Postmodern Darbenin Kalıcı Yaraları
Türkiye siyasi tarihinin en karanlık süreçlerinden biri olan 28 Şubat 1997, askerin, yargının, medyanın ve bürokrasinin iş birliğiyle İslam’ı hedef alan bir darbe olarak hafızalara kazındı. Postmodern darbe olarak adlandırılan bu süreç, muhafazakâr kesime ağır travmalar yaşattı. “İrtica” bahanesiyle yapılan baskılar, başörtüsü yasağı, imam hatiplerin kapatılması, dindar insanların fişlenmesi, kamuda görevden almalar, hatta işkenceler ile İslam’a doğrudan bir saldırıya dönüştü.
Bugün dahi, 28 Şubat sürecinin etkileri muhafazakâr kesimin hafızasında tazeliğini koruyor. Türbanlı kadınlara yönelik küçümseyici bakışlar, İslam’a yönelik “gericilik” yaftası, dindar insanların kamusal alanda hâlâ tam anlamıyla rahat edememesi, bu sürecin halen tam anlamıyla aşılamadığını gösteriyor.
1. 28 Şubat’ın Başlangıcı ve Darbeye Giden Süreç
1.1. Muhafazakârların Yükselişi: Refah Partisi ve Erbakan Dönemi
1990’lı yılların başında, Türkiye’nin ekonomik krize sürüklendiği, koalisyonların istikrarsızlık yarattığı bir dönemde Refah Partisi yükselişe geçti. Necmettin Erbakan liderliğindeki Refah Partisi, 1994 yerel seçimlerinde İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirleri kazanarak “muhafazakârlaşma” korkusunu tetikledi.
1995 genel seçimlerinde yüzde 21,37 oy alarak birinci parti oldu ve 1996’da Refah-Yol koalisyon hükümeti kuruldu. Erbakan’ın İslam Birliği, adil düzen, havuz sistemi gibi projeleri Batı’yı ve içerideki laik elitleri rahatsız etti.
1.2. 28 Şubat MGK Toplantısı ve Postmodern Darbenin Başlangıcı
28 Şubat 1997’de Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı yapıldı ve Erbakan hükümetine 18 maddelik bir muhtıra verildi. Bu maddeler, imam hatip liselerinin kapatılmasını, Kur’an kurslarına sıkı denetimler getirilmesini ve başörtüsü yasağının uygulanmasını içeriyordu. Askerin “irtica ile mücadele” adı altında fişleme faaliyetlerine başladığı bu süreç, halkın inancını yaşamasını engellemek için bir baskı mekanizmasına dönüştü【9】.
2. 28 Şubat Sürecinde Uygulanan Zulümler
2.1. Başörtüsü Yasağı: Üniversitelerden Atılan Kadınlar
Başörtüsü yasağı, 28 Şubat döneminin en büyük zulümlerinden biri oldu. Türbanlı öğrenciler üniversitelere alınmadı, derslere girebilmek için peruk takmaya zorlandılar. Binlerce öğrenci eğitim hakkından mahrum bırakıldı【9】.
2.2. Fişlemeler ve Görevden Almalar
28 Şubat’ın en büyük silahlarından biri de Batı Çalışma Grubu (BÇG) idi. Milyonlarca insan fişlendi, dindar oldukları gerekçesiyle binlerce öğretmen, polis ve kamu çalışanı işten atıldı. Memurların namaz kıldığı, eşlerinin başörtülü olduğu veya cuma namazına gittiği gibi gerekçelerle sicilleri kirletildi【9】.
2.3. İmam Hatiplerin ve Kur’an Kurslarının Kapatılması
İmam hatip liseleri ve Kur’an kursları kapatıldı, 8 yıllık kesintisiz eğitim yasasıyla imam hatip ortaokulları fiilen devre dışı bırakıldı. Dindar aileler, çocuklarını dini eğitimden mahrum bırakmamak için mücadele etmek zorunda kaldı【9】.
2.4. Camilerde Baskınlar ve İşkenceler
Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da sadece Kur’an eğitimi verdikleri için binlerce insan gözaltına alındı ve işkencelerden geçirildi. Güvenlik güçleri camilere baskınlar düzenleyerek insanları sindirmeye çalıştı【9】.
3. Günümüzde 28 Şubat’ın Kalıntıları
3.1. Bugün Hâlâ Devam Eden Korkular
Muhafazakâr kesim üzerinde oluşturulan baskının etkileri bugün bile hissediliyor.
- Türbanlı kadınlara yönelik küçümseyici bakışlar ve “gerici” yaftası halen yaygın.
- Çarşaflı, sakallı veya sarıklı insanlara duyulan önyargılar devam ediyor.
- Sözde aydın kesimin, İslamofobik yaklaşımlarıyla muhafazakârları öcü gibi göstermesi halen bir gerçek.
- Seküler elitlerin, İslam’a karşı tahammülsüzlüğü medyada ve akademide sürüyor.
3.2. Sözde “Özgürlükçü” Solun İslamofobisi
Bugün sol liberal çevreler kendilerini özgürlükçü olarak tanıtsa da, “özgürlük sınırlarını” yalnızca kendi ideolojileriyle çizen bir zihniyet hâlâ mevcut. Başörtülü kadınların kamusal alanda var olmasını istemeyen, çift standarda dayalı bir özgürlük anlayışı sürdüren laikçi yobazlık devam ediyor【8】.
28 Şubat’ı Unutmayacağız!
28 Şubat süreci, yalnızca bir darbe değil, İslam’a ve dindarlara karşı açılmış bir savaş olarak tarihe geçti. Bu savaşta milyonlarca insanın hayatı karartıldı, inançları nedeniyle zulme uğradılar. Bugün muhafazakârlar daha görünür olsa da, o günlerin korkusu ve travması halen hissediliyor.
Unutmamalıyız ki 28 Şubat’ı unutturmak, zulme sessiz kalmak demektir. İslami kimliğe sahip insanlar, sadece başörtüsü mücadelesiyle değil, düşünce alanında da güçlü olmalı, kültürel ve entelektüel anlamda varlık göstermelidir. Zulme boyun eğmeyen nesiller yetiştirmek, en büyük intikamdır!
Kaynakça
- Independent Türkçe: 28 Şubat Süreci【8】
- İLKE Haber Ajansı: Hedefinde İslam’ın Olduğu Darbe: 28 Şubat【9】

Bir yanıt yazın