Prenses Erkek: Yeni Neslin En Popüler “Titreği”

Son dönemlerin en ilginç, en viral kavramlarından biri: “Prenses Erkek”.
Peki nedir bu prenses erkek? Kısaca özetlemek gerekirse: Hiçbir iş yapmayan, sorumluluk almayan, sürekli “yorgunum, başım ağrıyor, içim sıkılıyor” diyen, günü yatıp dinlenmeye ayırmayı hayat mottosu haline getirmiş erkek türü.

Sorumluluk? Aman Canım…

Prenses erkek, sorumluluğu kapıdan içeri sokmaz.
Çöp çıkaramaz, tabak yıkayamaz, markete gitmek ona göre “ağır işçilik” sayılır.
Telefonu şarjdan çekmek bile bazen “çok zor geliyor.”

Enerji Tasarrufu Modeli (!)

Bu erkek modeli, kendini koruma içgüdüsüyle çalışır:
En az enerji harcanarak en çok rahatlık elde edilmeli.
“Yorgunum” cümlesi sabah alarmı gibidir; her gün aynı saatte, aynı tonlamayla duyulur.
“Oram ağrıyor, buram ağrıyor” ise artık mottodur — hatıra defterine yazılası bir cümle.

Boş Vakit Onun Krallığıdır

Bir prenses erkeği gün içinde takip ederseniz:

  • Yatar
  • Uzanır
  • Biraz daha yatar
  • Telefonla vakit geçirir
  • Tekrar yatar
    Aktif olarak yaptığı tek şey, dinlenme pozisyonu değiştirmek olabilir.

Neden Bu Kadar Popüler Oldu?

Çünkü herkesin çevresinde bir tane var.
Ya arkadaş grubunda, ya iş yerinde, ya da evde…
Herkes “Ben tanıyorum böyle birini” diyebiliyor.
Ayrıca sosyal medya da bu fenomeni mizahla besliyor.

Toplumsal Bir Ayna mı?

Belki de “prenses erkek” fenomeni, toplumun bir eleştirisi:
Sorumluluktan kaçan, kolay yolu seçen, yetişkinlik görevlerini erteleyen erkek tipine bir gönderme…
Bu yakıştırma, hem güldürüyor hem düşündürüyor.

Sonuç

Prenses erkekler hayatımızda var olmaya devam edecek gibi görünüyor.
Ama belki bu kavram, bazılarına küçük bir hatırlatma da olur:
“Dinlenmek güzeldir ama hayat sadece yatma-dinlenme döngüsü değildir.”


İslami Perspektiften Bakış

İslam dininde çalışma, sorumluluk alma ve üretkenlik ibadet şuuruyla değerlendirilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kişinin ailesinin maişetini temin etmesini bile “sadaka” olarak tanımlamıştır. Emek vermek, alın teri dökmek, tembelliği terk etmek İslam ahlakının temel unsurlarındandır.

Kur’an-ı Kerim’de:
“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm 39) buyrularak, emeksiz bir yaşamın ruhu zayıflattığı vurgulanır.

Ayrıca Rasulullah (s.a.v.) bir gün sahabeye, nasır tutmuş elleri göstererek:
“Bu elleri seviyorum; çünkü bu eller helal rızık için çalışmış.” buyurmuş, üretkenliğin değerini açıkça ortaya koymuştur.

İslam, erkeğe de kadına da görev ve sorumluluk bilinci yükler.
Sürekli şikâyet eden, hiçbir işin ucundan tutmayan, kendi konforunu ailesinin huzurunun önüne koyan “prenses erkek” modeli, bu ahlaki çizgiyle bağdaşmaz.

Dinin ölçüsüne göre erkek:

  • Evinin yükünü paylaşan,
  • Çalışmaktan kaçınmayan,
  • Ailesini koruyan ve kollayan,
  • Sözünün eri olan,
  • Üretken ve dayanıklı bir karakterde olmalıdır.

Tembellik ve sürekli şikâyet hâli, nefsi güçlendiren ama ruhu zayıflatan bir tuzaktır.
İslam’ın bakışında, gerçek asalet rahatlıkta değil, sorumlulukta ve gayrette gizlidir.

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir