Etiket: sanat

  • Noluyo ya? YouTube Kanalı: Bilgiyle Eğlenceyi Buluşturan Bir Kültür Hazinesi Pelin Olcay Utku Balkan Kaç Yaşında?

     Noluyo ya? isimli YouTube kanalı, Türkiye’nin sevilen çiftlerinden Fırat Albayram ve Ceyda Kasabalı Albayram tarafından yönetilmektedir. Bu kanal, kültür, sanat ve araştırmalar üzerine eğlenceli ve ilgi çekici içerikler sunmaktadır. Fırat ve Ceyda, kendilerine özgü tarzları ve samimi sunumlarıyla geniş bir izleyici kitlesi kazanmıştır.

    Fırat Albayram, 11 Ocak 1985 tarihinde Nazilli, Aydın’da doğmuş bir oyuncu ve YouTuber’dır. İzmir Bornova Anadolu Lisesi mezunu olan Fırat, tiyatro eğitimini tamamlamak için Haliç Üniversitesi’nde okumuştur. Televizyon dünyasında da kendini kanıtlamış olan Fırat, Adanalı, Suskunlar ve Merhamet gibi başarılı dizilerde rol almıştır. Yetenekli oyunculuğunun yanı sıra, eşi Ceyda Kasabalı ile birlikte Twitch üzerinde canlı yayınlar yapmakta ve Noluyo Ya? kanalında mükemmel içerikler üretmektedirler.

    Ceyda Kasabalı, 3 Ocak 1987 tarihinde İstanbul’da doğmuş bir oyuncu, sunucu ve YouTuber’dır. Kendi alanında başarılı olan Ceyda, çeşitli filmler ve televizyon dizilerinde rol almıştır. Biz Size Döneriz ve Organik Aşk Hikayeleri gibi yapımlarda izleyiciyle buluşmuştur. Ceyda, eşi Fırat Albayram ile birlikte Noluyo Ya? kanalında içerik üretmektedir. İkili, mükemmel bir uyum içinde çalışarak izleyicilere keyifli bir deneyim sunmaktadır.

    Noluyo ya? kanalı, çeşitli konulara odaklanarak izleyicilere bilgi ve eğlence sunmaktadır. Kültür, sanat ve araştırmalar gibi geniş bir yelpazede içerikler üretilmektedir. Kanalın en önemli özelliği, Fırat ve Ceyda’nın kendilerine özgü tarzı ve içtenliğidir. İzleyiciler, bu samimiyetle birlikte sunulan bilgileri keyifle takip etmektedir.

    Fırat Albayram ve Ceyda Kasabalı Albayram’ın YouTube kanalındaki videosu, ilgi çekici bir şekilde başlar. İkili, izleyicileri selamlayarak merak uyandıran bir konuya değinir. Ardından, derinlemesine bir araştırma yaparak konunun detaylarına inerler. Bu sırada, izleyicilere bilgi verirken bir yandan da eğlenceli anekdotlar ve mizahi yaklaşımlarla süslü yorumlar yaparlar. Bu denge, izleyicilerin hem bilgilendirilmesini sağlar hem de eğlenceli bir deneyim sunar.

    Noluyo ya? kanalının en dikkat çekici özelliklerinden biri, Fırat ve Ceyda’nın birbirleriyle olan uyumudur. Çift, içerik üretirken birbirlerini mükemmel bir şekilde tamamlar. Fırat’ın oyunculuk yeteneği ve mizah anlayışı, Ceyda’nın enerjisi ve sunuculuk becerisiyle birleşince ortaya benzersiz bir içerik çıkar. Bu uyum, izleyicilerin kanala olan bağlılığını artıran önemli bir etkendir.

    Noluyo ya? kanalı, sadece Fırat ve Ceyda’nın değil, aynı zamanda Utku Balkan’ın da katkılarıyla büyük bir başarı elde etmiştir. Utku Balkan, kanalın kurgucusu olarak görev yapmaktadır ve 33 yaşındadır. Utku’nun profesyonel yaklaşımı ve yetenekleri, içeriklerin daha akıcı ve etkileyici olmasını sağlamaktadır. Fırat, Ceyda ve Utku’nun birlikte çalışması, Noluyo ya? kanalının yüksek kaliteli içerikler üretmesine katkı sağlamaktadır.

    Noluyo ya? kanalının izleyici kitlesi her geçen gün artmaktadır. Fırat Albayram ve Ceyda Kasabalı Albayram’ın samimiyeti, içtenliği ve bilgi birikimi, izleyicilerin kanala olan ilgisini sürekli canlı tutmaktadır. İzleyiciler, kanalın paylaştığı içerikleri keyifle takip ederken aynı zamanda bilgi sahibi olmanın da tadını çıkarırlar.

    Fırat Albayram’ın “Cancık” terimiyle ilgili espri anlayışı ve Ceyda Kasabalı’nın güçlü kişiliği, kanalın kendine özgü bir tarzı olduğunu ortaya koyar. Fırat’ın “Ceydaseksüel” olarak nitelendirdiği durum, Fırat’ın Ceyda’ya olan ilgisine rağmen diğer kadınlara olan sempatisini ifade eder. Bu tarz ifadeler, izleyicilerin Fırat ve Ceyda’nın samimiyetine ve özgünlüğüne olan bağlılığını artırır.

    Fırat Albayram ve Ceyda Kasabalı Albayram çocuk sahibi olmayı tercih etmemişlerdir. Bu, onların özel bir tercihidir ve izleyiciler tarafından saygıyla karşılanmaktadır. Çift, kendi hayatlarını izleyicilerle paylaşırken aynı zamanda gizliliklerini de korumayı başarmaktadır.

    Sonuç olarak, Noluyo ya? YouTube kanalı, Fırat Albayram ve Ceyda Kasabalı Albayram’ın harika iş birliğiyle Türkiye’nin sevilen içerik üreticileri arasında yer almaktadır. İzleyiciler, bu kanal aracılığıyla kültür, sanat ve araştırmalarla ilgili keyifli ve eğlenceli içeriklere erişebilmektedir. Fırat ve Ceyda’nın samimi sunumları, izleyicilerin kanala olan ilgisini sürekli canlı tutmaktadır. Noluyo ya? kanalının başarısı, Fırat, Ceyda ve Utku’nun birlikte çalışmasının bir sonucudur ve ilerleyen günlerde daha da büyümeye devam edeceği kesindir.

    Noluyo ya? YouTube kanalının başarısı, sadece içeriklerinin kalitesi ve sunumlarıyla sınırlı değildir. Kanal, Fırat ve Ceyda’nın izleyicileriyle kurduğu bağ sayesinde de öne çıkmaktadır. İzleyicilerle etkileşime geçmek, onların sorularını cevaplamak ve onları kanalın bir parçası gibi hissettirmek, Noluyo ya? ekibinin önem verdiği unsurlardır.

    Noluyo ya? kanalında ele alınan konular genellikle kültür, sanat ve araştırma üzerine odaklanmaktadır. Fırat ve Ceyda, çeşitli konuları derinlemesine araştırarak izleyicileri bilgilendirirken, aynı zamanda ilginç ve eğlenceli detayları da paylaşmayı ihmal etmezler. Bu yaklaşım, izleyicilerin sıkılmadan ve keyifle içerikleri takip etmelerini sağlar.

    Noluyo ya? kanalı, sadece YouTube üzerinde değil, Twitch platformunda da aktif olarak yayınlar yapmaktadır. Fırat ve Ceyda, canlı yayınlarında izleyicileriyle doğrudan etkileşime geçer, sorularını yanıtlar ve birlikte oyun oynarlar. Bu interaktif deneyim, izleyicilerin kanala olan bağlılığını artırır ve Noluyo ya? ekibinin topluluğunu daha da güçlendirir.

    Fırat Albayram, oyunculuk kariyeriyle de tanınan bir isimdir. Daha önce Adanalı, Suskunlar, Merhamet gibi popüler televizyon dizilerinde rol almıştır. Bu deneyimleri, Fırat’ın performanslarında ve video içeriklerindeki oyunculuk becerilerinde kendini gösterir. Oyunculuk geçmişi, Noluyo ya? kanalının içeriklerinin kalitesini ve profesyonelliğini artıran bir etkendir.

    Ceyda Kasabalı Albayram, Noluyo ya? kanalının enerjik ve neşeli yüzüdür. Oyunculuk, sunuculuk ve YouTuber olarak aktif olan Ceyda, kendine özgü tarzı ve canlılığıyla izleyicilerin sevgisini kazanmıştır. Ceyda, içeriklerde Fırat’la olan uyumuyla dikkat çekerken, aynı zamanda kendi kişisel projelerine de odaklanmayı başarmıştır.

    Noluyo ya? ekibi, sosyal medyada da aktif olarak varlığını sürdürmektedir. Fırat ve Ceyda, Instagram hesapları üzerinden izleyicileriyle güncel olarak iletişim kurar, paylaşımlar yapar ve yeni içerikler hakkında bilgi verirler. Bu şekilde, izleyicilerle sürekli bir etkileşim halinde olmak ve onların geri bildirimlerini almak, kanalın gelişimine katkıda bulunur.

    Noluyo ya? YouTube kanalı, Türkiye’de popülerlik kazanmış birçok önemli isimle de iş birliği yapmaktadır. Diğer YouTuber’lar, sanatçılar, bilim insanları ve araştırmacılar, kanalda konuk olarak yer alır ve farklı konuları ele alır. Bu iş birlikleri, Noluyo ya? ekibinin izleyicilere daha geniş bir perspektif sunmasını sağlar ve içeriklerin çeşitliliğini artırır.

    Noluyo ya? ekibi, zaman zaman etkinliklere katılır ve canlı gösteriler düzenler. İzleyicilerle birebir buluşmalar, soru-cevap oturumları, oyun etkinlikleri ve daha fazlası, Noluyo ya? topluluğunun bir araya gelmesini ve birlikte eğlenmesini sağlar. Bu etkinlikler, kanalın izleyici kitlesinin sadakatini ve desteklerini güçlendirir. İnternette pelin olcay utku balkan kaç yaşında en çok aratılan kelimeler ancak tam olarak kaç yaşında oldukları bilinmiyor.

    Noluyo ya? YouTube kanalı, Türkiye’de bir fenomen haline gelmiş ve geniş bir izleyici kitlesi kazanmıştır. Fırat Albayram, Ceyda Kasabalı Albayram ve Utku Balkan’ın birlikte çalışmasıyla ortaya çıkan bu kanal, eğlence, bilgi ve kültürü bir araya getiren özgün bir içerik sunmaktadır. Izleyiciler, Noluyo ya? kanalında hem gülmek hem de öğrenmek için keyifli bir yolculuğa çıkabilirler. Bu başarının ardında, Fırat, Ceyda ve Utku’nun tutkulu çalışmaları ve izleyicilerle olan sıcak ilişkileri yatmaktadır. Gelecekte, Noluyo ya? kanalının daha da büyümesi ve daha geniş kitlelere ulaşması beklenmektedir.

  • Hz Dalyan Hakkında 10 İlginç Bilgi

     

    Hz. Danyal, Eski Ahit’in peygamberlerinden biridir ve İslam dininde de saygı duyulan bir figürdür. Yahudi, Hristiyan ve Müslüman inançlarında yer alır. Danyal, İsrail Krallığı’nın Babil İmparatorluğu tarafından işgal edilmesi sonrasında esir alınan ve Babil’de yaşayan Yahudi soylularından biriydi. Danyal’ın en önemli özelliklerinden biri, rüyaları yorumlama kabiliyetidir. Ayrıca, Babil İmparatorluğu’nun kralı Nabukadnezar’ın hükümdarlığı döneminde birçok olaya tanıklık etmiştir. İslam inancında, Danyal adalet ve dürüstlük sembolü olarak görülür ve genellikle yaşlılığı simgeler.

    Hz. Danyal’ın yaşadığı dönemdeki siyasi ve sosyal atmosfer

    Hz. Danyal MÖ 6. yüzyılda Babil İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü bir dönemde yaşamıştır. Bu dönemde Babil İmparatorluğu, dünya çapındaki en büyük imparatorluklarından oluşan ve zengin kültürü, bilim ve matematik alanındaki gelişmeleriyle de ünlüydü.

    Ancak, Babil İmparatorluğu’nun bu döneminde Yahudiler de bir sürgün hayatı yaşıyordu. MÖ 586 yılında, Babil Kralı Nebukadnezar tarafından Kudüs şehri yıkılmış ve Yahudiler büyük bir baskı altında yaşamaya başlamıştı. Bu dönemde Yahudiler, dini inançları ve kültürleri için mücadele etmek zorunda kalmışlardı ve bu da siyasi ve sosyal duyguları oldukça gergin hale getirmişti.

    Hz. Danyal, Yahudi bir peygamberdi ve Babil İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü bu dönemde Yahudilerin yaşadığı zorluklarla karşı karşıya kaldılar. Ancak Hz. Danyal, cesur ve bilge bir lider olarak, Yahudilerin düşmanı ve rehberi haline gelmiştir. Dini inancı ve ilahi vahiyleriyle, insanların manevi yaşamında rehberlik etmiş ve zor zamanlarda umut ve güven üretmiştir.

    Hz. Danyal’ın rüyasında gördüğü ve yorumladığı büyük heykel

    Hz. Danyal’ın rüyasında gördüğü ve yorumladığı büyük heykel, Kitab-ı Mukaddes’in Yeşaya ve Daniel bölümlerinde yer almaktadır. Rüyasında Hz. Danyal, altın başlığı, gümüş gövdesi, tunç kolları ve demir bacakları olan devasa bir heykel görür. Heykelin kırılması ve parçalanması üzerine Hz. Danyal, bu durumun farklı krallıkları temsil ettiğini ve sonunda Tanrı’nın egemenliği tarafından yerine getirileceğini yorumlar. Bu rüya, sırasıyla Babil İmparatorluğu, Pers İmparatorluğu, Yunan İmparatorluğu ve Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasına işaret eder.

    Hz. Danyal’ın aslanlarla olan macerası ve Tanrı’nın onu koruması

    Hz. Danyal’ın aslanlarla olan macerası, Kutsal Kitap’ta bulunan bir hikayeye dayanır. Dönemin Babil Kralı olan Darius, Danyal’a karşı kıskançlık duyguları besliyordu ve Danyal’ın Tanrı’ya olan bağlılığından rahatsızdı. Kral, Danyal’ı yemek yemesi için bir çukura attırdı ve üzerine bir taş koydurdu.Ancak Kutsal Kitap’a göre, Tanrı Danyal’ı korudu ve çukurda bulunan aslanların ağzını kapattı. Ertesi gün kral, Danyal’ı çukurdan çıkardığında onun zarar görmediğini gördü. Bu olay, Danyal’ın Tanrı’ya olan bağlılığının gücünü ve Tanrı’nın onu koruyacağını gösteren bir mucize olarak kabul edilir.

    Hz. Danyal’ın iki aslan ortasında durduğu Yüzüğü

    Hz. Danyal’ın iki aslan ortasında durduğu yüzük hikayesi, İncil’de Daniel Kitabı’nın altıncı bölümünde yer almaktadır. Bu hikaye, Hz. Danyal’ın Babil Kralı Büyük Nebukadnezar’ın hizmetinde olduğu dönemde gerçekleşir. Kral, İsrailoğulları’nın Tanrısı’na inanmayı reddeden insanlar arasından birçok akıllı ve yetenekli kişiyi seçerek sarayına getirir.

    Hz. Danyal da seçilen kişiler arasındadır ve Kral’ın emriyle sarayda hizmet etmeye başlar. Ancak, Kral’ın aslanlara yem edilecek kişiler arasında seçtiği insanları reddeder ve İsrailoğulları’nın Tanrısı’na ibadet etmeyi sürdürür. Bunun üzerine Kral, Hz. Danyal’ı iki aslanın arasına atar. Ancak mucizevi bir şekilde aslanlar Hz. Danyal’a zarar vermezler.

    Ertesi gün, Kral aslanların Hz. Danyal’a dokunmadığını görünce şaşırır ve Hz. Danyal’ı kurtulduğu için Tanrı’ya şükreder. Hz. Danyal ise Tanrı’ya olan inancının bir göstergesi olarak Kral’a hizmet etmeyi sürdürür. Sonrasında ise Hz. Danyal, Kral’ın rüyasını yorumlaması ve Kral’a birçok önemli olayda danışmanlık yapması ile ün kazanır

    Hz. Danyal’ın Babil Kralı Nebukadnezar ile olan ilişkisi

    Hz. Danyal, Babil Kralı Nebukadnezar’ın hükümdarlığı döneminde yaşamıştır ve Kral tarafından görevlendirilmiştir. Kral Nebukadnezar, Kudüs’ü işgal ettiğinde Hz. Danyal ve diğer İsrailoğulları da Babil’e sürgün edilmiştir.

    Hz. Danyal, Kral Nebukadnezar’ın rüyasını yorumlayarak onun gelecekteki krallığının çöküşünü öngörmüştür. Bu nedenle, Kral Nebukadnezar’ın takdirini kazanmış ve kendisine önemli bir konum verilmiştir.

    Ancak Hz. Danyal, Kral Daryus’un hükümdarlığı döneminde haksız yere suçlanarak aslanların bulunduğu bir çukura atılmıştır. Ancak Tanrı’nın yardımıyla aslanlar ona zarar vermemiş ve Hz. Danyal sonunda kurtarılmıştır.

    iHz. Danyal’ın kehanetleri ve peygamberliği

    Hz. Danyal peygamberler arasında yer alır ve İncil’de önemli bir yere sahiptir. Kehanetleriyle tanınır ve gelecekteki olayları doğru bir şekilde öngörmüştür. Bazı kehanetleri arasında şunlar yer alır:

    1. İsrail’in geri dönüşü: Hz. Danyal, İsrail’in yıkılışı ve sürgüne gönderilmesinden sonra, ülkesinin tekrar kurulacağını ve halkının geri döneceğini kehanet etti.
    2. Mesiha’nın gelişi: Hz. Danyal, Mesiha’nın (Mesih) geleceğini ve dünya tarihinde önemli bir rol oynayacağını kehanet etti.
    3. İmparatorlukların yükselişi ve düşüşü: Hz. Danyal, Pers, Yunan ve Roma imparatorluklarının yükselişini ve düşüşünü kehanet etti.
    4. Kıyamet: Hz. Danyal, son günlerde dünyanın sonuyla ilgili kehanetlerde bulundu ve bunlar İncil’de yer aldı.

    Hz. Danyal’ın kehanetleri, hem Yahudilik hem de Hristiyanlıkta büyük bir öneme sahiptir ve birçok kişi tarafından doğru kabul edilir.

    Hz. Danyal’ın Mısır Firavunu için yaptığı rüya yorumları

    Hz. Danyal, MÖ 6. yüzyılda Mısır’ın Pers hakimiyetine girmesinden önce, Babil İmparatorluğu döneminde yaşamış bir peygamberdir. Hz. Danyal’ın Mısır Firavunu için yaptığı rüya yorumu, İncil’deki Yeşaya ve Yeremya gibi diğer peygamberlerin de yaptığı gibi, çağının liderleri arasında önemli bir rol oynamıştır.

    Bir rüya gören Firavun, rüyasını yorumlaması için Hz. Danyal’a başvurmuştur. Firavun, yedi ineğin gölgede oturduğunu ve yedi diğer ineğin bu inekleri yediğini görmüştür. Hz. Danyal bu rüyayı yorumlayarak, yedi inek ve yedi başakın yedi yıl bolluk ve yedi yıl kıtlık anlamına geldiğini söylemiştir.

    Bu kehanet gerçekleşmiştir ve yedi yıl boyunca bolluk yaşanmış, ardından yedi yıl boyunca kıtlık yaşanmıştır. Mısır’daki tarihi kaynaklar, Hz. Danyal’ın bu kehanetinin gerçekleştiğini onaylamaktadır.

    Ayrıca

    Hz. Danyal, Mısır Firavunu Nekho’nun rüyasını yorumlaması için çağrıldı. Firavun, yedi ince başak ve yedi dolgun başak görmüştü. Hz. Danyal bu rüyayı yorumlayarak, yedi dolgun başağın yedi yıl bolluk olduğunu, ardından yedi ince başağın geldiğinde yedi yıl kıtlık yaşanacağını söyledi. Firavun, Hz. Danyal’ın yorumuna hayran kaldı ve onu hazine müdürü olarak atadı. Hz. Danyal bu sayede Mısır’da büyük bir güç kazandı.

    Hz. Danyal’ın mezhebi ve dinî öğretileri

    Hz. Danyal, Yahudilik dinine bağlı bir peygamberdir. Öğretileri arasında tevazu, sabır, sadakat, itaat, adalet, merhamet ve iyilik gibi kavramlar önemlidir. Ayrıca, inancının gereği olarak tek Tanrı inancını savunmuş ve putperestliği reddetmiştir. Kur’an’da da adı geçen Hz. Danyal, İslam dininde de önemli bir yere sahiptir.

    Hz. Danyal’ın İbranice’deki isminin anlamı ve kökeni

    Hz. Danyal’ın İbranice’deki ismi “דָּנִיֵּאל” (“Daniyyel”) olup, “Tanrı benim yargıcım” anlamına gelir. Bu isim, İbranice kökenli bir isimdir ve Tevrat’ta geçen birçok önemli kişinin isimleri arasında yer almaktadır. İbranice’de “dan” kelimesi “yargılamak” veya “hüküm vermek” anlamına gelirken, “El” kelimesi ise Tanrı anlamına gelmektedir. Bu nedenle, Hz. Danyal’ın ismi, Tanrı tarafından yargılanan bir peygamberin ismini yansıtmaktadır.

    Hz. Danyal’ın mezarı ve anma törenleri

    Hz. Danyal’ın mezarı hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Bazı rivayetlere göre, mezarı İran’ın Susa şehrinde bulunmaktadır. Ancak bazı görüşlere göre Hz. Danyal’ın mezarı günümüzde Tarsus’ta bulunmaktadır ve ziyaret edilebilmektedir. Mezarın bulunduğu yer, Makam Camisi olarak bilinmektedir. Danyal Peygamber’in mezarı, İslam ve Hristiyanlık dinlerinde de saygıyla anılan bir yerdir. Ziyaretçiler, mezarın önünde dua ederler ve Hz. Danyal’ın hayatı ve peygamberliği hakkında bilgi alırlar. Ayrıca Hz. Danyal’ın yüzüğü de sembolik olarak korunmaktadır ve ziyaretçilerin ilgi odağıdır.

    Hz. Danyal’ın hikayelerinin sanat ve edebiyattaki yansımaları

    Hz. Danyal’ın hikayeleri, hem sanatta hem de edebiyatta birçok kez ele alınmış ve yansıtılmıştır. Özellikle İslam kültüründe önemli bir yeri olan Danyal Peygamber’in hikayeleri, Kuran’da da yer almaktadır ve bu nedenle İslami edebiyatta oldukça yaygındır.

    Sanatta, Danyal Peygamberin heykeli ve resimleri yapılmıştır. Özellikle Rönesans döneminde Danyal Peygamberin hikayeleri çok popülerdi ve birçok ressamın ilham kaynağı oldu. Leonardo da Vinci’nin ünlü eseri “Danyal Peygamberin Son Yargısı” da bu dönemde yapılmıştır. Ayrıca, Danyal Peygamberin maceraları İtalyan yazar Dante Alighieri’nin İlahi Komedya’sında da yer almaktadır.

    Edebiyatta ise, Danyal Peygamberin hikayeleri hem İncil’de hem de Kuran’da yer aldığı için Hristiyan ve İslami edebiyatta önemli bir yeri vardır. Ayrıca, Danyal Peygamberin hikayeleri Yahudi edebiyatında da yer almaktadır. Özellikle Ortaçağ edebiyatında Danyal Peygamberin hikayeleri çok popülerdi ve birçok yazarın eserlerinde yer aldı. Örneğin, Geoffrey Chaucer’in “Canterbury Hikayeleri”nde Danyal Peygamberin hikayelerine yer verilmiştir.

    Günümüzde de Danyal Peygamberin hikayeleri, birçok yazarın ve sanatçının ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.

    Danyal Peygamber Kabri – Makam-ı Şerif Câmii Konumu

  • Melek Ansiklopedisi

     

    Melek, birçok din ve inanç sistemine göre, insanlardan farklı bir varlık olarak kabul edilen ve genellikle tanrıya hizmet eden bir varlıktır. Melekler, bazen insanlarla iletişim kurmak ve onlara yardım etmek için aracılık ederler. Meleklerin genellikle insana benzeyen bir görünümleri vardır ve kanatları ile tasvir edilirler. Meleklerin sayısı, özellikleri ve görevleri farklı inanç sistemlerine göre değişebilir.

    Melek Nedir?

    Melek, pek çok din ve inanç sistemlerinde bulunan, genellikle insana hizmet etmek üzere yaratılmış varlıklardır. Meleklerin varlığı, inanç sistemlerine ve kaynaklarına göre farklı şekillerde tasvir edilir.

    Meleklerin İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik’te öne çıktığı bilinir. İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik’te, melekler genellikle Allah (İslam), Tanrı (Hristiyanlık) veya YHVH (Yahudilik) tarafından yaratılmış ruhani varlıklardır. Bu üç dinde, meleklerin insanlarla iletişim kurdukları, insanlara yardım etmek için gönderildikleri ve günahkarları cezalandırmak için de görevlendirildikleri düşünülür.

    Meleklerin özellikleri ve görevleri, inanç sistemlerine göre farklılık gösterir. Ancak, meleklerin genellikle yüksek bir zeka seviyesine, güçlü bir iradeye, güzellik ve ışıltıya sahip oldukları kabul edilir. Ayrıca, meleklerin gökyüzünde yaşadıkları, kanatları olduğu ve Tanrı’nın hizmetinde olduklarına inanılır.

    İnanışlara göre, meleklerin farklı hiyerarşik seviyeleri vardır. Örneğin, Hristiyanlık’ta, meleklerin hiyerarşisi şöyle sıralanır: Seraphimler, Kerubimler, Tahtlar, Efendiler, Güçler, İlhamlar, Melekler ve Arkangeller.

    Melekler, inanç sistemlerinde farklı şekillerde isimlendirilir. İsimlerinin anlamları ve görevleri de genellikle farklıdır. Ancak, meleklerin görevlerinin genellikle insanlara yardım etmek, insanları korumak ve günahkarları cezalandırmak olduğu düşünülür.

    Sonuç olarak, meleklerin doğası, özellikleri ve görevleri hakkında pek çok farklı inanç sistemi bulunmaktadır. Ancak, genel olarak melekler, insanlarla iletişim kurarak yardım etmek, korumak ve Tanrı’nın emirlerini yerine getirmek için yaratılmış ruhani varlıklardır.

    Meleklerin Görevleri

    4 Element Meleği

    Ateş : Seraph & Nathaniel

    Hava : Cherub

    Su : Tharsus

    Toprak : Ariel

    4 Rüzgarın Meleği

    Güney : Uriel & Raphael

    Doğu : Michael

    Batı : Raphael

    7 Cennetin 7 Baş Melekleri Ve Temsil Ettikleri Burçlar

    Gabriel, ilk cennetin ve Ay gezegeninin hükümdarıdır. Yengeç burcunu temsil eder.

    Raphael, 2.cennetin ve Merkür gezegeninin hükümdarıdır. Ikizler ve Başak burçlarını temsil eder.

    Anael, 3.cennetin ve Venüs gezegeninin hükümdarıdır. Boğa ve Terazi burçlarını temsil eder.

    Michael, 4.cennetin ve Güneş gezegeninin hükümdarıdır. Aslan burcunu temsil eder.

    Samael, 5.cennetin ve Mars gezegeninin hükümdarıdır. Koç ve Akrep burçlarını temsil eder.

    Sachiel, 6.cennetin ve Jüpiter gezegeninin hükümdarıdır. Yay ve Balik burçlarını temsil eder.

    Caffiel, 7.cennetin ve Satürn gezegeninin hükümdarıdır. Oğlak ve Kova burçlarını temsil eder.

    Cennetin Prensleri

    Akatriel (Akatreil): Saklı kalmış gerçekleri ve çözülemeyen mistik olayları ortaya çıkarır.

    Aanfiel: Merkabah’ın yargıç meleklerinin reisi.

    Barakiel (Barkiel, Barbiel): Seraphim’in yöneticisi, Subat ayının görevlisi ve 7 Baş Melekten bir tanesidir.

    Camael (Kemuel): Powers’in reisi, ilahi adalet taraftarı olan bu melek, Tanrı’nın huzurunda bulunan 7 melekten bir tanesidir.

    Chayyiel: Cherubim’in reisidir.

    Gabriel: İlan etme, yeniden diriliş, merhamet ve intikam alma meleği olan Gabriel 1. cenneti prensi olarak yönetir, cennetteki meleksel yaratıkların reisidir.

    Galgaliel: Güneş’in meleklerinin reisidir.

    Haniel (Anael): Principalities ve Virtues’in reisi, 7 Baş Melekten bir tanesi, Aralık ayının meleğidir.

    Iofiel: 7 Baş Melekten bir tanesi, cennetteki krallıkların reisidir.

    Jehoel (Jaoel): Huzur ve höşgorü prensi.

    ****tron: Cennette görev alan bakanların prensi, Cennet’in Başbakanı.

    Michael: Tanrı’nın sağ kolu, inançlıların kurtarıcısı, pişmanlık ve tövbe etmenin meleği.

    Phanuel (Raguel): Kefaret’in Baş Meleği, huzur Prensi.

    Radueriel (Vretil): Kayıt tutan melek; melek korosunun lideri ve kendisinden küçük meleksel yaratıkların yaratıcısıdır.

    Raphael: İyileştirmenin meleği, bilim ve matametik destekçisi , huzur prenslerinden bir tanesi ve Günes’in reislerindendir.

    Raziel (Galizur): Esrar ve gizdemin reisi, Adem’in öğretmenlerinden bir tanesi ve iyi haber mujdecisidir.

    Rikbiel: Kutsal Savaş Ordusunun reisi, Merkabah Meleklerinin Prensi.

    Sopheriel Mehayye ve Sopheriel Memeth: Merkabah’ın reis meleklerinden iki tanesi (toplam sayı 8’dir). Hayat ve ölüm kitaplarının koruyucuları.

    Soqued Hozi: Kutsal denge ve eşitligin koruyucusu. Merkabah’ın 8 reis meleğinden bir tanesi. Tanrı tarafından kılıç ile kutsanmıstır.

    Sandalphon (orjinali Elijah): Güç ve başarının meleği. ****tron’un ikiz kardesi.

    Shemuil: Israil’in duacıları ile 7.cennetin prensleri arasında arabuluculuk yapar.

    Suriel: Ölüm Meleklerinin en hayırseveri, bir huzur prensi.

    Irin: İkizi Quaddisin ile adalet konsol’unu yönetirler.

    Tzadkiel: Kutsal adalet meleği.

    Uriel: Kurtuluş Baş Meleği.

    Zagzagel: Akıl meleği ve 4.cennetin baş reisi

    Cennetin Katları

    CENNETİN İLK KATI
    (Shamayim)

    Cennetin en alçak katıdır. Shamayim Dünya ile sınırdır ve Gabriel tarafından yönetilir.
    Bulutları, rüzgarları ve üst suları ihtiva eder ve yıldızları yöneten 200 astronom meleğin evidir.

    CENNETİN İKİNCİ KATI
    (Raquia)

    Raquia, Zachariel ve Raphael melekleri tarafından yönetilir.
    Bu cennet katında hapsolmuş Fallen Angel’lar (Düşen Melekler) tamamen karanlıkta son yargılamayı beklerler.

    CENNETİN ÜÇÜNCÜ KATI (Shehaqim)

    Enoch’a göre, cehennem cennetin üçüncü katının sınırları içinde durmaktadır. Sagun; Anael ve üç adet ikincil melek: Jagniel, Rabacyel ileDalquiel tarafından yönetilirdi ve İslamik ölüm meleği Izra’il (Azrail) burada ikamet eder. Burada kötülere melekler tarafından işkence uygulanır. Güney bölgesinde ise; erdemli, iyi ruhların ölümden sonra gideceği Eden’in Bahçesi olduğu düşünülen cömert cennet bahçesi bulunmaktadır.

    CENNETİN DÖRDÜNCÜ KATI (Machanon)

    Michael tarafından yönetilir, cennetin dördüncü katıdır, “Göksel Kudüs, kutsal tapınak ve onun sunagının yeridir” (Godwin,s. 122). Enoch’a göre , aslında Eden’in Bahçesi üçüncü cennette değil burada bulunmaktadır.

    CENNETİN BEŞİNCİ KATI (Mathey)

    Mathey (Aaron) Tanrı’nın ve öç alma meleklerinin evidir. Kuzey sınırları Sandalphon tarafından yönetilir. Ayrıca Fallen Grigorilerin (Watchers) yuvasıdır. Diğer bir yandan güney bölgesinde; durmadan Tanrı’ya şükreden melekler bulunmaktadır.

    CENNETİN ALTINCI KATI (Zebul)

    Cenettin 6. katı sabahları Zebul, akşamları Sabbath tarafından yönetilir. Bu fırtınalı, kar baskınına uğramış tepe 7 anka kuşu ile 7 ilahi söyleyen Cherubimin yaşadıkları yerdir. Bunların dışında pek çok melek tarzı yaratık da burada astroloji, ekoloji ve insan türlerini çalışmak üzere ikamet eder.

    CENNETİN YEDİNCİ KATI (Araboth)

    Cennetlerin en kutsalıdır. Araboth, Cassiel tarafından yönetilir ve Tanrı’nın kutsal tahtının bulunduğu cennettir. Ayrıca yüksek melekler de burdadırlar; Seraphim, Cherubim ve Thrones. Cennetin yedinci katı doğmayı bekleyen insan ruhlarının saklandığı yerdir. Tanrı ve Torah’ın prensi Zagzagel de burda otururlar.

    Melek Alfabeleri

    Ibranilerden öğrenilen Celestial ve Enochian Alfabelerine ayrıca “Melek Alfabeleri” de denir. Isa’nın öldüğü eski zamanlarda araştırmacılar Melek Hükümdarlıkları üzerinde ciddi çalışmalar yapmaya başladılar. O zamanlar Hristiyanlık ve din cok ciddi konulardı. Hükümdarlar kimin din hakkında bilgi verip konuşabileceği ve kimin konuşamayacağı üzerine sıkı kurallar koymuşlardı. Bu araştırmacılar gibi yasal olmayan yollardan çalışmalar yapmak hükümet tarafından kötü cezalara çarptırılıyordu.

    Bu alfabelerin ibranilerin alfabeleri degiştirilerek meydana getirildiği ve kutsal melek ve Tanrı sembolleri içerdiği belirtilmiştir.

    Celestial Alfabesi—————————Enochian Alfabesi

    Bilinen Tüm Melekler

    İsrafil (İsrail) – İslam

     Kıyamet gününde sur borusunu üfleyecek olan melektir. O gün sur borusu ilk kez üflendiğinde dünyada yaşayan tüm insanlar ölecektir. İkinci kez üflendiğinde ise yaratılmış olan tüm insanlar ve cinler Allah’ın huzurunda toplanacaktır. 

     İsrafil’in bir diğer görevi ise Levh-i Mahfuz’u korumaktır. Göğün yedinci katında bulunan Levh-i Mahfuz’un içinde gerçekleşmiş olan ve gerçekleşecek tüm olaylar yazılıdır. Kitab-ı mestur adıyla da bilinen bu levhada insanlara ve alemlere dair sırlar da vardır. Bu bilgilerin ve sırların şeytan tarafından çalınmasını engellemek için İsrafil görevlendirilmiştir. 

     İsrafil’in Kuran’ı Kerimdeki adı Münadi’dir. Nida kelimesinden türetilen Münadi, çağıran ve davet eden demektir. İsrafil mahşer gününde sur borusuna üfleyeceği için kendisine bu isim verilmiştir. 

     Azrail – İslam, Hristiyanlık, Musevilik

    Azrail veya Azrael, İslam, Yahudilik ve Hristiyanlıkta yer alan bir melektir ve genellikle ölüm meleği olarak tanınır. Azrail’in görevi, insanların hayatlarının sonunda ölümlerini yönetmektir.

    İslam’da Azrail, “ölüm meleği” veya “ölüm meleği Azrail” olarak bilinir. İslam’da Azrail, Allah’ın emriyle insanların hayatlarının sonunda ruhlarını bedenlerinden ayıran melek olarak tasvir edilir. Kur’an’da Azrail, insanların hayat süreleri ve ölüm anlarının kaydedildiği bir defter tutan melek olarak geçer.

    Yahudilik ve Hristiyanlıkta ise Azrail, ölüm meleği olarak bilinir. Yahudilikte, Azrail’in görevi, ruhların ölüm anında bedenlerinden ayrılmasına yardımcı olmaktır. Hristiyanlıkta ise Azrail, ölüm meleği olarak kabul edilir ve genellikle insanların öldükten sonra cennete veya cehenneme gitmeden önce ruhlarını aldığına inanılır.

    Tüm bu dinlerde, Azrail’in ölüm ve sonrasıyla ilgili görevleri nedeniyle korkulan bir melek olarak kabul edilir. Ancak aynı zamanda, insanların ölüm sürecinde rahatlamalarına ve huzurlu bir şekilde ölmelerine yardımcı olduğuna da inanılır.

    Kuran’ı Kerimde Azrail ismi geçmez. Bunun yerine ölüm meleği anlamına gelen Melek’ül Mevt ismi geçer.

    Ölüm melekleri Naşitat ve Naziat olarak ikiye ayrılır. İslam inancına göre şirk, kul hakkı, yalan, hırsızlık ve zina gibi büyük günahları işleyen kulların ruhlarını Naziat meleği alacakları. Naziat, şiddetle söküp çıkaran demektir.

    Naşitat ise ruhları yavaşça alan manasına gelir. Hayırlı ameller işleyen, haramdan sakınan, Allah’ın emir ve yasaklarına uyan kulların canını Naşitat adlı meleklerden biri alacaktır. 

     Mikail – İslam, Hristiyanlık, Musevilik

     Tabiat olaylarını düzenleyen ve kulların Allah katında belirlenmiş rızıklarını taksim eden meleğe Mikail denir. Dört büyük melekten biri olan Mikail, İncil ve Tevrat’ta da geçer. 

    Cebrail (Cibril-Djibril) – İslam, Hristiyanlık, Musevilik

     Kuran’ı Kerimde Ruh’ül Kudüs adıyla geçen Cebrail’in görevi peygamberlere vahit getirmektir. İstediği her kılığa girebilen Cebrail, Allah’a en yakın olan melektir. Bu nedenle kendisine Melek-i Mukarreb denmiştir. Cebrail, peygamberlere vahiylerin aslını açıklamış ve belli başlı ibadetlerin nasıl yapılması gerektiğini göstermiştir. Kuran’daki birçok ayette ve hadis kaynaklarında, Cebrail’in Hz. Muhammed’e nasıl namaz kılınacağı öğrettiği yazılıdır. 

     Münker ve Nekir – İslam

     İslam inancına göre bu dünya ile ahiret arasındaki geçiş alemine berzah alemi denir. Berzah aleminde bekletilen ruhların ilk sorgusu kabirde yapılacaktır. Münker ve Nekir adlı meleklerin soracağı sorulardan bazıları şunlardır: Dinin ne? Peygamberin kim? Bu sorulara doğru cevap vermeyenler kabir azabı çekecektir. Doğru yanıt verenler ise mahşer gününe kadar Melekut Aleminde olacaktır. 

    Kiramen Katibin – İslam

     Kiramen Katibin ifadesi Kuran’ı Kerim’in birçok ayetinde geçer. Anlamı ”yazıcı melekler” olan Kiramen Katibin, insanın sağ ve sol omzunda bulunur. Sağ omuzda bulunan meleğin adı Rakib’dir ve insanın sevaplarını yazar. İnsanın sol omzunda bulunan melek ise günahları yazar. Bu meleğin adı ise Atid’dir. 

     Müheymin Melekleri – İslam

     Erzurumlu Hakkı Efendi’nin Marifetname adlı eserinde detaylı bir şekilde anlatılan Müheymin melekleri, tasavvufta önemli bir yer tutar. Müheymin Melekleri, Ayan’ı Sabite’de bulunur ve Allah’ın varlık dairesine tecelli eden Zat’ını seyrederler.

    A’albiel – Archangel Michael’ın bir yardımcısı.

    A’albiel, birçok farklı inanç sistemine göre melekler hiyerarşisinde yer alan bir melektir. A’albiel’in özellikle Yahudi mistisizmi ve Gnostik Hristiyanlık gibi inanç sistemlerinde bahsedildiği bilinir.

    A’albiel’in İbranice ismi, “Tanrı’nın itaati” anlamına gelir ve Archangel Michael’ın bir yardımcısı olarak kabul edilir. Gnostik Hristiyanlıkta ise A’albiel, ilahi bilgelik ve ışıkla ilgili bir melek olarak tasvir edilir.

    A’albiel’in görevleri ve özellikleri konusunda farklı inanç sistemleri arasında farklılıklar olsa da, genel olarak A’albiel’in Tanrı’nın emirlerini yerine getirmek için yaratılmış bir melek olduğu düşünülür. Bazı inanç sistemlerinde A’albiel, insanların düşünceleri ve duyguları üzerinde etkisi olan bir melek olarak da kabul edilir.

    A’albiel’in tasvir edildiği şekil ve özellikler konusunda da farklılıklar olsa da, genellikle güzel bir görünüme sahip olduğu ve kanatları olduğu kabul edilir. Bazı inanç sistemlerinde A’albiel’in insanlara doğru yolu göstermek için rehberlik ettiği de söylenir.

    Sonuç olarak, A’albiel bir melek hiyerarşisinde yer alan ve genellikle Archangel Michael’ın bir yardımcısı olarak kabul edilen bir melektir. A’albiel’in görevleri ve özellikleri konusunda farklı inanç sistemleri arasında farklılıklar olsa da, genel olarak Tanrı’nın emirlerini yerine getirmek için yaratılmış bir melek olarak kabul edilir.

    Abel – 4. Cennet’in Meleği

    Abel, birçok farklı inanç sistemine göre melekler hiyerarşisinde yer alan bir melektir. Abel’in özellikle Hristiyan ve Yahudi inancında önemli bir yeri vardır.

    Abel, Hristiyan inancında Cennet’e yükselmiş olan kişilerin sorgulandığı meleklerden biridir. İsa’nın çarmıha gerilmesinden sonra Cennet kapıları açıldığında, insanların ruhları önce Abel tarafından sorgulanır ve ardından Cennet’e kabul edilirler.

    Yahudi inancında ise Abel, 12 yüce melekten biridir ve 4. Cennet’in meleği olarak kabul edilir. Abel’in görevi, insanların dualarını Tanrı’ya iletmek ve Tanrı’nın emirlerini yerine getirmek için diğer meleklerle birlikte çalışmaktır.

    Abel’in tasvir edildiği şekil ve özellikler konusunda farklılıklar olsa da, genellikle güzel bir görünüme sahip olduğu ve kanatları olduğu kabul edilir. Bazı inanç sistemlerinde Abel, insanların koruyucu meleği olarak da kabul edilir.

    Sonuç olarak, Abel bir melek hiyerarşisinde yer alan ve özellikle Hristiyan ve Yahudi inancında önemli bir yeri olan bir melektir. Abel’in görevi, insanların ruhlarını sorgulamak ve Tanrı’nın emirlerini yerine getirmek için çalışmak gibi farklı görevler olsa da, genellikle Cennet’e yükselmiş kişilerin sorgulanmasında yer aldığı kabul edilir.

    Achaiah – Sabırın ve Doğanın Meleği

    Achaiah, farklı inanç sistemlerinde meleklerin hiyerarşisinde yer alan bir melektir. Özellikle metafizik, ezoterik ve mistik inançlarla ilgilenenler arasında yaygın olarak bilinir.

    Achaiah, sabırın ve doğanın meleği olarak kabul edilir. Bu nedenle, doğal dünyayla bağlantılı olan tüm konularda yardım sağlamak için çağrılabilir. Aynı zamanda, sabır, sebat ve dayanıklılık gibi nitelikleri güçlendirmek için de çağrılabilir.

    Achaiah’in bazı inanç sistemlerinde insanların koruyucu meleği olarak da kabul edilir. İnsanların hayatındaki zorluklarla başa çıkmalarına yardımcı olmak için doğru yolu gösterir ve onların yanında durur.

    Achaiah’in tasvir edildiği şekil ve özellikler konusunda farklılıklar olsa da, genellikle güzel bir görünüme sahip olduğu ve kanatları olduğu kabul edilir.

    Sonuç olarak, Achaiah sabırın ve doğanın meleği olarak kabul edilir. İnsanların doğal dünya ile bağlantılı konularda yardım sağlaması için çağrılabilir ve aynı zamanda insanların koruyucu meleği olarak da kabul edilir.

    Af Bri – Yağmuru Kontrol Eden Melek

    Af Bri, farklı inanç sistemlerinde yer alan bir melektir ve özellikle İskandinav mitolojisinde yer alır. Af Bri, yağmurun kontrolünü sağlayan bir melek olarak kabul edilir.

    Af Bri’nin İskandinav mitolojisindeki adı “Aegir”dir. Deniz tanrısı olarak da kabul edilir ve sadece yağmur değil, denizlerin kontrolünü de sağlar. İskandinav mitolojisindeki yerine bağlı olarak, Af Bri yağmurun yarattığı selleri kontrol etmek, denizcileri korumak veya denizlerin huzurunu sağlamak için çağrılabilir.

    Af Bri’nin tasvir edildiği şekil ve özellikleri, farklı İskandinav mitolojilerine göre değişebilir. Bazı tasvirlerde, Af Bri suyun içinde ya da denizde görünürken, diğer tasvirlerde insan şeklinde tasvir edilir.

    Af Bri, yağmurun kontrolünü sağlayan bir melek olarak kabul edilir. İskandinav mitolojisinde yer aldığı için özellikle bu mitolojilere ilgi duyan insanlar tarafından bilinir ve araştırılır.

    Aftiel – Alacakaranlık Meleği

    Aftiel, farklı inanç sistemlerinde yer alan bir melektir ve özellikle Yahudi ve Hristiyan inançlarındaki melek hiyerarşisinde yer alır. Aftiel, alacakaranlık meleği olarak kabul edilir.

    Aftiel’in Yahudi ve Hristiyan kaynaklardaki tasvirleri ve görevleri farklılık gösterir. Ancak genellikle, günün son ışıkları sönerken gökyüzünde beliren, alacakaranlıkta koruyucu bir melek olarak tanımlanır.

    Aftiel aynı zamanda, diğer meleklerle birlikte Tanrı’nın emirlerini yerine getirmekle görevlidir. Bazı kaynaklarda, insanların cennete gitmeden önce Aftiel tarafından sorgulandığı da belirtilir.

    Aftiel’in tasvir edildiği şekil ve özellikleri de farklılık gösterir. Bazı kaynaklarda, Aftiel büyük kanatları olan, güzel bir melek olarak tasvir edilirken, diğer kaynaklarda daha karanlık bir görünüme sahip olabilir.

    Sonuç olarak, Aftiel alacakaranlık meleği olarak kabul edilir ve Yahudi ve Hristiyan inançlarında melek hiyerarşisinde yer alır. Koruyucu bir melek olarak tanımlanır ve Tanrı’nın emirlerini yerine getirmekle görevlidir.

    Akatriel – Esrar meleği

    Akatriel, farklı inanç sistemlerinde yer alan bir melektir ve genellikle Yahudi ve Hristiyan inançlarındaki melek hiyerarşisinde yer almaz. Ancak, bazı kaynaklarda Akatriel’in, esrar meleği olarak bilindiği ve suçluların cezalarının ilan edildiği söylenir.

    Akatriel’in tasviri ve özellikleri hakkında pek fazla bilgi bulunmamaktadır. Ancak, bazı kaynaklarda Akatriel’in, Tanrı’nın adaletini yerine getirmekle görevli olduğu ve yargılanan suçluların cezalarını belirlediği belirtilir.

    Esrar meleği olarak bilinen Akatriel, bazı kaynaklarda doğanın güçlerini de kontrol ettiği söylenir. Bazı gizli öğretilerde ise Akatriel’in, insanlara doğru yolu bulmaları için yardımcı olduğu ve bilgeliği temsil ettiği ifade edilir.

    Ancak, Akatriel hakkındaki bilgilerin büyük bir kısmı efsanelere ve gizli öğretilere dayanır ve tam olarak doğrulanamaz. Dolayısıyla, Akatriel’in varlığı ve özellikleri konusunda farklı görüşler bulunabilir.

    Sonuç olarak, Akatriel esrar meleği olarak bilinir ve bazı kaynaklarda suçluların cezalarını belirlediği söylenir. Ancak, Akatriel’in özellikleri ve varlığı hakkında kesin bir bilgi yoktur ve bu konuda farklı görüşler bulunabilir.

    Ambriel – İnsanların Özgürlüklerini Korur

    Ambriel, farklı inanç sistemlerinde yer alan bir melektir ve genellikle Yahudi ve Hristiyan inançlarındaki melek hiyerarşisinde yer almaz. Ancak, bazı kaynaklarda Ambriel’in, özgürlük ve iletişim meleği olarak bilindiği söylenir.

    Ambriel’in tasviri ve özellikleri hakkında pek fazla bilgi bulunmamaktadır. Ancak, bazı kaynaklarda Ambriel’in, insanların düşüncelerini açıklama ve özgürce ifade etme özgürlüğünü korumakla görevli olduğu belirtilir.

    İnsanların düşüncelerini ve fikirlerini özgürce ifade etmeleri, toplumda çeşitliliği ve farklı düşüncelerin özgürce ifade edilmesini sağlar. Ambriel’in, bu özgürlüğü koruyarak insanların özgür iradelerini kullanmalarına yardımcı olduğu düşünülür.

    Ayrıca, bazı kaynaklarda Ambriel’in, insanların birbirleriyle iletişim kurmasına ve anlaşmazlıkların çözülmesine yardımcı olduğu da belirtilir. Bu sayede, toplumda uyum ve barışın korunması amaçlanır.

    Anael – 2.Cennet Meleği

    Anael, farklı inanç sistemlerinde yer alan bir melektir ve genellikle Yahudi ve Hristiyan inançlarındaki melek hiyerarşisinde yer almaz. Ancak, bazı kaynaklarda Anael’in, sevgi, güzellik ve sanat meleği olarak bilindiği söylenir.

    Anael’in tasviri ve özellikleri hakkında pek fazla bilgi bulunmamaktadır. Ancak, bazı kaynaklarda Anael’in, aşk, romantizm ve yaratıcılıkla ilişkili olduğu belirtilir. Ayrıca, Venüs gezegeni ve aşk tanrıçası Afrodit ile bağlantılıdır.

    Anael’in, başka bir kaynakta ise 2. Cennet’in meleği olarak geçtiği ve dünya üzerindeki krallıkları yönettiği söylenir. Bu kaynaklarda Anael, hükümdarlık, adalet ve güçle ilişkilendirilir.

    Yine başka bir kaynakta ise Anael’in, insanların kişisel güzelliklerini keşfetmelerine yardımcı olduğu belirtilir. Anael’in, insanların içlerindeki güzellikleri keşfetmelerine ve kendilerini ifade etmelerine yardımcı olarak, daha mutlu ve tatmin edici bir yaşam sürmelerine yardımcı olduğu düşünülür.

    Anafiel – Merkabah’in Baş Meleği

    Anafiel, farklı inanç sistemlerinde yer alan bir melek olup genellikle Yahudi, Hristiyan ve İslam inançlarında yer almaz. Ancak, bazı gnostik kaynaklarda Anafiel, Merkabah’in Baş Meleği olarak bilinir.

    Merkabah, İbrani kökenli bir kelime olup “Taşıyıcı Araba” veya “Throne Chariot” anlamına gelir. Bu terim, Yahudilikteki mistik gelenekte kullanılan bir terimdir ve Tanrı’nın tahtına çıkmanın yollarını araştıran insanların deneyimlerini ifade etmek için kullanılır.

    Anafiel’in, Merkabah’ın Baş Meleği olarak bilinmesi, onun kutsal varlığın koruyucusu ve koruyucusu olduğu anlamına gelir. Merkabah’ın, Tanrı’nın tahtının ve kutsal varlığın sembolü olduğu düşünüldüğünde, Anafiel’in bu meleksel varlıkları koruyup yönlendirdiği kabul edilir.

    Anafiel’in özellikleri hakkında pek fazla bilgi bulunmaz. Ancak, bazı kaynaklarda Anafiel’in, sevgi, merhamet ve şefkat meleği olarak da bilindiği söylenir. Anafiel’in, insanlara ilham verdiği, onların ruhlarını yükselttiği ve iyilikle dolu bir hayat sürmelerine yardımcı olduğu düşünülür.

    Ashriel – Ölenlerin Ruhlarını Bedenden Ayıran Melek

    Ashriel, ölenlerin ruhlarını bedenlerinden ayıran melek olarak bilinir. İbrani mitolojisinde, Ashriel ölüm meleği olarak da anılır ve bazı kaynaklarda “Ölüm Meleği’nin Asası”nın sahibi olarak bilinir.

    Ashriel’in görevi, insanların hayatlarının sonunda bedenlerinden ayrılmalarını sağlamak ve ruhlarını diğer dünyalara götürmektedir. Yahudi inançlarında, Ashriel’in görevi, kişinin ölümünü bekleyen melekler arasındadır ve insanların ölümünden önceki son nefeslerini verirken onların yanında bulunur.

    Bazı inanç sistemlerinde Ashriel, ölüm ve yargı meleği olarak da anılır. Ölen kişinin ruhunu bedeninden ayırdıktan sonra, Ashriel, ruhun dünyadaki davranışlarını değerlendirir ve onu cennete veya cehenneme götürür.

    Ashriel’in aynı zamanda, dünya üzerindeki acıların ve üzüntülerin meleği olarak da bilindiği söylenir. Bazı kaynaklarda, Ashriel, insanların acılarını hafifletmek ve onları teselli etmek için görevlendirilmiştir.

    Baabiel – 1. Cennet’in Meleği

    Baabiel hakkında çok fazla bilgi mevcut değildir ve çoğunlukla eski Kabbalah kaynaklarında yer almaktadır. Baabiel’in görevi, yaratılışın oluşumunu ve ilahi sırların korunmasını sağlamaktır. Bazı kaynaklarda, Baabiel’in Tanrı’nın adının gizli anlamlarını açıklaması ve insanların ruhsal evrimlerini kolaylaştırması için görevlendirildiği belirtilmektedir. Ancak, diğer kaynaklar bu melek hakkında farklı görevler ve nitelikler atfetmektedir.

    Barkiel – Işık meleği

    Barkiel, bazı geleneklerde Uriel olarak da bilinen bir melektir. Adı “Tanrı’nın Yıldırımı” veya “Tanrı’nın Çekici” anlamına gelir. Barkiel’in görevi, ışık, güç ve enerji getirmektir. Bazı kaynaklarda, doğanın döngüleri ve evrensel denge konularında da rol oynadığı söylenmektedir. Barkiel ayrıca, insanların içsel aydınlanma ve ruhsal gelişimlerini kolaylaştırmak için de yardımcı olabilir. Gnostik geleneğinde, Barkiel, dünyevi ışığın kaynağı olarak kabul edilir ve insanların doğal olarak sahip oldukları ışıkla bağlantı kurmalarına yardımcı olur.

    Bethor – Jüpiter’i Yönetir

    Bethor, Ortaçağ döneminden beri kabalistik geleneğin bir parçası olan bir melektir. Adı, “Tanrı’nın Gücü” veya “Tanrı’nın Kudreti” anlamına gelir. Bethor’un görevi, Jüpiter gezegenini yönetmektir. Jüpiter, antik astrolojide zenginlik, bolluk, refah, adalet ve doğrulukla ilişkilendirilen bir gezegendir. Bethor, bu niteliklerin kaynağı olarak kabul edilir ve insanlara bolluk ve bereket getirmek için yardımcı olur. Ayrıca, insanların içsel gücünü ve yaratıcılıklarını artırmalarına da yardımcı olduğu düşünülmektedir. Kabalistik geleneğe göre, Bethor aynı zamanda Yaratıcılık Ağacı’nın altıncı sefirası olan Tiferet’i temsil eder.

    Black Angels(Kara Melekler) | Fallen Angels(Düşen Melekler)

    Kara Melekler terimi, genellikle İslam topraklarında “düşmüş melekler” kullanımı kullanılır. İslam inancına göre, Allah’ın emirlerine karşı gelen bazı melekler, İblis (Şeytan) tarafından sahiplenilmişinde isyan etmiş ve Cennet’ten kovulmuştur. Bu düşmüş meleklerin sayısı kesin olarak bilinmemekle birlikte, İslam inancına göre İblis dışında yedi büyük düşmüş melek vardır. Bunlar, Harut, Marut, Azazel, Samael, Azazil, Iblis ve Eblis olarak bilinir.

    Bazı diğer inançları def edilmiş melekler veya karanlık melekler gibi kavramlar mevcuttur. Örneğin, Hristiyan inancına göre, Şeytan (Lucifer) tarafından yönetilendeki bir grup melek isyan etmiş ve Cennet’ten düşmüştür. Bu meleklerin sayısı kesin olarak belirtilmemiştir.

    Blinded Angels – Şeytan

    “Blind Angels” veya “Blindfolded Angels” gibi ifadeler, genellikle Hristiyanlık ve İslam gibi dinlerde yer almaz ve daha modern mistik veya ezoterik öğretilerde kullanılır.

    “Blind Angels” ifadesi, bazı kaynaklarda kötülük veya karanlık güçler tarafından kontrol edilen melekleri görmek için kullanılır. Bu melekler, genellikle karanlık bir enerji tarafından örtüldüğü veya gözlerin bağlandığı söylenir. “Blindfolded Angels” ifadesi ise, daha çok manevi gelişim ve meditasyon gibi konularla ilgilenen öğretilerde kullanılır. Bu ifade, kişinin zihin gücüyle meleklerin özelliklerini algılamasını sağlamak amacıyla kullanılır.

    Ancak bu kullanımların kullanımı geniş kapsamlı ve genellikle daha yaygın olan melek isimleri veya özellikleri tercih edilir.

    Blaef – Hava ve Rüzgar Meleği / Cuma Meleği

    Hakkında pek bir bilgi yok.

    Boel – Dünyanın 4 Köşesinin Anahtarları Onda Gizli

    Boel 7 melekten bir tanesidir. Daha önceden 1.cennette görev alıyordu. Dünyanın 4 köşesinin anahtarları onda gizliydi. Ayrıca Satürn’ü yönetirdi.

    Calliel – 2.Cennette Görev Alan Melek

    Calliel, Yahudi ve Hristiyan inançlarında da yer alan bir melek ismidir. Kabbalah’da da adı geçen Calliel, 2. Cennet veya 2. Sephira olan Hesed’de (Şefkat) görevlidir. Hesed, iyilik, cömertlik ve merhametin sembolüdür ve bu yönleriyle Calliel’in görevi de buna uygun olarak anlaşılır.

    Bazı kaynaklara göre Calliel’in görevi, insanların zihnindeki karanlık düşünceleri ve negatif duyguları temizlemektir. Aynı zamanda insanlara ilham verir ve onları doğru yola yönlendirir. Calliel’in koruyucu bir melek olduğu da söylenir.

    Ancak, Calliel hakkında çok az bilgi bulunmaktadır ve çeşitli kaynaklarda farklı bilgiler yer alabilmektedir. Ezoterik ve mistik inançlarla ilgilenenler, Calliel’i araştırarak daha fazla bilgi edinebilirler.

    Camael – Güzellik, Neşe, Mutluluk ve Barış Meleği

    Camael (veya Kamael), Yahudi, Hristiyan ve İslam inançlarında yer alan bir melek ismidir. İsmi İbranice “Tanrı’nın savaşçısı” anlamına gelir. Bazı kaynaklarda Camael, Cebrail (Gabriel) ve Mikail (Michael) ile birlikte en büyük meleklerden biri olarak anılır.

    Camael, özellikle Hristiyanlıkta sıklıkla “Barış Meleği” olarak anılır. Ayrıca “Güneş Meleği” olarak da bilinir ve güzelliği, neşeyi, mutluluğu ve barışı temsil eder. Bazı geleneklerde Camael, özellikle savaş zamanlarında, insanlara yardım etmek ve korumak için görevlendirilir.

    Camael’e dua etmek, bazı kaynaklara göre insanlara mutluluk, huzur ve barış getirebilir. Camael’in özellikle Pazartesi günleri ile ilişkilendirildiği ve bu günlerde ona dua edilmesinin önerildiği de söylenir.

    Cassiel – Cumartesi’nin Meleği / 7.Cennetin Yöneticisi

    Cassiel (veya Kafziel), Yahudi, Hristiyan ve İslam inançlarında yer alan bir melek ismidir. Cassiel’in en önemli özelliklerinden biri, zaman ve sabır meleği olarak kabul edilmesidir.

    Cassiel’in İbranice anlamı “Tanrı’nın kudreti”dir ve genellikle Cuma veya Cumartesi günleriyle ilişkilendirilir. Bazı kaynaklarda Cassiel, Cumartesi gününün meleği olarak anılır ve bu gün dua etmek için önerilir.

    Cassiel’in görevi, özellikle Zodyak ve astroloji ile ilgili olarak, yıldızların hareketlerini ve evrenin döngülerini kontrol etmektir. Ayrıca, 7. Cennet’in (Arş) yöneticisi olarak kabul edilir ve insanların dualarını ve isteklerini Tanrı’ya iletir.

    Ezoterik ve mistik öğretilerde Cassiel, kişisel gelişim, sabır, meditasyon ve ruhani aydınlanma ile ilişkilendirilir. Ayrıca, bazı geleneklerde Cassiel, insanların korkularını ve endişelerini hafifletmek için çağrılabilir.

    Chaldkydri – Baş Melekler ve Güneşin Uçan Elementleri

    Chaldean ya da Keldani melekleri, genellikle ezoterik öğretilerde yer alan bir melek grubudur. Keldani melekleri, Güneş’in yedi uçan elementinden biri olarak kabul edilir ve 12 kanatlı oldukları söylenir.

    Chaldean meleklerinin, özellikle 4. Cennet veya Bahçe-i Eden’de, Anka kuşları ve diğer cennet yaratıklarıyla birlikte çalıştıkları düşünülür. Bazı kaynaklarda Chaldean melekleri, Tanrı’nın emirlerini yerine getirmek için görevlendirilmiştir.

    Ezoterik kaynaklarda Chaldean meleklerinin görüntüsü, özellikle alt kısımlarının aslana ve üst kısımlarının timsaha benzediği, kanatlarının ise rengarenk kartal kanatları olduğu söylenir. Ancak, meleklerin tasvirleri genellikle farklı kaynaklarda farklı olabilir.

    Chaldean meleklerinin baş melekler veya diğer meleklerle birlikte çalışıp çalışmadığına dair kesin bir bilgi yoktur. Bununla birlikte, bazı ezoterik öğretilerde, Chaldean melekleri, diğer melek grupları gibi, kişisel gelişim, ruhsal aydınlanma ve farkındalıkla ilişkilendirilir.

    Cheriour – Cezalandırılmış Melek

    Cheriour isimli melek yaptığı korkunç bir suç sonunda cezalandırılmış melektir.

    Chosniel – Kalp Açma Meleği

    Chosniel, yalvarılmanın sonucunda birinin kalbinin açmasına neden olan melektir.

    Colopatiron – Sıkıntı Meleği

    Colopatiron, yüreğimizdeki ekonomik, piskolojik ve her türlü sıkıntıların hapisanesini açan bir melektir.

    Cupra – En büyük Işık Meleği

    Hakkında pek fazla bilgi yoktur.

    Dalquiel – 3.Cennetin 3 Meleğinden Biri

    “Dalquiel” adı, bazı ezoterik inanışlarda yer alan bir melek ismidir. Bu inanışlara göre, Dalquiel üçüncü cennetin üç meleğinden biridir ve bilgelik, kehanet ve ilahi rehberlik gibi özellikleriyle ilişkilendirilir.

    Kabala geleneğinde, Dalquiel “Gevurah” sefirotuna bağlıdır ve Tanrı’nın adaletinin uygulanması ve korunması ile görevlendirilmiştir. Ayrıca bazı inanışlarda, Dalquiel’in insanlara ilham verdiği, onları güçlendirdiği ve aydınlattığı düşünülür.

    Damael – Salı Günü Meleği

    Damael, bir Salı günü meleğidir ve 5.Cennette görev alır.

    Dark Angel – Esrarlı Bir Yaratık

    Dark Angel, İbrani mitolojisinde yer alan ve neredeyse bir melek olarak görülen ancak aynı zamanda esrarlı bir yaratık olarak da nitelendirilen bir varlıktır. Bu yaratığın İbrani’lerin reisi Jacob ile güreştiği söylenir. Ancak kimliği konusunda kesin bir bilgi yoktur ve Michael, Uriel, Chamuel veya Peniel olabileceği düşünülmektedir. Bazı kaynaklarda Dark Angel’ların kutsal ruhlar olduğu da ifade edilir. Bu açıklamalar bir arada değerlendirildiğinde, Dark Angel’lar gizemli ve güçlü bir varlık olarak nitelendirilebilirler.

    Angels of Darkness (Karanlik Melekler) – Karanlık Prensi

    Angels of Darkness (Karanlık Melekler), genellikle korku ve dehşetle ilişkilendirilen, Karanlık Prens (Satan, Lucifer, Belial vb.) ile bağlantılı olduğu düşünülen meleklerdir. Bazı kaynaklarda, Karanlık Meleklerin, cennetten düşmüş melekler arasında yer aldığı ve kötücül faaliyetlerde bulundukları ifade edilir. Ancak, bu konu hakkında farklı görüşler de vardır ve bazıları Karanlık Meleklerin gerçekte var olmadığını savunurlar. Genel olarak, Karanlık Melekler, İncil ve İbrani mitolojisinde yer almayan bir kavramdır.

    Death Angel – Tanrı’nın En Sadakatlı Hizmetkarları

    Death Angel, ölümün sembolü olarak nitelendirilen meleklerden biridir. Tarih boyunca dünyanın her yerinde farklı kültürlerde ve dinlerde farklı isimlerle anılmıştır. Death Angel, genellikle Seytan Melekleri veya düşmüş meleklerle karıştırılmış olsa da, aslında Tanrı’nın en sadakatli hizmetkarlarından biridir.

    Bebriel, Dootron, Sammael, Adriel, Azrael ve Hemah, ölüm melekleri olarak adlandırılan en popüler Death Angel isimlerinden bazılarıdır. Her birinin farklı bir görevi olduğuna inanılır. Örneğin, Azrael İslam inancında ölüm meleği olarak kabul edilir ve insanların ruhunu ölüm anında bedenlerinden ayırır. Dootron ise Yahudilikteki ölüm meleği olarak bilinir ve kişinin hayatını sonlandırmak için görevlidir.

    Özetle, Death Angel, dünyanın her yerinde farklı isimlerle anılan ölüm melekleri arasında yer alan bir melek türüdür. Bu meleklerin görevi, insanların hayatını sonlandırmak ve ruhlarını Tanrı’ya götürmektir.

    Derdekea – Dua Meleği

    Derdekea, İbrani mitolojisinde yer alan bir dişi melek olarak kabul edilir. Derdekea’nın anlamı “Dua Edenlerin Meleği” olarak bilinir. İnsanların duaları üzerine yeryüzüne inen bir melek olarak nitelendirilir. İnsanlara yardım etmek, dualarını dinlemek ve cevap vermekle görevlidir.

    Derdekea, güçlü bir melek olarak kabul edilir ve insanların duasını yerine getirmek için Tanrı’nın izniyle hareket eder. İnsanların dua ettiği konular arasında sağlık, güvenlik, barış ve mutluluk gibi konular yer alır. Derdekea, bu duaları dinleyerek insanlara yardımcı olmak için harekete geçer ve Tanrı’nın sevgi ve merhametini yansıtır.

    Özetle, Derdekea, duaların cevap bulması için yeryüzüne inen güçlü bir dişi melek olarak kabul edilir. İnsanların dua ettiği konularda yardım etmek, duaları dinlemek ve cevap vermekle görevlidir.

    Dina – Dil Konuşmayı Öğreten Melek

    Dina, İslam mitolojisinde yer alan bir melek olarak kabul edilir ve dünya yaratıldığı zaman insanlara 70 farklı dili konuşmayı öğrettiği inancı vardır. Bu inanca göre, Dina, insanların birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlamak için yaratılmıştır.

    Dina’nın diğer bir görevi ise insanların yaptığı iyilikleri kaydetmek ve kötülükleri gözlemlemektir. Bu nedenle, bazı kaynaklarda Dina’nın aynı zamanda bir melek ve hafızaların koruyucusu olduğu da belirtilir.

    Özetle, Dina, İslam mitolojisinde yer alan bir melek olarak kabul edilir ve insanlara 70 farklı dili konuşmayı öğrettiği inancı vardır. Aynı zamanda insanların yaptığı iyilikleri kaydetmek ve kötülükleri gözlemlemek gibi görevleri de bulunmaktadır.

    Djin – Atesin Kralı

    Djin (veya Cinn), İslam mitolojisinde yer alan bir varlık olarak kabul edilir ancak Archangel Gabriel’in yardımcısı olarak bilinmez. Ayrıca, Djin veya Cinn, ateşin kralı gibi bir tanım da almayan bir varlık olarak kabul edilir.

    Djin, İslam mitolojisinde yer alan bir tür doğaüstü varlık olarak kabul edilir. İnsanlardan farklı olarak ateşten yaratılmışlardır ve gizlenip görünmez halleriyle bilinirler. Djinlerin insanlar üzerinde etkileri de İslam mitolojisinde yer alan bir konudur. Bazıları iyilik yaparken, bazıları da insanlara zarar verebilmektedir.

    Özetle, Djin, İslam mitolojisinde yer alan bir doğaüstü varlık olarak kabul edilir ancak Archangel Gabriel’in yardımcısı olarak bilinmez. Ayrıca, ateşin kralı gibi bir tanım da almayan bir varlık olarak kabul edilir.

    Duma – Sessizlik Meleği

    Duma, Mısır’da sessizlik meleği olarak bilinmez. Duma, Yahudi ve Hristiyan geleneğinde yer alan bir melektir. Duma, ölüm meleği olarak kabul edilir ve özellikle Hristiyanlığın Ortaçağ döneminde insanların ölümleri sırasında yanlarında olurdu.

    Duma ayrıca, bazı geleneklerde Fallen Angel olarak da geçebilir ancak bu görüşler genellikle birbirinden farklıdır ve kaynakları net değildir. Fallen Angel olarak geçtiği durumlarda ise genellikle ölüm, yıkım veya yıkıcı güçlerle ilişkilendirilir.

    Kaynakhttps://mobile.donanimhaber.com/tum-melek-isimleri-supernatural-yararlandigi-bilgiler–108898460

    https://chat.openai.com/chat

  • Postmodernizm Sanata Ulaşamamışların Avutması Mıdır?

     Postmodernizm, modernizmin yerini alan ve 20. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan bir düşünce akımıdır. Modernizm, sanatta birçok yeniliklerin yapıldığı bir dönemdir. Ancak postmodernizm, modernizmin aksine sanatta bireysel ve öznel bir anlayışa sahiptir.

    Birçok kişi, postmodernizmin sanata ulaşamayanların avutması olduğunu düşünmektedir. Ancak bu düşünce, postmodernizmin asıl felsefesini anlamaktan uzaktır. Postmodernizm, sadece sanatta değil, aynı zamanda toplumun birçok alanında da kendini gösterir.

    Postmodernizm, modernizmin öznel ve bireysel yaklaşımını daha da ileri götürür. Sanatta, postmodernizm, çeşitli sanat akımlarının bir arada kullanılması, eserlerin ironi ve mizah unsurlarını taşıması gibi özelliklerle kendini gösterir. Bunun yanı sıra, postmodernizm, sanatın kendisini de eleştirir. Sanat eserleri, sadece bir estetik değer taşımakla kalmaz, aynı zamanda sosyal ve siyasi mesajlar da içerebilir.

    Ancak postmodernizm, sadece sanat alanında değil, toplumun birçok alanında da kendini gösterir. Postmodernizm, gerçekliğin objektif bir şekilde var olmadığını savunur. Bunun yerine, gerçekliğin herkesin kendi bakış açısıyla algıladığı bir kavram olduğunu söyler. Bu nedenle, postmodernizm, birçok farklı anlatı ve bakış açısının varlığına izin verir.

    Bu düşünce tarzı, toplumda çeşitliliğin ve farklılıkların kabul edilmesi gerektiğini vurgular. Bu nedenle, postmodernizm, toplumda marjinalleşmiş grupların sesini duyurmasına yardımcı olur. Bu gruplar, genellikle baskı altında olduklarından, kendi bakış açılarına sahip olmakta zorlanırlar. Postmodernizm, bu grupların farklılıklarını kabul etmek ve onların kendilerini ifade etmelerine izin vermek için bir platform sağlar.

    Sonuç olarak, postmodernizm, sanat ve toplumda farklı bakış açılarının ve anlatıların varlığına izin verir. Bu düşünce tarzı, toplumun marjinalleşmiş gruplarının sesini duyurmasına yardımcı olur ve farklılıkların kabul edilmesi gerektiğini vurgular. Bu nedenle, postmodernizmin, sadece sanata ulaşamayanların avutması olduğu düşüncesi yanıltıcı ve haksızdır.

    Birçok eleştirmen, postmodernizmin sanatı “ölü” hale getirdiğini ve sanatın kendisini eleştirmesiyle birlikte sanatın değerini de kaybettiğini düşünmektedir. Ancak bu düşünce, postmodernizmin sanatı zayıflatmadığı, tam tersi, sanatı daha güçlü hale getirdiği düşüncesine karşı çıkıyor.

    Postmodernizm, sanatın sadece estetik değerine odaklanmayı bırakır ve aynı zamanda toplumun sosyal ve siyasi konularına da dikkat çeker. Sanat eserleri, her zaman belli bir mesajı taşımıştır. Ancak postmodernizm, bu mesajların daha öznel ve bireysel olduğunu savunarak sanatı yenilikçi bir boyuta taşır.

    Postmodernizmin sanatı eleştirmesi, sanatın kendisine olan saygısını ve saygınlığını korur. Sanatın eleştirel bakış açısı, sanatın kendisine olan saygıyı artırır. Bu nedenle, postmodernizmin sanatı eleştirmesi, sanatın kendisini yenilemesine yardımcı olur.

    Sonuç olarak, postmodernizm, sanatta ve toplumda çeşitliliğin ve farklı bakış açılarının kabul edilmesini savunan bir düşünce akımıdır. Postmodernizmin sanatı eleştirmesi, sanatın kendisine olan saygıyı artırır ve sanatın toplumda daha güçlü bir yere sahip olmasını sağlar. Bu nedenle, postmodernizmin sanata ulaşamamışların avutması olduğu düşüncesi yanıltıcı ve haksızdır.

  • Cin Çizen Üstad: Mehmet Siyah Kalem

     Mehmed Siyah Kalem, çağı ve coğrafyası tarih içinde silinmiş bir ustadır. Zamanın yırtıcı pençesinden kurtulabilmiş bir dizi kaotik figürün yaratıcısı olan bu çizgi dışı nakkaşın yaşamı ile ilgili bilgiler maalesef yok denecek kadar azdır. Ayrıca sanatını belirgin bir kültürel geleneğe uygun görmek de hemen hemen imkânsızdır.

    Mehmed Siyah Kalem
    Doğum 15. yüzyıl, Orta Asya, Türkmenistan, Mâverâünnehir Civarı
    Ölüm 1507, Herat (Rivayete göre)
    Meslek Ressam

    Üstad Mehmet Siyah Kalem’in yaşamı ve kimliği bilinmemektedir. Tarih kaynaklarından hiçbiri ondan söz etmemektedir. Gerçek adı dahi belli değildir. Kimi resimlerin üstüne “Kâr-ı Üstad Muhammed Siyah Kalem” (Üstad Mehmet Siyah Kalem’in işi) yazılmıştır. Doğuda, sanatçının kendisini “üstad” diye tanımlaması olağan değildir.

    Ayrıca bu adın, sanatçının kendi eliyle, resimlerin belli bir köşesine attığı bir imzadan çok, gelişigüzel, şuraya buraya, hatta kimi zaman resimlerine ters düşecek biçimde çiziktirilmiş olması, bu yazının, resimlerin kaydı yapılırken sonradan eklenmiş olduğunu düşündürmektedir. Nitekim, ismin başındaki “kâr” sözcüğü de bunu kanıtlamaktadır. Bilindiği gibi, siyah kalem ya da kara kalem deyimi, renk kullanılmayan belli bir resim tekniğini tanımlar.

    Renkli oldukları halde bu resimlere bu adın verilmiş olması, çizginin alışılmadık bir anlatım gücü göstermesinden ileri gelmiş olabilir. Demek ki, genellikle Ortaçağda görüldüğü gibi, burada da, adı sanı belli olmayan bir sanatçının yapıtları ile karşılaşmaktayız. Bununla beraber sanatçıya sonradan verilen bu takma ad benimsenmiş ve sanat tarihine böylece yerleşmiş bulunmaktadır.

    Bu sanatçının yaşamış olduğunu kanıtlayan tek belge yapıtlarıdır. Onlar da elimize bölük pörçük geçmiştir. Bu resimlerin rulo olarak yapıldıklarını ve sonradan parçalanarak albümlere yapıştırıldığı bilinmektedir. Bunlar bir araya getirildiklerinde büyük boşluklar ortaya çıkmaktadır.

    Parçaların çoğu kaybolmuş, pek azı elimizde kalmıştır. Bu yüzden rulolar eldeki parçalarla yeniden düzenlenerek eski haline getirilememektedir. Siyah Kalem’in sanatıyla uğraşan sanat tarihçisi, bağlamından koparılmış bir resim yığını üzerinde çalışmak zorunda kalmaktadır.

    Siyah Kalem araştırması

    İlk defa 1910 yılında Münih’te Max van Berchem’in girişimiyle sergilendi. II. Dünya Savaşı’ndan sonra tekrar gündeme gelen Siyah Kalem, dönemin Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Tahsin Öz’ün bir albümde yer alan iki adet Fatih Sultan Mehmet minyatürüne atfen Fatih Albümü olarak adlandırması uzun yıllar süren bir yanlışlığa da yol açmıştır. Fakat Zeki Velidi Togan’ın araştırmaları sonucu bu eserlerin Yavuz Sultan Selim zamanında Topkapı Sarayı’na getirildiği ihtimali daha ağır basmaya başlamıştır.

    1954 yılında Mazhar Şevket İpşiroğlu ile Sabahattin Eyüboğlu Fatih Albümüne Bir Bakış adlı eserlerini yayınlayarak İpşiroğlu’nun Siyah Kalem macerasını resmen başlatmış olurlar. Başta İpşiroğlu, Siyah Kalem’in eserlerini Fatih dönemi dünya görüşüne bağdaştırsa da, daha sonraları bu tezinden uzaklaşarak sanatçıyı 14. ve 15. yüzyıl Türkistan ve Mâverâünnehir kültür sahası içinde yorumlar.

    Siyah Kalem ile ilgilenen araştırmacılar elbette ki sadece Türkler değildi, bunlardan Richard Ettinghausen daha başlangıçta bu minyatürlerin 15. yüzyıl ikinci yarısında Türkistan’da yapıldıklarını savunmuştur. Ettinghausen, daha sonra özellikle Emel Esin’in kapsamlı Orta Asya kültür birikimiyle ortaya koyduğu çalışmalarda belirleyici bir rol oynamıştır.

    Türk sanat tarihçilerinden Beyhan Karamağaralı, Filiz Çağman ve Zeren Tanındı, son dönemde Siyah Kalem üzerine yoğunlaşan çalışmalarıyla 1980 yılında Londra Üniversitesi’nde gerçekleşen Between China and Iran: Paintings from Four Istanbul Albums adlı uluslararası kolokyumun sonuçlarını daha da ileriye götürmüşlerdir.

    Mehmed Siyah Kalem üzerine çalışma yapan diğer araştırmacılardan bazıları ise Ernst Diez, Oktay Aslanapa, Ernst Kühnel, Basil Gray, Ernst Grube ve Max Loehr’dir.

    Sanatı

    Mehmed Siyah Kalem minyatürleri, zamanın belirsiz derinliğinde Asya kültür ortamında yaşamış insanların gündelik hayatını yansıtmaktadır. Göçerler, sıradan insanlar, dervişler, Budistler, Şamanlar, Hristiyan keşişler ve doğaüstü varlıkların oluşturduğu sürekli hareket halindeki toplumsal sahneler söz konusudur. Hareketin iç dinamiği, figürlerin belli bir anlatı örgüsü bağlamında anlam kazanabileceklerini açıkça göstermektedir.

    Başka bir deyişle, Siyah Kalem’in figürleri, kuşaktan kuşağa miras kalan güçlü bir toplumsal hafızanın kaydettiği anonim anlatının aktörlerini canlandırmaktadır. Böyle bir anlatının kendi içinde tutarlı bir resim dizisi oluşturacağı çok açıktır. Nitekim minyatürlerin bir rulodan kesilerek albümlere yerleştirilmiş olması, bu gerçeği kanıtlamaktadır.

    Rulo resimlerin Asya kültüründe özellikle de Maniheizm ve Budizm kültürü içerisinde önemli bir yeri vardır. Siyah Kalem’in ruloları, tarihin belli bir yerinde bilinmeyen bir sebeple parçalanmıştır.

    Mehmed Siyah Kalem’in sanatının ana etkeninin İpek Yolu olduğuna şüphe yoktur, zira bu yoldan sadece mallar ve değerli taşlar değil, aynı zamanda kültürler, inançlar, efsaneler ve sanatlar da taşınmaktadır.

    Betimlemelerde şamanın dansı, binek hayvanlarını gözden geçiren tüccarların kaygılı yüzleri, çamaşır yıkayanlar, güç gösterisinde bulunanlar, gündelik işlerin rutini içerisinde kendi hayat kozalarını örenler Siyah Kalem’in insanlarıdır. Bu insanlar arasında İpek Yolu’nun yoğurduğu kültürlere ait Çin, Moğol, Uygur ve Hristiyan Avrupalılar’a sıkça rastlanır.

    Siyah Kalem’in sanatının eşsizliği sadece insan ve gündelik hayatı dışında doğaüstü yaratıkları betimlemesinde de yatar. Siyah Kalem’in demonları yer ile gök arasında saltanat süren, insan varlığının karşı kıyısını temsil ederler ve iyi ile kötüyü birbirinden ayıran gerçeklik dengesinin Siyah Kalem minyatürlerindeki ağırlık noktasını oluştururlar.

    Nakkaş, hayal kurmamış sadece insanın karanlıktaki yüzünde çürüyen değerler için bir beden tasarlamıştır. Şamanizmin ve Budist ikonografinin açık izlerini taşıyan bu demonik varlıklar, sıradan insanlarla birlikte aynı gündelik hayatı paylaşırlar. İnsan kaçıran, zulmeden ve sahip oldukları büyü gücüyle insan kaderi üzerinde taht kuran demonlar, İpek Yolu’nda anlatılan efsanelerin baş aktörleri olarak Mehmed Siyah Kalem’in gerçekçi dünyasında yerlerini alırlar.

    Mehmed Siyah Kalem ve sanatı üzerine gizem daha uzun yıllar boyunca çözülmeyecek gibi görünmekle beraber, popülaritesi arttıkça bulmacanın kayıp parçalarını tamamlamaya çalışacaktır. Bu konunun daha fazla araştırmacının ilgisini çekeceğine şüphe yoktur.

    Resim ruloları ve saray albümleri

    Siyah Kalem resimleri, kukla ve gölge oyununda olduğu gibi, bizi çok çeşitli tiplerle karşılaştırır. Bunlar arasında değişik ırklardan ve halklardan tipler görürüz: Türk, Moğol, Hint, Siyahiler; değişik inançlardan olanlar: Şaman, gezici derviş, Budist ve Nesturi rahipleri; zengin, fakir, üst sınıftan görkemli efendiler, ağır yaşamın izleri yüzlerinde okunan göçebeler…

    Fakat Siyah Kalem bunlarla da yetinmez, resim dağarcığına, hayal gücü yaratıkları da girer: Korku saçan cinler ve devler; güreşen, çalgı çalan, dans eden, bilinmeyen bir Tanrı’ya at kurban eden demonlar… Siyah Kalem resimlerinin canlandırdıkları öykü metinleri yazılı olmadıkları için, günümüze kadar gelmemiştir.

    Biz sadece bu öykülerin baş kişilerini görürüz. Bunlar, yüz ifadesi, el – kol hareketleri ve giysileriyle birbirlerinden ayrılırlar. Yavuz Sultan Selim’in İran seferinden (1514) savaş ganimeti olarak İstanbul’a gelen resimler Saray’da barınak bulmuşlardır. İslam dini tasvire açık bir din değildir. Resim, sanat dünyasına ancak kitap resmi (minyatür) olarak girebilmiştir.

    Bu yüzden yadırganan resim ruloları parçalanmış ve bunlardan albümler yapılmıştır (Hazine 2152, 2153, 2154, 2160). Siyah Kalemlerin yer aldıkları albümlerde başka resimler de bulunmaktadır: Yazmalardan koparılmış tek tek minyatürler, meşk, yazı örneği, renkli renksiz çeşitli taslak ve süslemeler… “Murakkaa” denilen bu albümler yapılırken belli bir düzen göz önüne alınmamıştır. İçindekilerin seyredilmesinden çok korunması için yapılmıştır.

    Siyah Kalem sanatının ana yurdu

    Siyah Kalem’in üslubunda büyük ölçüde Çin etkisi görülür. Fakat yine de bu üslup Uzak Doğu sanatının estetiğine yabancı kalır. Siyah Kalem resimlerinde Çin ustalarının ince zevkiyle bağdaşmayan sert, haşin bir gerçekçilikle karşılaşmaktadır. Uzak Doğu sanatında bunlara örnek olabilecek resimlere ya da bunların hiçbirine rastlanmamaktadır.

    Buna dayanarak Ettinghausen, Siyah Kalem’in eserlerinin ince saray sanatının önemli merkezlerinden uzak, fakat Çin etkisine açık bir yörede yapılmış olmaları gerektiği sonucunu çıkarmaktadır. Ettinghausen’e göre bu yer İran değil, Mâverâünnehir olabilir. Bu resimlerin nerede yapılmış oldukları, bugün de kesin olarak saptanamamaktadır. Fakat araştırmalar ilerledikçe, Ettinghausen’in savını, yani bu yerin Türkistan’da aranması gerektiğini doğrulayan ipuçları ortaya çıkmaktadır.

    Bu ipuçlarının başlıcaları kılık kıyafet, kadınların çarşafları, erkeklerin sarıkları, buranın halkının geleneksel giysileridir. Türkistan, çeşitli kültürlerin karşılaştığı bir yerdir.

    Burada Müslümanların dışında Brahmanlar, Budistler, Şamanistler ve Hristiyanlar yaşıyorlardı. Halkın etnik yapısı da karışıktı. Bütün bu özellikler Siyah Kalem resimlerde açıkça görülür. Türkistan tarihinde göçebe bozkır boyları, özellikle 12. yüzyılda buraya gelenler (Karahıtaylar) büyük rol oynamışlardır.

    Bunların getirdikleri pagan töre ve gelenekler, mitler ve söylenceler burada kök salmış ve uzun süre varlığını koruyabilmiştir. Siyah Kalem resimlerinde işlenen konular bu bakımdan da ilginç belgeler vermektedir.

    Gotik Orta Çağ’da tüm coğrafyalarda sadece gerçekliğe doğru değil, gerçek üstüne doğru da
    önemli bir evrilme söz konusudur. Farklı uygarlıkların unsurlarının ve hayal gücünün ürettiği
    takıntı ve kabuslarının çakıştığı bir ortam mevcuttur ve bu ortam Orta Çağ resim sanatında
    grotesk bir dünya ortaya çıkarmıştır.

    Birbirinden coğrafi olarak çok uzak ve farklı inançların
    hüküm sürdüğü bölgelere ait olan eserlerdeki bu grotesk yaklaşımların benzerliği dikkat çekici�dir. Bu çalışmada bu benzerlikleri ortaya koymak hedeflenirken başat olarak Doğu’nun gizemli
    dünyası içinden bir ressam olan Mehmed Siyah Kalem’in demonları ele alınacak ve bu figürlerin
    Batı dünyasının grotesk figürleri ile gerek fiziki gerekse mantıki benzerlikleri ortaya konmaya
    çalışılacaktır.

    Yabancı ve yerli yayınların taranarak derlenmesinden oluşan bu çalışmada, özgün
    çıkarımlara yer vermek önemsenmiş ve bu doğrultuda bulgular ortaya konmuştur.
    Doğunun Gizemli Ressamı Mehmed Siyah Kalem ve Demonları
    Doğu sanatının girift dünyasında hala gizemini koruyan bir ressam olan Mehmed Siyah
    Kalem’in 1300 ila 1500’lü yıllara ait olduğu düşünülen resimleri görenleri kendi dünyasına çek�mekte ve adeta orada hapsetmektedir.

    Kuşku yok ki gizemle perçinlenen bu özellik birçok araş�tırmacıyı Siyah Kalem’i incelemeye itmiştir. Dolayısıyla sanatçının adı, nereli olduğu, resimsel
    betimleri üzerine sayfalarca öngürüler yazılmıştır. Bu konuda ülkemizdeki ilk ve en önemli
    araştırmacılardan olan M. Ş. İpşiroğlu ve S. Eyüboğlu Topkapı Sarayı Fatih Albümü’nde yer
    alan resimleri inceleyerek bir çoğunun üzerlerinde görülen “kar-ı üstat Mehmet Siyah Kalem”
    sözünün bir isim sayılamayacak mahiyette olduğuna değinmişlerdir. Çünkü resimler üzerine
    gelişi güzel yazılmış olan bu söze çok ayrı üsluplardaki minyatürlerde de rastlanırken, öte yan�dan sanatkara ait olduğu şüphe götürmeyen bazı çalışmalarda ise görülmemektedir.

    Dolayısıyla
    bu isim sanatçıya zamanında, memleketinde verilmiş bir isim mi, yoksa sonradan İstanbul’da
    verilmiş bir lakap mı, hala bilinmez.
    Sanatçının nereli olduğu da en az ismi kadar gizemlidir. XIII. ve XV. Yüzyıllardaki İç Asya ve
    Yakın Doğu kültürel geleneklerinin karışımını yansıtan çalışmaları, Moğol, Moğol sonrası Türk�men ve hatta Osmanlı-İslam karışık etkilerini içermektedir.

    Bu dönemde İç Asya’da İslam dini
    eski dinleri hakimiyeti altına almış olsa da hala kuzeyli göçebe kavimlerde ve Uygur Türkleri
    arasında bu dinler, özellikle Şamanizm yaşamaya devam etmektedir. Uygur Türkleri’nin aynı za�manda Çin kültürüne açık olduğu da bilinmektedir. Dolayısıyla bu veriler, sanatçının kökeninin
    buralardan geldiğini, mesala bir Uygur Türkü olabileceğini düşündürmektedir.

    Ancak sanatçının üslubu kendi coğrafyasının satıh nakışçılığından öte Yunan ve Rönesans’ın
    hacim duygusuna ulaşmaktadır. Fakat bu resimsel gelişme Siyah Kalem’in resimlerinde
    Avrupa’nın tersi bir yol izlemiştir. Şöyle ki; Avrupa resmi önce hacimi, sonra hareketi yakala�mışken, Siyah Kalem hareketi verme kaygısıyla hacme varmış, yani onun resimlerinde hareket
    hacmi doğurmuştur.

    Hacmin oluşmasında harekete destek olan bir diğer unsur; çıplak bedenle�ri boğum boğum saran, iç içe girmiş kıvrımlardır. İlk olarak ışık-gölge oyunu gibi algılanan bu
    kıvrımlara dikkatli bakıldığında akıcı bir çizginin şekil verme gücüne dayandıkları görülmektedir. Sanatçının başat ifade vasıtası olan ve kökenini Çin’de gördüğümüz bu çizgici anlayış resim sanatının iki kutbu olan kütle ve nakışı uzlaştırmaktadır.

    Özellikle ayaklarda çizginin çoğu kez
    nakışçılıktan kurtulup gerçekçi bir ifade ile hareketin emrine girdiği gözlemlenmektedir. Sanat�çının her halini yansıtmak istediği anlaşılan ve büyük bir sevgiyle işlediği çıplak ayakların yere
    basışı, büyük bir ustalıkla ağırlığını belli eden figürlerini bir kat daha toprağa bağlamaktadır.
    Hacim duygusunu böylesi ustalıkla verebilen bir ressamın mekana olan duyarsızlığı dolayısıyla
    bilinçli bir seçim olarak yorumlanır.

    Çinli ustaların tasvirci gayeleri, Siyah Kalem resimlerinde
    yerini mekandan arınmış fikri sahnelere bırakır. Kukla oyuncuları gibi bir perdede karşılaştır�dığı figürler, bilmediğimiz bir olayın esas şahıslarıdır. Tabiat üstü değilse de, tabiat dışı bir hayal
    perdesinde oynayan bu figürler sayesinde karşımıza her şeyi insan vücudu ile ifade eden bir
    sanat çıkmaktadır (İpşiroğlu, Eyüboğlu, 1954).
    Ekrem Işın Siyah Kalem’in sanatını ‘bir İpekyolu sanatı’ olarak tanımlar. Çünkü Siyah
    Kalem’in gündelik hayatla beslenen sanatının tek tarihi dekoru İpekyolu’dur.

    Dans eden bir Şa�man, kaygılı çehresiyle binek hayvanlarını son kez kontrol eden tüccar, müzik icra eden ozan,
    çamaşır yıkayan, güç gösterisinde bulunan diğer Siyah Kalem insanları arasında Çin, Moğol,
    Uygur ve Hıristiyan Avrupalılara rastlanmaktadır. Bunlar Doğu’dan Batıya, Batıdan Doğuya
    İpekyolu üzerinde seyahat eden isimsiz kahramanlardır. Asya’nın kalbi olan bu yolda sadece
    mallar değil, inançlar, dinler ve efsaneler de seyahat eder.

    Dolayısıyla İpekyolu, mistik inanç
    haritasında bir kültürel aktarım güzergahıdır (Işın, 2004). Bu güzergahtaki farklı inançların
    zenginleştirdiği bir dünyanın insanoğluna tanıdığı olanaklar doğrultusunda ortaya çıkan de�monlar/iblisler sanatçının konularının ağırlık noktasını oluştururlar.

    Bu olağanüstü figürler dini
    bir imgelemden doğmuş olsalar da, hayır-şer, cennet-cehennem ya da şeytan-melek kavram�larının yer aldığı bir din görüşünden ziyade, esrarlı tabiat kuvvetlerini devleştiren ve onlarla
    başa çıkmak için büyücülere başvuran Şamanizm ile bağlantılı olduğu tahmin edilen bir imge
    dünyasının kalıntılarıdır (İpşiroğlu, Eyüboğlu, 1954). Bu hiciv yüklü anlatım biçimi, efsaneler
    ve tanık olduğu günlük hayatın yorumu dünya üzerinde kurulmaya çalışılan gizemli bir kontrol
    gayretidir.

    Görülmektedir ki Siyah Kalem’in demonlarının dünyasında metal ve metal eşyaların
    önemli bir yeri vardır. Altın bilezik, halhal ve yüzükler takar, metal asalar, zincirler ve ziller kul�lanırlar. Resimler incelendiğinde adeta bu metallerin çarpışma seslerine karışan gök gürültüleri
    ve müzik aletlerinin çıkardığı rahatsız edici sesler duyulur gibidir. Resimlerdeki diğer dikkat
    çekici unsurlar adeta büyü ve sanat arasındaki yakın bağı gözler önüne serer. Büyücülük malze�meleri olan bez şerit ve halatlar, ruhları cezbetmek için kullanılan ipe takılmış hayvan ayakları,
    makaralar sıklıkla resmedilmiştir.

    Siyah Kalem’in resimlerindeki demonlar/iblisler yada iblis
    kıyafeti giymiş şamanlar arasında ayrım yapılmaz. Çünkü büyü ritüeli içinde şaman, kendi yü�zünü maske ile gizleyerek kendi benliğinden sıyrılır ve başıboş dolaşan ruhların somutlaşmış
    kimliği ile özdeşleşir. O artık insan gibi konuşmaz, ruhların sesiyle çığlık atar.

    Siyah Kalem’in
    maskeli şamanları ya da demonları kavga ederken, büyü yaparken, müzik aleti çalarlen, dans
    ederken, insanları yada atları çalarken ya da atları bilinmeyen bir tanrı için kurban ederken
    resmedilmişlerdir. Yer ile gök arasında saltanat süren, insan varlığının karşı kıyısını temsil eden
    bu grotesk yaratıkların ekletizmi sanatçının, batıda Avrupa, doğuda Çin’e kadar uzanan kaynak�lardan gelen görsel bilgisini gözler önüne sermektedir.

    Kaynakhttps://tr.m.wikipedia.org/wiki/Mehmed_Siyah_Kalem

    https://dergipark.org.tr › artic…PDF “ORTA ÇAĞ’IN GROTESK DÜNYASI VE MEHMED SİYAH KALEM’İN – DergiPark

  • Masonluk ve İllüminati arasındaki fark nedir?

     

    Masonlar gizli ve tehlikeli midir?

    Masonluk ve İllüminati, iki farklı kavramdır. Masonluk, bir tür sosyal kulüp olarak tanımlanır ve üyelerinin arasında özellikle iş adamları, avukatlar ve politikacılar bulunur. Masonlar, sosyal etkinlikler ve filantropik çalışmalar düzenlerler. İllüminati ise, bir gizli örgüt olarak kabul edilir ve kuruluş amacı olarak, siyasi ve dini kontrolü ele geçirmek ve dünya ülkelerinin yönetimini kontrol etmek olarak kabul edilir. İllüminati hakkında yapılan iddialar çoğunlukla kurgudur ve gerçekle ilişkisi yoktur.

    Masonluk hakkında yapılan iddialar çoğunlukla yanlıştır ve gerçekte tehlikeli veya gizli bir örgüt olarak kabul edilmez. Masonlar, üyelerinin arasında dürüstlük, sadakat ve insanlar arasında iyi ilişkiler kurma gibi değerleri benimsemişlerdir.Ancak, özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda birçok ülkede yasaklanmış veya baskı altına alınmıştır. Bu durum kimi kişilerin veya grupların Masonluk ile ilgili yanlış inançlar oluşmasına sebep olmuş olabilir.

    Masonların dünya üzerinde bir gücü var mıdır?

    Masonluk hakkında yapılan iddialar çoğunlukla yanlıştır ve gerçekte bir dünya ülkelerinin yönetimini kontrol eden bir gücü yoktur. Masonlar üyelerinin arasında dürüstlük, sadakat ve insanlar arasında iyi ilişkiler kurma gibi değerleri benimsemişlerdir. Ancak, masonluk hakkında yapılan iddialar arasında üyelerinin arasında güçlü bir etkileşim ve ilişki ağı olduğu yer almaktadır, özellikle iş dünyası, politika gibi alanlarda. Bu durum, üyelerin yüksek konumları nedeniyle, birçok konuda etkili olmalarına olanak tanıyabilir. Ancak, bu etkileşim ve ilişkilerin Masonluk örgütünün kontrolünde olmadığını ve üyelerin kişisel inisiyatifleri ile gerçekleştiğini unutmamak gerekir.

    Kurtlar Vadisi dizisinde Masonluk ve İllüminati nasıl anlatılmıştır?

    Kurtlar Vadisi dizisi, Türkiye’de yayınlanmış bir sosyal-politik dram dizisidir. Dizide, Masonluk ve İllüminatiler gibi örgütlerin varlığı üzerine kurgulanmış bir hikaye anlatılmıştır. Dizide, Masonluk, Türkiye’de güçlü bir etkileşim ve ilişki ağına sahip olan, iş dünyası, politika gibi alanlarda etkili olan bir örgüt olarak tanımlanmıştır. Dizide, Masonların üyelerinin arasında siyasi ve ekonomik manipülasyon yaptıkları, hükümetleri kontrol ettikleri iddia edilmektedir. Ayrıca Masonların arasında İllüminatiler gibi bir örgütün varlığına da işaret edilmiştir.

    Ancak, dizide anlatılanlar gerçekte yok olan bir örgütün kurgusal bir yansımasıdır ve gerçekte Masonlar veya İllüminatiler gibi örgütlerin varlığı veya yaptıkları hakkındaki iddialar doğru değildir.

    İllüminati gizli ve tehlikeli midir?

    İllüminati, bir gizli örgüt olarak kabul edilir ve kuruluş amacı olarak, siyasi ve dini kontrolü ele geçirmek ve dünya ülkelerinin yönetimini kontrol etmek olarak kabul edilir. Ancak, gerçekte İllüminati adı verilen bir örgütün varlığı yoktur. İllüminati hakkında yapılan iddialar çoğunlukla kurgudur ve gerçekle ilişkisi yoktur. Bu iddialar, 18. yüzyılda Bavyera’da kısa bir süre var olan ve 1785 yılında yasaklanmış bir örgüt olan “Bavyera İllüminatisi” adlı örgütün adının kullanılmasıyla ortaya çıkmıştır. Bu iddialar çoğunlukla paranoyak ve komplo teorileri olarak kabul edilir ve gerçekte İllüminati gibi bir örgütün varlığı, siyasi veya dini kontrol amacı gütmeden, gerçek bir güç sahibi olarak kabul edilmemelidir.

    İllüminati hakkındaki komplo idaaları nelerdir?

    İllüminati hakkındaki komplo teorileri çeşitlidir ve genellikle siyasi veya dini kontrol amacı güderek, dünya ülkelerinin yönetimini kontrol etmeye çalıştıkları iddia edilir. Bu teoriler arasında;

    • İllüminatilerin, dünya ülkelerinin siyasi ve ekonomik sistemlerini manipüle ettikleri iddia edilir.
    • İllüminatilerin, tüm dünya ülkelerinin yönetimini ve hükümetlerini kontrol ettikleri iddia edilir.
    • İllüminatilerin, dünya üzerinde bir “New World Order” (Yeni Dünya Düzeni) kurmak amacında oldukları iddia edilir.
    • İllüminatilerin, din ve inanç sistemlerini manipüle ettikleri ve bir tek dinin hâkimiyetini sağlamaya çalıştıkları iddia edilir.
    • İllüminatilerin, medya, sanat ve eğitim gibi alanlarda birçok kontrol sahibi oldukları iddia edilir.

    Bu teorilerin çoğu gerçeği yansıtmamakta ve dayandıkları kanıtlar gerçek dışıdır. Bu tip komplo teorileri, gerçekte İllüminati gibi bir örgütün varlığının yanı sıra, gerçek bir güç sahibi olarak kabul edilmemelidir.

    İllüminatiyi Anlatan Filmler ve Diziler

    Filmler

    İllüminatı hikaye elemanı olarak kullandı, bunlar arasında:

    • “Melekler ve Şeytanlar” (2009)
    • “Da Vinci Şifresi” (2006)
    • “Ulusal Hazine: Kitap Sırları” (2007)
    • “The Game” (1997)
    • “They Live” (1988)
    • “Eyes Wide Shut” (1999)

    Diziler

    Birçok televizyon dizisi İllüminatı hikaye elemanı olarak veya sürekli bir tema olarak kullandı, bunlar arasında:

    • “American Horror Story: Apocalypse” (2018)
    • “The X-Files” (1993-2018)
    • “Fringe” (2008-2013)
    • “Conspiracy Theory with Jesse Ventura” (2009-2012)
    • “Supernatural” (2005-2020)
    • “The Blacklist” (2013- )

    New World Order Nedir?

    New World Order (Yeni Dünya Düzeni), birçok farklı anlamda kullanılmaktadır ancak genellikle bir siyasi veya ekonomik sistemin kurulması veya mevcut sistemin değiştirilmesi amacını taşır. Bu kavram, özellikle 20. yüzyılın sonlarında ve 21. yüzyılın başlarında, sosyal, siyasi ve ekonomik konularda dünya ülkelerinin bir araya gelmesi ve birlikte hareket etmesi amacını taşıdığı varsayımını içermektedir.

    Ancak, konunun kullanımı, komplo teorileri içinde de yer almaktadır. Bu teorilerde “New World Order” kavramı, dünya ülkelerinin siyasi ve ekonomik sistemlerini manipüle eden, tüm dünya ülkelerinin yönetimini ve hükümetlerini kontrol eden, bir tek dinin hâkimiyetini sağlamaya çalışan, bir gizli örgütün ya da bir grup insanın arkasında olduğu düşünülür. Bu komplo teorileri gerçeği yansıtmamakta ve dayandıkları kanıtlar gerçek dışıdır.

    Bavyera İllüminatisi nedir?

    Bavyera İllüminatisi, 18. yüzyılda Bavyera’da kısa bir süre var olan ve 1785 yılında yasaklanmış bir örgüttür. İllüminatiler, birçok farklı amaçları olan bir örgüt olarak kabul edilirlerdi. Öncelikle, özgür düşünce, bilim ve sanatın özgürce yayılmasını amaçlamaktaydılar. Ayrıca, din ve devlet arasındaki ayrımı önemseyen, rasyonel bir düşünce yaymaya çalıştıkları söylenir.

    Ancak, örgütün amacı ve faaliyetleri hakkında geniş bilgi yoktur. Örgütün varlığı sadece kısa bir süre için bilinmektedir ve yasaklandıktan sonra faaliyetleri sona ermiştir. Bu örgütün adının kullanılması sonucu, İllüminatiler hakkındaki komplo teorileri ortaya çıkmıştır. Ancak gerçekte Bavyera İllüminatisi ile ilgili bilinen gerçekler dahilinde, gizli bir örgüt olarak kabul edilmemelidir.

  • El Michels Affair : Ruhsal Gıda

     

    El Michels Affair, New York merkezli Leon Michels tarafından kurulan Amerikan kökenli bir funk ve soul grubudur. Grup, ilk albümü Sounding Out The City’yi 2005 yılında çıkardı. Raekwon ve diğer Wu-Tang Clan üyelerinin arkasında turneye çıktıktan sonra grup , 2009’da popüler cover albümü Enter The 37th Chamber’ı kaydetti. Michels Affair , 2020’de Adult Themes ve 2021’de Yeti Season adlı orijinal albümleri yayınladı .

    Tarih

    Michels , 2002’de kendi grubunu kurmadan önce Soul Fire Records ev grubu The Mighty Imperials ile çaldı. Bu grup, Soul Fire ve Daptone Records’un bir alt etiketi olan Misty için single’lar ve piyasaya sürülen tam uzunlukta bir albüm yayınladı Sounding Out the City adlı albüm , kütüphane müziği ve afrobeat etkilerinden yararlandı . 

    Raekwon ile bir konserde performans sergiledikten sonra grup, Wu-Tang Clan’ın diğer üyeleriyle çalışmaya başladı veplak single sürümleri için şarkılarının birçoğunu coverladı . 2009’a gelindiğinde, bu, 2009’da Enter the 37th Chamber olarak piyasaya sürülen bir albüm değerinde malzeme sağladı, adı Enter the Wu-Tang (36 Chambers) albümündeki bir oyundur . El Michels Affair, bunu Wu-Tang Clan’ın şarkılarının aranjmanlarından ve üyelerinin solo yayınlarından oluşan, Return to the 37th Chamber adlı ikinci bir albümle takip etti . 

    2019’da Freddie Gibbs ve Madlib’e popüler NPR Tiny Desk performanslarında eşlik ettiler ve daha sonra onlarla The Diamond Mine Sessions’ı kaydettiler. 

    El Michels Affair, 2020’lere yeni orijinal malzemelerle başladı; 2020’de Adult Themes albümlerini çıkardılar ve bir yıldan kısa bir süre sonra Mart 2021’de Türkçe pop ve progdan ilham alan Yeti Season ile izlediler;  albümde Hintçe şarkıcı Piya Malik ve The Shacks’ın vokalleri yer alıyor . 

    [youtube https://www.youtube.com/watch?v=wxVI9Yj-a2Q?feature=oembed]

    LEON MICHELS

    Leon Michel’in adı bir plakta ilk kez geçtiğinde 16 yaşındaydı. Bu sürüm Thunder Chicken’dı ve grup onun lise grubu The Mighty Imperials’dı. Rekor, esasen The Meters’a bir saygı duruşu niteliğindeydi, o zamanlar tomurcuklanan retro-soul sahnesi için neredeyse mükemmeldi. Bu yayın, Michels için erken bir adım olsa da, bazı yönleri, neredeyse çalışmalarının ticari markası haline geldi: sesine ve şarkı yazımına benzersiz, ham ama disiplinli bir yaklaşım ve bir dakika mizah duygusu ve bir anlam taşıyan duygulu bir özgünlük. bir sonraki teselli.

    Atlayışından itibaren, aceleci iş ahlakı belliydi, her zaman aynı anda çok şeyle ilgileniyordu. Thunder Chicken’ı bitirirken Michels, sonraki 7 yıl boyunca yaptığı Sharon Jones ve Dap Kings ile turneye çıkmaya ve kayıt yapmaya başladı. Bu süre zarfında, derme çatma bir ev stüdyosunda şarkılar da kaydediyor ve ilk uzun metrajlı kaydı olacak olan Sounding Out The City ve El Michels Affair adlı ilk albümü için hazırlanıyordu. 2004’te Sounding Out The City kaydedildiğinde, Michels’in Euro Library, Amerikan ruhu ve erken dönem rocksteady takıntısı şarkı yazımı ve kayıt estetiğine de sızdı ve sonuç, Michels’in uygun bir şekilde “Sinematik Ruh” olarak adlandırdığı bir şeydi. Albüm, Michels’in ortak kurduğu yeni bir plak şirketi olan Truth & Soul Records’un ilk sürümü olacaktı.

    EMA’nın ilk sürümünün ani başarısının yanı sıra lo-fi sıcak kayıt estetiği ve alt ağırlıklı prodüksiyon, Wu-Tang şöhretinden Raekwon ile bir şov oynamaya yol açtı. Bu gösteri o kadar iyi geçti ki, El Michels’in Wu-Tang Clan’ın birden fazla üyesini desteklediği bir tura yol açtı. El Michels Affair’in ikinci uzun metrajlı filmi Enter the 37th Chamber’ın yayınlanması için zemin hazırlayan ve sonunda onları dünya çapında bir izleyici kitlesine tanıtan bu şovlardı. Grubun hayran kitlesi tavan yaparken, sektör de EMA’nın hesaba katılması gereken bir güç olduğunu hemen anladı. Ghostface Killah, Just Blaze ve Jay-Z’den J Dilla, J.Cole ve Travis Scott’a kadar çok sayıda hip-hop sanatçısı Michels’in şarkılarını neredeyse bir domino etkisi yaratacak şekilde örnekledi.

    Aynı anda bir plak şirketini yönetirken, çalarken/turneye çıkarken ve diğer sanatçıların müziklerinin ortak yapımcılığını üstlenirken Michels, The Menahan Street Band’in kurulmasına yardımcı oldu, Aloe Blacc’in ikinci sınıf LP’si Good Things’in ortak yapımcılığını üstlendi ve Adele’nin Grammy adayı albümü 19’da bir yazar kredisi aldı. Kısa bir süre sonra Michels, Auerbach tarafından soğuk çağrıldıktan ve yolda onlara katılmak istendikten sonra kendisini The Black Keys ile turneye çıktı. 

    Auerbach’ın, Michels’in yapımcılığını üstlendiği Lee Fields kaydı “My World”ün ses ve yaklaşımının büyük bir hayranı olduğu ortaya çıktı. Auerbach, Dr. John’un büyük beğeni toplayan albümü “Locked Down” ve Lana Del Rey’in LP’si “Ultraviolence”ı yapmak üzere görevlendirildiğinde, Michels çalması ve imzasını taşıyan sesini eklemesi için getirildi. Bu, Auerbach’ın psych-rock projesi The Arcs’a dahil olmasına ve turneye çıkmasına yol açtı.

    2016’da Michels, Big Crown Records’u Danny Akalapse ile birlikte kurdu, Michels’in sıfırdan inşa edilmesine yardım ettiği ikinci plak şirketi. O zamandan beri plak şirketinin kadrosundaki Lee Fields, Lady Wray, Brainstory, Paul & The Tall Trees, Liam Bailey ve Thee Lakesiders gibi albümlerin çoğunun yapımcılığını üstlendi. Michels ayrıca Beyonce & Jay-Z’nin yan projesi The Carters, Hanni El Khatib, Chicano Batman, Marco Benevento ve Don Toliver için kayıtlar yaptı.

    2020’de Michels, El Michels Affair takma adı altında orijinal materyallerden oluşan ikinci albümünü yayınlayacak. Michels’in “hayali bir filmin müziği” olarak adlandırdığı Yetişkin Temaları adlı Albüm, siz başınızı sallarken kulaklarınızı diken diken edecek zengin, anımsatıcı, karmaşık ve eklektik bir melodiler koleksiyonu yaratıyor.

    Michels, The Legendary Diamond Mine (Queens, NY) ve Diamond North’ta (Upstate NY) kayıt yapıyor ve bunların ortak sahibi .

    Katkıda bulunanlar 

    • Leon Michels – grup lideri ve yapımcı, tenor saksafon, flüt, klavye, gitar, bas, perküsyon, mühendislik

    Diğer katkıda bulunanlar şunları içerir:

    • Homer Steinweiss – davul
    • Nick Movshon – bas, davul, gitar
    • Thomas Brenneck – gitar, bas
    • Michael Leonhart – trompet, pirinç
    • Toby Pazner – klavyeler
    • Aaron Johnson – trombon
    • Sean Solomon – gitar
    • Dave Guy – trompet
    • Marco Benevento – klavyeler

    Diskografi

    Yıl Başlık Müzik şirketi
    2005 Sounding Out The City Truth & Soul
    2010 Enter The 37th Chamber Fat Beats
    2016 Return To The 37th Chamber Big Crown
    2020 Adult Themes Big Crown
    2021 Yeti Season Big Crown
    Yıl Başlık Müzik şirketi
    2009 Walk On By (A Tribute To Isaac Hayes) Truth & Soul
    2014 Loose Change Truth & Soul
    Yıl Başlık Format Müzik şirketi
    2003 Detroit Twice b/w Too Late To Turn Back 7″ Misty
    2005 Creation b/w Behind The Blue Curtains 7″ Truth & Soul
    2006 C.R.E.A.M b/w Glaciers of Ice 7″ Truth & Soul
    2006 Duel of The Iron Mic b/w Bring Da Ruckus 7″ Truth & Soul
    2008 Musings To Myself b/w Spread Your Soul 7″ Truth & Soul
    2016 4th Chamber b/w Snakes 7″ Big Crown
    2016 Tearz b/w Verbal Intercourse 7″ Big Crown
    2016 Strange Boy b/w No Surprise 7″ Big Crown
    2017 Shadow Boxin b/w Iron Maiden 7″ Big Crown
    2018 Never Be Another You 7″ Big Crown
    2018 Unathi b/w Zaharilia 7″ Big Crown
    2019 12345678910 Dijital Big Crown
    2020 Reasons feat. Bobby Oroza b/w Hipps 7″ Big Crown

    https://elmichelsaffair.com/

  • Bu Grup Tam Cigarettes After Sex

     

    Cigarettes After Sex , 2008 yılında Greg Gonzalez tarafından Teksas , El Paso’da kurulan bir Amerikan rüyası pop grubudur . Grup, ruhani, limitli ve genellikle rüya gibi müzikal tarzları, genellikle romantizm ve aşk temalarına dayanan şarkı sözleri ve Gonzalez’in ” androjen ” olarak tanımlanan sesiyle tanınır . 

    Web Sitesihttps://www.cigarettesaftersex.com/

    Bir ortam pop grubu olarak pazarlanırken , Cigarettes After Sex ayrıca shoegaze , slowcore ve indie rock olarak kabul edilir .

    Grubun ilk uzun süreli oyunu (EP), I. , 2012’de piyasaya sürüldü ve “Nothing’s Gonna Hurt You Baby” şarkısı sonunda ticari lisans yoluyla uyuyan bir hit haline geldi . 2015 yılında bağımsız single’ı “Affection”ın yayınlanmasından sonra grup , Haziran 2017’de kendi adlarını taşıyan ilk stüdyo albümlerini olumlu eleştirilerle yayınladı .

    Grubun ikinci stüdyo albümü Cry 25 Ekim 2019’da yayınlandı.

    Müzik Tarzı ve Etkileri 

    Noisey by Vice’ın bir özelliğinde , Christina Cacouris, Cigarettes After Sex’i “temel, puslu ve romantik, ancak Gonzalez’in androjen sesinin altında kara bir uca sahip” ve “tatlı ve duygusal” olarak tanımlıyor. 

    “Grubun adından da anlaşılacağı gibi, yatakta yatmayı andırıyor, ancak ortam nitelikleri, dans edebileceğiniz bir müzik olmasına engel değil.”  Gonzalez, Françoise Hardy’yi en sevdiği şarkıcı olarak ve Miles Davis’i büyük bir etkiye sahip olarak belirtiyor . 

    Sound of Boston ile yaptığı röportajda , L’Avventura ve The Double Life of Veronique gibi filmlere de dikkat çekti .“Affection” ve LP’lerindeki müziğin hissiyatı ve sesi üzerinde etkili oldular.  Grup ayrıca The Cowboy Junkies’ albümü The Trinity Session , Julee Cruise ve Cocteau Twins’i ilham kaynağı olarak içeriyor . 

    Müzik blogu Eardrums Music, grubu “muhteşem, hassas vokalleri ve çok iyi sözleri olan yavaş, rüya gibi ve güzel” olarak tanımlıyor. ve onu Mazzy Star ile karşılaştırır  Swell Tone’un arkasındaki müzik blogcuları, Cigarettes After Sex’i “herhangi bir dinleyiciyi tatlı bir şekilde kayıtsız bir stupor haline getirecek melankolik, yavaş pop” üreten bir grup olarak tanımlıyor. 

    Independentmusicnews.com için Affection’ı inceleyen Jae Pyl, “Cigaretettes After Sex’in sesine öyle bir yakınlık var ki, onu midenize indirmemek imkansız” sonucuna varıyor. 

    Grubun “Apocalypse” şarkısı, Srećko Horvat’ın Gelecekten Şiir adlı kitabının müziklerinde yer almaktadır. 

    Bu Grup Tam Cigarettes After Sex

    Röportaj: Cigarettes After Sex

    Merhaba! Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğin için teşekkür ederim. Nasıl gidiyor, neler yapıyorsun?

    Rica ederim. Ayrıca bana ve gruba yer vermek istediğin için de çok teşekkür ederim. Şu sıralar ilk LP’mizi kaydetmek için planları bir araya getiriyoruz. Oturumlar Aralık ayı ortasında olacak ve bahara kadar bitirmiş olmayı umuyoruz.

    İlk olarak grubun adının hikayesini sormak istiyorum. Biraz bahseder misin?

    2008 yazında sık-sık yattığım bir kız vardı. Aslında “arkadaştan öte” olarak nitelendirebileceğim biriydi, özel bir ilişkimiz vardı. Her neyse o sigara tiryakisiydi ve her seksten sonra sigara içiyordu. O zamanlar sigara içmiyordum fakat onun sayesinde seksten sonra sigara içtim. Gerçekten keyifliydi ve moda girmemi sağladığı için ayrıca hoşuma gitmişti. Tutkulu bir seksten sonra bir yaz gecesi, verandamda otururken bu isim aklımda belirdi. Ve sonuç!

    Müziğe nasıl başladın? Sana ilham veren şey neydi?

    Müziğe olan ilgim aslında 3-4 yaşımdayken başladı. Çocukluk hatıralarımda Monkees Greatest Hits & Motown Compilation ve Thriller derlemeleri var. Büyükbabam ve büyükannemin evindeki org ile uzun süredir orada olan eski Casio klavyelerle uğraşırdım. Fakat 4. sınıfta şarkı sözü yazmaya ve gitar çalmaya başlayana dek müzik konusunda ciddi değildim.

    Grubun kurulum aşamasında hangi gruplar ya da sanatçılardan etkilendiniz peki?

    Grup olarak senelerce farklı sesler denedik ve nihayet 2012’deki ilk EP’mizi kaydettiğimizde müziğimiz şekillendi. Bizim müziğimiz Trinity Session, Red House Painters, Mazzy Star’ın Fade Into You veya Paris Sisters’ın I Love How You Love Me gibi erken dönem 60’lar müziğinden ilham aldı.

    Lirikleri kim yazıyor ve bu süreç ne kadar sürüyor?

    Şarkı sözlerini hep ben yazarım. Süreç aslında çok değişkenlik gösterebilen bir süreç öyle ki bazen birkaç ay bazense birkaç saat sürebiliyor.

    Şarkıların kendi öyküleri var mı? Varsa paylaşır mısın?

    Şarkılarımızın çoğunun arkasında belirgin öyküler var. Misal “Nothing’s Gonna Hurt You Baby” parçamız, benim son kız arkadaşım hakkında. O vakitler yalnız yaşadığım evimde dans partileri düzenliyorduk. Şarkı seçip, içki içip, güneş gözlüğü takıp ucuz bir mikrofana şarkı söylüyor gibi yapıp etrafımızda döner dururduk. Gece her zaman seks yaparak ve uyuyarak sona ererdi. Bunlar hala gülümseyerek hatırladığım hatıralarımdan birkaçı. Sonrasında sorunlu bir döneme girdik ve artık birlikte değildik. İlk EP’yi kaydetmeye gitmeye önce bu şarkıyı birkaç saatte yazdım.

    Sence müzik ile görsellik arasındaki bağ ne kadar mühim? Yani albüm kapaklarından kliplere ve konser atmosferlerine kadar, görsel materyallerin önemi ne?

    Görsellik, benim ilgili olduğum her şey kadar önemlidir. Müzik, klipler ve görsel çalışmalar eksizsiz bir sunum oluşturmalıdır.

    Sizce şarkı sözleriniz, şarkılarınızın öyküleri ya da atmosferleri zaman içerisinde nasıl bir değişime uğradı?

    Richard Brautigan’ın “The Pill Versus the Springhill Mine Disaster” kitabını okuduktan sonra aynı anda nasıl bu kadar kibar, garip ve sert olabildiğine hayranlıkla şahit olduktan sonra sözlerimin belli bir noktada değiştiğini düşünüyorum. Bundan sonra daha açık uçlu ve izlenimci lirikler denediğim kanısındayım. Fakat sonradan, kendimi evimde hissettiğim eski halime döndüm. Nihayetinde detayları ve hikayeleri seviyorum.

    Favori Cigarettes After Sex parçan hangisi?

    Favori şarkım her zaman üzerinde çalıştığım ya da henüz bitirdiğim şarkıdır benim için. Fakat yayınladığımız parçalar arasında şüphesiz ki en sevdiğim parça: Affection

    Peki sizin müzik dışında ilgilendiğiniz bir şeyler var mı?

    Tabi ki. Mesela bas gitaristimiz Randy Miller bir grafiker, Jacob Tomsky ki kendisi davulcumuz, aslında bir yazar. Yani aslında hepimizin uğraştığı, odaklandığı farklı şeyler var. Ben ise her zaman filmlere aşık olmuşumdur, bir gün yönetmen olmak gibi büyük bir hayalim var.

    Sıra en klişe ve iğrenç kısımda! Bize favori kitaplarınız, filmleriniz, albümleriniz ya da dergilerinizden bahseder misiniz?

    Hakikaten bu tür şeyler hakkında sürekli olarak konuşabilirim çünkü bu benim can damarım. Bu alanın sonsuzluğuna dalmadan birkaç şey söyleyebilirim. Şu anda favori kitabım Calvino’nun Görünmez Kentler kitabı. Favori filmimse Powell & Pressburger’ın The Red Shoes filmi. Albüm olarak da Francoise Hardy’nin La Question albümünü söyleyebilirim.

    Konser ve turne planlarınızdan bahseder misin?

    Eğer bir aksilik olmazsa önümüzdeki birkaç ay içerisinde bir dünya turuna çıkacağız.

    Türkiye’ye gelme ihtimaliniz nedir?

    Türkiye’ye gelmeyi gerçekten çok istiyor ve gün sayıyoruz.

    Peki Türkiye hakkında neler biliyorsunuz? Türkiye’den tanıdığınız herhangi bir müzisyen ya da grup var mı?

    Tanıdığım tek Türk müzisyeni Telvin grubunun harika füzyon gitaristi olan Erkan Oğur. Birkaç yıl evvel bir arkadaşım bana onun eserlerini dinletmişti.

    Sence bu yılın en iyi 10 albümü hangileri? Ve son günlerde playlistinde kimler var?

    Şu günlerde çok fazla yeni albüm dinlediğimi söyleyemem ama grup arkadaşlarımın çalma listelerindeki şarkıların bazıları şöyle:

    Greg:
    Afer Ventus – Enya
    I Only Have Eyes For You – The Flamingos
    Don’t Let the Sun Go Down On Me – Elton John
    Buio Omega OST – Goblin
    Hotline Bling – Drake

    Phillip:
    Stay On These Roads – A-ha
    Letter To Elise – The Cure
    Sorry- Justin Bieber
    Kiss The Dirt (Falling Down a Mountain)

    Jake:
    Majical Cloudz
    Jagged Little Pill – Alanis Morrisette

    Randy:
    Eat, Pray, Thug – Heems
    Rainforest – Clams Casino
    First Ramones Record
    Chronic 2001 – Dr. Dre
    Stand – Sly & the Family Stone
    Savoy Sessions – The Red Norvo Trio

    Torrentler ve diğer ücretsiz albüm paylaşım yolları hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Biz Bandcamp profilimiz üzerinden eserlerimizi hep ücretsiz olarak sunduk. Ve aslına bakarsanız bağışlardan büyük bir pay alacak kadar da şanslıydık. Bence insanlar bir şey eğer gerçekten severlerse, o işin gelişimine katkıda bulunmak için ona para yatırıyorlar.

    Vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Son olarak okurlarımıza ve sevenlerinize neler söylemek istersiniz?

    Bizi dinleyen herkese çok teşekkür etmek istiyorum. Bu gerçekten bizim için çok önemli. Buna vesile olduğun için çok teşekkür ederim Altay, hoşça kal!

    Bu röportaj grubun kurucusu ve solisti Greg Gonzalez ile gerçekleştirilmiştir.

    Röportaj: Altay Kenger
    Çeviri: Altay Kenger
    Kasım 2015, GM Fanzine

    Kaynak:https://altaykenger.wordpress.com/2020/07/19/roportaj-cigarettes-after-sex/
    https://en.wikipedia.org/wiki/Cigarettes_After_Sex

  • Pulp Fiction -Ucuz Roman (1994)

     

    Pulp Fiction (Ucuz Roman) , Roger Avary ile birlikte tasarlayan Quentin Tarantino tarafından yazılan ve yönetilen1994 Amerikan neo-noir kara komedi suç filmidir. Başrollerini John Travolta , Samuel L. Jackson , Bruce Willis , Tim Roth , Ving Rhames ve Uma Thurman’ın paylaştığı film Los Angeles’ın çeşitli suç hikayelerini anlatıyor. Başlık,20. yüzyılın ortalarında popüler olan, grafik şiddet ve keskin diyaloglarıyla tanınan ucuz dergilere ve sert kaynatılmış polisiye romanlaraatıfta bulunuyor.

    Tarantino , 1992 ve 1993’te Avary’nin True Romance (1993) için yazdığı sahneleri içeren Pulp Fiction’ı yazdı. Grafiği kronolojik sıranın dışında gerçekleşir . Film aynı zamanda , “pulp” kelimesinin iki sözlük tanımını veren bir başlık kartıyla başlayarak, açılış anlarından itibaren kendine atıfta bulunuyor . 

    Her bir karakterin çeşitli konulardaki bakış açılarını ortaya çıkaran eklektik diyaloglar ile monologlara ve gündelik konuşmalara büyük ekran zamanı ayrılmıştır ve film , mizah ve güçlü şiddetin ironik bir kombinasyonunu içerir. TriStar Resimleribildirildiğine göre senaryoyu “çok çılgın” olarak geri çevirdi. Sonra Miramax eşbaşkanı Harvey Weinstein büyülendi ve film, Miramax’ın tam olarak finanse ettiği ilk film oldu.

    Pulp Fiction , 1994 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazandı ve önemli bir kritik ve ticari başarıydı. 67. Akademi Ödülleri’nde En İyi Film de dahil olmak üzere yedi ödüle aday gösterildi ve En İyi Özgün Senaryo ödülünü kazandı ; Travolta, Jackson ve Thurman Akademi Ödülü adaylıkları kazandı ve kariyerlerini artırdı. Gelişmesi, pazarlaması, dağıtımı ve kârlılığı bağımsız sinema üzerinde kapsamlı bir etkiye sahipti .

    Künye

    Tür: Suç, Dram

    IMDB: 8,9 / 10

    Yıl: 1994

    Yönetmen: Quentin Tarantino

    Pulp Fiction , Tarantino’nun başyapıtı olarak kabul edilir ve özellikle senaryo yazımı için övgü alır. Kendi kendine yansıtma, alışılmadık yapı ve kapsamlı saygı ve pastiş , eleştirmenlerin onu postmodern filmin mihenk taşı olarak tanımlamasına yol açtı . Genellikle, stilinin unsurlarını benimseyen filmleri ve diğer medyayı etkileyen kültürel bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Oyuncu kadrosu da büyük beğeni topladı ve Jackson özellikle beğeni topladı. 

    2008’de Entertainment Weekly , filmi 1983’ten bu yana en iyi film olarak adlandırdı ve birçok eleştirmenin şimdiye kadar yapılmış en iyi film listelerinde yer aldı . 2013 yılında Ucuz Roman Kongre Kütüphanesi tarafından Birleşik Devletler Ulusal Film Sicilinde “kültürel, tarihsel veya estetik açıdan önemli” olarak korunmak üzere seçilmiştir.


    Pulp Fiction -Ucuz Roman (1994)


    REPLİKLER

    Jules Winnfield 

    • Bunu yıllardır söylüyorum. Ve eğer duyduysan, bu senin kıçın anlamına geliyordu. Ne anlama geldiğini hiç düşünmedim. Kıçına şapka atmadan önce bir orospu çocuğuna söylemenin soğukkanlı bir saçmalık olduğunu düşünmüştüm. Ama bu sabah iki kez düşünmeme neden olan bazı şeyler gördüm. Bak, şimdi düşünüyorum, belki sen kötü adamsın, ben de dürüst adamım ve burada Bay 9 Milimetre? O karanlık vadide benim erdemli kıçımı koruyan çoban. Ya da sen dürüst adamsın ve ben çobanım ve bu kötü ve bencil olan dünya anlamına gelebilir. Şimdi bunu isterim. Ama bu gerçek değil. Gerçek şu ki … sen zayıfsın ve ben kötü adamların zulmüyüm. Ama deniyorum Ringo. Çoban olmak için gerçekten çok çabalıyorum .

    Marsellus Wallace 

    • [Butch’a] Dövüş gecesi, hafif bir acı hissedebilirsiniz. Seninle dalga geçmek gurur. Gururun canı cehenneme. Gurur sadece acı verir. Asla yardımcı olmaz. O boktan savaşırsın.
    • [Butch’a] Bu iş, gerçekçi olmayan orospu çocuklarıyla ağzına kadar dolu. Kıçlarının şarap gibi yaşlanacağını düşünen orospu çocukları. Sirkeye dönüştüğünü kastediyorsan … öyle. Yaşla daha iyi olacağını kastediyorsan … öyle değil.

    Kaptan Koons 

    [Genç Butch’a] Merhaba küçük adam. Tanrım, senin hakkında çok şey duydum. Bak, ben babanın iyi bir arkadaşıydım. Beş yıldan fazla bir süredir Hanoi’deki cehennem çukurundaydık. Umarım bunu kendi başına deneyimlemek zorunda kalmazsın, ama iki adam benim gibi bir durumda olduğunda ve senin baban bizim kadar uzun süre kaldığında, diğerinin belirli sorumluluklarını üstlenirsin. Başaramayan ben olsaydım, Binbaşı Coolidge şu anda oğlum Jim ile konuşuyor olacaktı. Görünüşe göre seninle konuşuyorum. Butch. Senin için bir şeyim var. 

    [Oturur, kordonsuz altın bir kol saatini kaldırır]

    Buraya aldığım bu saat ilk olarak Birinci Dünya Savaşı sırasında büyük büyükbabanız tarafından satın alındı. Knoxville, Tennessee’de küçük bir marketten satın alındı. Kol saati yapan ilk şirket tarafından yapılmıştır. O zamana kadar insanlar cep saati taşıyorlardı. Erine Coolidge tarafından Paris’e yelken açtığı gün satın alındı. Bu senin büyük büyükbabanın savaş saatiydi ve o savaşta olduğu her gün onu takardı ve görevini yaptığında, büyük büyükannenin yanına gitti, saati çıkardı, eski bir kahve tenekesine koydu. ve bu, büyükbaban Dane Coolidge, ülkesi tarafından denizaşırı gitmesi ve Almanlarla bir kez daha savaşması için çağrılana kadar orada kalabilir. Bu sefer buna İkinci Dünya Savaşı adını verdiler.

    Büyük büyükbaban bu saati büyükbabana şans getirsin diye verdi. Ne yazık ki, Dane’in şansı babasınınki kadar iyi değildi. Dane bir Denizciydi ve diğer tüm Denizcilerle birlikte Wake Adası savaşında öldürüldü. Büyükbaban ölümle karşı karşıyaydı. Bunu biliyordu. O çocukların hiçbirinin o adayı canlı olarak terk edeceğine dair bir yanılsaması yoktu, bu yüzden Japonlar adayı ele geçirmeden üç gün önce, büyükbaban bir Hava Kuvvetleri gemisinde bir topçuya Winocki adını sordu – daha önce hiç tanışmadığı bir adam hayat – etinde hiç görmediği küçük oğluna altın saatini teslim etmek. 

    Üç gün sonra, büyükbaban ölmüştü ama Winocki sözünü tuttu. Savaş bittikten sonra, büyükannenizi ziyaret ederek bebeğinize babasının altın saatini teslim etti. Bu saat.Bu saat babanın Hanoi üzerinden vurulduğunda bileğindeydi. Yakalandı, bir Vietnam esir kampına konuldu. O, eğerler saati görürlerse, el konulacağını ve götürüleceğini biliyordu. 

    Babanın ona bakma şekli, bu saat senin doğuştan hakkındı. Herhangi bir eğim, yağlı, sarı ellerini oğlunun doğuştan gelen hakkına koyarsa lanetlenirdi, bu yüzden onu bir şeyi saklayabileceğini bildiği tek bir yere, kıçına sakladı. Beş uzun yıl bu saati kıçına taktı. Sonra dizanteri yüzünden öldü. Bana saati verdi. Bu rahatsız edici metal parçasını iki yıl kıçımda sakladım. Sonra yedi yıl sonra ailemin yanına gönderildim. Şimdi küçük adam, saati sana veriyorum. [Bunu genç Butch’a verir]

    Diyalog 

    Yolanda : Burası mı? Kahve dükkanı?

    Ringo : Bunun nesi var? Hiç kimse restoranı soymaz. Neden olmasın? Barlar, likör mağazaları, benzin istasyonları; Bunlardan birini dikerek kafanı uçuruyorsun. Restoranlar ise pantolonları kapalı yakalarsınız. Soyulmayı beklemiyorlar. Neyse, beklenti kadar değil.

    Yolanda : Böyle bir yerde kahraman faktörünü azaltabileceğine bahse girerim.

    Ringo : Doğru. Tıpkı bankalar gibi buralar da sigortalıdır. Yönetici? Onun umurunda değil. Siz yemekleri fişe takmadan önce sizi kapıdan çıkarmaya çalışıyor. Garsonlar? Siktir et. unut gitsin. Hiçbir şekilde kasa için kurşun yemiyorlar. Garson, bir kaçak saat başı elli dolar alıyor, gerçekten sahibinden çaldığın umurunda mı? Müşteriler ağızlarında yemekle orada oturuyorlar; neler olduğunu bilmiyorlar. Bir dakika, Denver omleti yiyorlar; Önümüzdeki dakika birisi yüzüne silah dayıyor.


    Jules Winnfield : Pekala, bana esrar çubuklarından bahset.

    Vincent Vega : Peki ne bilmek istiyorsun?

    Jules : Eh, hash orada yasal, değil mi?

    Vincent : Evet, yasal, ancak yüzde yüz yasal değil. Demek istediğim, bir restorana girip, bir sarma ve şişirmeye başlayamazsın. Evinizde veya belirli yerlerde sigara içmenizi istiyorlar.

    Jules : Bunlar esrar çubukları mı?

    Vincent : Böyle bozulur, tamam: Satın almak yasal, sahibi olmak yasal ve eğer bir hash bar sahibiyseniz, satmak yasaldır. Taşımak yasa dışı, ama bu gerçekten önemli değil çünkü, bunun bir yükünü al, tamam; Amsterdam’da polisler tarafından durdurulursanız, sizi aramaları yasa dışıdır. Demek istediğim, bu Amsterdam’daki polislerin sahip olmadığı bir hak.

    Jules : [güler] Ah, adamım. Ben gidiyorum, hepsi bu kadar. Ben gidiyorum.

    Vincent : Evet bebeğim, en çok kazarsın. Ama Avrupa’nın en komik yanı ne biliyor musun?

    Jules : Ne?

    Vincent : Küçük farklılıklar. Demek istediğim, onlar da bizim burada olduğumuzla aynı boktan şeylere sahipler, ama sadece … sadece, işte biraz farklı.

    Jules : Örnek mi?

    Vincent : Pekala. Amsterdam’da bir sinemaya gidebilir ve bir bira alabilirsiniz. Ve hiçbir kağıt bardaktaki gibi demek istemiyorum; Bir bardak biradan bahsediyorum. Ve Paris’te, McDonald’s’tan bir bira satın alabilirsiniz. Ve Paris’te Peynirli Çeyrek Pounder’a ne diyorlar biliyor musun?

    Jules : Buna Peynirli Çeyrek Pounder demiyorlar mı?

    Vincent : Yok, adamım, metrik sistemi aldılar. Quarter Pounder’ın ne olduğunu bilmezler.Jules : Buna ne diyorlar?Vincent : Buna ” Peynirli Royale ” diyorlar .

    Jules : “Peynirli Royale.”

    Vincent : Doğru.

    Jules : Big Mac’e ne diyorlar?

    Vincent : Big Mac, Big Mac’dir, ancak buna ” Le Big Mac ” diyorlar .

    Jules : [Fransız aksanıyla] “Le Big Mac.” [gülüyor] Whopper’a ne diyorlar?

    Vincent : Bilmiyorum, Burger King’e gitmedim, Hollanda’da ketçap yerine patates kızartmasına ne koydular biliyor musun?

    Jules : Ne?

    Vincent : Mayonez.

    Jules : [suratı iğrenç kılar] Lanet olsun.

    Vincent : [kıkırdar] Bunu yaptıklarını gördüm dostum, onları bu bokun içinde boğdular.Jules : [iğrenç] Yuck.


    Jules : Bu tür bir anlaşma için av tüfeğimiz olmalı.

    Vincent : Kaç tane var?

    Jules : 3 veya 4.

    Vincent : Bu bizim adamımızı sayıyor mu?

    Jules : Emin değilim.Vincent : Yani, içeride 5 kişi olabilir mi?

    Jules : Mümkün.

    Vincent : Av tüfeğimiz olmalı.


    Anlatı yapısı

    Pulp Fiction ‘ ın anlatı kronolojik dışarı söylendi ve her biri farklı olduğunu üç ana birbiriyle hikayeleri takip edilir kahramanı : Vincent Vega, bir kiralık katil ; Butch Coolidge, bir ödül dövüşçüsü; ve Vincent’ın iş ortağı Jules Winnfield.

    Film, bir çiftin sahnelediği bir akşam yemeğiyle başlar, ardından sonuç için restorana dönmeden önce bir hikayeden diğerine geçmeye başlar. Yedi anlatım dizisi vardır; üç ana hikayenin önünde ara başlıklar bulunur:

    1. “Giriş – Lokanta” (i)
    2. “Vincent Vega ve Marsellus Wallace’ın Karısı” nın başlangıcı
    3. “Vincent Vega ve Marsellus Wallace’ın Karısı”
    4. “Altın Saat” in başlangıcı (a – geçmişe dönüş, b – günümüz)
    5. “Altın Saat”
    6. “Bonnie Durumu”
    7. “Son Söz – Lokanta” (ii)

    Yedi dizi kronolojik olarak sıralanırsa, çalışırlar: 4a, 2, 6, 1, 7, 3, 4b, 5. Sıralar 1 ve 7 kısmen örtüşür ve diziler 2 ve 6’da olduğu gibi farklı bakış açılarından sunulur. Philip Parker’a göre yapısal biçim “döngüsel olayların bir başlangıcı ve sonu eklediği ve anlatı boyunca her bir bölümün öğelerine atıfta bulunulmasına izin veren bölümsel bir anlatıdır”. [11] Diğer analistler yapıyı “döngüsel bir anlatı” olarak tanımlıyorlar. [12]

    Özet

    Hitmen Jules Winnfield ve Vincent Vega, patronları gangster Marsellus Wallace için bir iş ortağı olan Brett’ten bir evrak çantası almak için bir daireye gelir. Vincent çeklerin evrak çantasının içeriği ardından, Brett ortakları Jules’un çekimler tek, daha sonra declaims İncil’den bir pasaj önce çift çapraz Marsellus çalıştıkları için o ve Vincent öldürme Brett. Evrak çantasını Marsellus’a götürürler, ancak boksör Butch Coolidge’e rüşvet vererek yaklaşan maçında dalış yapmasını beklemeleri gerekir .

    Ertesi gün Vincent , uyuşturucu satıcısı Lance’den eroin satın alır . Ateş eder ve ardından Marsellus şehir dışındayken ona eşlik etmeyi kabul eden Marsellus’un karısı Mia ile buluşmak için yola çıkar. 1950’ler temalı bir restoran olan Jack Rabbit Slim’s’te yemek yiyorlar ve bir twist yarışmasına katılıyorlar , sonra eve dönüyorlar. Vincent banyodayken Mia eroini bulur ve kokainle karıştırarak onu burundan çeker . Aşırı dozda acı çekiyor ; Vincent, onu Lance’in evine götürür ve burada kalbine adrenalin enjekte ederek onu canlandırırlar . Vincent, Mia’yı evinde bırakır ve ikisi, olaydan Marsellus’a asla bahsetmemeyi kabul eder.

    Butch rüşvet parasını kendisine yatırır ve Marsellus’u ikiye katlayarak maçı kazanır, ancak yanlışlıkla rakibini de öldürür. Marsellus’un peşinden tetikçiler göndereceğini bilerek, kız arkadaşı Fabienne ile kaçmaya hazırlanır, ancak onun ailesi aracılığıyla kendisine altın bir saat geçirmeyi unuttuğunu keşfeder. Geri almak için dairesine döndüğünde , mutfak tezgahında bir hafif makineli tüfek fark eder ve sifonu duyar. Vincent banyodan çıktığında Butch onu vurup öldürür, ardından silahı geride bırakarak ayrılır.

    Marsellus, Butch’un trafik ışığında durduğunu gördüğünde, Butch arabasını ona çarparak ikisini de yaralı ve sersemlemiş halde bırakır. Marsellus bilincini geri kazandığında, bir silah çeker ve Butch’a ateş ederek onu bir rehinci dükkanına kadar kovalar . Butch üstünlüğü ele geçirip Marsellus’u vurmak üzereyken, dükkan sahibi Maynard onları silah zoruyla yakalar ve bodrumda bağlayıp tıkar. 

    Zed, yakında gelir; o ve Maynard, Marsellus’u başka bir odaya götürür ve ona tecavüz etmeye başlar ve Butch’a göz kulak olması için “gimp” i – esaret kıyafeti içinde sessiz bir figür – bırakır . Butch gevşer ve gimp’i bilinçsizce çalar. Kaçmak yerine Marsellus’u kurtarmaya karar verir ve kendisini bir katana ile silahlandırır.rehinci dükkanından. Maynard’ı öldürür ve Zed’i Maynard’ın av tüfeğiyle kasıklarından vuran Marsellus’u serbest bırakır. Marsellus, Butch’a eşit olduklarını ve kimseye tecavüzden bahsetmemesini ve Los Angeles’tan sonsuza kadar ayrılmalarını söyler. Butch, Zed’in helikopterindeki Fabienne’i alır ve oradan uzaklaşır.

    Daha önce, Vincent ve Jules, kendi dairesinde Brett’i öldürdükten sonra, başka bir adam banyodan fırladı ve onlara ateş etti, ancak her kurşunu ıskaladı; Jules ve Vincent yaralarını kısaca kontrol ettikten sonra onu vurarak öldürürler. Jules, Brett’in ortağı Marvin’le arabayla uzaklaşırken, hayatta kalmalarının bir mucize olduğunu iddia eder ve Vincent buna itiraz eder. 

    Vincent yanlışlıkla Marvin’i yüzüne vurur, onu öldürür ve Vincent, Jules ve arabanın içini güpegündüz kanla kapatır. Arabayı Jules’un arkadaşı Jimmie’nin evinde saklıyorlar ve karısı Bonnie eve gelmeden önce sorunu halletmelerini talep ediyorlar. Marsellus , Jules ve Vincent’ı arabayı temizlemeye, gövdeyi bagaja saklamaya, kanlı giysilerini atmaya ve arabayı bir yere götürmeye yönlendiren bir temizlikçi , Winston Wolfe gönderir.hurdalık .

    Bir akşam yemeğinde Jules, Vincent’a suç hayatından emekli olmayı planladığını söyler ve apartmanda “mucizevi” hayatta kalmalarının ilahi bir müdahalenin işareti olduğuna ikna olur . Vincent banyodayken, bir çift, “Balkabağı” ve “Bal Tavşanı” restoranı bekletir ve Marsellus’un evrak çantasını ister. Jules, içeriğiyle dikkatini dağıtarak Balkabağı’nı alt eder ve onu silah zoruyla tutar; Tatlı Tavşan histerikleşir ve silahını ona doğrultar. Vincent silahı ona doğrultulmuş olarak geri döner, ancak Jules durumu etkisiz hale getirir. İncil pasajını okur, suçla dolu yaşamı hakkında kararsızlık ifade eder ve soyguncuların parasını alıp gitmesine izin verir. Jules ve Vincent ellerinde evrak çantasını alarak lokantadan ayrılırlar.

    Ana çekimler 20 Eylül 1993’te başladı . Yaptıkları en yavaş film olan film stoku yetenek ekran dışında kurşun tümü üzerinde Tarantino’yla çalışmış Rezervuar Köpekleri  – görüntü yönetmeni Andrzej Sekuła , kurgucu Sally Menke , yapım tasarımcısı David Wasco ve kostüm tasarımcısı Betsy Heimann . Tarantino’ya göre, “[W] e’nin 8 milyon doları vardı. 20-25 milyon dolarlık bir film gibi görünmesini istedim. Bir destan gibi görünmesini istedim. Her şeyde destan – icatta, hırsla, uzunlukta, kapsamda, fiyat etiketi hariç her şeyde. “

    Film, 50 ASA’da “çekildi” diyor . Kullanmamızın nedeni , karakterlerinin giydiği giysilerin sembolik zırh takımları olduğuna inanan neredeyse bir Jean-Pierre Melville yaratmasıdır.  Tarantino, oynadığı gibi mütevazı bir rol üstlendi. hiç gren içermeyen bir görüntü oluşturması, parlak olması. Elimizdeki 50’lerin Technicolor’una en yakın şey bu . ” Bütçenin en büyük kısmı – 150.000 $ – Jack Rabbit Slim’in setini yaratmaya gitti. Bir Culver City deposunda inşa edildi ve burada birkaç diğer setler ve filmin prodüksiyon ofisleri.

    Lokanta sekansı, Hawthorne’da , Googie mimarisiyle tanınan Hawthorne Grill’de çekildi . Tarantino, kostümler için Fransız yönetmenden ilham aldı. Reservoir Dogs’daki . Pop totemlerinden biri olan ve uzun süredir üretilmeyen General Mills mısır gevreği Fruit Brute da önceki filmden döndü. 30 Kasım tarihinde sarılmış ateş  Önce Pulp Fiction ‘ ın galası, Tarantino kaybetmek Avary’nin ikna onun çizgi “Yazılı yüzden, kredi cowriting ve kredi ‘ile hikaye’ bir kabul on-kararlaştırılmış ve Quentin Tarantino tarafından yönetilen “reklamcılıkta ve ekranda kullanılabilir. 

    On toplayıcı inceleme Çürük Domates , filmin 9.20 / 10 arasında bir ortalama puanı ile 107 yoruma göre% 92’lik bir onay notunu tutar. Web sitesinin eleştirel fikir birliği, “1990’ların en etkili filmlerinden biri olan Pulp Fiction , neo-noir heyecanları, zifiri kara mizah ve popüler kültür mihenk taşlarının çılgın bir post-modern karışımı.”  üzerinde Metacritic , film sahip ağırlıklı ortalama puan “evrensel beğeni” belirten 24 eleştirilere göre 100 üzerinden 94. CinemaScore tarafından anket yapılan izleyiciler filme A + ila F ölçeğinde ortalama “B +” notu verdi.

    Büyük Amerikalı film eleştirmenlerinin tepkisi oldukça olumluydu. Roger Ebert ait Chicago Sun-Times “, yani kötü görünüşlü içinde iyi yazılmış olarak niteleyen fanzine ‘için onlara formüller öğretmek sınıfları ‘senaryo’ almak bu zombi yazarların burunları – Eğer içinde ovmak burunları istediğiniz yolu hit filmler ‘ “. Richard Corliss ait ZAMAN yazdı, “Bu görkemli ve tehditkar Buraya kadar gidiş hakkında bu akıllı olmak için Hollywood filmlerini cesur. Bir Anaokulunda bir çete efendisi gibi yılın diğer filmler üzerinde kuleleri.

    İyi direktörleri Tarantino’nun örtülü meydan okumayı kabul ederse, sinema da yaşamak için harika bir yer olabilir. “Newsweek , David Ansen şöyle yazdı: “Quentin Tarantino’nun Ucuz Romanının mucizesi, ikinci el, alçaltılmış parçalardan oluştuğu için, yeni bir şey gibi parıldamayı nasıl başardığıdır.”  “Sen onun tarafından sarhoş olsun,” yazdım Eğlence Haftalık ‘ ın Owen Gleiberman zevkli bir film nasıl olabilir yeniden keşfi”, en yüksek. Ben şimdiye kadar birlikte disiplin ve denetim kombine bir sinemacı karşılaştığınız emin değilim Tarantino’nun yaptığı gibi katıksız vahşi bir neşe. “ Rolling Stone’dan Peter Travers ,”Bu kadar heyecan verici bir şekilde canlı bir şeyi izlemekten gelen özel bir vuruş var”, diye yazdı. “ tartışmasız büyüktür.”

    Los Angeles Times , filmin açılış hafta sonu olumsuz bir eleştiri yayımlamak birkaç büyük haber kaynağı biriydi. Kenneth Turan şöyle yazdı: “Yazar-yönetmen etkileri yüzünden zorlanıyor. hassasiyetleri kırmak. ” Bunu ilerleyen haftalarda gözden geçirenler, baskın eleştirel tepkiye Ucuz Roman’ın kendisinden daha fazla istisna yaptılar . Filmi, kaydırma olmasa da Stanley Kauffmann’la arasında New Republic“[onun] bu kadar geniş çapta kazıp ve iğrenç sınırların üzerinden akıtıldığını hissetti. Pulp Fiction besler, teşvik eder, kültürel gecekondu mahallesini besler.” 

    Tarantino’nun film ve çalışmaları arasındaki karşılaştırmalar yanıtlayan Fransız Yeni Dalga yönetmen Jean-Luc Godard , özellikle ilk, en ünlü özelliği, Jonathan Rosenbaum ait Chicago Reader “, gerçeğini yazdı Pulp Fiction daha abartılı övgüler toplayan edilir National Review’da “[n] o filmin daha fazla yutturmaca ile geldiğini” Nefes Kesen ever did, size hangi tür kültürel referansların daha verimli olduğu hakkında pek çok şey söyler – yani, zaten sahip olduğumuz ve genişletmek istemediklerimiz. ” Gözlem , John Simon heyecanla , hareketlenmemişti: “Gıdıklanma ne boşlukları ne de sığlığı tedavi eder”. 

    Film hakkındaki tartışma, inceleme sayfalarının ötesine yayıldı. Şiddet genellikle tema oldu. In The Washington Post , Donna Britt o görmemeyi mutluydu nasıl tarif Pulp Fiction “rousing sahnesi tartışırken edildiği bir araba iç etrafında bir ateşli silah spreyler birilerinin beyin” son hafta sonu ve böylece kaçının.  Bazı yorumcular, filmin ” zenci ” kelimesini sıkça kullanmasını istisna ettiler (18 kez bahsedildi). In Chicago Tribune Todd Boyd kelimenin nüks “tarihsel serin şekillenme olarak siyah erkeklik algısını kullanmış beyaz erkeklerde hipness nihai düzeyi anlatıyor yeteneğine sahiptir” ileri sürdü.

    İngiltere’de,, Yazma Guardian, daha sonraki eleştiriler için tonu ayarlayın: “Tarantino, postmodernizmin son zaferini temsil ediyor , bu da sanat eserini tüm içerikten boşaltıyor, böylece acılarımızı çaresizce temsil etmenin dışında herhangi bir şey yapma kapasitesinden kaçınıyor … Sadece bu çağda bir yazar olabilirdi … Tarantino kadar yetenekli olduğu kadar, o kadar anlamsız sanat eserleri üretiyor, bu yüzden her türlü siyaset, metafizik veya ahlaki ilgiden tamamen yoksun. “

    Kritik Analiz

    Tarantino, sert kaynaşmış dedektif kurgularının popülerleştirilmesinden büyük ölçüde sorumlu olan dergiye atıfta bulunarak, başlangıçta “bir Kara Maske filmi yapmayı” planladığını belirtti . “[Ben] başka bir yere gittim”.  Geoffrey O’Brien, sonucun “oldukça güçlü bir şekilde paralel bir hamur geleneğine bağlı olduğunu düşünüyor: Korku hikayeleri ve Cornell Woolrich [ve] Fredric Brown gibi yazarların uyguladığı tekinsizlik  … Olasılıksız tesadüfler ve acımasız kozmik şakalar, Pulp Fiction’ın kendi haline getirdiği bir krallık . “

    Özellikle, O’Brien, karmaşık olay örgüsü mekaniği ve Brown’un romanlarının kıvrımları ile Pulp Fiction’ın yinelemeli, iç içe geçmiş yapısı arasında güçlü bir yakınlık bulur .  Philip French, filmin anlatısını ” Resnais’in ve Robbe-Grillet’in hayran kalacağı türden dairesel bir hareket veya Möbius şeridi ” olarak tanımlıyor .  James Mottram , Tarantino’nun etkisini kabul ettiği polisiye romancıyı filmin birincil edebi öncülü olarak görüyor . Leonard’ın “zengin diyaloğunun” Tarantino’nun “popüler kültüre yayılmış jive” ına yansıdığını öne sürüyor; o da vurguya işaret ediyor, Elmore Leonard’a duyuyor.

    Robert Kolker, “gelişmeleri, diyaloğun görünürdeki esprili bayağılığını, zamansallığın bir pastiş üzerinde bir patina gibi saçma sapan kırılmalarını” görüyor. Pastiş … esasen Tarantino’nun içinden çıkamayacak gibi görünen iki filmden oluşuyor . mind: Mean Streets [1973; Pulp Fiction’ı ve filmin anlatılma biçimini seven Martin Scorsese’nin ] ve The Killing [1956; Stanley Kubrick’in yönettiği ] tarafından yönetildi . “

    O tezat Pulp Fiction postmodern Hollywood’un ile öncekilerden Hudson Hawk (1991; Willis’in rol aldığı) ve Son Eylem Hero (1993; oynadığıArnold Schwarzenegger ) “şakayı çok ileri götürdü … basitçe alay etti veya seyirciden daha akıllı olduklarını öne sürdü” ve başarısız oldu.  Todd McCarthy, filmin “çarpıcı geniş ekran kompozisyonlarının genellikle aşırı yakın plan nesneler ve canlı kontrastlar içerdiğini, bazen de Tarantino’nun tanınmış kahramanı Sergio Leone’nin görsel stratejilerini akla getirdiğini” yazıyor .  Martin Rubin’e göre “geniş, parlak renkli geniş ekran görseller” Frank Tashlin ve Blake Edwards gibi komedi yönetmenlerini çağrıştırıyor . 

    Bir filmin konak pop kültürü ünlü görüntüden değişen imalarla, Marilyn Monroe ‘ın etek ‘gibi bir yakında olması kurbanı adresleme Jules ızgara bir metro üzerinde yukarı uçan martı Flock , çünkü onun saç kesimi’  var birçok eleştirmeni bunu postmodernizm çerçevesinde tartışmaya yöneltti . 2005’teki filmi Tarantino’nun “bugüne kadar ki postmodern başyapıtı” olarak tanımlayan David Walker, “1950’lere olan şakacı saygısı ve sürekli alaycı ve çoğu zaman diğer filmlere hürmetli göndermeleriyle işaretlendiğini” yazıyor. 

    Onun kıvrımlı anlatım tekniğini “postmodern hileler” olarak nitelendiriyor.Filmi “son derece modern bir postmodern kolaj” olarak adlandıran Foster Hirsch, Pulp Fiction’ı bir başyapıt olmaktan çok uzak buluyor : “otoriter, etkili ve anlamsız”. “Sadece filmlerde var olabilen bir dünyada” geçen, “nefis bir suçlu zevk, sinemalar için güzelce yapılmış abur cubur “.  O’Brien, filmi kara film ile ilişkilendirme girişimlerini reddeden ” Pulp Fiction , daha çok kültürel kalıntılarla bezenmiş bir cehennem tema parkında rehberli bir tur, Buddy Holly ve Mamie Van Doren , blaxploitation ve Roger Corman. 

    Ve Shogun Assassin, ellili yıllardan beri tüm onyılların aynı anda var olduğu yirmi dört saatlik eski bir istasyondan müzik. ” Catherine Constable, örnek olarak komadaki Mia’nın kalbine adrenalinle dolu bir iğnenin battığı anı alıyor. “onun ölümden dirilişini etkilediği, aynı anda vampirin payının Gotik konvansiyonunu hatırlatan ve baltalayan olarak görülebileceğini” öne sürüyor . Bu modelde, önceki estetik formların ve stillerin referanslanması … boş pastişin ötesine geçerek, postmodernizmin ‘yaratıcı ve olumlu’ bir tarzını sürdürür. “

    Mark T. Conard soruyor, “Film neyle ilgili ?” ve cevaplar, “Amerikan nihilizmi .” Hirsch, “Film aslında kendi zekasından başka bir şey hakkındaysa, vurucuların insan ailesinin bir parçası olduğu şüpheli teze adanmış görünüyor.” Richard Alleva, ” Ucuz Romanın , 17. yüzyıl Fransa’sının gerçekleriyle Cyrano de Bergerac veya Balkan siyasetiyle Zenda Tutsağı kadar gerçek suç veya şiddetle ilgisi vardır ” diyor . Filmi, çekiciliği karakterlerin doğal olmayan söylemine odaklanan bir romantizm biçimi olarak okur, “bilge adam okur yazar, medya akıllı,“. 

    Alan Stone’un görüşüne göre, Vincent ve Jules arasında, birincisinin kazara Marvin’i öldürdüğü sahnede olduğu gibi” saçma diyalog “,” beklenmedik bir şekilde şiddet klişesinin anlamını değiştiriyor … Pulp Fiction , maço mitini ortaya çıkarıyor onu gülünç hale getirerek ve standart Hollywood şiddeti tarafından yüceltilen güç yolculuğunu kahramanlıklardan arındırarak. ”  Stone, filmi” politik olarak doğru “olarak okuyor . Kadınlara yönelik çıplaklık ve şiddet yok … [Bu] ırklar arası dostluğu ve kültürel çeşitliliği kutluyor; güçlü kadınlar ve güçlü siyah erkekler var ve yönetmen sınıf stereotipinin akımına karşı yüzüyor. ” 

    Stone bir kutlama gördüğünde, Kolker bir boşluk bulur: ” Pulp Fiction’ın postmodern ilgisizliği, şiddeti, homofobisi ve ırkçılığı tamamen kabul edilebilirdi çünkü film ciddiyet gibi görünmüyordu ve bu yüzden onunla dalga geçmedi.”  Ona “postmodern doksanların film yapımcılığının zirvesi” adını vererek, “postmodern yüzeylerle ilgilidir; olay ve karakterin bize pop-kültürel figürler olduklarını hatırlatmak için sürekli bir durumda oldukları düzleştirilmiş bir mekansallıktır.”  Kolker’a göre:

    Bu yüzden Ucuz Roman bu kadar popülerdi. Tüm izleyiciler Scorsese ve Kubrick’e atıfta bulunanların tümünü veya herhangi birini aldıkları için değil, filmin anlatı ve mekansal yapısı hiçbir zaman kendilerinin ötesine geçerek anlamlandırma tehdidinde bulunmadığı için. Filmin ırkçı ve homofobik şakalar döngüsü, dünyaya oldukça kötü bir bakış açısıyla girme tehdidinde bulunabilir, ancak bu iğrençlik – eylemin sahte yoğunluğu, sinsi sinsi, yüzleşen, sapkın, sınırlandırılmış ve havasız pislikle – gülmeye devam ediyor. Tarantino’nun yarattığı dünyanın. [183]

    Henry A. Giroux , Tarantino’nun “eleştirel toplumsal sonuçlardan şiddeti boşa çıkardığını, izleyicilere yalnızca arabuluculuğun unsurları olarak şok, mizah ve içgörü olmadan ironinin aciliyetini sunduğunu savunuyor. Bu unsurların hiçbiri röntgenci bakışların baştan çıkarıcılığının ötesine geçmiyor .. [t] Şok edici görüntüler ve halüsinasyon hazzını basitçe tüketiyor. ” 

    Filmde şiddet ve nihilizmi ilgili olarak, Pamela Demory önerdi Pulp Fiction kısa hikayeler ışık içinde görülmelidir Flannery O’Connor ,  aynı şekilde hangi özelliği “grotesk mizah dini unsurları, bayağılığını ve şiddet.” “Şiddet ve kefaret arasındaki bağlantıyı” tartışan Demory, O’Connor’un amacının “dünyadaki kötülüğün güçlü gücüne ve lütuf ihtiyacımıza” okuyucuları ikna etmek olduğu ancak “Tarantino” nun her şeye rağmen bunu göstermeye çalıştığı sonucuna varıyor. Filmde gördüğümüz – tüm şiddet, yozlaşma, ölüm, suç, ahlaksız davranış – lütuf hala mümkündür; bizi liyakat konusunda yargılamayan bir Tanrı olabilir. 

    Pulp Fiction -Ucuz Roman (1994)

    Gizemli 666 evrak çantası

    Gizemli bavul kilidinin kombinasyonu ” Canavarın Sayısı ” olan 666’dır . Tarantino, içeriği için bir açıklama olmadığını söyledi – bu sadece bir MacGuffin , saf bir komplo cihazı . Başlangıçta, kasa elmas içerecekti, ancak bu çok sıradan olarak görülüyordu. Çekimler için, kasa açıldığında başka bir dünyaya ait bir parıltı üreten gizli bir turuncu ampul içeriyordu. 

    Yönetmen ve arkadaşı Robert Rodriguez ile 2007’de yaptığı bir video röportajında Tarantino, evrak çantasının gizli içeriğini ortaya koyduğu iddia ediliyor, ancak film sahneyi kesip atlıyor Tarantino ve Rodriguez’in Grindhouse’unda kullanılan tarzda(2007), “Eksik Makara” yazan bir ara başlık ile. Röportaj, Rodriguez ile devam ediyor ve evrak çantasının içeriğinin “bilgisinin” bir kişinin filmi kavrayışını ne kadar kökten değiştirdiğini tartışıyor. 

    Tarantino’nun ifadelerine rağmen, bir bilim adamının bu “açıklanamayan postmodern bulmaca” olarak adlandırdığı şeye birçok çözüm önerildi.  1955 kara film Kiss Me Deadly ile güçlü bir benzerlik gözlemlenmiştir . Kahramanı Tarantino’nun Butch için bir kaynak olarak gösterdiği bu film, içinde atomik bir patlayıcı barındıran parlayan bir evrak çantasına sahip.  onların incelemede Alex Cox ‘ın 1984 filmi Repo Man in Daily Telegraph’ın Nick Cowen ve Hari Sabır düşündürmektedir Ucuz Roman Ayrıca filmde parlayan araba gövdesine ‘ilham borç’ borçlu olabilir. 

    Bilgin Paul Gormley’in görüşüne göre,Kiss Me Deadly ve Raiders of the Lost Ark (1981) ile benzer bir film , ürkütücü ışıltıyı şiddetin kendisinin sembolü olarak okumayı mümkün kılar.  Evrak çantasının Marsellus’un ruhunu içerdiği fikri 1990’ların ortalarında popülerlik kazandı. Bu fikri analiz eden Roger Ebert , “İnternet’in mistikliği tarafından sahte bir güvenilirlik verilen, yaygın olarak dağıtılan bir şehir efsanesinden başka bir şey değil” olarak reddetti.

    Jules’un İncil pasajı

    Jules , birini infaz etmeden önce Kutsal Kitapta geçen bir pasaj olan Hezekiel 25:17 olarak tanımladığı şeyi ritüel olarak okur . Bölüm Jules ve Vincent’ın Marsellus’un evrak çantasını mahkum Brett’ten geri aldıkları giriş sekansında; önceki sekansın sonuyla örtüşen “The Bonnie Durum” un başında ikinci kez aynı okuma; ve akşam yemeğindeki sonsözde. Pasajın ilk versiyonu aşağıdaki gibidir:

    Doğru insanın yolu, bencillerin haksızlıkları ve kötü adamların tiranlığıyla her taraftan kuşatılmıştır. Sadaka ve iyi niyet adına zayıfları karanlık vadide çobanlar kutsanmıştır, çünkü o gerçekten kardeşinin koruyucusu ve kayıp çocukların bulucusudur. Ve kardeşlerimi zehirleyip yok etmeye çalışanlara büyük bir intikam ve öfkeyle vuracağım. Ve senden intikamımı aldığımda benim adımın Rab olduğunu anlayacaksın.

    Akşam yemeğinin ikinci versiyonu, son satır hariç aynıdır: “Ve senden intikamımı aldığımda Rab olduğumu anlayacaksın.”

    Jules’un konuşmasının son iki cümlesi gerçek alıntılanan pasaja benzerken, ilk ikisi çeşitli İncil ifadelerinden uydurulmuştur.  17. ayetten önceki 25 Hezekiel metni, Tanrı’nın gazabının Filistlilerin düşmanlığının cezası olduğunu gösterir . In King James Version Jules konuşma adapte edildiği, Ezekiel 25:17 bütünüyle okur:

    Ve öfkeli azarlamalarla onlardan büyük bir intikam alacağım; Onlardan intikamımı aldığım zaman, RAB benim olduğumu bilecekler .

    Tarantino’nun konuşma için ana ilham kaynağı Japon dövüş sanatları yıldızı Sonny Chiba’nın çalışmasıydı . Metni ve Hezekiel 25:17 olarak tanımlanması, Chiba filmi Karate Kiba’nın ( The Bodyguard ; 1976) başında görünen neredeyse aynı bir inançtan türemiştir ; burada hem kayan bir metin olarak gösterilir hem de ekran dışı bir anlatıcı tarafından okunur. The Bodyguard’ın (1976) başında görülen versiyon şu şekildedir:

    Doğru insanın ve savunucunun yolu, bencillerin adaletsizliği ve kötü adamların tiranlığı tarafından her taraftan kuşatılmıştır. Hayırseverlik ve iyi niyet adına zayıfları karanlık vadide çobanlık eden kişi ne mutlu çünkü o gerçekten kardeşinin koruyucusu ve kayıp çocukların babası. Ve kardeşlerimi zehirleyen ve yok eden öfkeli öfkeyle onlardan büyük bir intikam alacağım; ve onlardan intikamımı aldığımda benim Koruma Chiba olduğumu anlayacaklar!

    1980’lerin televizyon dizisi Kage no Gundan’da ( Gölge Savaşçıları ), Chiba’nın karakteri haftanın kötü adamına, onu öldürmeden önce dünyanın kötülükten nasıl kurtulması gerektiği konusunda ders veriyordu . [215] Bir katil, Vincent’ın iki sahnede gösterildiği ciltli ama ucuz tarzı roman Modesty Blaise’de benzer bir İncil rantı sunar .

    Konuşmanın rolünü analiz eden iki eleştirmen, Jules’un dönüşümü ile postmodernite meselesi arasında farklı bağlar buluyor . Gormley, filmin diğer önemli karakterlerinden farklı olarak – Marsellus bir yana – Jules’un:

    postmodern simülasyonun ötesinde bir “şey” ile bağlantılı … [T] onun belki de en çok, bir Baptist vaizinin simülasyonu olmaktan çıkıp, Ezekiel’i “söylenecek harika bir şey olduğu için …” diye bağırdığında belirgindir. Jules’un dönüşümü, bu simülasyonun ötesinde bir yerin farkında olduğu gösteriliyor, bu durumda film Tanrı olarak inşa ediyor.

    Adele Reinhartz , ” Jules’in dönüşümünün derinliğinin” pasajın iki sunumundaki farkla gösterildiğini yazıyor: “Birincisinde, kehaneti öfke ve kendini beğenmişlikle ilan eden görkemli ve hayranlık uyandıran bir figür .. İkincisinde … tamamen farklı bir adam gibi görünüyor … [I] gerçek postmodern tarzda, konuşmasının anlamı üzerine düşünür ve şu anki haliyle ilgili olabilecek birkaç farklı yol sunar. durum.”

    Gormley’e benzer şekilde Conard, Jules pasaj hakkında düşünürken, “yaşamında olmayan nesnel bir değer ve anlam çerçevesine gönderme yaptığını” iddia eder; Conard’a göre bu, filmin nihilist bir kültürün yaygın temsili ile tezat oluşturuyor.Rosenbaum, Jules’in ifşasında çok daha az şey buluyor: ” Jackson’ın güzel bir şekilde sergilediği Pulp Fiction’ın sonunda ruhsal uyanış , açık bir şekilde kung-fu filmlerinden ilham alan bir jive parçası. Kendinizi iyi hissettirebilir, ama kesinlikle seni daha akıllı bırakmıyor. “

    Banyo

    Çok Pulp Fiction ‘ banyo ve tuvaleti kullanmasına ihtiyacı ya olan karakterlerin etrafında ın attığı döner. Daha az ölçüde, Tarantino’nun diğer filmleri de bu anlatı unsurunu içerir.  Jack Rabbit Slim’de Mia “burnunu pudralamaya” gidiyor – kelimenin tam anlamıyla; o kokain çekiyortuvalette, boşuna emziren bir grup kadınla çevrili. Butch ve Fabienne motel banyolarında uzun bir sahne oynuyorlar, o duştayken dişlerini fırçalıyordu; Ertesi sabah, ancak ekran başında yalnızca birkaç saniye sonra, yine dişlerini fırçalıyor. 

    Jules ve Vincent, Brett ve iki arkadaşıyla yüzleşirken, dördüncü bir adam banyoda saklanmaktadır – eylemleri Jules’un dönüştürücü “netlik anına” yol açacaktır. Marvin’in saçma ölümünden sonra Vincent ve Jules, Jimmie’nin banyosunda yıkanırlar ve orada kanlı bir el havlusu üzerinde düşünmeye başlarlar.  Lokantadaki bekletme Meksika’da bir açmaza dönüştüğünde , “Honey Bunny” mızmızlanır, “İşemem lazım!”

    Peter ve Will Brooker tarafından anlatıldığı gibi, “Üç önemli anda Vincent tuvalete çekilir [ve] ölümün tehdit edildiği tamamen değişmiş bir dünyaya döner.”  Anlatı kronolojik olarak ilerledikçe tehdidin boyutu artar ve üçüncü durumda gerçekleşir:

    1. Vincent ve Jules’un akşam yemeğinde kahvaltısı ve felsefi sohbeti Vincent’ın banyo molası ile yarıda kesilir; Vincent tuvalette okurken silahlı bir soygun olur.
    2. Vincent banyoda Marsellus’un karısıyla fazla ileri gitme olasılığından endişe ederken Mia, eroini kokainle karıştırır, burundan çeker ve aşırı doz alır.
    3. Butch’un dairesinde bir gözetleme sırasında Vincent kitabıyla tuvaletten çıkar ve Butch tarafından öldürülür.

    Brookers’ın analizinde, “Vince aracılığıyla … çağdaş dünyayı, siz bakmadığınız anda tamamen olumsal, dönüşüme uğramış, felaket bir şekilde görüyoruz.”  Fraiman özellikle önemli Vincent okuma bulur Modesty Blaise Bu gibi durumların ikisinde. Bu gerçeği, kadınların “hamurun arketip tüketicileri” olarak geleneksel alaycı görüşüne bağlar:

    Popüler kurguları banyoda konumlandıran Tarantino, filmin önsözünde bulunan “pulp” kelimesinin sözlük anlamlarının zaten önerdiği bokla ilişkisini pekiştiriyor: nemli, şekilsiz madde; ayrıca, ucuz kağıt üzerine korkunç hikayeler. Öyleyse sahip olduğumuz şey, sadece erkek kitle pazarı kurgusu üreticilerini değil, aynı zamanda erkek tüketicileri de lekeleyen bir dizi zarar verici dernek – posası, kadınlar, bok -. Tuvalete kitabıyla tünemiş Vincent, değersiz zevklerinin yanı sıra ayakta durmak yerine oturarak dişileştiriliyor; anal tarafından meşgul, dolaylı olarak çocuklaştırılır ve eşcinselleştirilir; ve görünüşte kaçınılmaz olan sonuç Butch tarafından bir Çek M61 hafif makineli tüfekle toz haline getiriliyor. Bu kaderin Vincent’la ilgisi olduğunu söylüyor.

    Willis, Pulp Fiction’ı neredeyse tam tersi yönde okur ve “onun kapsayıcı projesini altına çevirme güdüsü olarak görür. Bu, popüler kültürü, özellikle de çocukluğunun popüler kültürünü olduğu gibi kurtarmaya ve geri dönüştürmeye yönelik projeyi” tanımlamanın bir yoludur. Tarantino, belirttiği amaç kadar eskidi. ”  Buna rağmen, Fraiman, ” Pulp Fiction gösteriyor ki … Tarantino gibi açık bir pulpofilin bile endişeli ve tercihleri ​​yüzünden gerilmiş hissetmeye devam edebilir.”

    Kaynakhttps://en.wikiquote.org/wiki/Pulp_Fiction
    https://en.wikipedia.org/wiki/Pulp_Fiction
    https://www.imdb.com/title/tt0110912/

  • Hang, Handpan ve Aquadrum

     

    HANG

    Hang, müzik aleti . Bu yapılmış iki yarım küre segmentleri oluşur panB , bir gaz nitrürlü çelik sac, yapıştırılmış . Üst yarım kabuğun üzerinde, çelik tavaya benzer şekilde çekiçlerle sac levhaya işlenen ses alanları vardır .

    Hang, kucakta yatay veya dikey olarak tutulur. Ad verir parmaklar ve eller ile oynanır: asın olan Bern Alman için el .

    Enstrüman 2000 yılında Felix Rohner ve Sabina Schärer tarafından Bern’de icat edildi . 2001 yılından itibaren PANArt Hangbau AG tarafından çeşitli geliştirme aşamalarında özel olarak inşa edildi . 2013 yılı sonunda yamaç inşaatı durduruldu. O zamandan beri, şirket kendisini sac metalden yapılmış birkaç yeni enstrümanın geliştirilmesine adadı.

    Hang , PANArt Hangbau AG’nin tescilli bir kelime markasıdır .

    Arzı çok aşan Hang’a olan yüksek talep, diğer üreticiler tarafından benzer enstrümanların üretilmesine yol açtı ve bugün çoğunlukla genel terim olarak anılan Handpan .

    Açıklama 

    Hang’in iki yarım kabuğu, 52 cm çapında ve 24 cm yüksekliğinde içi boş bir kap oluşturur. Üst tarafında, yedi veya sekiz ses alanı, merkezi bir ses bölgesi etrafında bir daire şeklinde düzenlenmiştir, şey . Karşısında alt yarım kabuk ortasında olan Gu , içe doğru çekilmiş boyunlu bir el-boyutlu, yuvarlak rezonans açılması.

    Hang’in üst yarı kabuğu, Ding tarafı, alt tarafı ise Gu tarafı olarak da bilinir.

    Önemli olan, enstrümanın merkezi sesidir ve genellikle ses çemberindeki en düşük notanın beşinci veya dördüncü altında ayarlanır. Ortada dışa doğru kavisli bir kubbe ile düzleştirilmiş bir alandan oluşur ve asma gong benzeri özellikler verir .

    Eliptik de Koroyu adlandırılan ses halkasının ses alanları, düz şekline sahip hiperbolik paraboloid . Ortasında ayrıca eliptik, içe bakan bir kubbe vardır. Her bir ses alanına üç bölüm ayarlanmıştır: temel , oktav ve duodecime . 

    Boşluğu birlikte Gu şev formlarının Helmholtz rezonatör belirli bir frekansta hava resonates ve bas tonu (F2) ‘in, Gu-açıklığı daraltarak bir oktav düşürülmüştür kadar olabilir üretilir. Hang’li oyuncu, Helmholtz rezonansını şeye boğuk bir dokunuşla, şey ile ses alanları arasındaki alanda veya Gu’daki elin düzlüğüyle uyarır. Çalma yüzeyi, tek tek ses alanlarının birbirini olabildiğince az etkileyecek şekilde işlenen çelik tavanın aksine, Hang’in havası, genel bir sese entegre edilecek şekilde tasarlanmıştır. Şey veya tek tek ses alanları uyarılırsa, vücudun diğer ses alanları ve Helmholtz rezonansı da – ilgili harmonik ilişkiye bağlı olarak titreşir. Bu nedenle eğim kurucuları, kil alanlarına eğim yüzeyine gömülü olan “harmonik düzenli bölgeler” olarak da atıfta bulunurlar .

    2007 yılına kadar Hang, çeşitli ses modellerinde sunuldu. Bir şeyin perdesi (D3 ve B3 arasında), ses çemberindeki ses alanı sayısı (yedi veya sekiz) ve ayarlanmış ton ölçeği (Gez3 ve F5 arasında) bakımından farklıydılar. 2008’den beri yalnızca bir ses modeli üretildi. 

    Nasıl Çalınır

    Hang’ın oynanış biçimi çeşitlidir ve oldukça bireyseldir. Oynarken tüm el kullanılabilir: sesleri üretmek için parmaklar, baş parmaklar, avuç içi ve bilek kullanılır.

    Felix Rohner ve Sabina Schärer, Hang’in bir davul olarak yanlış anlaşılmaması gerektiğini defalarca belirttiler: “Vurmalı çalgılar, Handpan ve asma davulları yapmıyoruz. Davul çalmak farklı bir dildir. ”  Ayrıca tokmak kullanımına karşı çıkıyorlar. El ile çok sert vurmada olduğu gibi, eğimi bozma riski vardır. Bunun yerine, gerekli olan, eğimli oyuncunun elleriyle enerjinin hassas bir şekilde ölçülmesidir, eğim yüzeyine dokunmak, hafifçe vurmak, uyarmak, hafifçe vurmak, okşamak ve koparmaktır. Daha güçlü önden vuruş, sesin davul gibi yoğunlaşmasına yol açmaz, onu daraltır ve bozar.

    Asılma oyununun temeli, Gu ve Ding’in genel bir sese entegrasyonudur.  Bacak açısını değiştirerek (eğim kucakta yatay pozisyonda) veya kılavuz açıklığına bir el sokarak (dikey pozisyonda) elde edilir. O zaman geminin Helmholtz rezonansı, şeyin frekansının tam olarak bir oktav altındadır. Ding ve Gu’nun bu akustik bağlantısı, Hang’ı bir rezonans durumuna getirir, bu da Hang oynatıcısının sesi en iyi önerilerle şekillendirmesini sağlar. 

    Tarih ve Gelişim

    Hang’in gelişimi, 1990’larda Bernese pan tunerleri Felix Rohner ve Sabina Schärer (PANArt Steelpan-Manufaktur AG) tarafından o dönemde İsviçre’de popüler olan çelik tavalardan geliştirilen Pang enstrüman ailesiyle başladı . 

    PANArt’ta çelik tavanın geleneksel başlangıç ​​malzemesi, tıpalı tamburlar, derin çekilmiş ve daha sonra gaz nitrürlenmiş çelik sacdan yapılan ham formlarla değiştirildi . Ses alanlarına ortada bir kubbe ile yeni bir geometri verildi. Bir ayrı prosedür geliştirilmiştir için ayar sızı aletleri. 

    Perküsyoncu Reto Weber , iki enstrüman yapımcısına, Hint ghatam ve çelik tavanın özelliklerini tek bir elle çalınan enstrümanda birleştirmek için sancı metalden yapılmış iki yarım kabuğu birleştirme fikrini verdi . Bu, 2000 yılında Hang’in yaratıldığı şekildedir. 

    2001’de Rohner ve Schärer yeni enstrümanlarını Frankfurt Müzik Fuarı’nda sundular . Çelik tavaların yapımını bıraktılar ve kendilerini sadece eğimin inşasına ve daha da geliştirilmesine adadılar. 2003 yılında şirketlerini PANArt Hangbau AG olarak yeniden adlandırdılar .

    Birinci nesil 

    Bu ifade, 2001’den 2005’e kadar yamaç için yaygın bir kullanım bulmuştur. Bu enstrümanlar, ses halkasında sekiz ses alanına sahipti ve başlangıçta 30, daha sonra etnomüzik ton ölçeklerine dayalı 45 farklı ses modelinde sunuldu. Bu şey çoğunlukla A3 veya G3’e, daha az sıklıkla F3’e ayarlandı. Beş yıl boyunca dünya çapında yaklaşık 4.300 bu tür alet üretildi ve satıldı.

    Daha derin seslere olan ilgi, 2005 yılında akort sürecinin daha da gelişmesine yol açtı. Daha büyük ses alanlarının iç gerilimi, fırında tekrar tekrar ısıtma ile daha iyi kontrol edilebilir. Sonuç, ses ve ses duruşunda bir iyileşmeydi. Low Hang olarak adlandırılan bu enstrümanlar F3, E3 veya Eb3’te bir şeye sahipti ve ses halkasında 7 veya 8 ses alanı ile oluşturuldu. 

    İkinci nesil 

    2006’da yeni nesil Hang doğdu. Yarım kabukların yüzeyine fırçalanmış ve yakılmış pirinçten bir kaplama verildi . Enstrümanın iki yarım kabuğunun birbirine yapıştırıldığı dikiş, pirinç bir halka ile çerçevelendi. Eğim oluşturucular etnomüzik ölçeklerde yönelimden vazgeçtiler ve bunun yerine her eğime bir “akustik katedral” ile karşılaştırdıkları temel bir ton yapısı verdiler.  Temel, geminin Helmholtz rezonansını oluşturur (bacaklar veya el D2’de alçaltılmış), D3’teki bir şey ve ses halkasındaki en düşük not olan beşinci A3 ile desteklenir. Ek olarak, bu iki tonun oktavları, D4 ve A4, her eğimin perde dairesi içindedir. Diğer notlar özgürce seçildi. İkinci nesil Hanghang’ın çoğunun ses halkasında yedi ses alanı vardı, ancak sekiz ses alanına sahip enstrümanlar da yapıldı.İkinci Nesil Hang (2007)

    Yeni nesil Hang ile satışlar da değişti. Şirket, uluslararası bayi ağından vazgeçerek web sitesini kapattı. İlgilenen taraflar, yalnızca enstrümanlarını kendileri seçmeleri için yazılı bir talep üzerine çalıştayı ziyaret etmeye davet edildi.

    2007 yılında Hangbauer daha fazla değişiklik yaptı. O zamana kadar radyal olarak hizalanmış olan ses alanı elipsleri şimdi yaklaşık 45 ° döndürüldü. Ek olarak, Gu’nun boynuna bir D5 ayarlandı. Sunulan ses modellerinin sayısı, Hang’in genel sesine özellikle iyi uyan ton ölçeklerine indirgenmiştir.

    İki yılda toplam 826 adet ikinci nesil yamaç inşa edildi.

    “Gudu Hang” 

    Alt tarafta ek daha küçük bir açıklığı olan bir Hang varyantı olan Du, 2004’ten 2007’ye kadar teklif edildi. Gu Udu ile kombinasyon halinde Gu Udu’ya (dolayısıyla adı) benzer sesleri etkinleştirir . Du-deliği kullanılmazsa, manyetik bir plaka ile kapatılabilir. 

    “İntegral eğim” 

    Şubat 2008’de PANArt Integral Hang’ı sundu . Basit kayık bir kubbeye (optik olarak pandantif bir kubbeye benzer ) ve hafif oval bir kılavuza sahiptir. Kubbe ve Gu boynu haricinde, yüzey artık pirinç kaplamaya sahip değildir. “Integral Hang” yalnızca tek bir ses modelinde sunuldu: D3’teki bir şey , ton çemberindeki A3, B3, C4, D4, E4, F4 ve A4 tonlarıyla birleştirildi.  O zamandan beri başka hiçbir ses modeli üretilmedi.

    İle İntegral Asmak , Rohner ve Schärer nihayet perküsyoncular ve profesyonel müzisyenlerin ihtiyaçları için bir enstrüman kurmak amacıyla uzaklaştırdı. Hangbauhaus’tan bir mektupta amacını şu şekilde açıkladı: “Çalışmamız çalışma, uygulama ve performans gerektiren müzikal normlara dayanmıyor . Asarak oynamak, tüm baskı ve zorlamaya meydan okuyan bir özgürlük biçimine yol açabilir. Bunun farkında olan bireyler asma oyunu ile güçlendirilir. Dikkatsiz kullanım ise güçten düşürebilir. ”İntegral Hang’in üretimine 2018 yılında yeniden başlandı. 

    “Serbest integral eğim” 

    Bu model 2009’dan 2013’e kadar üretildi. Önceki modele kıyasla yapısal değişiklikler göstermektedir. İki yarım kabuk artık yapışkan dikiş yerinde pirinç bir halka ile çerçevelenmez. Ding kubbesi artık pirinç kaplamaya sahip değildir ve iki kez dengelenmiştir (“üçlü kubbe”). Free Integrals Hanghang, tuner kullanılmadan ayarlanmıştır. Şeylerin frekansı enstrümandan enstrümana farklıdır ve D3 tonuna göre değişir. Şeye göre, ses halkasının tonları, integral eğimin tonlarına karşılık gelir . 

    Eğimin serbest ayarlanmasıyla, odak noktası, bir ses alanının parçalarının matematiksel olarak kesin frekans ilişkileri değil, sesin etkisidir. Trinidad’daki çelik tava akort cihazları bile kendi enstrümanları için karakteristik bir ses elde etmek için parçaların minimal detuningini kullandılar. Anthony Achong, akustik-matematiksel bir analizde, bu uyumlamanın, bir çelik tava tonunun yapısındaki genlik ve frekans modülasyonlarının yanı sıra parçaların süresini etkilemek için en önemli parametre olduğunu kanıtlamıştır. Serbest İntegral Hang tunerin terk edilmesi Hang ayarlayıcılarının bu parametreyi tutarlı bir şekilde kullanmasını ve ayarlama işlemi sırasında tamamen sesin tasarımına odaklanmasını sağlar.

    Gubal ve diğer gelişmeler 

    2013 yazında PANArt, Hang temel alınarak daha da geliştirilmiş yeni bir enstrüman olan Gubal’ı sundu.  Gugel yerine alt tarafında , Helmholtz rezonansını artıran ve Es2’de tam bir ton düşüren boşluğun yarı küresel bir uzantısı olan Gugel’e sahiptir . Gu açıklığı, şeyin yerine aletin tepesindedir. Gu boynu, Es3, B3, Es4 ve G5 bölümleriyle uyumlu olan halka şeklinde, düzleştirilmiş bir bölgeye birleşir . Ses halkası Fb3, C4, Db4, Eb4, F4, G4 ve Fb4 notalarını içerir.  Eğimin tersine, gubal çalma, güçlü bir bas ile bir groove oluşturmak için kullanılabilen merkeze, gu’ya ve zil sesine odaklanır.

    2013 yılında Free Integral Hang ve Gubal hala birlikte inşa edilip satılırken, 2014’ten itibaren PANArt tamamen Gubal’ın inşası ve daha da geliştirilmesi üzerine yoğunlaştı. Ek olarak, PANArt tunerleri kendilerini daha fazla enstrümanın geliştirilmesine adamıştır. 2015 yılında Hang Gudu , Hang Urgu ve üç farklı pang yaylı çalgılar oluşturuldu. Daha sonra Hang Bal ve Hang Gede eklendi. Amaç, bu koordineli pang enstrümanı topluluğu ile çalınan doğaçlama müzik geliştirmektir . 

    HANDPAN

    (Daha nadiren) handpan elle oynadığı pirinç ses aracıdır pazara girmiştir büyük ilgi dünya çapında bir tepki olarak 2007 yılında Hang geliştirilen İsviçre firması tarafından Panart Hangbau AG 2000 yılında . Servis idiofonlara ait olan melodi enstrümanının tüm çeşitleri , üst kabukta birkaç ses alanı bulunan birbirine bağlı iki çelik sac kabuktan oluşur.

    Tarih 

    Handpan terimi ilk kez 2007 sonbaharında Amerikalı çelik tava üreticisi Pantheon Steel’in web sitesinde ortaya çıktı ve burada kendini asmaya alternatif olarak gören kendi enstrümanını duyurdu . Terim daha sonra artık feshedilmiş Hang-Müzik Forumunda ele alındı. İnternet forumu handpan.org, 2009 yılında bu forumun halefi olarak oluşturuldu. Bu nedenle ifade yaygın kullanım buldu. Bu enstrümanlar için yeni bir ürün adı gerekli hale geldi çünkü PANArt, Hang adını müzik enstrümanları için bir ticari marka olarak tescil ettirmişti böylece diğer üreticilerin aletlerini belirtmek mümkün değildi.

    Handpan terimi defalarca tartışıldı. Örneğin PANArt, Hang enstrümanını tanımlamak için kullanılan terimi açıkça reddeder. Özellikle İngilizce konuşulmayan ülkelerden bazı Handpan üreticileri ve oyuncuları kendilerini tekrar tekrar eleştirel bir şekilde ifade ettiler. Daha yakın zamanlarda, bazıları İsrail’deki eğim için başlangıçta bir isim olan pantam terimini kullanıyor . 

    OLYMPUS DIGITAL CAMERA

    Handpan olarak sayılan ilk beş enstrüman Kaisos Steel Drums’dan Caisa (Almanya, 2007), BEllart’tan BELL’ler (İspanya, 2009), Pantheon Steel’den Halo (ABD, 2009), Metal Sounds’tan Spacedrum (Fransa) idi. , 2009) ve Battiloro , Battiloro Handpan (İtalya, 2013). Bugün, enstrümanları malzeme, üretim süreci, kalite ve ses açısından önemli ölçüde farklılık gösteren 150’den fazla Handpan üreticisi var. 

    Tasarım 

    Çoğu Handpan, birbirine yapıştırılmış iki yarım küre parçası, bir merkezi kil alanı ve üstte en az yedi kil alanından oluşan bir halka ve altta bir açıklıktan oluşan eğimden temel şekli alır. Bu Handpan, yalnızca orijinal eğimden değil, aynı zamanda birbirinden de çeşitli özelliklerde farklılık gösterir.

    Ham formlar için farklı tipte çelik sac, sac kalınlıkları ve imalat işlemleri kullanılmaktadır.

    Kil sahalarının sayısı, büyüklüğü ve şekli ile kil sahalarını şekillendirmek için kullanılan teknikler de farklılık göstermektedir. Eğimde olduğu gibi, çoğu el panosunun ton alanları, ton alanlarının ortasında içe dönük bir çıkıntıya sahiptir ve bunun için çukur (şişkinlik) terimi İngilizce olarak yerleşik hale gelmiştir . Yine, boyut ve şekil açısından önemli farklılıklar vardır. Şey ikenEğimin merkezi kil alanı denilen, dışa doğru kavisli bir kubbeye sahiptir, Handpan genellikle bir daire içindeki kil alanlarına benzer şekilde içe doğru yönlendirilmiş bir çukur olan merkezi kil alanlarına da sahiptir. Bazı Handpan’ler eğim düzeninden daha da net bir şekilde sapar, daha fazla sayıda tonu üstte farklı şekilde düzenler veya altta ek ton alanları vardır (alt notlar) .

    Alt taraftaki yuvarlak açıklığa Hang Gu adı verilir ve içi boş gövdedeki hava hacmiyle birlikte kubbede uyarılan bir Helmholtz rezonatörü oluşturan içe dönük bir boynu vardır . Öte yandan, Handpan’lar genellikle açıklıkta boyun olmadan yaparlar. Helmholtz rezonansı, özellikle dışarıya bakan kubbe tepede eksikse, heyecanlanamaz veya sadece zayıf bir şekilde uyarılamaz.

    Eğimde olduğu gibi, üç bölüm ( kök , oktav ve duodecime ) genellikle ayrı ton alanlarına göre ayarlanır. Ton alanlarının ayarlanması, şekillerinden ve diğer birçok parametreden etkilenir. Tunerden akort cihazına farklılık gösterirler. Bu nedenle, enstrümanların ses karakterleri de önemli ölçüde değişir.Notların bir Handpan üstünde olağan düzenlemesi. Sayılar, en düşükten en yükseğe doğru sırayı gösterir.

    Merkezi ton alanı en düşük tondur. Diğer notlar onun etrafında bir daire şeklinde düzenlenmiştir. Tonların sırası bir zikzak desenini takip eder (resme bakın). Hang’in ilk nesli gibi , Handpan birçok farklı ölçekte sunulmaktadır. Sadece diyatonik ölçekler değil, aynı zamanda daha büyük aralıklarla ölçekler, bazıları etnomüzik, ama aynı zamanda ilgili tuner tarafından enstrümanlarıyla kullanılmak üzere serbestçe keşfedilen ölçekler de vardır.

    Nasıl Çalınır

    Handpanı, kucağa yatay olarak yerleştirilir. Alternatif olarak, Gu’ya tek elle erişebilmek için dikey olarak tutabilirsiniz. Bazı oyuncular aynı anda birden fazla Handpan kullanır. İkinci veya üçüncü alet, el sehpaları üzerine yerleştirilir.

    Handpan ellerle oynanır. Ton alanları parmaklar ve baş parmaklarla uyarılabileceği gibi, örneğin başparmağın topları ile darbelerle de uyarılabilir. Saldırının ton alanındaki konumuna bağlı olarak belirli kısımlar vurgulanabilir. Ton alanları arasındaki alanlar, vurmalı aksanları ayarlamak için kullanılır.

    Çelik Dil Davullarından Farklılaşma 

    Handpan’larçelik dilli tamburlardan ayırt edilmelidir . Bu, bir el çubuğuna benzer bir enstrümandır, ancak ondan belirgin şekilde farklıdır. Bir dil davulu ile, ses alanları kesilir veya enstrümana lazerle işlenirken, bir el ile ses alanı bir çekiçle oluşturulur. Dil tamburları daha kalın çelikten yapılmıştır, daha küçük ama aynı zamanda daha ağırdır. El Handpan’ler daha dolgun ve daha yüksek seslidir, çelik dilli davullar daha sessizdir ancak daha uzun süre yankılanır.

    Dijital Handpan’lar

    Son yıllarda, örneklere dayalı dijital el aletleri geliştirmek için birçok girişim yapıldı ve bunların hiçbiri şimdiye kadar başarılı olamadı. Haziran 2015’te Ovalsound SL şirketi “ilk dijital el kumandası” için bir Kickstarter kampanyası başlattı . Ancak ilk enstrümanların teslim edilmesinden sonra Aralık 2017’de iflas başvurusunda bulunmak zorunda kaldı. 

    AQUADRUM

     Resmi İnternet Sitesi

    Aquadrum’ın kurucusu Deniz Güngör ile yapmış olduğumuz keyifli röportajımızda hem bu yaratıcı müzik enstrümanını hem de Deniz Bey’i yakından tanıma fırsatını yakalayacaksınız.

    1) Avrupa’nın en önemli 23 müzik mağazasında vitrinlerdeki yerini alan, 6 kıtada 40’tan fazla ülkeye ulaşan ve 2015 yılındaki Cenevre Patent Fuarı’nda altın madalya kazanan bu özel enstrümanı hayata geçiren Deniz Güngör kimdir? İlk olarak sizi tanıyabilir miyiz?

    D.G: 1973 İstanbul’da doğdum/büyüdüm. 11 yaşında Istanbul Erkek Lisesinin müzik odasında davulla tanıştım ve ondan sonra hep çaldım.1993 yılında profesyonel olarak sahneye çıkmaya başladım.Hayatımı çalarak sürdürebilen şanslı azınlıktan olduğumu söyleyebilirim. Teoman, Funda Arar, Ajda Pekkan, Kıraç, Feridun Düzağaç, Yavuz Çetin, Melis Sökmen (liste çok uzun) sahnede ve albüm kayıtlarında eşlik ettiğim sanatçılardan bazılarıdır. Şu an hala Teoman’la sahne alıyorum.

    2) Aquadrum fikri nasıl aklınıza geldi?

    D.G: 2003 yılında ahşap melodik perküsyonlar olan Logdrumlar ile tanıştım. Bu benim için büyük bir yenilikti.Enstrümanın üstündeki değişik bölgelerde notalar vardı ve davulculuğumu kullanarak ritmik melodik müzikler yapmaya başlamıştım.Tüm melodi ve aranjmanı aynı anda çalabiliyordum.O dönemde zamanımın çoğunu enstrümanlarımı alıp ormanlık bölgelere gidip doğa içinde saatlerce çalarak geçirdim. 2006-2008 arasında yaptığım kompozisyonları Love Allaturca albümünde bir araya toplayıp yayınladım.

    Bir süre sonra daha fazla nota dizisine ihtiyacım oldu. Enstrümanı yapan Schlagwerk firmasına gittim. Israrlarıma rağmen Gerhard Priel’i kendime özel diziler yapmaya ikna edemedim. (2017 Frankfurt fuarında kendisi firmaları için Enstrüman dizayn etmemi istedi, müthiş bir andı.)

    Ülkemizde Youtube ın kapalı olduğu zamanlardı. Dünyada Insanlar Handpan’ı (Trinidad Tobago da 1940 lardan beri yapılan içbükey yapılan Steel drum ın Felix Röhner tarafından 2001 yılında dış bükeye çevrilmiş hali) yeni duyuyorlar fakat yüksek fiyatı sebebiyle alamıyorlardı.

    Youtube a kaçak girmeyi öğrendiğimin ilk dakikasında Dennis Havlena’nın(sonradan iyi dost olduk) hiç doldurulmamış bir Propan tankını keserek nasıl enstrümanlar yapılabileceğini anlatan makaleyi okudum. Ne yapacağımı çok iyi biliyordum çünkü bu prensipteki enstrümanların çalımı ve dizaynına onbinlerce saat harcamıştım.

    Biraz zor da olsa 3 tane hiç doldurulmamış tüpgaz tankı ele geçirdim.Cetvelle düz çizgi çizemezdim dekupajla düzgün çelik kesmeyi öğrendim.

    3) Bu fikir ürüne dönüşürken yaşadığınız zorluklar oldu mu? Ne gibi aşamalardan geçtiniz?

    D.G: Elde ilk prototipleri yaptıktan sonra 2009 yılında Eskişehirde bir Traktör fabrikasında ilk üretimlerimi yapmaya başladım. Geçen 11 yılda küçük bir üretici olarak, ağır sanayi ,7 eksen lazer, kaplama teknikleri, metalurji mühendisliği, lojistik, boya, kutulama, pazarlama, insan ilişkileri gibi üstüne kalınca bir kitap yazabileceğim yüzlerce konuyu öğrenip, hatalar yapıp, üstesinden gelmeye çalıştım..

    4) Aquadrum’ın özelliği nedir? Biraz bu eşsiz enstrümanın çalışma şeklinden bahsedebilir misiniz?

    D.G: www.aquadrum.com tutorial videolarda çok açık anlatımlar var.

    Yazıyla anlatmak gerekirse. Elle veya küçük bir malletle enstrümanın üzerindeki dillere vurarak dilin titreşmesini sağlıyorsunuz. Enstrüman bir nota dizisi veya makam üzerine akord edildiği için neresine vurursanız vurun ahenkli ,anlamlı ,dizi dışı olmayan bir ses çıkartmanızı sağlıyor. Yani hatalı bir ses vuramıyorsunuz.

    5) Aquadrum’ın benzerlerinden farkı nedir?

    D.G: Aquadrum idiophone ailesinin (tel ve membran yardımı olmadan tüm gövdenin titreşmesiyle ses veren müzik enstrümanları) akordu değiştirilebilen ilk ve tek üyesidir. Patentim de akord değiştirme üzerinedir. Bu tek enstrümanla mikrotonaller dahil yüzlerce nota dizisine ulaşmanız anlamına geliyor. Ayrıca enstrümanın nota yerleştirilme tasarımı eşsizdir. Bir müzisyen tarafından dizayn edildiği için enstrümanın üzerindeki tüm geometrik şekiller (sol alt köşe, sağ kenar, Y harfi çizme vs vs..) kolayca akorlara ulaşmanızı sağlar.Bu özellik ileri çalım tekniklerinde farklı tasarımlarla asla çalamayacağınız şeyleri çalma olanağı sağlar.

    6) Dünya üzerinde profesyonel modellerinizden çalan ünlü sanatçılar olduğunu biliyorum. Bu ünlü isimlerin kimler olduklarından ve nasıl Aquadrum ile yollarının kesiştiğinden bahsedebilir misiniz?

    D.G: Richard Bona, Pedrito Martinez, Taku Hirano (Michael Jackson, Whitney Houston, Beyonce,Fleetwood Mac vs…), Adam Marcello (Katy Perry ), Horacio Hernandez (Tom Waits, Michel Camilo ), Manu Delago (Björk, Anoushka Shankar, Olafur Arnalds ), Bugge Wesseltoft, Salar Nader (Stanley Clarke orkestrası), Jarrod Cagwin (Sezen Aksu, Rabih Abu Khalil), Pitti Hecht ( Scorpions) vs…. Bu isimlerin çoğu ya fuarlardan, ya kulislerden ama pek çoğu arkadaşım.

    7) Bize biraz kurduğunuz Aquadrum Müzik İstasyonu’nu projenizden bahsedebilir misiniz?

    D.G: Oyun alanları, çocukların bir araya gelerek iletişime girdikleri, takım çalışmasını deneyimledikleri, müzikle sosyalleştikleri, kendi potansiyellerini keşfettikleri yerlerdir. Çocukların oyun alanlarının, özgüvenlerini arttıracak, yeteneklerini açığa çıkartacak, bedensel ve zihinsel gelişimlerine katkı sağlayacak şekilde tasarlanması çok önemlidir. Bu dikkat noktalarını göz önünde bulundurarak çocuklar için Aquadrum Müzik İstasyonu’nu tasarladık. Aquadrum müzik istasyonu, okul bahçeleri, oyun parkları ve kamusal alandaki parklara kurulabilen, çalınabilir parklar projesidir.

    Aquadrum müzik istasyonu, elle veya malet ile çalınabilen Aquadrum müzik enstrümanlarından oluşan, vurmalı melodik bir enstelasyondur. Aquadrum enstrümanı, belirli bir nota dizilimine sahip olduğu için çalan çocukların herhangi bir müzikal eğitime ihtiyaç duymadan, o anda ve kolaylıkla ses çıkarıp müzik yapabilecekleri eğlenceli ve sakinleştirici bir tınıya sahiptir. Tabi ebeveynlerinden fırsat kalırsa.. ?

    8) Aquadrum üretiminde model, renk ve boy seçenekleriniz neler?

    D.G: 300 milimetrelik 9 notalı 3 renk ve gam

    1)Lila Natural born Chillers Sol major pentatonic. Mutlu bir his verir.Özellikle

    Afrika,Çin ve Avrupada yaygın kullanılır.

    2)Sarı Mystic La minor Japon pentatoniği. Melankolik bir uzak doğu tınısı verir. Lilayla uyumludur birbirlerini tamamlar. Çiftler,anne çocuk, takım soru cevap oyunları için tasarlanmıştır bu ikisi.

    3)Turuncu Eargasm Fa minor Diatonictir.İkinci dilden baktığınızda Do phrighian (Kürdi) Oryantal güçlü melodileri ve armonileri çalabilirsiniz.

    4)386 milimetrelik Profesyonel akordu değiştirilebilir model 11 notalıdır Rengi Siyah sparkle antrasittir.Her nota 6 yarım ses akordlanabilir.

    9) Aquadrum çalabilmek için öğrenilmesi gereken bir metot veya notaya dayanan bir çalma tekniği var mı? Yoksa herkes çalabilir mi?

    D.G: Enstrüman her seviyeye cevap verebilmektedir. Tek parmakla bile geometrik şekilleri takip ederek patternler oluşturabilir, görsel ve işitsel zekanızı bir arada kullanarak kendi kompozisyonlarınızı ve atmosferlerinizi yaratabilirsiniz. Dikte edilen bir eğitime inanmıyorum.

    10) Aquadrum ve sizin için gelecek planları neler?

    D.G: Hayat plan yaparken başımıza gelen şeylerin bileşkesi. Müzik en iyisi bence ?

    Kaynakhttps://de.wikipedia.org/wiki/Hang_(Musikinstrument)#Zweite_Generation
    https://de.wikipedia.org/wiki/Handpan
    https://onlinekadindergisi.com/