Alper Murat Kirpik: “Çocuklara tiyatro öğretiyoruz ama bunu hangi mesleki kimlikle yaptığımızı hâlâ netleştirebilmiş değiliz. Kavram belirsizliği, çocukların emeğini de görünmez kılıyor.”
ÖZEL HABER
Türkiye’de çocuklara yönelik tiyatro ve yaratıcı drama çalışmaları yıllardır okullarda, özel kurslarda, sanat merkezlerinde ve çeşitli eğitim kurumlarında gerçekleştiriliyor. Çocuklar aylarca prova yapıyor, metin öğreniyor, sahneye hazırlanıyor, kostüm giyiyor, dekor kuruyor ve sonunda seyircinin karşısına çıkıyor.
Ancak bütün bu emeğin ortasında cevaplanmamış bir soru var:
Çocukların bizzat sahnelediği bu tiyatronun adı ne?
İşte eğitimci, tiyatro ve yaratıcı drama eğitmeni Alper Murat Kirpik, yıllardır üzerinde düşündüğü bu soruya “Çocuk Performans Tiyatrosu” kavramıyla cevap veriyor.
Kirpik’e göre Türkiye’de çocuklara tiyatro eğitimi veriliyor ancak alanın kavramsal ve mesleki sınırları yeterince belirlenmiş değil. Çocuklarla tiyatro çalışması yapan kişinin hangi eğitmenlik kimliğiyle bu işi yürüttüğü, yapılan çalışmanın hangi kategoriye girdiği ve çocukların sahnelediği performansların neden yetişkinlerin çocuklara yönelik ürettiği “çocuk tiyatrosu” ile aynı kavram altında değerlendirildiği tartışmaya açık.
Bu düşüncelerini “Çocuk Performans Tiyatrosu” adlı kitabında sistematik bir çerçeveye oturtan Kirpik ile Türkiye’de çocuk tiyatrosunun geleceğini, eğitmenlik meselesini ve çocukların sahnedeki emeğini konuştuk.
“Türkiye’de bu alan biraz sahipsiz”
Türkiye’de çocuk tiyatrosu konusunda bir kavram karmaşasından söz ediyorsunuz. Tam olarak neyi kastediyorsunuz?
Alper Murat Kirpik: Türkiye’de çocuklara tiyatro kursları veriliyor. Çocuklar sahneye hazırlanıyor. Tiyatro çalışmaları yapılıyor. Fakat burada çok temel bir soru var:
Bu çalışmayı yapan kişi kendisini hangi mesleki kimlikle tanımlıyor?
Yaratıcı drama eğitmeni olabilir.
Alaylı bir tiyatrocu olabilir.
Tiyatro bölümü mezunu olabilir.
Başka bir eğitim alanından gelip yıllardır çocuklarla çalışan biri olabilir.
Burada herkesin emeğini küçümsemek gibi bir amacım kesinlikle yok. Tam tersine, bu emeğin daha doğru tanımlanması gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü Türkiye’de çocukların sahnelediği tiyatro konusunda bir alan boşluğu var.
Çocuklarla tiyatro yapıyoruz ama bunun pedagojik, sanatsal ve mesleki sınırlarını yeterince konuşmuyoruz.
Dolayısıyla biraz sahipsiz kalmış bir alandan söz ediyorum.
“18 yaşına kadar profesyonel tiyatrocu demiyoruz; peki ne diyoruz?”
Çocukların profesyonel tiyatrocu olarak tanımlanmaması gerektiği konusunda hemfikiriz. Fakat sizin itirazınız burada mı başlıyor?
Alper Murat Kirpik: Evet. 18 yaşına gelmemiş bir çocuğa profesyonel tiyatrocu demememiz gayet anlaşılır.
Çocuğun gelişimsel özellikleri var. Hukuki ve mesleki açıdan farklı sınırlar var. Profesyonel yetişkin oyunculuk mesleğiyle çocukların sahne deneyimini birbirinden ayırmak gerekiyor.
Ama burada başka bir problem ortaya çıkıyor.
Çocuğa profesyonel tiyatrocu demiyoruz diye yaptığı işi değersizleştirmek zorunda mıyız?
Çocuk bir yıl boyunca tiyatro eğitimi alıyor.
Prova yapıyor.
Metin çalışıyor.
Bedenini ve sesini kullanmayı öğreniyor.
Sahne disiplinini öğreniyor.
Arkadaşlarıyla birlikte hareket ediyor.
Seyircinin karşısına çıkıyor.
Bütün bunlar ciddi bir emek.
Ama biz bazen bütün bu sürecin sonunda ortaya çıkan şeyi sadece “yıl sonu gösterisi” diye adlandırıyoruz.
Benim itirazım tam burada.
“Çocuk Tiyatrosu başka, Çocuk Performans Tiyatrosu başka”
Peki neden “Çocuk Tiyatrosu” kavramı size yeterli gelmiyor?
Alper Murat Kirpik: Çünkü “çocuk tiyatrosu” dediğimizde Türkiye’de genellikle başka bir şeyi anlıyoruz.
Çocuk tiyatrosu, çoğunlukla yetişkin profesyonellerin çocuk seyirci için hazırladığı tiyatroyu ifade ediyor.
Yani yetişkin oyuncular sahneye çıkıyor ve çocuklara yönelik bir oyun oynuyor.
Benim sözünü ettiğim şey ise farklı.
Burada çocuk oyuncular sahneye çıkıyor.
Oyunu çocuklar oynuyor.
Provaları çocuklar yapıyor.
Performansı çocuklar gerçekleştiriyor.
Seyirci karşısında çocuklar sahne alıyor.
Dolayısıyla iki farklı olguyu aynı kavramın içerisinde eritmek, bence ciddi bir kavramsal sorun oluşturuyor.
Ben bu nedenle “Çocuk Performans Tiyatrosu” kavramını öneriyorum.
Bu kavram, çocukların bizzat sahnelediği, yapılandırılmış, prova sürecine dayanan ve seyirci karşısında gerçekleştirilen performansları tanımlamak için kullanılabilir.
“Yabancı literatürde kavram var; bizde çocukların yaptığı tiyatroya ne diyeceğimizi bile tartışmıyoruz”
Bu kavram üzerinde çalışmaya nasıl başladınız?
Alper Murat Kirpik: Çok kafa yordum ve araştırdım.
Çünkü uygulamada bir şey olduğunu görüyorsunuz ama onu tanımlayacak kelimeyi bulamıyorsunuz.
Dünyanın farklı yerlerinde çocukların bizzat sahne aldığı tiyatro çalışmalarının ayrı bir kavramsal alan olarak ele alındığını görüyorsunuz. “Çocuk Performans Tiyatrosu” kavramı da buradan hareketle benim üzerinde yoğunlaştığım bir kavram hâline geldi.
Türkiye’de ise “çocuk tiyatrosu” ifadesi çok geniş bir şemsiye hâline gelmiş durumda.
Fakat bu şemsiye altında iki farklı şey var:
Çocuklar için yapılan tiyatro ve çocukların yaptığı tiyatro.
Bunlar aynı şey değil.
Birinde çocuk seyirci.
Diğerinde çocuk oyuncu ve performansın doğrudan öznesi.
Bence Türkiye’de artık bu ayrımı konuşmamız gerekiyor.
“Güldür Güldür’de çocuklar sahneye çıksa bu sadece yıl sonu gösterisi mi?”
Buna günlük hayattan bir örnek verebilir misiniz?
Alper Murat Kirpik: Çok basit bir örnek vereyim.
Diyelim ki çocuklardan oluşan bir grup, bir yıl boyunca tiyatro eğitimi aldı. Çocuklar çeşitli skeçler hazırladı, prova yaptı ve sahneye çıktı.
Biz buna otomatik olarak “yıl sonu gösterisi” diyoruz.
Peki neden?
Eğer aynı çocuklar profesyonel bir sahnede, daha büyük bir prodüksiyonun içerisinde, düzenli prova ve performans süreciyle sahneye çıkarsa ne değişiyor?
Mesela Güldür Güldür formatında çocuklardan oluşan bir ekip düşünün.
Çocuklar skeçler hazırlıyor, prova yapıyor, sahneye çıkıyor ve seyirci karşısında performans gerçekleştiriyor.
Buna sadece “çocukların yıl sonu gösterisi” demek mümkün mü?
Tabii ki değil.
Ortada bir performans üretimi var.
Çocuklar sahnenin öznesi.
İşte ben buna Çocuk Performans Tiyatrosu diyorum.
“Kavram belirsizliği emeği görünmezleştiriyor”
Sizin için meselenin en önemli tarafı bu mu?
Alper Murat Kirpik: Kesinlikle.
Çünkü isimlendirme sadece akademik bir tartışma değildir.
Bir şeyi nasıl adlandırdığınız, ona nasıl baktığınızı da belirler.
Bir çocuğun bir yıl boyunca yaptığı çalışmaya “etkinlik” derseniz, algınız başka olur.
“Yıl sonu gösterisi” derseniz başka olur.
“Çocuk Performans Tiyatrosu” derseniz başka olur.
Ben çocuğun emeğinin küçültülmesine karşıyım.
Çocuk profesyonel yetişkin oyuncu olmayabilir.
Ama bu, onun sahnedeki emeğinin önemsiz olduğu anlamına gelmez.
Çocuğun tiyatroda harcadığı emeği “nasıl olsa çocuk” diyerek küçümsememeliyiz.
Tam tersine, çocuğun yaptığı işi doğru tanımlayarak onun emeğine saygı göstermeliyiz.
“Bir çocuğun sahnedeki emeğini ‘sevimlilik’ üzerinden değerlendiremeyiz”
Çocuk tiyatrosunda sizi rahatsız eden başka bir bakış açısı var mı?
Alper Murat Kirpik: Var.
Çocukların sahne performanslarını bazen yalnızca “sevimlilik” üzerinden değerlendiriyoruz.
Çocuk sahneye çıkıyor.
Bir şey söylüyor.
Herkes gülümsüyor.
Fotoğraflar çekiliyor.
Alkışlanıyor.
Ama biz o performansın arkasındaki emeği konuşmuyoruz.
Çocuk haftalarca prova yapmış olabilir.
Bir karakter oluşturmuş olabilir.
Sahne üzerinde bedenini kullanmayı öğrenmiş olabilir.
Sesini doğru kullanmaya çalışmış olabilir.
Arkadaşlarıyla uyum içinde hareket etmeyi öğrenmiş olabilir.
Bütün bunlar tiyatro eğitiminin parçaları.
Dolayısıyla çocuğu yalnızca “sahnedeki tatlı çocuk” olarak görmemeliyiz.
O çocuk orada bir performans gerçekleştiriyor.
“Çocuk Performans Tiyatrosu yalnızca yeni bir isim önerisi değil”
Kitabınızın amacı yalnızca yeni bir kavram ortaya atmak mı?
Alper Murat Kirpik: Hayır. Asıl mesele isim değiştirmek değil.
Ben bir bakış açısını değiştirmek istiyorum.
Çocukların sahnelediği tiyatronun hangi ölçütlerle değerlendirilmesi gerektiğini, prova sürecinin nasıl yapılandırılabileceğini, rol dağılımının nasıl ele alınabileceğini, sahne tasarımında gelişimsel özelliklerin nasıl dikkate alınacağını ve pedagojik sınırlarla estetik sorumluluğun nasıl bir arada düşünülebileceğini tartışıyorum.
Çünkü çocuk performans tiyatrosu ne yalnızca pedagojik bir araçtır ne de profesyonel tiyatronun küçük bir kopyasıdır.
Kendine özgü bir alan olabilir.
Ben kitabı tam olarak bu tartışmayı başlatmak için yazdım.
“Peki bütün bunların başlangıcı neresi? Okul öncesi…”
İkinci kitabınız “Okul Öncesinde Yaratıcı Drama ve Tiyatro Eğitimi” burada nasıl devreye giriyor?
Alper Murat Kirpik: Aslında iki kitap birbirini tamamlıyor.
Çocuğun sahneye çıkmasından önce bir oyun dünyası var.
Çocuk dünyayı önce bedeniyle keşfediyor.
Hareket ediyor.
Taklit ediyor.
Hayal kuruyor.
Rol yapıyor.
Oyun kuruyor.
Yaratıcı drama da tam bu doğal dilin içerisinde ortaya çıkıyor.
Ben ikinci kitabımda okul öncesinde yaratıcı drama ve tiyatronun yalnızca bir etkinlik olmadığını anlatmaya çalışıyorum.
Drama çocuğun kendisini ifade ettiği bir alan.
Tiyatro ise bu yaratıcı dünyanın belirli bir yapı içerisinde görünür hâle gelmesini sağlayabiliyor.
“Çocuğa rol vermek başka, çocuğun kendi hikâyesini kurmasına izin vermek başka”
Kitabınızın temel felsefesini nasıl açıklarsınız?
Alper Murat Kirpik: Çocuğa sadece hazır roller vermek istemiyorum.
Elbette çocuk bir karakteri oynayabilir.
Ama bundan daha önemlisi, çocuğun kendi hikâyesini kurabileceği alanı oluşturmak.
“Sen bunu böyle yapacaksın” demek yerine bazen “Sen olsaydın nasıl yapardın?” demek gerekiyor.
Çünkü yaratıcı drama biraz da bu sorunun içerisinde başlıyor.
Çocuk hata yapabilmeli.
Deneyebilmeli.
Değiştirebilmeli.
Yeniden başlayabilmeli.
Hayal edebilmeli.
Bütün bunlar çocuğun sanatla ilişkisinin temel parçaları.
“Benim derdim çocukları profesyonel oyuncu yapmak değil”
Son olarak, sizi yanlış anlayabilecek olanlara ne söylemek istersiniz?
Alper Murat Kirpik: Ben çocukları profesyonel oyuncu yapmak gerektiğini söylemiyorum.
Tam tersine, çocuk ile yetişkin profesyonel oyuncu arasındaki farkın farkında olmamız gerektiğini düşünüyorum.
Benim söylediğim çok daha basit:
Çocukların yaptığı işi doğru adlandıralım.
Çocuk tiyatro yapıyorsa, onun tiyatro deneyimini küçümsemeyelim.
Yaratıcı drama yapıyorsa, bunun eğitimsel değerini görelim.
Sahneye çıkıyorsa, sahnedeki emeğini ciddiye alalım.
Ve çocukların yaptığı tiyatroyu, yetişkinlerin çocuklar için yaptığı tiyatroyla aynı kavram içerisinde eritmeyelim.
Çünkü biri çocuklara yönelik tiyatrodur.
Diğeri ise çocukların gerçekleştirdiği tiyatrodur.
Aradaki fark küçük bir kelime farkı gibi görünebilir.
Ama aslında çok büyük bir bakış açısı farkıdır.
“Çocuğa sahne vermek yetmez; sahnenin ne olduğunu da yeniden düşünmeliyiz”
Alper Murat Kirpik’in iki kitabı, aynı meseleye farklı noktalardan yaklaşıyor.
“Okul Öncesinde Yaratıcı Drama ve Tiyatro Eğitimi”, çocuğun doğal oyun ve hayal dünyasından hareket ederek yaratıcı drama ve tiyatronun eğitimdeki yerini ele alıyor.
“Çocuk Performans Tiyatrosu” ise çocukların bizzat sahnelediği tiyatro çalışmalarının kavramsal, pedagojik, estetik ve performatif açıdan ayrı bir alan olarak ele alınmasını öneriyor.
Kirpik’in ortaya koyduğu tartışma yalnızca tiyatro eğitmenlerini değil; öğretmenleri, yaratıcı drama eğitmenlerini, tiyatrocuları, sanat kurumlarını ve çocuklarla çalışan tüm eğitimcileri ilgilendiriyor.
Çünkü ortada basit görünen ama önemli bir soru var:
Çocuklar yıllardır sahneye çıkıyor.
Peki biz onların yaptığı şeye hâlâ sadece “yıl sonu gösterisi” mi diyeceğiz?
Yoksa çocukların sahne üzerindeki emeğini, eğitimini, provasını, performansını ve yaratıcılığını tanımlayacak yeni bir dil mi oluşturacağız?
Alper Murat Kirpik’in “Çocuk Performans Tiyatrosu” kitabı, tam olarak bu sorunun peşinden gidiyor.
Ve belki de tartışmanın en çarpıcı tarafı şu:
Çocukların tiyatro yaptığını yıllardır biliyoruz.
Şimdi sıra, yaptıkları tiyatronun adını koymakta.



