İnsanlığın renkli dünyasında, bazen karşılaştığımız tipler vardır ki, onları anlamaya çalışırken hem gülümsetirler hem de düşündürürler. İşte, sağ yobazlar ve sol yobazlar da tam olarak böyle birer “ilginç tür” olarak karşımıza çıkıyor. Onlar, at gözlüklerini takmış, gerçeklikten uzak ve ısrarcı bir bağnazlıkla hayatlarına devam ediyorlar.
Önce sağ yobazlarımızı inceleyelim. Bu grup, din ve vatan-millet sevgisine aşırı bir bağlılık gösterirken, manevi değerleri kullanarak adeta birer ticaret yapıyorlar. İnançlarını sömüren din tüccarları ve milliyetçi söylemlerin cazibesine kapılarak, gerçek dünyadan kopuyorlar. Kimi zaman sahte bir kutsallıkla etrafa korku salarken, kimi zaman da manipülasyonlara gelerek gerçekleri görmeme konusunda oldukça maharetli olabiliyorlar. Aslında, onları eleştirmek yerine belki de onlara şapka çıkarmak gerekiyor. Ne de olsa, hangi tür müşteri bu kadar sadakatle bir ürünü alır ki?
Diğer tarafta ise sol yobazlarımız var. Onlar, entelektüel birikimlerini ve sözde yenilikçi tavırlarını bir kalkan gibi kullanarak, kendi sığ düşüncelerinin peşinden sürükleniyorlar. Dünya değişse de onlar değişmiyor, çünkü değişim onlar için “sadece sözde” bir kavram. Farklı fikirlerden çıkamamaları, toplumu anlamamaları ve kendi düşüncelerinde boğulmalarıyla tanınırlar. Eleştiriye kapalı olmalarıyla ünlüdürler çünkü eleştiri onlar için, “benim kutsal alanıma girme” anlamına gelir. İroniktir ki, yenilikçilik iddiasında olan bu sol yobazlar, yenilik kavramını sadece kendi dar ufuklarında kabul ederler.
Yobazlarımızın gerçekten çetrefilli bir dünya olduğunu söyleyebiliriz. İşte bu yüzden, bir yarış düzenlemek hiç de mantıksız olmazdı. “Yobazlar Arasında Yarış: Sağ Yobazlar vs. Sol Yobazlar!” adlı etkinlikte, her iki tür de birbirleriyle kıyasıya mücadele edebilirler. Belki de bu yarışta, at gözlüklerini bir kenara bırakıp gerçekliği fark edebileceklerdir. Kim bilir, belki de yarışın sonunda sağ yobazlar gerçek değerleri keşfederken, sol yobazlar da gerçek bir yenilikçilikle tanışır. Ancak bu olasılıklar, tabii ki biraz da ironiye dayalı bir hayal ürünüdür.
Sonuç olarak, sağ yobazlar ve sol yobazlar, hayatımızda renkli karakterler olarak varlıklarını sürdürüyorlar. Her ikisi de gerçeklikten uzaklaşmış, at gözlüğü takmış ve kendi bağnazlıklarında ısrarcı bir şekilde yol alıyorlar. Belki de bizler, onların dünyasına biraz da gülümseyerek ve eleştirel bir gözle bakarak, kendi anlayışımızı geliştirebiliriz.

Bir yanıt yazın