistan ve Sahraaltı Afrika’ya kadar uzanan devasa bir coğrafyada toplumsal, dini ve kültürel hayatı biçimlendirmiştir1. Geylânî öğretisi, tevhidi merkeze alan doktrini, şeriata tam bağlılığı ve cehrî zikir uygulamalarıyla sekiz asırdır İslam dünyasındaki dinamizmini sürdürmektedir1.
Alıntılanan çalışmalar
- KĀDİRİYYE – TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kadiriyye
- ABDÜLKĀDİR-i GEYLÂNÎ – İlişkili Maddeler – TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/abdulkadir-i-geylani/iliskili-maddeler
- ABDÜLKĀDİR-i GEYLÂNÎ – TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/abdulkadir-i-geylani
- KÂDİRİYYE TARÎKATI HÂLİSİYYE ŞUBESİ’NDE İCRÂ EDİLEN FERDÎ VE CEMAATLE ZİKİRLER * INDIVIDUAL AND COLLECTIVE DHIK – DergiPark, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3585805
- kâdirîlik – Tübitak – Ansiklopedi, https://ansiklopedi.tubitak.gov.tr/ansiklopedi/kadirilik
- KÂDİRİYYE TARÎKATI HÂLİSİYYE ŞUBESİ’NDE İCRÂ EDİLEN FERDÎ VE CEMAATLE ZİKİRLER – Ağrı İslami İlimler Dergisi – DergiPark, https://dergipark.org.tr/tr/pub/agiid/article/1401779
- Abdülkâdir Geylânî – Vikipedi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Abd%C3%BClk%C3%A2dir_Geyl%C3%A2n%C3%AE
- Kadirilik (Kadiriyye Tarikati) 1. Giriş | PDF – Scribd, https://www.scribd.com/document/1030838695/doc6
- Mehmed Rifat Efendi’nin Nefhatü’r-Riyâzi’l-Âliye’sinde Abdülkādir-i Geylânî ve Kādirîlik I-II, https://www.isam.org.tr/yayin/mehmed-rifat-efendi-nin-nefhatu-r-riyazi-l-aliye-sinde-abdulkadir-i-geylani-ve-kadirilik-i-ii
- Abdülkadir Geylani PDF – Scribd, https://www.scribd.com/document/787225751/Abdulkadir-Geylani-pdf
- AHMED el-BEDEVÎ – TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ahmed-el-bedevi
- Ahmed el-Bedevî – Vikipedi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmed_el-Bedev%C3%AE



