Güneşin doğuşuyla beraber bir savaş başlar yeryüzünde. Bazıları boş ruhuna güç katmak için, bazıları ise boş cebine para koymak için bu dünyanın sokaklarında vakit harcar. Bazıları herşeye sahip olmak için yaşar; sevdikleriyle beraber mutlu bir hayat yaşamak için, bazıları ise sahip olduklarına sahip çıkmaya çalışır; sevdikleri mutlu bir hayat yaşasın diye,kendi mutsuzluğunda yaşar. Sormak isterim bu kişilere, asıl mutluluğun anahtarı hangisinin içinde geçerli? Herkes çeşitli kelimelerden çeşitli farklı cümleler oluşturarak bir cevaplar verebilir.
Bir bebeğin gülüşü, sevdiğimiz bir insanın terfi haberi, yolda yürürken önüne yuvarlanan topa vurmak, mesainin en yoğun saatinde şefin paydos vermesi, sevgilinizin size söylediği güzel bir söz bile mutluluktan size herşeyi yaptırabilir. Her an herşeye mutlu olabileceğimiz gerçeği gibi, mutluluk hakkında bir gerçeğimiz daha var elimizde. Ellerimizi açıp baktığımız da uçucu,kaçıcı bir şey olduğunu görürüz, bu biraz moral bozucu olabilir ama mutluluk yangın yeridir. Nerde mutluluğu en çok yaşarsanız bir gün en büyük hayal kırıklığınızı da üzüntünüzü de o mutluluk köşesinde göreceksiniz. Mutluluk dar bir çıkmaz sokaktır, sonu görünür başından ama kapılmışızdır sokağın manzarasının güzelliğine bir kere, akıl yardım etmez mantık çalışmaz. Sokağın sonuna geldiğinde ise başın öne eğik hayal kırıklığı içinde yere baka baka dönersin hüzün kuşları üstünde uçarken. Tanıdık gelir dönerken bu sokak ‘’işte tam burada mutlu olmuştum’’. Bir daha aynı hissi yaşatmaz o sokak, ki buna tecrübe denir.O sokağı gösteren tabelalar bile canını yakarken, sen içinde ki közle yanmamak üzere baş başasın. Hala mutlu olmak istiyor musun ?
Oysa ki huzuru isteseydik neler olurdu bu hayatta, borsacıların, işgalcilerin, katillerin, hırsızların herkesin kendi mutluluğu için değil de insanlığın huzuru için çalıştığını düşünsene..
Huzur, bir insanın değil bir insanlığın armağanıdır kişiye,kendi insanlığının. Sırf manzarası güzel diye sonu olmayan sokakta yürümek değildir huzur. Manzarası güzellikler saçmasa da sokağın, sırf sonunda birşeyler iyi olacak diye yürümektir, içinde kırık kanatlı kelebeğin dinlenecek bir yer bulmasıdır. Huzur, o güzel manzaralı sokağın çıkmazına gelip duvara bakıp gördüğünde, cebinden bir ayna çıkarıp o duvara asmaktır. O yolun sonunda duvar var diye kahrolmak değil, aynadan geriye bakıp o sokağın güzelliğine sevinmektir. Paha biçilemez,tarif edilmekte eksik kalandır..
Son noktaya gelirken kapat gözlerini ve bak.
Ne görüyorsun o sokağın sonunda,ne yapacaksın?
İRFAN ULU

Bir yanıt yazın