Gibi dizisi, başarılı oyuncu Kıvanç Kılınç’ın canlandırdığı İlkkan karakteriyle izleyicileri kendine hayran bırakmıştır. İlkkan, dizi boyunca kadınları hep haklı bulmasıyla dikkat çeken ve içine düştüğü komik durumlarla kahkahaları da beraberinde getiren bir karakterdir. Ancak İlkkan’ın hayatında ironi ve dram da hiç eksik olmamıştır.
Kıvanç Kılınç, 19 Ağustos 1982 tarihinde Isparta, Türkiye’de doğmuş ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nde eğitim almıştır. Oyunculuk kariyerine 2007 yılında başlamış olan Kılınç, televizyon dizilerinde ve sinema sektöründe önemli çalışmalara imza atmıştır. Gibi dizisi ise İlkkan karakteriyle Kıvanç Kılınç’ın kariyerinde özel bir yer tutmaktadır.
İlkkan, dizide kadınları hep haklı bulan ve onların yanında yer alan bir karakterdir. Bu özelliğiyle izleyicilerin sempatisini kazanmış ve diziye farklı bir dinamizm katmıştır. İlkkan, her olaya bir atasözü veya deyimle yaklaşarak dikkat çekmektedir. Bu durum, karakterin ilginç kişiliğini ve mizah anlayışını yansıtmaktadır.
Ancak İlkkan’ın yaşadığı komik durumların yanı sıra, yanlışlıkla BDSM’ye katılıp köle olduğu gibi dramatik bir olayla da karşılaşması dizinin ilginçliklerinden biridir. Bu durum, İlkkan’ın cahilliğini ve toplumun ön yargılarını sorgulamasına yol açmıştır. İlkkan’ın BDSM macerası, hem izleyicileri güldürmüş hem de düşündürmüştür.
Öte yandan, İlkkan’ın Gibi dizisinde karıştığı bir diğer olay ise överek insanları kandıran bir örgütün eline düşmesidir. İlkkan, bu örgüt tarafından kullanılıp insanları dolandırma işinde istemeden yer almıştır. Bu durum, İlkkan’ın masumiyetini ve saflığını ortaya koymaktadır. İzleyiciler, İlkkan’ın bu zorlu durumuyla birlikte onun iç dünyasının derinliklerine yolculuk yapmaktadır.
Kıvanç Kılınç’ın başarılı oyunculuğu sayesinde İlkkan karakteri izleyicilerin kalbinde taht kurmuştur. Kılınç, İlkkan’ı canlandırırken hem komedi hem de dramatik sahnelerde başarılı bir performans sergilemiştir. İlkkan’ın iç içe geçen ironi ve dram dolu hikayesi, diziye derinlik katarken aynı zamanda izleyicileri güldürmeyi ve düşündürmeyi başarmıştır.
Gibi dizisinde Kıvanç Kılınç’ın İlkkan karakteriyle ortaya koyduğu performans, oyuncunun çok yönlülüğünü ve yeteneklerini göstermektedir. İlkkan’ın kadınlara olan hayranlığı, onları hep haklı bulması, atasözleri ve deyimleriyle olaylara yaklaşması, BDSM macerası ve örgütün eline düşmesi gibi özellikleri, İlkkan karakterini zenginleştiren unsurlardır.
Ayrıca Kıvanç Kılınç’ın sevgilisi oyuncu Sinem Ünsal’dır. Sinem Ünsal, Mucize Doktor dizisiyle tanınmış ve şu anda Fox TV’de yayınlanacak olan Gizli Saklı dizisinde yer alacaktır.
Gibi dizisinde Kıvanç Kılınç’ın İlkkan karakteri, oyuncunun yeteneklerini ve diziye kattığı enerjiyi göstermesi açısından önemli bir rol oynamıştır. İzleyiciler, Kıvanç Kılınç’ın başarılı performansıyla İlkkan’ın maceralarına tanıklık etmiş ve onun heyecanlı serüvenlerine ortak olmuştur.
Türk televizyon dünyasında farklı tarzı ve komik karakterleriyle tanınan oyuncu Feyyaz Yiğit, “Gibi” dizisinde canlandırdığı Yılmaz karakteriyle izleyicilerin gönlünde taht kurmuştur. İşte, Feyyaz Yiğit’in kariyeri ve “Gibi” dizisindeki başarılı performansıyla ilgili daha fazla bilgi.
Feyyaz Yiğit, Türk televizyonunun başarılı ve mütevazı oyuncularından biridir. O, Gibi Dizisi’ndeki karakteriyle sadece mizah yetenekleriyle değil, aynı zamanda güçlü ve mega patern verici kişiliğiyle de dikkat çekmektedir.
Feyyaz Yiğit, Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nin Resim Bölümü’nde okudu ve ardından Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’ne girdi. Üniversite sonrasında reklam ajansında çalışmaya başlayan Feyyaz Yiğit, Okan Bayülgen ile tanışmasıyla televizyon dünyasına adım attı. Disko Kralı programının içeriklerini hazırlayan ekipte yer alarak müzik grubunda da gitar çalmaya başladı. Bu deneyim, onun komedi yeteneğini geliştirmesine ve sektörde kendine bir yer edinmesine yardımcı oldu.
2012 yılında Türkiye’de yayımlanan ilk profesyonel web dizisi olan “Feyyaz” adlı yapım, Feyyaz Yiğit’in başrolünde olduğu bir projeydi. Dizi, Mynet.com’un özel video servisi Sebastiyan.com’da yayımlandı ve 8 bölümüyle büyük bir ilgi gördü. İzleyiciler, Feyyaz Yiğit’in komik performansını ve farklı karakterlerle olan etkileşimlerini keyifle izledi.
Feyyaz Yiğit, senarist ekibinde yer aldığı ve aynı zamanda rol aldığı iki filmle de başarı elde etti. 2018 yılında “Ölümlü Dünya” filmindeki performansıyla Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri’nde Komedi Dalında En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’ne layık görüldü. Bu ödül, Feyyaz Yiğit’in oyunculuk yeteneğini ve komedi alanındaki başarısını taçlandırdı.
2021 yılında ise Feyyaz Yiğit, Aziz Kedi ile birlikte senaryosunu kaleme aldığı ve yapımcılığını üstlendiği “Gibi” isimli internet dizisinde başrol oynamaktadır. Dizi, Acun Ilıcalı’nın dijital içerik platformu Exxen’de yayımlanmaktadır. Feyyaz Yiğit, “Gibi” dizisinde Yılmaz karakterini canlandırarak izleyicilere unutulmaz bir komedi deneyimi yaşatmaktadır. Yılmaz’ın absürt mizah anlayışı, Feyyaz Yiğit’in oyunculuk becerisiyle buluşarak izleyicileri kahkahalara boğmaktadır.
Feyyaz Yiğit, “Gibi” dizisiyle birlikte Türk televizyonunda komedi türünde fark yaratmayı başaran bir oyuncudur. Enerjik ve doğal oyunculuğuyla izleyicilerin sevgisini kazanan Feyyaz Yiğit, kariyerine dikkat çekici projelerle devam etmektedir. Oyunculuğuyla ve komedi yeteneğiyle izleyicilere keyifli anlar yaşatmaya devam edeceği şüphesizdir.
Gelişen teknolojiyle birlikte, televizyon ve monitörlerde yeni bir çözünürlük standardı ortaya çıkmıştır: 8K. Bu yüksek çözünürlük, izleyicilere olağanüstü detaylar, canlı renkler ve gerçekçi bir görüntüleme deneyimi sunar. Bu yazıda, IMDB puanı yüksek filmlerden örneklerle birlikte 8K ekranların önemini ve neden bu filmleri izlemeniz gerektiğini keşfedeceğiz.
Film Türü: Geniş bir yelpazede sinematik deneyimler 8K ekranlar, farklı film türlerinden izleyicilere eşsiz bir seyir keyfi sunar. IMDB puanı yüksek filmler arasında aksiyon, bilim kurgu, belgesel, doğa, animasyon ve dram gibi farklı türlerde birçok seçenek bulunur. Bu filmleri 8K çözünürlükte izlemek, sahnelerin gerçekçi bir şekilde canlandığını, detayların göz alıcı olduğunu ve renklerin daha canlı olduğunu deneyimlemenizi sağlar.
Konu: Hikayeleri daha etkileyici hale getiren detaylar 8K ekranlar, filmlerin hikayelerini daha etkileyici hale getiren detayları ortaya çıkarır. IMDB puanı yüksek filmlerin karmaşık sahneleri, karakterlerin yüz ifadeleri ve doğa manzaraları gibi detaylar, 8K çözünürlükte izlendiğinde daha net ve etkileyici bir şekilde görülebilir. Bu da izleyicilerin filmlerin atmosferine daha fazla dalmasını sağlar.
Neden Bu Filmleri İzlemelisiniz?
8K ekranlar, filmleri daha gerçekçi ve canlı bir şekilde izlemenizi sağlar, böylece sinematik deneyimin tadını çıkarabilirsiniz.
IMDB puanı yüksek filmler, genellikle kaliteli hikayelere, iyi oyunculuklara ve etkileyici görsellere sahiptir. Bu filmleri 8K çözünürlükte izlemek, bu kaliteyi en üst düzeyde deneyimlemenizi sağlar.
Detaylara önem veren filmler, 8K ekranlarla izlendiğinde daha etkileyici bir şekilde izleyiciye sunulur. Bu da filmin atmosferine daha fazla kapılmanızı ve hikayeye daha çok bağlanmanızı sağlar.
Sonuç olarak, 8K ekranlar, izleyicilere yeni bir görüntüleme deneyimi sunar. Bu yüksek çözünürlük, IMDB puanı yüksek filmlerin detaylarını daha net ve etkileyici bir şekilde görmenizi sağlar. 8K ekranlarda izlediğiniz filmler, sinematik deneyimi daha da ileri taşır ve size olağanüstü bir seyir keyfi sunar. Bu nedenle, 8K ekranlarla donatılmış bir sistemle IMDB puanı yüksek filmleri izlemek, sinemaya olan tutkunuzu daha da artıracak ve size unutulmaz bir deneyim yaşatacaktır.
Ekransız bir çocuk yetiştirmek, çocuğun fiziksel ve zihinsel sağlığı, dil ve iletişim becerileri, hayal gücü ve yaratıcılığı, sosyal etkileşim ve ilişkileri üzerinde olumlu etkileri olan bir yaklaşımdır. Ekran bağımlılığının önlenmesi ve çocuğun gerçek dünyada etkinliklere katılmasına olanak sağlanması, sağlıklı gelişimi destekleyebilir.
“Biz Tv İzleyerek Büyüdük Bir Şeyde Ol madı. Ne Faydası Var Ekransız Çocuk Büyütmenin?”
“Ekransız çocuk büyütmenin önemi” konusunda şu cevapları verebiliriz:
Beyin gelişimi: Ekransız bir çocukluk, çocuğun gerçek dünya deneyimleriyle aktif olarak etkileşime girmesini sağlar. Pasif öğrenme yerine aktif öğrenme, çocuğun problem çözme, analitik düşünme ve yaratıcılık gibi becerilerini geliştirmesine yardımcı olur. Aktif öğrenme, çocuğun deneyimlemeye, keşfetmeye ve sorgulamaya dayalı olarak bilgi edinmesini sağlar. Bu da çocuğun daha derin ve kalıcı bir şekilde öğrenmesini destekler.
Sosyal beceriler: Ekransız bir çocukluk, çocuğun sosyal becerilerini güçlendirir. Teknoloji bağımlılığından uzak durarak, çocuk daha fazla etkileşim ve iletişim kurma fırsatı bulur. Bu, empati yapma, sosyal ilişkiler kurma, işbirliği yapma ve başkalarıyla uyum içinde çalışma gibi önemli becerilerin gelişmesine katkı sağlar. Ayrıca, çocuğunuzun yüz yüze etkileşimlerle, duygusal bağlar kurarak ve sosyal kuralları anlayarak yetişmesi, sağlıklı bir sosyal hayata hazırlanması açısından önemlidir.
Dikkat ve konsantrasyon: Ekransız bir çocukluk, çocuğun dikkat ve konsantrasyon becerilerini güçlendirir. Teknolojik cihazlarla aşırı vakit geçirme, çocuğun dikkatini bölerek uzun süreli konsantrasyonu olumsuz yönde etkileyebilir. Oysa aktif etkinlikler, çocuğun dikkatini bir konuya odaklanarak daha uzun süre sürdürebilmesine yardımcı olur. Örneğin, kitap okuma, bulmaca çözme, el becerisi gerektiren aktiviteler veya açık havada oyun oynama gibi etkinlikler, çocuğun dikkatini geliştirir ve derinlemesine düşünme yeteneğini destekler.
Hayal gücü ve yaratıcılık: Ekransız bir çocukluk, çocuğun hayal gücünü ve yaratıcılığını geliştirir. Teknoloji bağımlılığı, çocuğun kendi düş gücünü kullanmasını ve yaratıcı düşünme becerilerini sınırlayabilir. Oysa ekransız etkinlikler, çocuğun hayal gücünü uyarır, kendi oyunlarını yaratmasına ve yaratıcılığını geliştirmesine olanak tanır. Oyun, sanat, müzik, hikaye anlatma gibi etkinlikler çocuğun yaratıcılığını destekler.
Fiziksel sağlık: Ekransız bir çocukluk, çocuğun fiziksel sağlığını olumlu etkiler. Çocukların hareket etmesi, açık havada oynaması ve spor yapması, fiziksel sağlığın korunması açısından önemlidir. Teknoloji bağımlılığı, çocuğun fiziksel aktivite düzeyini azaltabilir ve obezite, uyku düzeni bozuklukları gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. Ekransız etkinlikler, çocuğun aktif olmasını teşvik eder ve fiziksel sağlığını destekler.
Aile bağları: Ekransız bir çocukluk, aile bağlarını güçlendirir. Aile üyeleriyle birlikte geçirilen zaman, iletişimi ve duygusal bağları kuvvetlendirir. Ekransız etkinlikler, aile bireylerinin birlikte vakit geçirmesini, konuşmasını ve birbirini daha iyi anlamasını sağlar. Aile içindeki etkileşimler, çocuğun değerlerini öğrenmesini, duygusal destek almasını ve sağlıklı bir aile ortamında büyümesini sağlar.
Ekransız bir çocukluk, çocuğun sağlıklı bir şekilde gelişmesini destekleyen birçok avantajı beraberinde getirir. Ancak, her aile kendi dinamiklerine ve çocuğun ihtiyaçlarına göre en uygun dengeyi bulmalıdır.
Ekranla büyüyen ailelerin sorun yokmuş gibi davranmasının birkaç nedeni olabilir:
Bilgisizlik veya farkındalık eksikliği: Bazı ebeveynler, çocukların uzun süreli ekran kullanımının olumsuz etkileri hakkında yeterli bilgiye sahip olmayabilir veya bu konuda farkındalık eksikliği yaşayabilir. Bu durumda, ekran kullanımının potansiyel zararları hakkında yeterli bilinç ve bilgi eksikliği nedeniyle sorunları görmezden gelebilirler.
Kıyas yapma: Bazı ebeveynler, kendi çocuklarının ekran kullanımıyla ilgili sorunları diğer çocuklar veya ailelerle karşılaştırdıklarında, daha düşük seviyede olduğunu düşünebilirler. Bu da sorunları göz ardı etmelerine veya hafifletmelerine neden olabilir.
Bağımlılık: Ebeveynler de teknoloji bağımlılığına sahip olabilirler ve kendi ekran kullanımlarını kontrol etmekte zorlanabilirler. Bu durumda, çocuklarının ekran kullanımını da göz ardı edebilir veya sorunları fark etmek istemeyebilirler.
Toplumsal kabullenme: Ekranla büyüyen çocukların fazlaca ekran kullanımına maruz kaldığı toplumda, bu durum norm haline gelebilir ve çevredeki aileler arasında yaygın hale gelebilir. Bu da ebeveynlerin sorunları ciddiye almayarak, sorun yokmuş gibi davranmalarına neden olabilir.
Rahatlık ve kolaylık: Ekranlar, çocukları meşgul etmek ve ebeveynlere zaman kazandırmak açısından kolay bir çözüm gibi görülebilir. Ebeveynler, çocuklarını ekranlara bağımlı hale getirmenin kısa vadeli rahatlığını tercih edebilirler.
Bu faktörler, bazı ailelerin ekran kullanımının olumsuz etkilerini görmezden gelmelerine veya sorun yokmuş gibi davranmalarına neden olabilir. Ancak, uzun vadede çocukların sağlıklı gelişimi için ekran kullanımının sınırlanması ve alternatif etkinliklere yönlendirilmesi önemlidir. Ailelerin bu konuda farkındalık kazanması ve bilinçli kararlar alması çocukların sağlıklı bir şekilde büyümelerine yardımcı olacaktır.
Misafirlikte TV açıksa ne yapmalı?
Misafirlikte TV açık olduğunda, çocuğun ekran süresini kontrol altında tutmak ve sağlıklı etkileşimleri teşvik etmek önemlidir. İşte bu durumla başa çıkmak için bazı stratejiler:
Önceden iletişim kurun: Misafirliğe giderken veya misafirler evinize gelmeden önce, çocuğunuzun ekran kullanımı hakkında açık bir şekilde konuşun. Misafirlerle paylaşmak üzere, çocuğunuzun ekran süresini sınırlamanız gerektiğini ve TV’nin açık olmasının sınırlı bir süre için kabul edileceğini belirtin.
Alternatif etkinlikler sunun: Çocuğunuzun dikkatini TV’den başka şeylere çekmek için alternatif etkinlikler sunun. Kitap okuma, oyun oynama, bulmaca çözme, boyama gibi etkinlikler çocuğunuzun meşgul olmasını sağlayabilir.
Oda düzenlemesi: Misafirlikte TV açıksa, çocuğunuzun oda veya başka bir odada zaman geçirebileceği bir alan oluşturun. Bu, çocuğunuzun ekran süresini sınırlayarak farklı bir aktiviteye yönlendirmenize yardımcı olabilir.
Etkileşimi teşvik edin: Misafirlerle birlikte etkinliklere katılmasını teşvik edin. Oyun oynamak, sohbet etmek veya dışarıda zaman geçirmek gibi etkinlikler, çocuğunuzun TV’ye bağımlı olmaktan uzaklaşmasına yardımcı olabilir.
Sınırları belirleyin: Misafirlik süresince çocuğunuza belirli bir ekran süresi verin. Örneğin, TV’nin açık olduğu süre boyunca çocuğunuzun yalnızca belirli bir süre izlemesine izin verin ve bunu açıkça iletişim kurun.
Ebeveyn denetimi: Misafirlikte TV’nin içeriğini kontrol edin ve çocuğunuz için uygun olmayan programların izlenmesini engelleyin. Ebeveyn denetimi özellikleri olan televizyonlar veya diğer cihazlar kullanarak çocuğunuzun izleyeceği içeriği yönetebilirsiniz.
Unutmayın, misafirlikte TV açıksa, çocuğunuzun sağlıklı etkileşimlerden geri kalmamasını sağlamak için sınırları belirlemek ve alternatif etkinlikler sunmak önemlidir. Ayrıca, çocuğunuza ekran süresi hakkında açık bir şekilde iletişim kurarak onunla işbirliği yapmanız da önemlidir.
Akrabaların bu durumu önemsememesi durumunda ne yapılmalı?
Akrabaların ekransızlık konusunu önemsememesi durumunda, çocuğun ekran süresini kontrol altında tutmak ve aile olarak tutarlı bir yaklaşım sergilemek önemlidir. İşte bu durumla başa çıkmak için bazı stratejiler:
Açık ve samimi iletişim: Akrabalarla açık ve samimi bir şekilde konuşmak önemlidir. Onlara çocuğunuzun ekran süresini sınırlamak istediğinizi ve neden bu konunun önemli olduğunu anlatın. Empati kurarak, çocuğunuzun sağlıklı gelişimi için ekrandan uzak tutulması gerektiğini vurgulayın.
Sınırları netleştirme: Akrabalarınıza çocuğunuzun ekran süresini sınırlamanız gerektiğini ve bu konuda aile olarak tutarlı bir yaklaşım sergilediğinizi belirtin. Sınırları net bir şekilde ifade ederek, çocuğunuzun ekran süresinin belirli bir süreyle sınırlı olmasını ve bu sınırlamaya uyulmasını talep edin.
Alternatif etkinlikler sunma: Akrabalarınıza, çocuğunuzun ekran süresini sınırlayarak daha sağlıklı etkinliklere yönlendirilmesi gerektiğini açıklayın. Onlara alternatif etkinlikler önerin, çocuğunuzun kitap okumasını, oyun oynamasını veya dışarıda zaman geçirmesini teşvik edin.
Kendi sınırlarınızı koruma: Akrabaların baskılarına rağmen, çocuğunuzun sağlıklı gelişimi için sınırları koruyun. Kendi ebeveynlik değerlerinizi ve inançlarınızı ön planda tutun. Eğer akrabaların evindeyseniz, çocuğunuzun ekran süresini kontrol altında tutmak için alternatif etkinlikler organize etmeye çalışın veya çocuğunuzu daha az ekran süresi olan ortamlarda oyalayın.
Destek arayışı: Eğer akrabalarınızın bu konuyu önemsememesi devam ederse, profesyonel destek almak veya pedagog veya çocuk psikoloğu gibi uzmanlardan yardım istemek faydalı olabilir. Uzmanlar, aile üyelerine ekran bağımlılığı konusunda bilgi ve stratejiler sunarak, çocuğun sağlıklı gelişimini destekleyebilir.
Unutmayın, çocuğunuzun sağlıklı gelişimi için ekran süresini kontrol altında tutmak önemlidir. Akrabalarınızı anlamaya ve işbirliği yapmaya teşvik etmek, çocuğunuzun ekran bağımlılığından uzak durmasını sağlamada yardımcı olabilir.
Mekanlarda TV’lerin açık olması durumunda nasıl başa çıkılmalı?
Mekanlarda TV’lerin açık olması durumunda çocuğun ekran süresini kontrol altında tutmak ve farklı etkinliklere yönlendirmek için aşağıdaki stratejileri kullanabilirsiniz:
İletişim kurun: Mekanda TV açık olduğunda, çocuğunuza neden ekran süresini sınırlamanız gerektiğini anlatın. Ona ekranın sağlığına etkileri hakkında bilgi verin ve daha aktif ve etkileşimli etkinliklere yönelmenin önemini vurgulayın.
Alternatif etkinlikler sunun: Çocuğun dikkatini TV’den başka etkinliklere çekmek için alternatifler sunun. Örneğin, oyun kartları, hikaye kitapları, bulmacalar, boyama malzemeleri gibi taşınabilir etkinliklerle çocuğunuzun meşgul olmasını sağlayabilirsiniz.
Oyun oynayın: Mekanda başka çocuklar varsa, onlarla etkileşime geçmesini teşvik edin. Ortak oyunlar, spor aktiviteleri veya birlikte oyun oynamak çocuğunuzun ekran yerine sosyal etkileşimlere odaklanmasına yardımcı olur.
Dikkati dağıtın: Mekanda TV açıksa, çocuğunuzun dikkatini TV’ye odaklanmaktan uzaklaştırmak için farklı etkinliklere yönelin. Örneğin, çevredeki ilginç nesneleri keşfetmeye yönelik bir yürüyüş yapabilir veya bir sohbet başlatabilirsiniz.
Sınırları belirleyin: Çocuğunuza belirli bir ekran süresi verin ve bu süreyi açıkça iletişim kurarak belirtin. Örneğin, TV açıkken çocuğunuza 30 dakika izleme süresi verin ve sonra farklı bir etkinliğe yönlendirin.
Kendi davranışınızı örnekleyin: Çocuklar, ebeveynlerinin davranışlarını takip eder. Mekanda TV açıkken siz de ekranlara odaklanmak yerine farklı etkinlikler yaparak çocuğunuza örnek olun.
Dışarıya yönelin: Mekanda TV açık olduğunda dışarı çıkarak daha aktif bir ortam yaratın. Parkta oyun oynamak, doğada yürüyüş yapmak veya spor aktivitelerine katılmak gibi etkinlikler, çocuğunuzun ekran bağımlılığından uzaklaşmasına yardımcı olur.
Ebeveyn denetimi kullanın: Eğer mümkünse, mekandaki TV’nin içeriğini kontrol edebileceğiniz bir ebeveyn denetimi özelliğine sahip televizyonlar kullanın. Böylece çocuğunuz için uygun olmayan içeriklerin izlenmesini engelleyebilirsiniz.
Alternatif mekanlar arayın: Mekanlarda TV’lerin açık olduğu durumlarda, çocuğunuz için ekran süresini azaltabileceğiniz farklı mekanlar arayın. Örneğin, çocuk dostu kafe veya restoranlara gitmeyi tercih edebilirsiniz.
Uzaktan iletişim kurun: Eğer mekanlarda TV açıkken çocuğunuzun başka akrabalarla veya arkadaşlarıyla görüntülü konuşması gerekiyorsa, ekran süresini mümkün olduğunca kısa tutmaya çalışın ve daha sonra farklı etkinliklere yönlendirin.
Unutmayın, mekanlarda TV’lerin açık olması durumunda çocuğun ekran süresini kontrol altında tutmak önemlidir. Alternatif etkinlikler sunmak, iletişim kurmak ve sınırları belirlemek çocuğunuzun sağlıklı gelişimine katkıda bulunacaktır.
Uzakta akrabalarla görüntülü konuşmak ve çocuğu mecburiyetinde konuşturmak için stratejiler.
Uzaktaki akrabalarla görüntülü konuşma zorunluluğunda çocuğun ekran süresini kontrol altında tutmak için aşağıdaki stratejileri kullanabilirsiniz:
Zamanı kısıtlayın: Çocuğunuzun uzaktaki akrabalarla görüntülü konuşma süresini belirli bir süreyle sınırlayın. Böylece çocuğunuzun uzun süre boyunca ekran karşısında kalmasını önleyebilirsiniz.
Aktif katılım sağlayın: Görüntülü konuşma sırasında çocuğunuzun sadece izleyici olmasını değil, aktif bir şekilde katılımını teşvik edin. Sorular sormasını, hikayeler anlatmasını veya oyunlar oynamasını sağlayarak etkileşimi artırabilirsiniz.
Alternatif etkinlikler sunun: Görüntülü konuşma dışında çocuğunuza başka etkinlikler sunun. Kitap okuma, bulmaca çözme, resim yapma gibi etkinliklerle çocuğunuzun ekran dışı zaman geçirmesini sağlayabilirsiniz.
Önceden iletişim kurun: Uzaktaki akrabalarınızla görüntülü konuşmadan önce çocuğunuzun ekran süresini sınırlamanız gerektiğini ve bu sürenin belirlendiğini akrabalarınıza açık bir şekilde iletişim kurun. Onların da çocuğunuzun sağlıklı gelişimine destek olmalarını sağlayın.
Araştırma yapın: Uzaktaki akrabalarınızla yapılan görüntülü konuşmaları çocuğunuz için eğitici hale getirebilirsiniz. Örneğin, çocuğunuzun ilgi duyduğu konular hakkında önceden araştırma yapabilir ve bu konuları konuşma sırasında gündeme getirebilirsiniz.
Dikkati dağıtıcı etkinlikler kullanın: Görüntülü konuşma sırasında çocuğun dikkatini ekrandan uzaklaştırmak için dikkati dağıtıcı etkinlikler kullanabilirsiniz. Örneğin, eline verdiğiniz bir oyuncakla oynamasını veya odada farklı bir oyun kurmasını sağlayabilirsiniz.
Sık sık molalar verin: Uzun süren görüntülü konuşmalarda çocuğunuza sık sık molalar verin. Molalarda kısa bir süre boyunca ekran dışı etkinlikler yapmasına izin verin, örneğin biraz hareket etmesini veya su içmesini sağlayabilirsiniz.
Ebeveyn denetimi kullanın: Görüntülü konuşmada kullanılan cihazlarda ebeveyn denetimi özelliklerini kullanarak çocuğunuzun izleyeceği içeriği kontrol altında tutabilirsiniz. Uygun yaş grubuna ve içeriklere dikkat ederek çocuğunuzun sağlıklı bir şekilde ekran süresini geçirmesini sağlayabilirsiniz.
Unutmayın, uzaktaki akrabalarla görüntülü konuşma zorunluluğunda çocuğun ekran süresini kontrol altında tutmak önemlidir. Alternatif etkinlikler sunmak, aktif katılımı teşvik etmek ve ebeveyn denetimi kullanmak çocuğunuzun sağlıklı gelişimine katkıda bulunacaktır.
Ebeveynlerin ekran kullanımını sınırlama ve alternatif etkinlikler sunma yöntemleri.
Ebeveynlerin ekran kullanımını sınırlama ve alternatif etkinlikler sunma konusunda aşağıdaki yöntemleri kullanabilirsiniz:
Sınırları belirleyin: Çocuğunuzun yaşına uygun olarak ekran süresini sınırlamak için bir yöntem kullanabilirsiniz. Örneğin, çocuğunuzun yaşını 10 ile çarpıp günlük ekran süresini bu şekilde hesaplayabilirsiniz. Örneğin, 5 yaşındaki bir çocuk için günlük ekran süresi 50 dakika olabilir. Bu şekilde çocuğunuzun ekran süresini kontrol altında tutabilirsiniz.
Kuralları açıklayın: Çocuğunuza ekran kullanımıyla ilgili kuralları açıklayın ve neden bu sınırlamaların olduğunu anlatın. Onlara ekran süresini dengeli bir şekilde kullanmanın önemini ve alternatif etkinliklerin sağladığı faydaları anlatarak motivasyon sağlayabilirsiniz.
Alternatif etkinlikler sunun: Çocuğunuza ekran dışı etkinlikler sunarak onun farklı alanlara ilgi duymasını sağlayın. Kitap okuma, oyun oynama, spor yapma, sanat etkinlikleri gibi aktiviteler çocuğunuzun yaratıcılığını ve sosyal becerilerini geliştirmesine yardımcı olur.
Örnek olun: Kendiniz de ekran süresini kontrol altında tutarak çocuğunuza iyi bir örnek olun. Eğer siz de sürekli olarak ekran karşısında zaman geçiriyorsanız, çocuğunuzun bu konuda disiplinli olmasını beklemek zor olabilir.
Etkinlik planlaması yapın: Çocuğunuzun gün içinde farklı etkinliklere katılmasını sağlamak için bir etkinlik planlaması yapın. Farklı saatlerde spor, müzik, sanat, doğa yürüyüşü gibi etkinliklere katılmasını sağlayarak çocuğunuzun ekran süresini dengelemesine yardımcı olun.
Aile zamanı oluşturun: Ekran süresini sınırlamak için aile zamanı oluşturun. Örneğin, belirli bir saatte tüm aile bireyleri bir araya gelerek birlikte bir etkinlik yapabilir veya sohbet edebilirsiniz. Bu, ailenin birlikte vakit geçirmesini teşvik eder ve ekran kullanımını azaltır.
Unutmayın, çocuğun yaşına ve bireysel ihtiyaçlarına uygun olarak ekran süresini sınırlamak ve alternatif etkinlikler sunmak önemlidir. Aynı zamanda çocuğunuzla iletişim kurarak onun da bu konuda farkındalık kazanmasını sağlayabilirsiniz.
Çocuğun ekran taleplerine karşı sabırlı olma ve sınırları belirleme.
Çocuğun ekran talepleriyle başa çıkmak ve sınırları belirlemek için aşağıdaki stratejileri kullanabilirsiniz:
Sabırlı olun: Çocuğun ekran taleplerine karşı sabırlı olun. Bazı durumlarda çocuğunuzun ısrarcı olabileceğini ve sınırları zorlayabileceğini unutmayın. Sabırlı bir şekilde açıklamalarınızı yapmaya devam edin ve kararlılığınızı koruyun.
Açıklama yapın: Çocuğunuza neden ekran süresini sınırladığınızı ve alternatif etkinliklerin önemini anlatın. Onlara ekran kullanımının sağlık, uyku düzeni ve öğrenme üzerindeki olumsuz etkilerini anlatarak farkındalık oluşturun.
Sınırları netleştirin: Ekran kullanımıyla ilgili net kurallar ve sınırlar belirleyin. Çocuğunuza hangi saatlerde veya hangi durumlarda ekran kullanımına izin verileceğini açık bir şekilde belirtin. Örneğin, ödevlerini bitirdikten sonra veya oyun saatlerinden önce ekran süresine izin verebilirsiniz.
Etkinlikleri yönlendirin: Çocuğunuzun ekran taleplerine alternatif etkinlikler sunun. Önerilerde bulunarak kitap okuma, oyun oynama, spor yapma, sanat etkinlikleri gibi farklı aktivitelere yönlendirin. Çocuğun ilgi alanlarına ve yeteneklerine uygun etkinlikler seçerek onların keyif almasını sağlayabilirsiniz.
Ebeveyn denetimi kullanın: Çocuğunuzun ekran kullanımını kontrol altında tutmak için ebeveyn denetimi özelliklerini kullanabilirsiniz. Televizyon, bilgisayar veya diğer cihazlarda içerik filtreleme, zaman sınırlama ve erişim kontrolü gibi özellikleri kullanarak çocuğunuzun izleyeceği içeriği yönetebilirsiniz.
Kural ve sınırları takip edin: Belirlediğiniz kuralları ve sınırları takip etmek önemlidir. Kendiniz de bu kurallara uyun ve çocuğunuzun bunu görmesini sağlayın. Tutarsızlık, çocuğunuzun sınırları test etmesine ve daha fazla ekran süresi talep etmesine neden olabilir.
Unutmayın, sınırları belirlemek ve çocuğun ekran taleplerine karşı sabırlı olmak önemlidir. Düzgün iletişim, alternatif etkinlikler ve tutarlılık sağlayarak çocuğunuzun sağlıklı bir şekilde ekran süresini dengelemesine yardımcı olabilirsiniz.
Reklamlar ve çevre baskısı gibi dış etkenlerle baş etme.
Reklamlar ve çevre baskısı gibi dış etkenlerle baş etmek için aşağıdaki stratejileri kullanabilirsiniz:
Medya okur yazarlığını destekleyin: Çocuğunuza reklamların ve medya mesajlarının nasıl çalıştığını anlatın. Onlara reklamların amacının tüketimi teşvik etmek olduğunu ve gerçeklikten farklı olabileceğini açıklayın. Medya okur yazarlığını geliştirmek için çocuğunuzun reklamları sorgulamasını ve eleştirel düşünme becerilerini kullanmasını teşvik edin.
Alternatif değerleri vurgulayın: Çocuğunuza sadece tüketim odaklı olmayan değerleri vurgulayın. Empati, paylaşma, yardımlaşma gibi değerleri ön plana çıkararak çocuğunuzun tüketim kültüründen etkilenmeyi azaltabilirsiniz.
Sağlıklı alışveriş alışkanlıkları öğretin: Çocuğunuza para yönetimi ve ihtiyaçlar ile istekler arasındaki farkı anlatın. Onlara ihtiyaçlarını belirlemeyi ve bütçe yapmayı öğretin. Böylece gereksiz harcamaları azaltarak reklamların etkisini azaltabilirsiniz.
Sınırları belirleyin: Çocuğunuzun reklamlara maruz kalmayı sınırlamak için televizyon izleme süresini kontrol altında tutun. Ayrıca çocuğunuzun internette gezinirken reklamlardan kaçınmasını sağlamak için reklam engelleyici yazılımlar veya çocuk dostu tarayıcılar kullanabilirsiniz.
Rol model olun: Kendiniz reklamlara ve tüketim baskısına karşı bilinçli bir tutum sergileyin. İhtiyaçlarınızı belirlemek, gereksiz alışveriş yapmamak ve reklamlara karşı eleştirel düşünmek gibi davranışları göstererek çocuğunuza örnek olun.
Aile değerleri ve iletişimi güçlendirin: Ailenizin değerlerini ve önceliklerini çocuğunuzla paylaşın. Birlikte kaliteli zaman geçirme, doğa etkinlikleri, kitap okuma gibi değerlere odaklanarak çocuğunuzun dikkatini tüketim kültüründen uzaklaştırabilirsiniz. Aynı zamanda çocuğunuzla açık iletişim kurun ve reklamların etkilerini konuşarak farkındalık oluşturun.
Unutmayın, çocuğunuz reklamlar ve çevre baskısıyla karşılaşacak ve etkilenecektir. Ancak, yukarıdaki stratejileri kullanarak çocuğunuzun reklamlara karşı bilinçli ve eleştirel bir bakış açısı geliştirmesini sağlayabilirsiniz. Ayrıca, ailenizin değerlerine odaklanarak ve iletişimi güçlendirerek çocuğunuzun tüketim kültüründen bağımsız olarak kendini ifade etmesine yardımcı olabilirsiniz.
Ebeveynlerin kendi ekran alışkanlıklarını kontrol etme ve disiplinli olma zorlukları.
Ebeveynlerin kendi ekran alışkanlıklarını kontrol etme ve disiplinli olma zorlukları, çocukların yanında telefon, tablet, TV gibi teknolojik aletleri kullanmama konusunda önemli bir rol oynamaktadır. İşte bu zorluklarla başa çıkmak için bazı stratejiler:
Farkındalık geliştirin: Kendi ekran alışkanlıklarınızın çocuğunuza örnek olduğunu unutmayın. Farkındalık geliştirerek, ne zaman ve ne kadar süreyle teknolojik cihazları kullandığınızı gözlemleyin. Kendi ekran sürenizi sınırlamaya ve çocuğunuzun yanında bu cihazları kullanmamaya çalışın.
Alternatif etkinlikler bulun: Kendi zamanınızı dolu ve anlamlı etkinliklerle doldurun. Kitap okuma, spor yapma, hobilerle ilgilenme gibi alternatif etkinlikler çocuğunuzun da ilgisini çekebilir. Böylece çocuğunuzun yanında ekran kullanma ihtiyacınız azalır.
Etkin bir iletişim kurun: Çocuğunuzla etkin bir iletişim kurarak onunla oyun oynamak, sohbet etmek veya dışarıda zaman geçirmek gibi etkinliklere odaklanın. Çocuğunuzun ilgisini çeken şeylere katılarak ekran kullanma ihtiyacınızı azaltabilirsiniz.
Ebeveyn denetimi kullanın: Ebeveyn denetimi özelliklerini kullanarak kendi cihazlarınızın ekran süresini kontrol altında tutun. İnternet kullanımı, uygulama erişimi ve zaman sınırlamaları gibi özellikleri kullanarak kendinizi ve çocuğunuzu ekran bağımlılığından koruyun.
Aile olarak kurallar belirleyin: Aile olarak belirleyeceğiniz kurallarla birlikte, çocuğunuzun yanında teknolojik cihazları kullanmama konusunda bir anlaşma sağlayın. Bu kurallara herkesin uyması önemlidir, böylece çocuğunuzun da bu konuda daha disiplinli olmasını sağlarsınız.
Destek alın: Kendi ekran alışkanlıklarınızı kontrol etme konusunda zorluk yaşıyorsanız, eşiniz, aile üyeleriniz veya yakın arkadaşlarınızla destek alın. Birlikte bu konuda kararlar alarak birbirinizi motive edebilir ve disiplinli olmanızı destekleyebilirsiniz.
Unutmayın, ebeveynler olarak kendi ekran alışkanlıklarımızı kontrol etmek, çocuklarımıza sağlıklı bir örnek oluşturmak için önemlidir. Çocuğunuzun yanında teknolojik cihazları kullanmamak, onun da ekran süresini kontrol altında tutmasına yardımcı olacaktır.
Ekransız bir çocukluk için aile içinde etkileşimi artıracak ortamların yaratılması.
Ekransız bir çocukluk için aile içinde etkileşimi artıracak ortamlar yaratmanın önemli olduğunu biliyoruz. İşte bu konuda size yardımcı olabilecek bazı stratejiler:
Kaliteli zaman ayırın: Ekransız bir çocukluk için ailenizle kaliteli zaman geçirmek önemlidir. Ortak aktiviteler planlayarak birlikte vakit geçirin. Pikniklere gitmek, doğa yürüyüşleri yapmak, bisiklete binmek gibi aktiviteler çocuğunuzla etkileşimi artırabilir.
Oyun oynayın: Aile içinde oyun oynamak çocuğunuzla bağ kurmanın ve iletişimin güçlenmesinin harika bir yoludur. Board oyunları, kart oyunları, fiziksel aktiviteler veya hayal gücünü kullanarak oyunlar oluşturmak çocuğunuzla eğlenceli ve etkileşimli bir şekilde zaman geçirmenizi sağlar.
Kitap okuyun: Kitap okumak, hem eğlenceli bir etkinlik hem de çocuğunuzun dil becerilerini geliştirmesine yardımcı olur. Okuma zamanları düzenleyerek ailenizle birlikte kitaplar okuyabilir, hikaye anlatabilir veya hikaye yazma etkinlikleri yapabilirsiniz.
Mutfakta birlikte vakit geçirin: Yemek yapma veya atıştırmalıklar hazırlama süreçleri, çocuğunuzla birlikte etkileşim halinde olabileceğiniz mükemmel bir fırsattır. Onu yemek yapmaya dahil ederek tarifleri paylaşabilir, beraber yemekler hazırlayabilirsiniz.
Aile toplantıları düzenleyin: Haftada bir kez veya birkaç haftada bir aile toplantıları düzenlemek, aile bireylerinin bir araya gelip duygularını, düşüncelerini paylaşmalarını sağlar. Bu toplantılarda herkesin konuşma sırası bulunabilir ve çocuğunuzun fikirlerine değer verildiğini hissetmesi sağlanabilir.
Dışarıda zaman geçirin: Parklara gitmek, plajda vakit geçirmek, müze veya sanat galerilerini ziyaret etmek gibi dışarıda yapılan etkinlikler çocuğunuzla kaliteli zaman geçirmenin yanı sıra onun keşfetme ve öğrenme becerilerini de destekler.
Teknolojik olmayan hobiler keşfedin: Müzik, resim, el sanatları, bahçecilik gibi teknolojik olmayan hobiler çocuğunuzun yaratıcılığını ve özgüvenini geliştirir. Bu hobilerle ilgilenmek için birlikte zaman ayırarak çocuğunuzla birlikte yeni yetenekler keşfedebilirsiniz.
Ekransız bir çocukluk için aile içinde etkileşimi artıracak ortamlar yaratmak, çocuğunuzun duygusal bağlantılar kurmasına, sosyal becerilerini geliştirmesine ve sağlıklı bir gelişim süreci geçirmesine yardımcı olur.
Birlikte zaman geçirme ve konuşma fırsatlarının sağlanması.
Birlikte zaman geçirme ve konuşma fırsatları sağlamak, aile içinde etkileşimi artırmanın önemli bir parçasıdır. İşte bu konuda size bazı öneriler:
Yemek zamanlarını paylaşın: Ailenizle birlikte yemek zamanlarını önemseyin. Her gün bir araya gelip birlikte yemek yemek, hem birbirinizle iletişim kurmanızı sağlar hem de günlük olayları paylaşma fırsatı sunar.
Gününüzü planlayın: Aile olarak, haftalık veya günlük olarak bir araya gelip planlama yapın. Bu toplantılarda, her bir aile bireyinin neler yapmak istediğini konuşun, etkinlikleri planlayın ve birbirinizin fikirlerini dinleyin.
Gece rutinlerini değerlendirin: Çocuğunuzla yatmadan önce geçirdiğiniz zamanı önemseyin. Kitap okuyabilir, birlikte hikaye anlatabilir veya gününüzü konuşabilirsiniz. Bu, çocuğunuzun duygusal bağını güçlendirmenin ve onunla iletişimi sürdürmenin harika bir yoludur.
Aile etkinlikleri düzenleyin: Ailece katılabileceğiniz etkinlikler düzenleyin. Pikniklere gitmek, sinemaya gitmek, doğa yürüyüşleri yapmak gibi ortak ilgi alanlarınızı keşfedebileceğiniz etkinlikler düzenleyerek birlikte keyifli zaman geçirebilirsiniz.
Günlük sohbet zamanı ayarlayın: Aile içinde düzenli olarak “sohbet zamanı” ayarlayın. Bu zamanı, herkesin günlük deneyimlerini ve duygularını paylaşabileceği bir süreç olarak kullanın. Birbirinizi dinlemek, anlamak ve destek olmak için bu zamanı aktif bir şekilde değerlendirin.
Teknoloji dışı aktiviteler yapın: Teknoloji dışı aktivitelere yönelin. Birlikte spor yapabilir, doğa yürüyüşleri yapabilir, müze veya sergi ziyaretleri gerçekleştirebilirsiniz. Bu aktiviteler sırasında iletişim kurma ve birbirinizle etkileşimde bulunma fırsatı yakalayabilirsiniz.
Aile toplantıları düzenleyin: Belirli aralıklarla aile toplantıları düzenleyin. Bu toplantılarda, aile içi sorunları veya kararları tartışabilir, herkesin fikirlerine değer vererek birlikte çözüm yolları bulabilirsiniz.
Birlikte zaman geçirme ve konuşma fırsatları yaratmak, aile içinde sağlıklı iletişimi güçlendirir, duygusal bağları kuvvetlendirir ve çocuğunuzun kendini ifade etme becerilerini geliştirmesine yardımcı olur.
Bu listedeki 20 parapsikolojik film, IMDB puanlarına göre seçilmiş ve farklı türlerdeki filmleri kapsamaktadır. Her biri ilgi çekici hikayeleri, sürpriz twistleri ve etkileyici atmosferleriyle izleyicilere unutulmaz deneyimler sunmaktadır. Eğer paranormal olaylar, gizem ve gerilim dolu hikayeler ilginizi çekiyorsa, bu filmleri izlemek için harika bir başlangıç yapabilirsiniz. Keyifli seyirler!
20 Parapsikolojik Film Önerisi: IMDB Puanı, Film Türü, Konusu ve Neden Bu Filmi İzlemelisiniz
Film: “The Sixth Sense” (IMDB Puanı: 8.1) Türü: Gerilim, Gizem, Drama Konusu: Bir çocuğun doğaüstü güçlere sahip olduğunu keşfeden bir psikologun hikayesini anlatır. Film, sürpriz twistleri ve etkileyici performanslarıyla izleyicileri şaşırtmayı başarıyor.Neden İzlemelisiniz: “The Sixth Sense”, büyüleyici hikayesi ve ünlü “I see dead people” repliğiyle sinema tarihine damga vuran bir film. Gizemli atmosferi ve şaşırtıcı sonuyla sizi adeta büyüleyecek.
Film: “Inception” (IMDB Puanı: 8.8) Türü: Bilim kurgu, Aksiyon, Gerilim Konusu: İnsanların rüyalarına girip bilinçaltına müdahale edebilen bir hırsızın macerasını anlatır. Film, gerçeklik ve rüya arasındaki sınırları bulanıklaştırırken izleyicilere heyecan dolu bir yolculuk sunar.Neden İzlemelisiniz: “Inception”, zekice kurgulanmış senaryosu, görsel efektleri ve çarpıcı aksiyon sahneleriyle büyüleyici bir deneyim sunuyor. Christopher Nolan’ın yönetmenliğindeki bu film, izleyicileri derin bir düşünce yolculuğuna çıkarıyor.
Film: “The Conjuring” (IMDB Puanı: 7.5) Türü: Korku, Gerilim, Gizem Konusu: Paranormal araştırmacılar Ed ve Lorraine Warren’ın, bir ailenin evinde yaşanan ürkütücü olayları çözmek için verdikleri mücadeleyi konu alır. Film, klasik korku unsurlarını başarıyla kullanarak izleyicileri gerilim dolu bir atmosfere sürükler.Neden İzlemelisiniz: “The Conjuring”, sürükleyici kurgusu ve gerilim dolu anlarıyla korku filmi severleri etkileyen bir yapım. Başarılı oyunculuk performansları ve ürkütücü atmosferiyle sizi adeta tüyler ürpertecek.
Film: “Donnie Darko” (IMDB Puanı: 8.0) Türü: Bilim kurgu, Dram, Gizem Konusu: Paranormal olaylarla dolu bir zamanda seyahat eden genç Donnie Darko’nun hikayesini anlatır. Film, zaman kavramını sorgularken izleyicilere kafa karıştırıcı bir deneyim sunar.Neden İzlemelisiniz: “Donnie Darko”, sıra dışı hikayesi ve derin anlamlarıyla izleyicileri düşünmeye teşvik eden bir film. İlginç karakterleri ve sıra dışı atmosferiyle sizi kendine çekecek.
Film: “The Others” (IMDB Puanı: 7.6) Türü: Gerilim, Gizem, Drama Konusu: İzole bir malikânedeki gizemli olayları deneyimleyen bir kadının hikayesini anlatır. Film, beklenmedik twistleri ve gerilim dolu atmosferiyle izleyicileri şaşırtmaktadır.Neden İzlemelisiniz: “The Others”, atmosferiyle sizi içine çekecek bir gerilim deneyimi sunuyor. Nicole Kidman’ın başarılı performansı ve sürpriz sonuyla izleyicileri etkilemeyi başarıyor.
Film: “Astral” (IMDB Puanı: 6.8) Türü: Korku, Gerilim, Gizem Konusu: Bir ailenin, çocuklarının bedenlerinin uyuduğu sırada ruhlarının astral aleme yolculuk ettiğini keşfetmelerini konu alır. Film, korku ve gerilim unsurlarını başarılı bir şekilde harmanlayarak izleyicilere korku dolu anlar yaşatır.Neden İzlemelisiniz: “Astral”, orijinal konusu ve korku dolu atmosferiyle izleyicileri etkileyen bir yapım. Paranormal olaylara ilgi duyanları tatmin edecek bir film deneyimi sunuyor.
Film: “The Exorcism of Emily Rose” (IMDB Puanı: 6.7) Türü: Korku, Gerilim, Drama Konusu: Bir genç kızın şeytani bir varlık tarafından ele geçirilmesi ve ardından yapılan bir dava sürecini anlatır. Film, korku ve gerilim unsurlarını hukuki bir perspektifle birleştirirken izleyicilere etkileyici bir deneyim sunar.Neden İzlemelisiniz: “The Exorcism of Emily Rose”, gerçek bir hikayeden esinlenmiş ve etkileyici oyunculuk performanslarına sahip bir yapım. Hem korku hem de hukuki dram unsurlarını başarıyla harmanlayarak sizi içine çekecek.
Film: “The Sixth Sense” (IMDB Puanı: 8.1) Türü: Gerilim, Gizem, Drama Konusu: Bir çocuğun doğaüstü güçlere sahip olduğunu keşfeden bir psikologun hikayesini anlatır. Film, sürpriz twistleri ve etkileyici performanslarıyla izleyicileri şaşırtmayı başarıyor.Neden İzlemelisiniz: “The Sixth Sense”, büyüleyici hikayesi ve ünlü “I see dead people” repliğiyle sinema tarihine damga vuran bir film. Gizemli atmosferi ve şaşırtıcı sonuyla sizi adeta büyüleyecek.
Film: “Insidious” (IMDB Puanı: 6.8) Türü: Korku, Gerilim, Gizem Konusu: Bir ailenin, oğullarının ruhunu ele geçiren kötü bir varlıkla mücadelesini anlatır. Film, korku unsurlarını başarılı bir şekilde kullanarak izleyicileri ürkütücü bir dünyaya çekmeyi başarıyor.Neden İzlemelisiniz: “Insidious”, etkileyici korku atmosferi ve sürpriz anlarıyla izleyicilere gerilim dolu bir deneyim sunuyor. Korku filmi severler için kaçırılmaması gereken bir yapım.
Film: “The Prestige” (IMDB Puanı: 8.5) Türü: Gerilim, Drama, Gizem Konusu: İki sahne sihirbazının rekabetini ve aralarındaki çarpıcı olayları anlatır. Film, zekice kurgulanmış hikayesi ve sürpriz twistleriyle izleyicileri şaşırtmaktadır.Neden İzlemelisiniz: “The Prestige”, yönetmen Christopher Nolan’ın büyüleyici bir hikaye anlatma yeteneğini sergilediği bir film. Oyunculuk performansları, karmaşık hikayesi ve sürpriz sonuyla izleyicileri etkilemeyi başarıyor.
Film: “Dark City” (IMDB Puanı: 7.6) Türü: Bilim kurgu, Gerilim, Gizem Konusu: Bir adamın, kendini gizemli bir şehirde bulması ve kimliğini, geçmişini keşfetmeye çalışması üzerine kurulu bir hikayeyi anlatır. Film, izleyicilere karmaşık bir gerilim atmosferi sunar.Neden İzlemelisiniz: “Dark City”, karanlık atmosferi ve sıra dışı hikayesiyle dikkat çeken bir yapım. Bilim kurgu ve gerilim severlerin beğenisini kazanacak bir deneyim sunuyor.
Film: “The Witches” (IMDB Puanı: 6.8) Türü: Fantastik, Komedi, Korku Konusu: Bir çocuğun, cadıların hükmettiği bir dünyada hayatta kalma mücadelesini anlatır. Film, eğlenceli ve ürkütücü unsurları başarılı bir şekilde harmanlayarak izleyicilere keyifli bir deneyim sunuyor.Neden İzlemelisiniz: “The Witches”, Roald Dahl’ın aynı adlı kitabından uyarlanmış ve eğlenceli bir fantastik dünyaya sizi taşıyor. Hem çocukların hem de yetişkinlerin keyifle izleyeceği bir yapım.
Film: “Stir of Echoes” (IMDB Puanı: 7.0) Türü: Gerilim, Gizem, Korku Konusu: Bir adamın, hipnoz seansı sonrası doğaüstü yetenekler kazanması ve bir cinayeti çözmeye çalışmasını anlatır. Film, gerilim dolu anları ve sürprizlerle izleyicileri etkilemeyi başarıyor.Neden İzlemelisiniz: “Stir of Echoes”, ilgi çekici bir gizem hikayesi ve etkileyici oyunculuk performanslarına sahip bir film. Paranormal olaylara ilgi duyanları tatmin edecek bir deneyim sunuyor.
Film: “The Babadook” (IMDB Puanı: 6.8) Türü: Korku, Gerilim, Drama Konusu: Bir annenin, çocuğunun kabuslarını kontrol altına almaya çalışırken karşılaştığı ürkütücü varlıkla mücadelesini anlatır. Film, psikolojik gerilimi başarılı bir şekilde kullanarak izleyicilere korku dolu anlar yaşatır.Neden İzlemelisiniz: “The Babadook”, atmosferi ve oyunculuklarıyla korku filmi severleri etkileyen bir yapım. Eşsiz bir korku deneyimi yaşamak isteyenler için ideal bir seçim.
Film: “Predestination” (IMDB Puanı: 7.5) Türü: Bilim kurgu, Gizem, Dram Konusu: Zamanda yolculuk yapan bir ajana odaklanan film, karmaşık bir hikaye anlatırken izleyicilere sürpriz twistler sunar.Neden İzlemelisiniz: “Predestination”, akıllara durgunluk veren bir hikayeye sahip ve karmaşık kurgusuyla izleyicileri şaşırtmayı başarıyor. Zamanda yolculuk temasına ilgi duyanlar için keyifli bir deneyim sunuyor.
Film: “The Others” (IMDB Puanı: 7.6) Türü: Gerilim, Gizem, Drama Konusu: İzole bir malikânedeki gizemli olayları deneyimleyen bir kadının hikayesini anlatır. Film, beklenmedik twistleri ve gerilim dolu atmosferiyle izleyicileri şaşırtmaktadır.Neden İzlemelisiniz: “The Others”, atmosferiyle sizi içine çekecek bir gerilim deneyimi sunuyor. Nicole Kidman’ın başarılı performansı ve sürpriz sonuyla izleyicileri etkilemeyi başarıyor.
Film: “The Prestige” (IMDB Puanı: 8.5) Türü: Gerilim, Drama, Gizem Konusu: İki sahne sihirbazının rekabetini ve aralarındaki çarpıcı olayları anlatır. Film, zekice kurgulanmış hikayesi ve sürpriz twistleriyle izleyicileri şaşırtmaktadır.Neden İzlemelisiniz: “The Prestige”, yönetmen Christopher Nolan’ın büyüleyici bir hikaye anlatma yeteneğini sergilediği bir film. Oyunculuk performansları, karmaşık hikayesi ve sürpriz sonuyla izleyicileri etkilemeyi başarıyor.
Film: “The Conjuring” (IMDB Puanı: 7.5) Türü: Korku, Gerilim, Gizem Konusu: Paranormal araştırmacılar Ed ve Lorraine Warren’ın, bir ailenin evinde yaşanan ürkütücü olayları çözmek için verdikleri mücadeleyi konu alır. Film, klasik korku unsurlarını başarıyla kullanarak izleyicileri gerilim dolu bir atmosfere sürükler.Neden İzlemelisiniz: “The Conjuring”, sürükleyici kurgusu ve gerilim dolu anlarıyla korku filmi severleri etkileyen bir yapım. Başarılı oyunculuk performansları ve ürkütücü atmosferiyle sizi adeta tüyler ürpertecek.
Film: “The Ring” (IMDB Puanı: 7.1) Türü: Korku, Gerilim, Gizem Konusu: Bir video kaseti izleyen kişilerin yedi gün içinde ölmesine neden olan lanetli bir kızın hikayesini anlatır. Film, gerilim unsurlarını başarılı bir şekilde kullanarak izleyicilere korku dolu bir deneyim sunar.Neden İzlemelisiniz: “The Ring”, unutulmaz korku sahneleri ve sürükleyici hikayesiyle izleyicileri etkilemeyi başarıyor. Japon yapımı orijinal filmin Amerikan uyarlaması olan bu yapım, korku severlerin favorisi haline gelmiştir.
Film: “Paranormal Activity” (IMDB Puanı: 6.3) Türü: Korku, Gerilim Konusu: Bir çiftin evlerinde yaşanan doğaüstü olayları kaydetmeye çalıştığı found footage tarzında çekilen bir film. Film, sade ve gerçekçi atmosferiyle izleyicileri etkilemeyi başarıyor.Neden İzlemelisiniz: “Paranormal Activity”, düşük bütçeli olmasına rağmen etkileyici bir korku deneyimi sunan bir yapım. Gerilim dolu anları ve ürkütücü atmosferiyle sizi rahatsız edecek ve gerçeklik hissiyatını artıracak.
El Michels Affair, New York merkezli Leon Michels tarafından kurulan Amerikan kökenli bir funk ve soul grubudur. Grup, ilk albümü Sounding Out The City’yi 2005 yılında çıkardı. Raekwon ve diğer Wu-Tang Clan üyelerinin arkasında turneye çıktıktan sonra grup , 2009’da popüler cover albümü Enter The 37th Chamber’ı kaydetti. Michels Affair , 2020’de Adult Themes ve 2021’de Yeti Season adlı orijinal albümleri yayınladı .
Tarih
Michels , 2002’de kendi grubunu kurmadan önce Soul Fire Records ev grubu The Mighty Imperials ile çaldı. Bu grup, Soul Fire ve Daptone Records’un bir alt etiketi olan Misty için single’lar ve piyasaya sürülen tam uzunlukta bir albüm yayınladı Sounding Out the City adlı albüm , kütüphane müziği ve afrobeat etkilerinden yararlandı .
Raekwon ile bir konserde performans sergiledikten sonra grup, Wu-Tang Clan’ın diğer üyeleriyle çalışmaya başladı veplak single sürümleri için şarkılarının birçoğunu coverladı . 2009’a gelindiğinde, bu, 2009’da Enter the 37th Chamber olarak piyasaya sürülen bir albüm değerinde malzeme sağladı, adı Enter the Wu-Tang (36 Chambers) albümündeki bir oyundur . El Michels Affair, bunu Wu-Tang Clan’ın şarkılarının aranjmanlarından ve üyelerinin solo yayınlarından oluşan, Return to the 37th Chamber adlı ikinci bir albümle takip etti .
2019’da Freddie Gibbs ve Madlib’e popüler NPR Tiny Desk performanslarında eşlik ettiler ve daha sonra onlarla The Diamond Mine Sessions’ı kaydettiler.
El Michels Affair, 2020’lere yeni orijinal malzemelerle başladı; 2020’de Adult Themes albümlerini çıkardılar ve bir yıldan kısa bir süre sonra Mart 2021’de Türkçe pop ve progdan ilham alan Yeti Season ile izlediler; albümde Hintçe şarkıcı Piya Malik ve The Shacks’ın vokalleri yer alıyor .
Leon Michel’in adı bir plakta ilk kez geçtiğinde 16 yaşındaydı. Bu sürüm Thunder Chicken’dı ve grup onun lise grubu The Mighty Imperials’dı. Rekor, esasen The Meters’a bir saygı duruşu niteliğindeydi, o zamanlar tomurcuklanan retro-soul sahnesi için neredeyse mükemmeldi. Bu yayın, Michels için erken bir adım olsa da, bazı yönleri, neredeyse çalışmalarının ticari markası haline geldi: sesine ve şarkı yazımına benzersiz, ham ama disiplinli bir yaklaşım ve bir dakika mizah duygusu ve bir anlam taşıyan duygulu bir özgünlük. bir sonraki teselli.
Atlayışından itibaren, aceleci iş ahlakı belliydi, her zaman aynı anda çok şeyle ilgileniyordu. Thunder Chicken’ı bitirirken Michels, sonraki 7 yıl boyunca yaptığı Sharon Jones ve Dap Kings ile turneye çıkmaya ve kayıt yapmaya başladı. Bu süre zarfında, derme çatma bir ev stüdyosunda şarkılar da kaydediyor ve ilk uzun metrajlı kaydı olacak olan Sounding Out The City ve El Michels Affair adlı ilk albümü için hazırlanıyordu. 2004’te Sounding Out The City kaydedildiğinde, Michels’in Euro Library, Amerikan ruhu ve erken dönem rocksteady takıntısı şarkı yazımı ve kayıt estetiğine de sızdı ve sonuç, Michels’in uygun bir şekilde “Sinematik Ruh” olarak adlandırdığı bir şeydi. Albüm, Michels’in ortak kurduğu yeni bir plak şirketi olan Truth & Soul Records’un ilk sürümü olacaktı.
EMA’nın ilk sürümünün ani başarısının yanı sıra lo-fi sıcak kayıt estetiği ve alt ağırlıklı prodüksiyon, Wu-Tang şöhretinden Raekwon ile bir şov oynamaya yol açtı. Bu gösteri o kadar iyi geçti ki, El Michels’in Wu-Tang Clan’ın birden fazla üyesini desteklediği bir tura yol açtı. El Michels Affair’in ikinci uzun metrajlı filmi Enter the 37th Chamber’ın yayınlanması için zemin hazırlayan ve sonunda onları dünya çapında bir izleyici kitlesine tanıtan bu şovlardı. Grubun hayran kitlesi tavan yaparken, sektör de EMA’nın hesaba katılması gereken bir güç olduğunu hemen anladı. Ghostface Killah, Just Blaze ve Jay-Z’den J Dilla, J.Cole ve Travis Scott’a kadar çok sayıda hip-hop sanatçısı Michels’in şarkılarını neredeyse bir domino etkisi yaratacak şekilde örnekledi.
Aynı anda bir plak şirketini yönetirken, çalarken/turneye çıkarken ve diğer sanatçıların müziklerinin ortak yapımcılığını üstlenirken Michels, The Menahan Street Band’in kurulmasına yardımcı oldu, Aloe Blacc’in ikinci sınıf LP’si Good Things’in ortak yapımcılığını üstlendi ve Adele’nin Grammy adayı albümü 19’da bir yazar kredisi aldı. Kısa bir süre sonra Michels, Auerbach tarafından soğuk çağrıldıktan ve yolda onlara katılmak istendikten sonra kendisini The Black Keys ile turneye çıktı.
Auerbach’ın, Michels’in yapımcılığını üstlendiği Lee Fields kaydı “My World”ün ses ve yaklaşımının büyük bir hayranı olduğu ortaya çıktı. Auerbach, Dr. John’un büyük beğeni toplayan albümü “Locked Down” ve Lana Del Rey’in LP’si “Ultraviolence”ı yapmak üzere görevlendirildiğinde, Michels çalması ve imzasını taşıyan sesini eklemesi için getirildi. Bu, Auerbach’ın psych-rock projesi The Arcs’a dahil olmasına ve turneye çıkmasına yol açtı.
2016’da Michels, Big Crown Records’u Danny Akalapse ile birlikte kurdu, Michels’in sıfırdan inşa edilmesine yardım ettiği ikinci plak şirketi. O zamandan beri plak şirketinin kadrosundaki Lee Fields, Lady Wray, Brainstory, Paul & The Tall Trees, Liam Bailey ve Thee Lakesiders gibi albümlerin çoğunun yapımcılığını üstlendi. Michels ayrıca Beyonce & Jay-Z’nin yan projesi The Carters, Hanni El Khatib, Chicano Batman, Marco Benevento ve Don Toliver için kayıtlar yaptı.
2020’de Michels, El Michels Affair takma adı altında orijinal materyallerden oluşan ikinci albümünü yayınlayacak. Michels’in “hayali bir filmin müziği” olarak adlandırdığı Yetişkin Temaları adlı Albüm, siz başınızı sallarken kulaklarınızı diken diken edecek zengin, anımsatıcı, karmaşık ve eklektik bir melodiler koleksiyonu yaratıyor.
Michels, The Legendary Diamond Mine (Queens, NY) ve Diamond North’ta (Upstate NY) kayıt yapıyor ve bunların ortak sahibi .
Katkıda bulunanlar
Leon Michels – grup lideri ve yapımcı, tenor saksafon, flüt, klavye, gitar, bas, perküsyon, mühendislik
Pulp Fiction(Ucuz Roman) , Roger Avary ile birlikte tasarlayan Quentin Tarantino tarafından yazılan ve yönetilen1994 Amerikan neo-noir kara komedi suç filmidir. Başrollerini John Travolta , Samuel L. Jackson , Bruce Willis , Tim Roth , Ving Rhames ve Uma Thurman’ın paylaştığı film Los Angeles’ın çeşitli suç hikayelerini anlatıyor. Başlık,20. yüzyılın ortalarında popüler olan, grafik şiddet ve keskin diyaloglarıyla tanınan ucuz dergilere ve sert kaynatılmış polisiye romanlaraatıfta bulunuyor.
Tarantino , 1992 ve 1993’te Avary’nin True Romance (1993) için yazdığı sahneleri içeren Pulp Fiction’ı yazdı. Grafiği kronolojik sıranın dışında gerçekleşir . Film aynı zamanda , “pulp” kelimesinin iki sözlük tanımını veren bir başlık kartıyla başlayarak, açılış anlarından itibaren kendine atıfta bulunuyor .
Her bir karakterin çeşitli konulardaki bakış açılarını ortaya çıkaran eklektik diyaloglar ile monologlara ve gündelik konuşmalara büyük ekran zamanı ayrılmıştır ve film , mizah ve güçlü şiddetin ironik bir kombinasyonunu içerir. TriStar Resimleribildirildiğine göre senaryoyu “çok çılgın” olarak geri çevirdi. Sonra Miramax eşbaşkanı Harvey Weinstein büyülendi ve film, Miramax’ın tam olarak finanse ettiği ilk film oldu.
Pulp Fiction , 1994 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazandı ve önemli bir kritik ve ticari başarıydı. 67. Akademi Ödülleri’nde En İyi Film de dahil olmak üzere yedi ödüle aday gösterildi ve En İyi Özgün Senaryo ödülünü kazandı ; Travolta, Jackson ve Thurman Akademi Ödülü adaylıkları kazandı ve kariyerlerini artırdı. Gelişmesi, pazarlaması, dağıtımı ve kârlılığı bağımsız sinema üzerinde kapsamlı bir etkiye sahipti .
Künye
Tür: Suç, Dram
IMDB: 8,9 / 10
Yıl: 1994
Yönetmen: Quentin Tarantino
Pulp Fiction , Tarantino’nun başyapıtı olarak kabul edilir ve özellikle senaryo yazımı için övgü alır. Kendi kendine yansıtma, alışılmadık yapı ve kapsamlı saygı ve pastiş , eleştirmenlerin onu postmodern filmin mihenk taşı olarak tanımlamasına yol açtı . Genellikle, stilinin unsurlarını benimseyen filmleri ve diğer medyayı etkileyen kültürel bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Oyuncu kadrosu da büyük beğeni topladı ve Jackson özellikle beğeni topladı.
2008’de Entertainment Weekly , filmi 1983’ten bu yana en iyi film olarak adlandırdı ve birçok eleştirmenin şimdiye kadar yapılmış en iyi film listelerinde yer aldı . 2013 yılında Ucuz Roman Kongre Kütüphanesi tarafından Birleşik Devletler Ulusal Film Sicilinde “kültürel, tarihsel veya estetik açıdan önemli” olarak korunmak üzere seçilmiştir.
Pulp Fiction -Ucuz Roman (1994)
REPLİKLER
Jules Winnfield
Bunu yıllardır söylüyorum. Ve eğer duyduysan, bu senin kıçın anlamına geliyordu. Ne anlama geldiğini hiç düşünmedim. Kıçına şapka atmadan önce bir orospu çocuğuna söylemenin soğukkanlı bir saçmalık olduğunu düşünmüştüm. Ama bu sabah iki kez düşünmeme neden olan bazı şeyler gördüm. Bak, şimdi düşünüyorum, belki sen kötü adamsın, ben de dürüst adamım ve burada Bay 9 Milimetre? O karanlık vadide benim erdemli kıçımı koruyan çoban. Ya da sen dürüst adamsın ve ben çobanım ve bu kötü ve bencil olan dünya anlamına gelebilir. Şimdi bunu isterim. Ama bu gerçek değil. Gerçek şu ki … sen zayıfsın ve ben kötü adamların zulmüyüm. Ama deniyorum Ringo. Çoban olmak için gerçekten çok çabalıyorum .
Marsellus Wallace
[Butch’a] Dövüş gecesi, hafif bir acı hissedebilirsiniz. Seninle dalga geçmek gurur. Gururun canı cehenneme. Gurur sadece acı verir. Asla yardımcı olmaz. O boktan savaşırsın.
[Butch’a] Bu iş, gerçekçi olmayan orospu çocuklarıyla ağzına kadar dolu. Kıçlarının şarap gibi yaşlanacağını düşünen orospu çocukları. Sirkeye dönüştüğünü kastediyorsan … öyle. Yaşla daha iyi olacağını kastediyorsan … öyle değil.
Kaptan Koons
[Genç Butch’a] Merhaba küçük adam. Tanrım, senin hakkında çok şey duydum. Bak, ben babanın iyi bir arkadaşıydım. Beş yıldan fazla bir süredir Hanoi’deki cehennem çukurundaydık. Umarım bunu kendi başına deneyimlemek zorunda kalmazsın, ama iki adam benim gibi bir durumda olduğunda ve senin baban bizim kadar uzun süre kaldığında, diğerinin belirli sorumluluklarını üstlenirsin. Başaramayan ben olsaydım, Binbaşı Coolidge şu anda oğlum Jim ile konuşuyor olacaktı. Görünüşe göre seninle konuşuyorum. Butch. Senin için bir şeyim var.
[Oturur, kordonsuz altın bir kol saatini kaldırır]
Buraya aldığım bu saat ilk olarak Birinci Dünya Savaşı sırasında büyük büyükbabanız tarafından satın alındı. Knoxville, Tennessee’de küçük bir marketten satın alındı. Kol saati yapan ilk şirket tarafından yapılmıştır. O zamana kadar insanlar cep saati taşıyorlardı. Erine Coolidge tarafından Paris’e yelken açtığı gün satın alındı. Bu senin büyük büyükbabanın savaş saatiydi ve o savaşta olduğu her gün onu takardı ve görevini yaptığında, büyük büyükannenin yanına gitti, saati çıkardı, eski bir kahve tenekesine koydu. ve bu, büyükbaban Dane Coolidge, ülkesi tarafından denizaşırı gitmesi ve Almanlarla bir kez daha savaşması için çağrılana kadar orada kalabilir. Bu sefer buna İkinci Dünya Savaşı adını verdiler.
Büyük büyükbaban bu saati büyükbabana şans getirsin diye verdi. Ne yazık ki, Dane’in şansı babasınınki kadar iyi değildi. Dane bir Denizciydi ve diğer tüm Denizcilerle birlikte Wake Adası savaşında öldürüldü. Büyükbaban ölümle karşı karşıyaydı. Bunu biliyordu. O çocukların hiçbirinin o adayı canlı olarak terk edeceğine dair bir yanılsaması yoktu, bu yüzden Japonlar adayı ele geçirmeden üç gün önce, büyükbaban bir Hava Kuvvetleri gemisinde bir topçuya Winocki adını sordu – daha önce hiç tanışmadığı bir adam hayat – etinde hiç görmediği küçük oğluna altın saatini teslim etmek.
Üç gün sonra, büyükbaban ölmüştü ama Winocki sözünü tuttu. Savaş bittikten sonra, büyükannenizi ziyaret ederek bebeğinize babasının altın saatini teslim etti. Bu saat.Bu saat babanın Hanoi üzerinden vurulduğunda bileğindeydi. Yakalandı, bir Vietnam esir kampına konuldu. O, eğerler saati görürlerse, el konulacağını ve götürüleceğini biliyordu.
Babanın ona bakma şekli, bu saat senin doğuştan hakkındı. Herhangi bir eğim, yağlı, sarı ellerini oğlunun doğuştan gelen hakkına koyarsa lanetlenirdi, bu yüzden onu bir şeyi saklayabileceğini bildiği tek bir yere, kıçına sakladı. Beş uzun yıl bu saati kıçına taktı. Sonra dizanteri yüzünden öldü. Bana saati verdi. Bu rahatsız edici metal parçasını iki yıl kıçımda sakladım. Sonra yedi yıl sonra ailemin yanına gönderildim. Şimdi küçük adam, saati sana veriyorum. [Bunu genç Butch’a verir]
Diyalog
Yolanda : Burası mı? Kahve dükkanı?
Ringo : Bunun nesi var? Hiç kimse restoranı soymaz. Neden olmasın? Barlar, likör mağazaları, benzin istasyonları; Bunlardan birini dikerek kafanı uçuruyorsun. Restoranlar ise pantolonları kapalı yakalarsınız. Soyulmayı beklemiyorlar. Neyse, beklenti kadar değil.
Yolanda : Böyle bir yerde kahraman faktörünü azaltabileceğine bahse girerim.
Ringo : Doğru. Tıpkı bankalar gibi buralar da sigortalıdır. Yönetici? Onun umurunda değil. Siz yemekleri fişe takmadan önce sizi kapıdan çıkarmaya çalışıyor. Garsonlar? Siktir et. unut gitsin. Hiçbir şekilde kasa için kurşun yemiyorlar. Garson, bir kaçak saat başı elli dolar alıyor, gerçekten sahibinden çaldığın umurunda mı? Müşteriler ağızlarında yemekle orada oturuyorlar; neler olduğunu bilmiyorlar. Bir dakika, Denver omleti yiyorlar; Önümüzdeki dakika birisi yüzüne silah dayıyor.
Jules Winnfield : Pekala, bana esrar çubuklarından bahset.
Vincent Vega : Peki ne bilmek istiyorsun?
Jules : Eh, hash orada yasal, değil mi?
Vincent : Evet, yasal, ancak yüzde yüz yasal değil. Demek istediğim, bir restorana girip, bir sarma ve şişirmeye başlayamazsın. Evinizde veya belirli yerlerde sigara içmenizi istiyorlar.
Jules : Bunlar esrar çubukları mı?
Vincent : Böyle bozulur, tamam: Satın almak yasal, sahibi olmak yasal ve eğer bir hash bar sahibiyseniz, satmak yasaldır. Taşımak yasa dışı, ama bu gerçekten önemli değil çünkü, bunun bir yükünü al, tamam; Amsterdam’da polisler tarafından durdurulursanız, sizi aramaları yasa dışıdır. Demek istediğim, bu Amsterdam’daki polislerin sahip olmadığı bir hak.
Jules : [güler] Ah, adamım. Ben gidiyorum, hepsi bu kadar. Ben gidiyorum.
Vincent : Evet bebeğim, en çok kazarsın. Ama Avrupa’nın en komik yanı ne biliyor musun?
Jules : Ne?
Vincent : Küçük farklılıklar. Demek istediğim, onlar da bizim burada olduğumuzla aynı boktan şeylere sahipler, ama sadece … sadece, işte biraz farklı.
Jules : Örnek mi?
Vincent : Pekala. Amsterdam’da bir sinemaya gidebilir ve bir bira alabilirsiniz. Ve hiçbir kağıt bardaktaki gibi demek istemiyorum; Bir bardak biradan bahsediyorum. Ve Paris’te, McDonald’s’tan bir bira satın alabilirsiniz. Ve Paris’te Peynirli Çeyrek Pounder’a ne diyorlar biliyor musun?
Jules : Buna Peynirli Çeyrek Pounder demiyorlar mı?
Vincent : Yok, adamım, metrik sistemi aldılar. Quarter Pounder’ın ne olduğunu bilmezler.Jules : Buna ne diyorlar?Vincent : Buna ” Peynirli Royale ” diyorlar .
Jules : “Peynirli Royale.”
Vincent : Doğru.
Jules : Big Mac’e ne diyorlar?
Vincent : Big Mac, Big Mac’dir, ancak buna ” Le Big Mac ” diyorlar .
Jules : [Fransız aksanıyla] “Le Big Mac.” [gülüyor] Whopper’a ne diyorlar?
Vincent : Bilmiyorum, Burger King’e gitmedim, Hollanda’da ketçap yerine patates kızartmasına ne koydular biliyor musun?
Jules : Ne?
Vincent : Mayonez.
Jules : [suratı iğrenç kılar] Lanet olsun.
Vincent : [kıkırdar] Bunu yaptıklarını gördüm dostum, onları bu bokun içinde boğdular.Jules : [iğrenç] Yuck.
Jules : Bu tür bir anlaşma için av tüfeğimiz olmalı.
Pulp Fiction ‘ ın anlatı kronolojik dışarı söylendi ve her biri farklı olduğunu üç ana birbiriyle hikayeleri takip edilir kahramanı : Vincent Vega, bir kiralık katil ; Butch Coolidge, bir ödül dövüşçüsü; ve Vincent’ın iş ortağı Jules Winnfield.
Film, bir çiftin sahnelediği bir akşam yemeğiyle başlar, ardından sonuç için restorana dönmeden önce bir hikayeden diğerine geçmeye başlar. Yedi anlatım dizisi vardır; üç ana hikayenin önünde ara başlıklar bulunur:
“Giriş – Lokanta” (i)
“Vincent Vega ve Marsellus Wallace’ın Karısı” nın başlangıcı
“Vincent Vega ve Marsellus Wallace’ın Karısı”
“Altın Saat” in başlangıcı (a – geçmişe dönüş, b – günümüz)
“Altın Saat”
“Bonnie Durumu”
“Son Söz – Lokanta” (ii)
Yedi dizi kronolojik olarak sıralanırsa, çalışırlar: 4a, 2, 6, 1, 7, 3, 4b, 5. Sıralar 1 ve 7 kısmen örtüşür ve diziler 2 ve 6’da olduğu gibi farklı bakış açılarından sunulur. Philip Parker’a göre yapısal biçim “döngüsel olayların bir başlangıcı ve sonu eklediği ve anlatı boyunca her bir bölümün öğelerine atıfta bulunulmasına izin veren bölümsel bir anlatıdır”. [11] Diğer analistler yapıyı “döngüsel bir anlatı” olarak tanımlıyorlar. [12]
Özet
Hitmen Jules Winnfield ve Vincent Vega, patronları gangster Marsellus Wallace için bir iş ortağı olan Brett’ten bir evrak çantası almak için bir daireye gelir. Vincent çeklerin evrak çantasının içeriği ardından, Brett ortakları Jules’un çekimler tek, daha sonra declaims İncil’den bir pasaj önce çift çapraz Marsellus çalıştıkları için o ve Vincent öldürme Brett. Evrak çantasını Marsellus’a götürürler, ancak boksör Butch Coolidge’e rüşvet vererek yaklaşan maçında dalış yapmasını beklemeleri gerekir .
Ertesi gün Vincent , uyuşturucu satıcısı Lance’den eroin satın alır . Ateş eder ve ardından Marsellus şehir dışındayken ona eşlik etmeyi kabul eden Marsellus’un karısı Mia ile buluşmak için yola çıkar. 1950’ler temalı bir restoran olan Jack Rabbit Slim’s’te yemek yiyorlar ve bir twist yarışmasına katılıyorlar , sonra eve dönüyorlar. Vincent banyodayken Mia eroini bulur ve kokainle karıştırarak onu burundan çeker . Aşırı dozda acı çekiyor ; Vincent, onu Lance’in evine götürür ve burada kalbine adrenalin enjekte ederek onu canlandırırlar . Vincent, Mia’yı evinde bırakır ve ikisi, olaydan Marsellus’a asla bahsetmemeyi kabul eder.
Butch rüşvet parasını kendisine yatırır ve Marsellus’u ikiye katlayarak maçı kazanır, ancak yanlışlıkla rakibini de öldürür. Marsellus’un peşinden tetikçiler göndereceğini bilerek, kız arkadaşı Fabienne ile kaçmaya hazırlanır, ancak onun ailesi aracılığıyla kendisine altın bir saat geçirmeyi unuttuğunu keşfeder. Geri almak için dairesine döndüğünde , mutfak tezgahında bir hafif makineli tüfek fark eder ve sifonu duyar. Vincent banyodan çıktığında Butch onu vurup öldürür, ardından silahı geride bırakarak ayrılır.
Marsellus, Butch’un trafik ışığında durduğunu gördüğünde, Butch arabasını ona çarparak ikisini de yaralı ve sersemlemiş halde bırakır. Marsellus bilincini geri kazandığında, bir silah çeker ve Butch’a ateş ederek onu bir rehinci dükkanına kadar kovalar . Butch üstünlüğü ele geçirip Marsellus’u vurmak üzereyken, dükkan sahibi Maynard onları silah zoruyla yakalar ve bodrumda bağlayıp tıkar.
Zed, yakında gelir; o ve Maynard, Marsellus’u başka bir odaya götürür ve ona tecavüz etmeye başlar ve Butch’a göz kulak olması için “gimp” i – esaret kıyafeti içinde sessiz bir figür – bırakır . Butch gevşer ve gimp’i bilinçsizce çalar. Kaçmak yerine Marsellus’u kurtarmaya karar verir ve kendisini bir katana ile silahlandırır.rehinci dükkanından. Maynard’ı öldürür ve Zed’i Maynard’ın av tüfeğiyle kasıklarından vuran Marsellus’u serbest bırakır. Marsellus, Butch’a eşit olduklarını ve kimseye tecavüzden bahsetmemesini ve Los Angeles’tan sonsuza kadar ayrılmalarını söyler. Butch, Zed’in helikopterindeki Fabienne’i alır ve oradan uzaklaşır.
Daha önce, Vincent ve Jules, kendi dairesinde Brett’i öldürdükten sonra, başka bir adam banyodan fırladı ve onlara ateş etti, ancak her kurşunu ıskaladı; Jules ve Vincent yaralarını kısaca kontrol ettikten sonra onu vurarak öldürürler. Jules, Brett’in ortağı Marvin’le arabayla uzaklaşırken, hayatta kalmalarının bir mucize olduğunu iddia eder ve Vincent buna itiraz eder.
Vincent yanlışlıkla Marvin’i yüzüne vurur, onu öldürür ve Vincent, Jules ve arabanın içini güpegündüz kanla kapatır. Arabayı Jules’un arkadaşı Jimmie’nin evinde saklıyorlar ve karısı Bonnie eve gelmeden önce sorunu halletmelerini talep ediyorlar. Marsellus , Jules ve Vincent’ı arabayı temizlemeye, gövdeyi bagaja saklamaya, kanlı giysilerini atmaya ve arabayı bir yere götürmeye yönlendiren bir temizlikçi , Winston Wolfe gönderir.hurdalık .
Bir akşam yemeğinde Jules, Vincent’a suç hayatından emekli olmayı planladığını söyler ve apartmanda “mucizevi” hayatta kalmalarının ilahi bir müdahalenin işareti olduğuna ikna olur . Vincent banyodayken, bir çift, “Balkabağı” ve “Bal Tavşanı” restoranı bekletir ve Marsellus’un evrak çantasını ister. Jules, içeriğiyle dikkatini dağıtarak Balkabağı’nı alt eder ve onu silah zoruyla tutar; Tatlı Tavşan histerikleşir ve silahını ona doğrultar. Vincent silahı ona doğrultulmuş olarak geri döner, ancak Jules durumu etkisiz hale getirir. İncil pasajını okur, suçla dolu yaşamı hakkında kararsızlık ifade eder ve soyguncuların parasını alıp gitmesine izin verir. Jules ve Vincent ellerinde evrak çantasını alarak lokantadan ayrılırlar.
Ana çekimler 20 Eylül 1993’te başladı . Yaptıkları en yavaş film olan film stoku yetenek ekran dışında kurşun tümü üzerinde Tarantino’yla çalışmış Rezervuar Köpekleri – görüntü yönetmeni Andrzej Sekuła , kurgucu Sally Menke , yapım tasarımcısı David Wasco ve kostüm tasarımcısı Betsy Heimann . Tarantino’ya göre, “[W] e’nin 8 milyon doları vardı. 20-25 milyon dolarlık bir film gibi görünmesini istedim. Bir destan gibi görünmesini istedim. Her şeyde destan – icatta, hırsla, uzunlukta, kapsamda, fiyat etiketi hariç her şeyde. “
Film, 50 ASA’da “çekildi” diyor . Kullanmamızın nedeni , karakterlerinin giydiği giysilerin sembolik zırh takımları olduğuna inanan neredeyse bir Jean-Pierre Melville yaratmasıdır. Tarantino, oynadığı gibi mütevazı bir rol üstlendi. hiç gren içermeyen bir görüntü oluşturması, parlak olması. Elimizdeki 50’lerin Technicolor’una en yakın şey bu . ” Bütçenin en büyük kısmı – 150.000 $ – Jack Rabbit Slim’in setini yaratmaya gitti. Bir Culver City deposunda inşa edildi ve burada birkaç diğer setler ve filmin prodüksiyon ofisleri.
Lokanta sekansı, Hawthorne’da , Googie mimarisiyle tanınan Hawthorne Grill’de çekildi . Tarantino, kostümler için Fransız yönetmenden ilham aldı. Reservoir Dogs’daki . Pop totemlerinden biri olan ve uzun süredir üretilmeyen General Mills mısır gevreği Fruit Brute da önceki filmden döndü. 30 Kasım tarihinde sarılmış ateş Önce Pulp Fiction ‘ ın galası, Tarantino kaybetmek Avary’nin ikna onun çizgi “Yazılı yüzden, kredi cowriting ve kredi ‘ile hikaye’ bir kabul on-kararlaştırılmış ve Quentin Tarantino tarafından yönetilen “reklamcılıkta ve ekranda kullanılabilir.
On toplayıcı inceleme Çürük Domates , filmin 9.20 / 10 arasında bir ortalama puanı ile 107 yoruma göre% 92’lik bir onay notunu tutar. Web sitesinin eleştirel fikir birliği, “1990’ların en etkili filmlerinden biri olan Pulp Fiction , neo-noir heyecanları, zifiri kara mizah ve popüler kültür mihenk taşlarının çılgın bir post-modern karışımı.” üzerinde Metacritic , film sahip ağırlıklı ortalama puan “evrensel beğeni” belirten 24 eleştirilere göre 100 üzerinden 94. CinemaScore tarafından anket yapılan izleyiciler filme A + ila F ölçeğinde ortalama “B +” notu verdi.
Büyük Amerikalı film eleştirmenlerinin tepkisi oldukça olumluydu. Roger Ebert ait Chicago Sun-Times “, yani kötü görünüşlü içinde iyi yazılmış olarak niteleyen fanzine ‘için onlara formüller öğretmek sınıfları ‘senaryo’ almak bu zombi yazarların burunları – Eğer içinde ovmak burunları istediğiniz yolu hit filmler ‘ “. Richard Corliss ait ZAMAN yazdı, “Bu görkemli ve tehditkar Buraya kadar gidiş hakkında bu akıllı olmak için Hollywood filmlerini cesur. Bir Anaokulunda bir çete efendisi gibi yılın diğer filmler üzerinde kuleleri.
İyi direktörleri Tarantino’nun örtülü meydan okumayı kabul ederse, sinema da yaşamak için harika bir yer olabilir. “Newsweek , David Ansen şöyle yazdı: “Quentin Tarantino’nun Ucuz Romanının mucizesi, ikinci el, alçaltılmış parçalardan oluştuğu için, yeni bir şey gibi parıldamayı nasıl başardığıdır.” “Sen onun tarafından sarhoş olsun,” yazdım Eğlence Haftalık ‘ ın Owen Gleiberman zevkli bir film nasıl olabilir yeniden keşfi”, en yüksek. Ben şimdiye kadar birlikte disiplin ve denetim kombine bir sinemacı karşılaştığınız emin değilim Tarantino’nun yaptığı gibi katıksız vahşi bir neşe. “Rolling Stone’dan Peter Travers ,”Bu kadar heyecan verici bir şekilde canlı bir şeyi izlemekten gelen özel bir vuruş var”, diye yazdı. “ tartışmasız büyüktür.”
Los Angeles Times , filmin açılış hafta sonu olumsuz bir eleştiri yayımlamak birkaç büyük haber kaynağı biriydi. Kenneth Turan şöyle yazdı: “Yazar-yönetmen etkileri yüzünden zorlanıyor. hassasiyetleri kırmak. ” Bunu ilerleyen haftalarda gözden geçirenler, baskın eleştirel tepkiye Ucuz Roman’ın kendisinden daha fazla istisna yaptılar . Filmi, kaydırma olmasa da Stanley Kauffmann’la arasında New Republic“[onun] bu kadar geniş çapta kazıp ve iğrenç sınırların üzerinden akıtıldığını hissetti. Pulp Fiction besler, teşvik eder, kültürel gecekondu mahallesini besler.”
Tarantino’nun film ve çalışmaları arasındaki karşılaştırmalar yanıtlayan Fransız Yeni Dalga yönetmen Jean-Luc Godard , özellikle ilk, en ünlü özelliği, Jonathan Rosenbaum ait Chicago Reader “, gerçeğini yazdı Pulp Fiction daha abartılı övgüler toplayan edilir National Review’da “[n] o filmin daha fazla yutturmaca ile geldiğini” Nefes Kesen ever did, size hangi tür kültürel referansların daha verimli olduğu hakkında pek çok şey söyler – yani, zaten sahip olduğumuz ve genişletmek istemediklerimiz. ” Gözlem , John Simon heyecanla , hareketlenmemişti: “Gıdıklanma ne boşlukları ne de sığlığı tedavi eder”.
Film hakkındaki tartışma, inceleme sayfalarının ötesine yayıldı. Şiddet genellikle tema oldu. In The Washington Post , Donna Britt o görmemeyi mutluydu nasıl tarif Pulp Fiction “rousing sahnesi tartışırken edildiği bir araba iç etrafında bir ateşli silah spreyler birilerinin beyin” son hafta sonu ve böylece kaçının. Bazı yorumcular, filmin ” zenci ” kelimesini sıkça kullanmasını istisna ettiler (18 kez bahsedildi). In Chicago Tribune Todd Boyd kelimenin nüks “tarihsel serin şekillenme olarak siyah erkeklik algısını kullanmış beyaz erkeklerde hipness nihai düzeyi anlatıyor yeteneğine sahiptir” ileri sürdü.
İngiltere’de,, Yazma Guardian, daha sonraki eleştiriler için tonu ayarlayın: “Tarantino, postmodernizmin son zaferini temsil ediyor , bu da sanat eserini tüm içerikten boşaltıyor, böylece acılarımızı çaresizce temsil etmenin dışında herhangi bir şey yapma kapasitesinden kaçınıyor … Sadece bu çağda bir yazar olabilirdi … Tarantino kadar yetenekli olduğu kadar, o kadar anlamsız sanat eserleri üretiyor, bu yüzden her türlü siyaset, metafizik veya ahlaki ilgiden tamamen yoksun. “
Kritik Analiz
Tarantino, sert kaynaşmış dedektif kurgularının popülerleştirilmesinden büyük ölçüde sorumlu olan dergiye atıfta bulunarak, başlangıçta “bir Kara Maske filmi yapmayı” planladığını belirtti . “[Ben] başka bir yere gittim”. Geoffrey O’Brien, sonucun “oldukça güçlü bir şekilde paralel bir hamur geleneğine bağlı olduğunu düşünüyor: Korku hikayeleri ve Cornell Woolrich [ve] Fredric Brown gibi yazarların uyguladığı tekinsizlik … Olasılıksız tesadüfler ve acımasız kozmik şakalar, Pulp Fiction’ın kendi haline getirdiği bir krallık . “
Özellikle, O’Brien, karmaşık olay örgüsü mekaniği ve Brown’un romanlarının kıvrımları ile Pulp Fiction’ın yinelemeli, iç içe geçmiş yapısı arasında güçlü bir yakınlık bulur . Philip French, filmin anlatısını ” Resnais’in ve Robbe-Grillet’in hayran kalacağı türden dairesel bir hareket veya Möbius şeridi ” olarak tanımlıyor . James Mottram , Tarantino’nun etkisini kabul ettiği polisiye romancıyı filmin birincil edebi öncülü olarak görüyor . Leonard’ın “zengin diyaloğunun” Tarantino’nun “popüler kültüre yayılmış jive” ına yansıdığını öne sürüyor; o da vurguya işaret ediyor, Elmore Leonard’a duyuyor.
Robert Kolker, “gelişmeleri, diyaloğun görünürdeki esprili bayağılığını, zamansallığın bir pastiş üzerinde bir patina gibi saçma sapan kırılmalarını” görüyor. Pastiş … esasen Tarantino’nun içinden çıkamayacak gibi görünen iki filmden oluşuyor . mind: Mean Streets [1973; Pulp Fiction’ı ve filmin anlatılma biçimini seven Martin Scorsese’nin ] ve The Killing [1956; Stanley Kubrick’in yönettiği ] tarafından yönetildi . “
O tezat Pulp Fiction postmodern Hollywood’un ile öncekilerden Hudson Hawk (1991; Willis’in rol aldığı) ve Son Eylem Hero (1993; oynadığıArnold Schwarzenegger ) “şakayı çok ileri götürdü … basitçe alay etti veya seyirciden daha akıllı olduklarını öne sürdü” ve başarısız oldu. Todd McCarthy, filmin “çarpıcı geniş ekran kompozisyonlarının genellikle aşırı yakın plan nesneler ve canlı kontrastlar içerdiğini, bazen de Tarantino’nun tanınmış kahramanı Sergio Leone’nin görsel stratejilerini akla getirdiğini” yazıyor . Martin Rubin’e göre “geniş, parlak renkli geniş ekran görseller” Frank Tashlin ve Blake Edwards gibi komedi yönetmenlerini çağrıştırıyor .
Bir filmin konak pop kültürü ünlü görüntüden değişen imalarla, Marilyn Monroe ‘ın etek ‘gibi bir yakında olması kurbanı adresleme Jules ızgara bir metro üzerinde yukarı uçan martı Flock , çünkü onun saç kesimi’ var birçok eleştirmeni bunu postmodernizm çerçevesinde tartışmaya yöneltti . 2005’teki filmi Tarantino’nun “bugüne kadar ki postmodern başyapıtı” olarak tanımlayan David Walker, “1950’lere olan şakacı saygısı ve sürekli alaycı ve çoğu zaman diğer filmlere hürmetli göndermeleriyle işaretlendiğini” yazıyor.
Onun kıvrımlı anlatım tekniğini “postmodern hileler” olarak nitelendiriyor.Filmi “son derece modern bir postmodern kolaj” olarak adlandıran Foster Hirsch, Pulp Fiction’ı bir başyapıt olmaktan çok uzak buluyor : “otoriter, etkili ve anlamsız”. “Sadece filmlerde var olabilen bir dünyada” geçen, “nefis bir suçlu zevk, sinemalar için güzelce yapılmış abur cubur “. O’Brien, filmi kara film ile ilişkilendirme girişimlerini reddeden ” Pulp Fiction , daha çok kültürel kalıntılarla bezenmiş bir cehennem tema parkında rehberli bir tur, Buddy Holly ve Mamie Van Doren , blaxploitation ve Roger Corman.
Ve Shogun Assassin, ellili yıllardan beri tüm onyılların aynı anda var olduğu yirmi dört saatlik eski bir istasyondan müzik. ” Catherine Constable, örnek olarak komadaki Mia’nın kalbine adrenalinle dolu bir iğnenin battığı anı alıyor. “onun ölümden dirilişini etkilediği, aynı anda vampirin payının Gotik konvansiyonunu hatırlatan ve baltalayan olarak görülebileceğini” öne sürüyor . Bu modelde, önceki estetik formların ve stillerin referanslanması … boş pastişin ötesine geçerek, postmodernizmin ‘yaratıcı ve olumlu’ bir tarzını sürdürür. “
Mark T. Conard soruyor, “Film neyle ilgili ?” ve cevaplar, “Amerikan nihilizmi .” Hirsch, “Film aslında kendi zekasından başka bir şey hakkındaysa, vurucuların insan ailesinin bir parçası olduğu şüpheli teze adanmış görünüyor.” Richard Alleva, ” Ucuz Romanın , 17. yüzyıl Fransa’sının gerçekleriyle Cyrano de Bergerac veya Balkan siyasetiyle Zenda Tutsağı kadar gerçek suç veya şiddetle ilgisi vardır ” diyor . Filmi, çekiciliği karakterlerin doğal olmayan söylemine odaklanan bir romantizm biçimi olarak okur, “bilge adam okur yazar, medya akıllı,“.
Alan Stone’un görüşüne göre, Vincent ve Jules arasında, birincisinin kazara Marvin’i öldürdüğü sahnede olduğu gibi” saçma diyalog “,” beklenmedik bir şekilde şiddet klişesinin anlamını değiştiriyor … Pulp Fiction , maço mitini ortaya çıkarıyor onu gülünç hale getirerek ve standart Hollywood şiddeti tarafından yüceltilen güç yolculuğunu kahramanlıklardan arındırarak. ” Stone, filmi” politik olarak doğru “olarak okuyor . Kadınlara yönelik çıplaklık ve şiddet yok … [Bu] ırklar arası dostluğu ve kültürel çeşitliliği kutluyor; güçlü kadınlar ve güçlü siyah erkekler var ve yönetmen sınıf stereotipinin akımına karşı yüzüyor. ”
Stone bir kutlama gördüğünde, Kolker bir boşluk bulur: ” Pulp Fiction’ın postmodern ilgisizliği, şiddeti, homofobisi ve ırkçılığı tamamen kabul edilebilirdi çünkü film ciddiyet gibi görünmüyordu ve bu yüzden onunla dalga geçmedi.” Ona “postmodern doksanların film yapımcılığının zirvesi” adını vererek, “postmodern yüzeylerle ilgilidir; olay ve karakterin bize pop-kültürel figürler olduklarını hatırlatmak için sürekli bir durumda oldukları düzleştirilmiş bir mekansallıktır.” Kolker’a göre:
Bu yüzden Ucuz Roman bu kadar popülerdi. Tüm izleyiciler Scorsese ve Kubrick’e atıfta bulunanların tümünü veya herhangi birini aldıkları için değil, filmin anlatı ve mekansal yapısı hiçbir zaman kendilerinin ötesine geçerek anlamlandırma tehdidinde bulunmadığı için. Filmin ırkçı ve homofobik şakalar döngüsü, dünyaya oldukça kötü bir bakış açısıyla girme tehdidinde bulunabilir, ancak bu iğrençlik – eylemin sahte yoğunluğu, sinsi sinsi, yüzleşen, sapkın, sınırlandırılmış ve havasız pislikle – gülmeye devam ediyor. Tarantino’nun yarattığı dünyanın. [183]
Henry A. Giroux , Tarantino’nun “eleştirel toplumsal sonuçlardan şiddeti boşa çıkardığını, izleyicilere yalnızca arabuluculuğun unsurları olarak şok, mizah ve içgörü olmadan ironinin aciliyetini sunduğunu savunuyor. Bu unsurların hiçbiri röntgenci bakışların baştan çıkarıcılığının ötesine geçmiyor .. [t] Şok edici görüntüler ve halüsinasyon hazzını basitçe tüketiyor. ”
Filmde şiddet ve nihilizmi ilgili olarak, Pamela Demory önerdi Pulp Fiction kısa hikayeler ışık içinde görülmelidir Flannery O’Connor , aynı şekilde hangi özelliği “grotesk mizah dini unsurları, bayağılığını ve şiddet.” “Şiddet ve kefaret arasındaki bağlantıyı” tartışan Demory, O’Connor’un amacının “dünyadaki kötülüğün güçlü gücüne ve lütuf ihtiyacımıza” okuyucuları ikna etmek olduğu ancak “Tarantino” nun her şeye rağmen bunu göstermeye çalıştığı sonucuna varıyor. Filmde gördüğümüz – tüm şiddet, yozlaşma, ölüm, suç, ahlaksız davranış – lütuf hala mümkündür; bizi liyakat konusunda yargılamayan bir Tanrı olabilir.
Pulp Fiction -Ucuz Roman (1994)
Gizemli 666 evrak çantası
Gizemli bavul kilidinin kombinasyonu ” Canavarın Sayısı ” olan 666’dır . Tarantino, içeriği için bir açıklama olmadığını söyledi – bu sadece bir MacGuffin , saf bir komplo cihazı . Başlangıçta, kasa elmas içerecekti, ancak bu çok sıradan olarak görülüyordu. Çekimler için, kasa açıldığında başka bir dünyaya ait bir parıltı üreten gizli bir turuncu ampul içeriyordu.
Yönetmen ve arkadaşı Robert Rodriguez ile 2007’de yaptığı bir video röportajında Tarantino, evrak çantasının gizli içeriğini ortaya koyduğu iddia ediliyor, ancak film sahneyi kesip atlıyor Tarantino ve Rodriguez’in Grindhouse’unda kullanılan tarzda(2007), “Eksik Makara” yazan bir ara başlık ile. Röportaj, Rodriguez ile devam ediyor ve evrak çantasının içeriğinin “bilgisinin” bir kişinin filmi kavrayışını ne kadar kökten değiştirdiğini tartışıyor.
Tarantino’nun ifadelerine rağmen, bir bilim adamının bu “açıklanamayan postmodern bulmaca” olarak adlandırdığı şeye birçok çözüm önerildi. 1955 kara film Kiss Me Deadly ile güçlü bir benzerlik gözlemlenmiştir . Kahramanı Tarantino’nun Butch için bir kaynak olarak gösterdiği bu film, içinde atomik bir patlayıcı barındıran parlayan bir evrak çantasına sahip. onların incelemede Alex Cox ‘ın 1984 filmi Repo Man in Daily Telegraph’ın Nick Cowen ve Hari Sabır düşündürmektedir Ucuz Roman Ayrıca filmde parlayan araba gövdesine ‘ilham borç’ borçlu olabilir.
Bilgin Paul Gormley’in görüşüne göre,Kiss Me Deadly ve Raiders of the Lost Ark (1981) ile benzer bir film , ürkütücü ışıltıyı şiddetin kendisinin sembolü olarak okumayı mümkün kılar. Evrak çantasının Marsellus’un ruhunu içerdiği fikri 1990’ların ortalarında popülerlik kazandı. Bu fikri analiz eden Roger Ebert , “İnternet’in mistikliği tarafından sahte bir güvenilirlik verilen, yaygın olarak dağıtılan bir şehir efsanesinden başka bir şey değil” olarak reddetti.
Jules’un İncil pasajı
Jules , birini infaz etmeden önce Kutsal Kitapta geçen bir pasaj olan Hezekiel 25:17 olarak tanımladığı şeyi ritüel olarak okur . Bölüm Jules ve Vincent’ın Marsellus’un evrak çantasını mahkum Brett’ten geri aldıkları giriş sekansında; önceki sekansın sonuyla örtüşen “The Bonnie Durum” un başında ikinci kez aynı okuma; ve akşam yemeğindeki sonsözde. Pasajın ilk versiyonu aşağıdaki gibidir:
Doğru insanın yolu, bencillerin haksızlıkları ve kötü adamların tiranlığıyla her taraftan kuşatılmıştır. Sadaka ve iyi niyet adına zayıfları karanlık vadide çobanlar kutsanmıştır, çünkü o gerçekten kardeşinin koruyucusu ve kayıp çocukların bulucusudur. Ve kardeşlerimi zehirleyip yok etmeye çalışanlara büyük bir intikam ve öfkeyle vuracağım. Ve senden intikamımı aldığımda benim adımın Rab olduğunu anlayacaksın.
Akşam yemeğinin ikinci versiyonu, son satır hariç aynıdır: “Ve senden intikamımı aldığımda Rab olduğumu anlayacaksın.”
Jules’un konuşmasının son iki cümlesi gerçek alıntılanan pasaja benzerken, ilk ikisi çeşitli İncil ifadelerinden uydurulmuştur. 17. ayetten önceki 25 Hezekiel metni, Tanrı’nın gazabının Filistlilerin düşmanlığının cezası olduğunu gösterir . In King James Version Jules konuşma adapte edildiği, Ezekiel 25:17 bütünüyle okur:
Ve öfkeli azarlamalarla onlardan büyük bir intikam alacağım; Onlardan intikamımı aldığım zaman, RAB benim olduğumu bilecekler .
Tarantino’nun konuşma için ana ilham kaynağı Japon dövüş sanatları yıldızı Sonny Chiba’nın çalışmasıydı . Metni ve Hezekiel 25:17 olarak tanımlanması, Chiba filmi Karate Kiba’nın ( The Bodyguard ; 1976) başında görünen neredeyse aynı bir inançtan türemiştir ; burada hem kayan bir metin olarak gösterilir hem de ekran dışı bir anlatıcı tarafından okunur. The Bodyguard’ın (1976) başında görülen versiyon şu şekildedir:
Doğru insanın ve savunucunun yolu, bencillerin adaletsizliği ve kötü adamların tiranlığı tarafından her taraftan kuşatılmıştır. Hayırseverlik ve iyi niyet adına zayıfları karanlık vadide çobanlık eden kişi ne mutlu çünkü o gerçekten kardeşinin koruyucusu ve kayıp çocukların babası. Ve kardeşlerimi zehirleyen ve yok eden öfkeli öfkeyle onlardan büyük bir intikam alacağım; ve onlardan intikamımı aldığımda benim Koruma Chiba olduğumu anlayacaklar!
1980’lerin televizyon dizisi Kage no Gundan’da ( Gölge Savaşçıları ), Chiba’nın karakteri haftanın kötü adamına, onu öldürmeden önce dünyanın kötülükten nasıl kurtulması gerektiği konusunda ders veriyordu . [215] Bir katil, Vincent’ın iki sahnede gösterildiği ciltli ama ucuz tarzı roman Modesty Blaise’de benzer bir İncil rantı sunar .
Konuşmanın rolünü analiz eden iki eleştirmen, Jules’un dönüşümü ile postmodernite meselesi arasında farklı bağlar buluyor . Gormley, filmin diğer önemli karakterlerinden farklı olarak – Marsellus bir yana – Jules’un:
postmodern simülasyonun ötesinde bir “şey” ile bağlantılı … [T] onun belki de en çok, bir Baptist vaizinin simülasyonu olmaktan çıkıp, Ezekiel’i “söylenecek harika bir şey olduğu için …” diye bağırdığında belirgindir. Jules’un dönüşümü, bu simülasyonun ötesinde bir yerin farkında olduğu gösteriliyor, bu durumda film Tanrı olarak inşa ediyor.
Adele Reinhartz , ” Jules’in dönüşümünün derinliğinin” pasajın iki sunumundaki farkla gösterildiğini yazıyor: “Birincisinde, kehaneti öfke ve kendini beğenmişlikle ilan eden görkemli ve hayranlık uyandıran bir figür .. İkincisinde … tamamen farklı bir adam gibi görünüyor … [I] gerçek postmodern tarzda, konuşmasının anlamı üzerine düşünür ve şu anki haliyle ilgili olabilecek birkaç farklı yol sunar. durum.”
Gormley’e benzer şekilde Conard, Jules pasaj hakkında düşünürken, “yaşamında olmayan nesnel bir değer ve anlam çerçevesine gönderme yaptığını” iddia eder; Conard’a göre bu, filmin nihilist bir kültürün yaygın temsili ile tezat oluşturuyor.Rosenbaum, Jules’in ifşasında çok daha az şey buluyor: ” Jackson’ın güzel bir şekilde sergilediği Pulp Fiction’ın sonunda ruhsal uyanış , açık bir şekilde kung-fu filmlerinden ilham alan bir jive parçası. Kendinizi iyi hissettirebilir, ama kesinlikle seni daha akıllı bırakmıyor. “
Banyo
Çok Pulp Fiction ‘ banyo ve tuvaleti kullanmasına ihtiyacı ya olan karakterlerin etrafında ın attığı döner. Daha az ölçüde, Tarantino’nun diğer filmleri de bu anlatı unsurunu içerir. Jack Rabbit Slim’de Mia “burnunu pudralamaya” gidiyor – kelimenin tam anlamıyla; o kokain çekiyortuvalette, boşuna emziren bir grup kadınla çevrili. Butch ve Fabienne motel banyolarında uzun bir sahne oynuyorlar, o duştayken dişlerini fırçalıyordu; Ertesi sabah, ancak ekran başında yalnızca birkaç saniye sonra, yine dişlerini fırçalıyor.
Jules ve Vincent, Brett ve iki arkadaşıyla yüzleşirken, dördüncü bir adam banyoda saklanmaktadır – eylemleri Jules’un dönüştürücü “netlik anına” yol açacaktır. Marvin’in saçma ölümünden sonra Vincent ve Jules, Jimmie’nin banyosunda yıkanırlar ve orada kanlı bir el havlusu üzerinde düşünmeye başlarlar. Lokantadaki bekletme Meksika’da bir açmaza dönüştüğünde , “Honey Bunny” mızmızlanır, “İşemem lazım!”
Peter ve Will Brooker tarafından anlatıldığı gibi, “Üç önemli anda Vincent tuvalete çekilir [ve] ölümün tehdit edildiği tamamen değişmiş bir dünyaya döner.” Anlatı kronolojik olarak ilerledikçe tehdidin boyutu artar ve üçüncü durumda gerçekleşir:
Vincent ve Jules’un akşam yemeğinde kahvaltısı ve felsefi sohbeti Vincent’ın banyo molası ile yarıda kesilir; Vincent tuvalette okurken silahlı bir soygun olur.
Vincent banyoda Marsellus’un karısıyla fazla ileri gitme olasılığından endişe ederken Mia, eroini kokainle karıştırır, burundan çeker ve aşırı doz alır.
Butch’un dairesinde bir gözetleme sırasında Vincent kitabıyla tuvaletten çıkar ve Butch tarafından öldürülür.
Brookers’ın analizinde, “Vince aracılığıyla … çağdaş dünyayı, siz bakmadığınız anda tamamen olumsal, dönüşüme uğramış, felaket bir şekilde görüyoruz.” Fraiman özellikle önemli Vincent okuma bulur Modesty Blaise Bu gibi durumların ikisinde. Bu gerçeği, kadınların “hamurun arketip tüketicileri” olarak geleneksel alaycı görüşüne bağlar:
Popüler kurguları banyoda konumlandıran Tarantino, filmin önsözünde bulunan “pulp” kelimesinin sözlük anlamlarının zaten önerdiği bokla ilişkisini pekiştiriyor: nemli, şekilsiz madde; ayrıca, ucuz kağıt üzerine korkunç hikayeler. Öyleyse sahip olduğumuz şey, sadece erkek kitle pazarı kurgusu üreticilerini değil, aynı zamanda erkek tüketicileri de lekeleyen bir dizi zarar verici dernek – posası, kadınlar, bok -. Tuvalete kitabıyla tünemiş Vincent, değersiz zevklerinin yanı sıra ayakta durmak yerine oturarak dişileştiriliyor; anal tarafından meşgul, dolaylı olarak çocuklaştırılır ve eşcinselleştirilir; ve görünüşte kaçınılmaz olan sonuç Butch tarafından bir Çek M61 hafif makineli tüfekle toz haline getiriliyor. Bu kaderin Vincent’la ilgisi olduğunu söylüyor.
Willis, Pulp Fiction’ı neredeyse tam tersi yönde okur ve “onun kapsayıcı projesini altına çevirme güdüsü olarak görür. Bu, popüler kültürü, özellikle de çocukluğunun popüler kültürünü olduğu gibi kurtarmaya ve geri dönüştürmeye yönelik projeyi” tanımlamanın bir yoludur. Tarantino, belirttiği amaç kadar eskidi. ” Buna rağmen, Fraiman, ” Pulp Fiction gösteriyor ki … Tarantino gibi açık bir pulpofilin bile endişeli ve tercihleri yüzünden gerilmiş hissetmeye devam edebilir.”
Sacha Noam Baron Cohen, Yahudi kökenli Britanyalı komedyen ve oyuncu. Başarılı ve tepki çeken karakterleri ile ünlüdür: Ali G, Borat ve Brüno. Üç karakteri Da Ali G Show’da genelde belli bir senaryosu olmadan; Sacha Baron Cohen’in röportajlarıyla gerçekleşir.
Ali G Baş Belası
2002 ‧ Komedi/Parodi ‧ 1 saat 28 dakika IMDB: 6,3
https://youtu.be/Y2NJf5_sz1E
Hiciv Makinası: Sacha Baron Cohen – Ali G Baş Belası
Daha çok Ali G olarak bilinen Alistair Leslie Graham , İngiliz komedyen Sacha Baron Cohen tarafından yaratılan ve canlandırılan hicivli bir kurgusal karakterdir . Başlangıçta görünen Channel 4 ‘s 11:00 göster ve akabinde olarak başlık karakteri Channel 4’un ait Da Ali G Show 2000 yılında ve üzerinde HBO 2003-2004, o da filmin başlığı karakteridir Ali G Başbelası . Channel 4 tarafından 2001 yılında yapılan bir ankette Ali G, En İyi 100 TV Karakteri listesinde sekizinci sırada yer aldı .
Aralık 2007’de The Daily Telegraph’a verdiği röportajda Baron Cohen, Ali G’nin Borat ile birlikte emekli olduğunu duyurdu . Ancak Ali G, 2012 İngiliz Komedi Ödülleri’nde Baron Cohen’in Üstün Başarı Ödülü’nü kabul etmek için geri döndü ve Kate Middleton ve Jimmy Savile hakkında şakalar yaparak tartışmalara neden oldu . Ali G, Ali G Rezurection ile 2014 yılında televizyona geri döndü . Rezurection , Ali G’nin Da Ali G Show’un bazı eski önemli olaylarına yeni tanıtımlarını içeriyor ve Borat, Borat Subsequent Moviefilm için yeniden ortaya çıktı .
Borat: Şanlı Kazakistan Milletinin Çıkarlarını Arttırmak İçin Amerikan Kültürünün İncelenmesi
2006 ‧ Komedi/Sahte belgesel ‧ 1 saat 26 dakika IMDB: 7,3
Borat Margaret Sagdiyev , Sacha Baron Cohen tarafından yaratılan ve icra edilen hicivli bir kurgusal karakterdir . Sözde bir Kazak televizyon muhabiri ve sahte belgesel Borat: Cultural Learnings of America for Make Benefit Glorious Nation of Kazakhstan (2006) ve devam filmi Borat Subsequent Moviefilm: Delivery of Prodivid Rribe to Make Benefit Once Glorious. Kazakistan Ulusu (2020).
Borat’ın mizahı, çirkin sosyokültürel bakış açılarını benimsemesinden, sosyal tabuları ihlal etmesinden ve uygunsuz ortamlarda kaba dil ve davranış kullanmasından kaynaklanıyor. Çoğu zaman komedi, Borat’ın Birinci Dünya yerlilerinin gerileyici dünya görüşünü paylaşmamasına olan ilgisizliğine dayanır , ancak bazen Borat’ın masum ve meslektaş tavrı, hedeflerini, aksi takdirde kamuoyuyla paylaşmaktan çekinecekleri önyargıları ortaya çıkarmak için kışkırtabilir.
Entertainment Weekly , 2006 filmini on yılın sonundaki “en iyiler” listesine koydu ve “Kazakistanlı gazeteci bize şimdiye kadar çekilmiş en keskin kültürel yorumlardan bazılarını verdi. Bu ve popo arasında bir güreş maçı” çıplak erkekler. Herkes için bir şey. ”
Borat Sonraki Film: Bir Kez Fayda Sağlamak İçin Amerikan Rejimine Muazzam Rüşvet Verildi Kazakistan’ın
2020 ‧ Komedi/Sahte belgesel ‧ 1 saat 36 dakika IMDB: 6,7
https://youtu.be/YVO93dOwPrw
Hiciv Makinası: Sacha Baron Cohen – Borat Sonraki Film: Bir Kez Fayda Sağlamak İçin Amerikan Rejimine Muazzam Rüşvet Verildi Kazakistan’ın
Borat Sonraki Film: Bir Kez Fayda Sağlamak İçin Amerikan Rejimine Muazzam Rüşvet Verildi Kazakistan’ın (veya sadece Borat Subsequent Moviefilm veya Borat 2 )yönetmenliğini Jason Woliner (ilk uzun metrajlı filminde ) yapan bir 2020 mock- belgesel komedi filmi . Filmde Sacha Baron Cohen , kurgusal Kazak gazeteci ve televizyon kişiliği Borat Sagdiyev olarak ve Maria Bakalova , COVID-19 salgını sırasında ABD başkan yardımcısı Mike Pence’e gelin olarak teklif edilecek kızı Tutar rolünde rol alıyor.ve 2020 başkanlık seçimleri . 2006 yapımı Borat: Make Benefit Glorious Nation of Kazakhstan için Amerika’nın Kültürel Öğrenimleri’nin devamı niteliğindedir .
Baron Cohen 2007’de Borat karakterini emekliye ayırdığını söylemesine rağmen, 2019’da kılık değiştirerek görüldü ve 2020’nin ortalarında film çekerken ikinci bir Borat filmi spekülasyonuna yol açtı . Proje, Amazon Studios’un dağıtım haklarını satın almasıyla Eylül 2020’de resmi olarak duyuruldu . Borat Subsequent Moviefilm 23 Ekim 2020’de Prime Video’da yayınlandı . Baron Cohen ve Bakalova’nın performanslarının yanı sıra Amerikan kültürü hakkındaki yorumlarıyla eleştirmenlerden övgü aldı .
Film üç aday oldu 78 Altın Küre Ödülleri’nde kazanan, Motion Picture Müzikal veya Komedi – En İyi Erkek OyuncuBaron Cohen ve En İyi Film – Müzikal veya Komedi için . At 93’üncülükten yükselme kaydetti Akademi Ödülleri , bu aday Uyarlama Senaryo En iyi ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Bakalova için. Buna ek olarak, Bakalova aday En İyi Kadın Oyuncu – Sinema Filmi Komedi ya da Müzikal Altın Küre ve aday gösterildi bir kadın Erkek Oyuncu En İyi Performans Bir Destekleyici Rol ve bir Destekleme Rolü En İyi Kadın Oyuncu en 27 Screen Actors Guild Awards ve 74 İngiliz Akademi Film Ödülleri . Senaryo kazandı 73. America Ödülü Yazarlar Birliği .
Brüno
2009 ‧ Komedi/Hiciv ‧ 1 saat 22 dakika IMDB: 5,8
https://youtu.be/oNwF7TNsduI
Hiciv Makinası: Sacha Baron Cohen – Brüno
Brüno , Larry Charles tarafından yönetilenveAvusturyalı eşcinsel moda gazetecisi Brüno’nun yapımcılığını, ortak yazarlığını ve rolünü üstlenen Sacha Baron Cohen’in başrolünüüstlendiği,2009’da bir mock-belgesel komedi filmi . Bu gelen Cohen’in karakterlerden birine dayalı üçüncü filmi Da Ali G Show ardından Ali G Başbelası ve Borat . Film, eleştirmenlerden çoğunlukla olumlu eleştiriler almak üzere 10 Temmuz 2009’da gösterime girdi.
Film için alternatif bir başlık Brüno: Heteroseksüel Erkekleri Mesh Tişörtlü Eşcinsel Bir Yabancının Varlığında Görünür Şekilde Rahatsız Hale Getirme Amacıyla Amerika’da Lezzetli Yolculuklar . Başlangıçta Hollywood’un haber ve dedikodu blogunda önerdiği sahte başlık oldu iftiracı ve yanlışlıkla dahil film bilgi kaynakları, bir dizi gerçek olarak rapor MovieTome hala geç olduğunca arama sonuçlarında kullanılıyordu, 2011, Daily Star , The Irish Times , Boston Globe , ve (artık rağmen) Internet Movie Database .
Diktatör / Aladeen
2012 ‧ Komedi/Kara Mizah ‧ 1 saat 39 dakika IMDB: 6,4
https://youtu.be/IM9JycJx7iM
Hiciv Makinası: Sacha Baron Cohen – Diktatör
Diktatör , Sacha Baron Cohen’in ortak yazdığı ve başrolde oynadığıdördüncü uzun metrajlı filmi olarakoynadığı2012 siyasi hiciv komedi filmidir. Filmin yönetmenliğinidaha önce Baron Cohen’in sahte belgeselleri Borat ve Brüno’yu yöneten Larry Charles üstleniyor . Baron Cohen, Amiral Genel Aladeen, rolünde diktatör Amerika Birleşik Devletleri, yanında yıldızlı ziyaret Wadiya kurgusal Cumhuriyeti Anna Faris , Ben Kingsley , Jason Mantzoukas ve bir geçmiyor görünüm ile John C. Reilly .
Yapımcılar Jeff Schaffer ve David Mandel , Baron Cohen’in karakterinin Kim Jong-il , Idi Amin , Muammar Kaddafi , Mobutu Sese Seko ve Saparmurat Niyazov gibi gerçek hayattaki diktatörlerden ilham aldığını söyledi . Filmin açılış jeneriği onu “sevgi dolu anılar” olarak Kim Jong-il’e ithaf ediyor. Eleştirmenlerden karışık eleştiriler aldı ve 179 milyon dolar hasılat elde etti.
Hayatı
Sacha Baron Cohen ve Isla Fisher cennette yapılmış bir eşleşme gibi görünüyor: iki komik ve yetenekli komedi yıldızı 20 yıl önce birbirleriyle tanıştı ve 10 yıldan fazla bir süredir evliler, bu da onları Hollywood’un şimdiye kadarki en uzun ömürlü çiftlerinden biri yapıyor . İlişkilerini ve aile yaşamlarını her zaman çok özel tutmayı başardılar, ancak ne zaman birbirlerinden alenen konuşsalar, her ifade her zaman sevgi doludur.
Üç çocuk ve bir köpekle, bu ikisinin uzun süredir içinde olduğu açık. Tatlı ilk görüşte aşk buluşmalarından Avustralya’ya yeni taşınmalarına kadar, işte Sacha Baron Cohen ve Isla Fisher’ın ilişkisinin tam bir zaman çizelgesi.
Sacha Baron Cohen ve Isla Fisher, 2001 yılında tanıştılar ve birlikte şakalaşırken anında bağ kurdular.
Mart 2010’da, Paris’te son derece özel bir törenle evlendiler .
Üç çocukları var ve şu anda Avustralya’da yaşıyorlar.
2001: İlk Buluşma
Gelecekteki çift, Sacha’nın 2001’de Avustralya’nın Sidney kentinde “çok iddialı bir parti” olarak tanımladığı bir partide tanıştı ve hemen başladı. Sacha daha sonra New York Times’a , “partideki diğer insanlardan paçavra çıkarmak” için bağlandıklarını söyledi . https://1a455f4643e5099699bf06b2fc13ad7c.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-38/html/container.html
Sacha için şüphesiz ilk görüşte aşktı . Isla’nın “komik” olduğunu söyledi ve ekledi, “Hemen anladım. Yaptı mı bilmiyorum. Bilmesi yaklaşık 20 yılını aldı. ” https://1a455f4643e5099699bf06b2fc13ad7c.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-38/html/container.html
2004: Nişan Duyurusu
GETTY IMAGES
Yaklaşık üç yıl sessizce çıktıktan sonra, Sacha ve Isla ilişkilerini bir sonraki seviyeye taşıdı. Nişanları birkaç yıl sürdü ve bu süre zarfında Isla , Sacha için Yahudiliğe dönüştü .
Evening Standard’a verdiği röportajda Isla, “Sadece Sacha ile olmak için kesinlikle bir Yahudi düğünü yapacağım. Onunla evlilikte birleşmek için her şeyi yaparım – herhangi bir dine girebilirim. ”
17 Ekim 2007: Olive Cohen Doğdu
Düğümü bağlamadan önce, Sacha ve Isla dünyaya ilk çocuklarını, Olive adında bir kızla karşıladılar . Doğumunun ayrıntılarını gizli tuttular.
15 Mart 2010: Gizli Düğün
GETTY IMAGES
Altı yıl nişanlandıktan sonra çift , Paris’te çok küçük ve özel bir törenle evlendi . Sacha, paparazzileri ve kameraları uzak tutmak için sadece altı davetli katıldı ve New York Times’a babasının 70. doğum gününü kutlayan ünlü bir şef gibi davrandığını söyledi.
Isla önce küçük törenle arkasında mantık izah etmişti Allure Güzel bir ayin benim aile ve arkadaşlar ile kutladı olması benim için çok önemli [oldu]”diyerek. Ve kamuoyunun gözündeyken, bunu gizli tutmak ve gerçekten görünür olmadan olmasını sağlamak gerçekten zor. “
Ağustos 2011: Elula Lottie Miriam Cohen Doğdu
Evlendikten bir yıl sonra, Sacha ve Isla ikinci çocuklarını dünyaya kabul ettiler: İbranice’de “Ağustos” anlamına gelen Elula adında bir kızı. Adını haftalarca bir sır olarak sakladılar ve Isla daha sonra Bize Haftalık’a şöyle dedi: “Annelik benim en sevdiğim konu ama bu konu hakkında hiçbir zaman kamuoyuna konuşmam. Yaptığım şeyi sevdiğim kadar ve sahip olduğum fırsatlara sahip olduğum için çok şanslıyım, sorumluluğum aileme karşı. “
2012: Mutlu Bir Evlilik
Sacha ile olan ilişkisi hakkında nadiren açıkça konuştuğu bir anda Isla , onunla evli olduğu için ne kadar mutlu olduğunu açıkladı . “Her gün birlikte olmayı seçmek inanılmaz derecede romantik. Evliliği seviyorum. Bence harika bir kurum ve verdiğiniz en önemli karar bu ”diyor Australia’s Sunday Telegraph . Devam etti, “Hayat iniş ve çıkışlarla dolu ve bunu sizinle paylaşacak en iyi arkadaşınız var. Bu harika. Piyangoyu kazanmak, iyi bir ortağa sahip olmak gibi. ”
17 Mart 2015: Montgomery Moses Brian Doğdu
Sacha ve Isla, 2015 yılında Isla ilk oğullarını doğurduğunda ailelerine katıldı . Bebeğin cinsiyetini veya adını açıklamaları aylar önceydi.
2016: Birlikte İlk Film
GETTY IMAGES
İlişkilerinden yaklaşık 15 yıl sonra, çift ekranda ilk kez birlikte çalıştı. Onlar başrollerini filmde Brothers Grimsby Sacha onun uzun zamandır kayıp kardeşi arayan küçük bir İngiliz balıkçı köyü bir adamı oynadı. Isla, Lorraine ile ilgili bir röportajda deneyimden bahsetti ve “İlk kez birlikte çalışıyoruz. O çok mükemmeliyetçi. Filmde mümkün olan en iyi şakayı yapmak için her şeyi ve her şeyi yapacak, bu yüzden kesinlikle ilham vericiydi.Sette çok komik ve çok eğlenceliydi. ”
Ekim 2016: Garip Aile Anları
Bir aktör olarak Sacha, vahşi roller üstlenmesi ve sürekli sınırları zorlamasıyla bilinir ve bu da Isla için işleri biraz tuhaf hale getirir. Isla, Square Mile dergisine 2016 yılında verdiği bir röportajda, babasını ve üvey annesini, hangi sahneyi çekeceğini görmek için çağrı kağıdına bakmadan bir film setinde Sacha’yı ziyaret etmeye davet ettiği zaman gibi bazı garip aile anlarını anlattı. “Kocam aniden başını filin vajinasından çıkarıp diğer filin sertleşmiş penisine karşı savaşmaya başladığında Sacha’yı aradıklarını söyledi.Üvey annemin yüzünü gördüm – ve ağzım bir akvaryum balığı gibi açılıp kapanıyordu ama hiçbir kelime çıkmadı. “
Ekim 2017: Gizli Kalmak
GETTY IMAGES
Sacha ve Isla, çocuklarını herkesin gözünden uzak tutuyor ve röportajlarda nadiren onlardan bahsediyor. Today ile yaptığı bir röportajda Isla, “Çocuklarınız hakkında konuşursanız veya onları kırmızı halıya götürürseniz, daha sonra bir şeyin içinde resimlerinin olduğu yerde dava açamazsınız ve şunu söyleyemezsiniz: “Hey, anonimliği hak ediyorlar,” ama hak ediyorlar. Onların da hakları var. Bu çok bilinçli bir karar ve ailemi bir şey satmak için kullanırsam gerçekten kendim için gerçekten iğrenç hissederim.Bana doğru oturmazdı. Değerlerime uymuyor. ”
1 Temmuz 2020: Yeni Bir Köpek
2020 yazında çift , bir aile üyesi daha ekledi : Maisy adlı bir köpek.
Kasım 2020: Avustralya’ya Taşınma
Sacha ve Isla 2020 sonbaharında Avustralya’ya taşındığında, uzun bir zaman gibi görünüyordu. Isla, Marie Claire ile 2018 yılında yaptığı bir röportajda , “Yavaşlamak, Byron Körfezi’ne taşınmak, ızgaradan inmek ve Vegemite sandviçiyle kumda oturmak gibi gizli bir fantezisi” olduğunu söylemişti.
Taşındıktan sonra Isla, Stellar dergisine Avustralya’da “çok güvende” hissettiğini söyledi ve “Evde olduğumda en mutlu olan benim. Burada olmadığım zaman özlüyorum. Avustralya’dayken herhangi bir baskı hissetmiyorum. Söylemem, yapmam ya da bir şey olmam gerekmiyor. Demek istediğim, ayakkabı giymeme bile gerek yok. “
Aralık 2020: Sacha’nın Isla Üzerindeki Etkisi
GETTY IMAGES
People ile yaptığı röportajda Isla, Sacha’nın Hollywood’da komedi rolleri üstlenmeye başlamasının nedeni olduğunu ve tavsiyesini almadan önce dramatik roller için seçmelere gittiğini ve reddedildiğini açıkladı. Dedi ki, ‘Sen tanıdığım en komik insanlardan birisin. Komedi yapmalısın. ”
Isla, The Examiner’a tavsiyede bulunurken oyuncu olarak “güvenini kaybettiğini” söyledi. “Gerçekten komik olduğumu hissetti, bu yüzden kendisi kadar komik biri bunu tavsiye ettiğinde, onu dinledim ve aslında en büyük fırsatım olan Wedding Crashers seçmelerine katıldım .”
28 Şubat 2021: Kamuoyu Teşekkür
Sacha’nın filmi Borat: Sonraki Film Filmi iki Altın Küre kazanınca Isla, kabul konuşmalarında kendisine teşekkür ederken adeta yanında göründü. En İyi Film, Komedi ödülünü alırken , “Tüm deliliğime katlanan inanılmaz sabırlı karım Isla’ya teşekkür ederim.” Dedi .
Daha sonra muhabirlere galibiyetiyle ilgili konuşurken Sacha, “İnanılmaz derecede destekleyici bir eşi olmadan böyle bir film yapmak imkansız. Biliyorsunuz, son 12 ayda iki film çektim: [ The Trial of the ] Chicago Seven ve Borat 2 . Ve bunlar normal çekim günleri değil; Bazen günün sonunda arıyorsun ve sadece ‘Bugün bunu tek parça halinde yapabildiğim için şanslıydım’ diyorsun, bu yüzden çok ama çok anlayışlı bir eşe ihtiyacın var. Ve ona sahip olduğum için çok şanslıyım. “
Eşi Türk şair ve oyun yazarı Nazım Hikmet ile birlikte “İki İnatçı” (1959) ve “Kör Padişah” (1963) oyunlarını yazdı.
1964-1966’da sinema yayınevi “Sanat”ın yayın kurulunun editörlüğünü yaptı.
1966-1999’da – yüksek lisans öğrencisi, öğretmen, VGIK’te doçent. Nikolai Figurovsky , Evgeny Grigoriev, Odelsha Agishev ile birlikte senaryo atölyeleri düzenledi. Öğrencileri arasında Alexander Borodyansky, Alexey Samoryadov, Pyotr Lutsik, Andrei Dmitriev, Ilya Rubinstein, Valentin Donskov, Alexander Gonorovsky ve diğerleri var.
Tezini bir seri filmin draması üzerine savundu. Senaryo yazarlığı ve “Televizyon Dramasının Temelleri” dersini verdi.
Senaryolarına göre , ” Kalbimin Altından “, ” Biyografimiz ” ve diğerleri döngüsünden bir dizi belgesel televizyon filmi ve bireysel programlar sahnelendi.Merkez Televizyonda “Unutulmaz Filmler” programının sunuculuğunu yaptı.
1998’de ülkedeki ilk özel film okullarından birini kurdu – Bağımsız Sinema ve TV Okulu, burada A. Borodyansky, V. Khotinenko, V. Fenchenko, A. Gurevich, M. Ganapolsky, S. Zhenovach ve diğer ustalar sinema ve televizyon eğitimi aldı. Hayatının son günlerine kadar Okulu yönetti.
Nazım’ın ölümünden sonra Hikmet, Türkiye’de üç kez yayınlanan ve 2007’de Rusya’da yayınlanan “Nazim’le Son Sohbet” adlı anılarını yazdı [1] .
2008 yılında “Aşktan Fazlası” dizisinde “Nazım’la Son Sohbet” adlı kitaptan uyarlanan “Vera Tulyakova ve Nazım Hikmet” adlı bir belgesel film yayınlandı.
Eserleri
Tulyakova V. Saygılarımızla ve ciddiyetle / Vera Tulyakova // Aşk ilanı / Valentina Leontyeva.- Moskova: Genç Muhafız, 1989.- s. 4 – 6
Tulyakova-Khikmet V. Nazym ile son konuşma // Ekim. – M., 2007. – No. 8 (yazmanın dergi versiyonu, orijinal metnin dörtte biri).
Tulyakova Hikmet V. Bahtiyar OL Nazım // İstanbul: YKY, 2008 .– 458 s. – ISBN 978-975-08-1372-6
Tulyakova-Khikmet V. Nazım ile son konuşma / önsöz. A. Dmitrieva; sonra A. Stepanova. – E.: Vremya, 2009 .– 398 s.
Nazım’la Son Sohbet
Sen zaten uzaktasın. Bugün fotoğraflarınıza baktım. Seninle ilgisi yok – Ben böyle birini görmedim. Dolapta asılı duran takım elbisenle ilgililer ve artık kalkıp elimle onları okşayabiliyor, yüzümü yaslayıp yerli kokunu koklayabiliyorum. Ama kalkmayacağım. Ben burada mutfakta daktilo başında oturup bakışlarını hissedeceğim. Mutfağın eşiğinde duruyorsun, omzunu kapı pervazına dayaıyorsun, ellerini pantolonun ceplerine sokup bakıyorsun. Mutlu olduğunu biliyorum, özellikle şimdi seninle konuşurken. Şimdi çok zamanın var. Evimizde yaşamaya devam ediyorsun ama artık ev sahibi olarak değil, misafir olarak. İstediğim zaman gelirsin. Ve biliyorum – ben mutfağa girdiğim sürece, yaşlansam bile her zaman kapısının önünde duracaksın. Biliyorum ki arkamı dönersem, güven verici bakışını ve sevgini her zaman bulacağım.
Yeni bir gazete koydun. Tekne büyüklüğünde bir bankın kenarına oturduk. Rüzgar bir ağacın ıslak tacını üzerimize salladı, sen kalkıp pastaneye gittin, ben de seni gözlerimle takip ettim. Görüyorum ki, pencerenin önünde eğilmiş, pazarlamacıyla konuşuyorum. O da döndü, sen bak, o da pencereden dışarı baktı, bana da baktı. Sonunda paketi sana veriyor. Elli yediye kadar sayımla geldin ve kucağıma bir dağ mantarı döktün.
“Bu kadın bana yürürken bize bakmanın ne kadar hoş olduğunu söyledi. Kızını küçük bir çocuk gibi elinden tuttuğunu söylüyor. Bana çok benziyorsun diyor. bana benziyor musun
“Bilmiyorum,” gülüyorum. – Belki benzerdir.
“Bu kadın senin baban olduğumu sandı. Kocasının çocuklara vakit bulamamasına üzülür. Pazar günleri sabahtan akşama kadar komşularıyla domino oynuyor. Ona baban olmadığımı söylemeliydim ama onu hayal kırıklığına uğratmak istemedim. Görüyorsun canım, baban olmaya uygunum. Baban şimdi kaç yaşında olurdu?
“Senden altı yaş küçük. Ancak savaş öncesi fotoğraflarda, tüm nesli gibi, otuz üç yaşından çok daha yaşlı görünüyor.
– Evet… İşte bu canım, yapacak bir şey yok. Geç…
Bankta oturduk ve her biri kendi mesafesine baktı. Ve mutsuz düşüncelerimizden, özellikle bu anlarda birbirimize yakın ve sevgiliydik.
Yine öldüğün yaşı düşündüm Nazım ve önümde kara bir top gibi hayat gevşemeye devam etti. Sensiz hayat. Korkunç olan senin ölmen değil, benim yaşamaya devam etmem. Bu haksızlık ve bu adaletsizliğin bedelini sadece ikimiz biliyoruz: zaten ödedin, devam ediyorum.
Tanrım, ne kadar zor! Bazen, neredeyse dinsel olan günah duygusu umutsuzluğa yol açar, kendime el koymak ya da tüm dünyanın önünde diz çökmek, tövbe etmek istiyorum … Bana öyle geliyor ki çevremdeki herkes kötülüğe batmış olduğumu biliyor, yalan söylediğimi, yalan söylediğimi, yalan söylediğimi. Ben kendim çöp olduğumu düşünüyorum.
Ve şimdi hepiniz yorulmadan soruyorsunuz: “Bunu nasıl yapabildin? Bunu nasıl yapabildin?” Bugün yarım gün bana sordu, aptal, idam.
– Nasıl yapabildin? Bunu nasıl yapabildin? tanıdığım sensin. O zaman beni sevmedin. Kendimi biraz kaptırdım ama sevmedim. Hiç hevesin, merakın bile yoktu… Senin gibi biri onu reddetse bile, bir insanın bu dakika ölebileceğine inanacak kadar aptal değilsin. Gerçekten sadece bana acımaktan mı, korkudan mı? Eğer bana açıklayabilirsen! O dakikalarda beyninde ne vardı – sakinleşirdim. Görünüşe göre her aptal önünüzde bir komedi, ölümle basit bir oyun oynayabilir ve pişman olacaksınız, pes edeceksiniz. Kendimi kurtarmak istedim. Seni sevdim, bu doğru, ama daha önce birçoklarını böyle sevdim ve sonra her şey sona erdi. Seninle bir şekilde farklı çıktı. İşkence gördüm, deli gibi kıskanmaya başladım, bütün gün Moskova’da bir yerde buluşmak için seni arıyordum.
Ne istiyorsun?! Çalışamadım! Birkaç kez yurt dışına kaçtı. Moskova’da her dakika nerede olduğunu bilmek istedim, kendimi komik bir durumda buldum… Hayır, kendim için çok mantıklı davrandım. Ben de yaşayan bir insanım. Bu ameliyata boğazıma kadar ihtiyacım vardı! Bir kadınla yatarsam, çok yakında, yavaş yavaş her şeyin biteceğini biliyordum. Bu her zaman böyle olmuştur. Ama genellikle kadınlar da isterdi. Sen istemedin, düşünmedin bile. Bunu görmüştüm. Kızdım: yaşlı bir adam olarak kabul edildi … Sen zaten bir kadındın, hatta bir anneydin, doğru, çok çocuksu bir kadın, diğerleri gibi biraz, ama yine de bana öyle geldi ki senin için pek de olmayacak korkutucu …
Sonra, ne zaman oldu, kafam karıştı. Bir saat boyunca sana yalan söylediğim için utandım ve sen doğruyu söylüyordun. Ama inanmadım, düşündüm: Bu şekilde kaçmak istedi. Sonra birdenbire farklı olman beni çok şaşırttı. Benimle kibarca, sessizce konuştun. Ama seni kaybettiğimi gördüm. Bana hiç böyle bir şey olmadı. Ama sonunda her şeyin gerçekleşmesine sevindim. Ertesi gün bütün gün şarkı söyledim, harika hissettim. Aman Allahım! Yaşasın özgürlük!
İkinci gün de bir hiçti, sadece akşamları sana özlem duydum. İki gün boyunca sesini duymadım ve bir insan zilden uyanır uyanmaz fark ettim. Ben iyi olduğunu düşündüm. Ve o zaten numaranızı çevirdi. Cevap verdiler: “Vera uyuyor.” Yatağa gittim ve uyumaya çalıştım ama uyku gitmedi. Sonra ilk defa iki gün önce olan her şeyi hatırladım. Nedense o zamanlar boyasız nasıl olduğunu hatırladım. Renksiz her şey: ses, saç, yürüyüş. Sen her zaman kokumu kendinde duydun ve ne kadar iğrenç olduğunu hatırladım.
Bütün gece uyumadım. İşinizi aradım, meşgul olduğunuzu söylediler. Öyle bir halim vardı ki sen yokmuşsun gibi. Gerçek bir panik yaşadım. Çalışma odanıza girdiğimde sizi gördüm. Arkanız bana dönük, tanımadığınız adamlar etrafınızda, garip bir masada oturuyordunuz. Hepiniz ciddi ciddi bir şey tartışıyordunuz. Sonra biri beni buldu ve sen etrafına baktın. Sürprizden utandın, kızardın. O günden sonra ortadan kayboldum. Benim için bütün kadınlar feminen özelliklerini kaybetti. Onları bir daha görmedim.
Seni nasıl seviyorum, seni nasıl seviyorum! Ve her gece kendi kendime yemin ederim ki yarın sana hayır diyeceğim ve her ertesi gün işten sonra köşeyi dönüp sana mutluluk gözyaşlarıyla koşturuyorum. Hep zamanımız kısıtlı. Çoğu zaman, beni eve taksiyle götürüyorsun, markete giderken benimle geliyorsun. Artık ev işlerime saygı duyuyorsun, kızımın beni evde beklediğini anlıyorsun. Kaç kez çitin önünde uzun süre dikilip Anyuta’nın bahçede dadıyla oynamasını izledin?
Bazen, fazladan bir yarım saat varsa, kafemizde oturduk. Diyorsun:
– Neden ayrılalım? Bunun olması bizim suçumuz değil.
O zamanlar sizi yan yana izlemek benim için korkutucuydu – birbirleri hakkında her şeyi bilen iki iyi insan. Biri çalmak istedi ve diğer gözlerle bazen bana sordu: Kahramanınızın dürüst olmayan bir insan olduğunu göremiyor musunuz? Bu seni durdurmuyor mu? Her şeyi gördüm, her şeyi anladım – ve hırsızı sevdim. Ben onun suç ortağıyım. ben onu.
Senden kaçıyorum, kurtarıyorum. Güneydeki Osipovka köyüne. Raisa ve ben hanımın tavşanlarını otla besliyoruz ve dördümüz denize gidiyoruz. Kocalarımızla birlikte dinleniyoruz. Adamlar önde biz arkadayız. Sessizce konuşuyoruz, neredeyse senin hakkında değil. Senin için imkansız, her şey, sınır. Yakında Volpin ve karısı bize gelecek, Moskova’nın büyük bir film şirketi arkadaş toplanacak. Ve hiç kimse, tek bir kişi bile gerçekten nasıl yaşadığımı, ne hızla cehenneme uçtuğumu bilmiyor… Kesinlikle kendimi toparlayacağım ve sonunda “Hayır! Hayır! Hayır!” diyeceğim.
Günler geçiyor. Raisa ve ben yüzlerimiz kuma gömülü halde sahilde uzanıyoruz. Yanımda hayranlıkla bakan bir adamın sesini gönülsüzce duyuyorum:
– Bak, ne muhteşem bir araba!
Umurumda değil, tüm hayatım içeride geçiyor. Ve birden Raisa, korkmuş veya şaşırmış bir halde haykırır:
– Veruska, bak, Nazym geldi!
Başımı kaldırıyorum ve görüyorum: elli adım tam karşımda duruyorsun, iki renkli “Volga”nın açık kapısına yaslanıyorsun ve yüzlerce ceset arasında birini bulmaya çalışıyorsun.
“Ne korku! – Sanırım. – Ne korku!”
Vardın. Aradım ve işim bittikten dokuz dakika sonra köşede bekleyeceğinizi söyledim. Tanıştık.
– Birlikte yaşamak zorundayız – sen ve ben, anlıyor musun? – dua ettin. “Biz flört etmiyoruz, ilişkimiz yok, bunun kader olduğunu anlamıyor musun? Seninle ilgilenmek, sevgili kadınım, ailemle normal bir erkek gibi yaşamak istiyorum. Bana işkence etme.
“Bundan bahsetme,” diye sordum. “Bunun imkansız olduğunu biliyorsun.
“Ama neden tatlım” diye bağırıyorsun. – Birbirimizi seviyoruz ve arkadaşlarımız varsa bizi anlarlar! Sadece bizim mutluluğumuzla sevinecekler. Volpin ile konuş, o senin arkadaşın.
– Onunla konuştum.
– Ne o? Ona her şeyi anlattın mı?
– Evet. Sana gelirsem yanlış adım gibi görüneceğini söylüyor. Yaş, duygusal deneyim ve diğer her şeydeki fark çok büyük. “Ama” diyor, “kocanız için (ki bu arada, harika bir tavrı var), sevgili bir eşsiniz, ama bir mucize değil. Her şey toprak. Ve Nazım için tüm dünya sensin. ve o sizin içinizde kendisi ve kendiniz için açılacak, belki ikinizin de bugün tahmin etmediğiniz bir şey var.Bu yüzden, “Volpin dedi”, birlikte olmanız gerektiğini düşünüyorum. bir mucize ortaya çıkabilir. Nazım’a gidin. Bir Türkle, hatta böyle bir Türkle muhtemelen zor olacak! Ama buna değer.”
– Anlıyorsun! Daha fazla gün kaybetmemeliyiz.
– Yapamam Nazım. Yapamıyorum, düşünemiyorum bile.
– Yani onu daha çok mu seviyorsun? Afedersiniz. Bilmiyordum. Değil! Aynı anda hem pişman hem de hile yapıyorsun! Ve sence böylesi daha mı iyi?! Ona her şeyi anlat! Ve karar vermesine izin ver! Göreceksin: seninle olmak istemiyor …
– Onu da yapmayacağım. İstersen ona söyle.
– Ama Vera, benim için de üzül. ben de insanım Ve ayrıca, doğu olanı. Çünkü uğruna ölebileceğim sevgili kadınım yanımda değil diye çıldırıyorum. İnan canım, bir skandaldan korkuyorsun, ama dürüst olmak gerekirse, yapmamalısın. Beni düşün, acı bana! Anlamalısın, bu benim için de kolay değil, ama uzun zamandır her şeye hazırım. Hepsi için!
– Tamam Verus, istediğin gibi yapacağız. Yapamayacağınız tek yol bu.
– O zaman ayrılacağız.
– Ve bunu bana mı söylüyorsun?! Şimdi sensiz nefes alamam! Ve bana sanki sana korkunç bir şey teklif ediyormuşum gibi bakıyorsun. Sanki bir tür canavarmışım gibi. Ama istediğim tek şey kendini iyi hissetmen. Ve senin hayatını mutlu edebileceğimi biliyorum. Sen ve ben her konuda hemfikiriz. Eh, dünyada ne kadar nadir olduğunu bilirdim… İlginç olabiliriz, gerçekten çalışabiliriz, yeni bir şey yaratabiliriz.
Yeteneğini keşfetmene yardım edeceğim. İnan bana! Başkalarının senaryolarını düzeltmeyi bırakın. Kendin yazabilirsin! Sana birçok şehir, birçok ülke açardım. Ülkenizi daha iyi tanırsınız, evimize harika insanlar gelirdi. Siz kendiniz onlardan bahsetmek istersiniz. Düşün canım. Buna değer! Dürüst olmak gerekirse, buna değer!
Haydi Nazım, o geçen sonbahara dönelim, daha ayrı yaşadığımız o zamanlara… Yani ben razı olmadım, itaat etmedim, sana gelemedim.
Dedin:
– Dayanmayacağız. Öleceğiz.
Boş duvarlara dayanamadınız, ortak evimizi oluşturduğumuzda buna ikna oldum. Bir keresinde “Ogonyok” dergisinden kesilmiş bir resmi duvara çivilediğini görünce çok kızdım. Bana hüzünle, pişmanlıkla baktın ve dedin ki:
– Beni anlaman zor. Ama Verus, hayatımın dörtte birinden fazlasını boş hapishane duvarları arasında geçirdim. Onları sadece kir süsledi. Üzgünüm, şimdi gözlerimi memnun etmek istiyorum.
Volpin’e neden evlenmemiz gerektiğini anlattığında masada oturuyorduk. Tüm sebepleri sıralamışsınız: Sık sık dünyayı dolaşmak zorunda kalmanız ve beni yanınızda götürememeniz. Ve seninle kayıtsız yaşadığım gerçeği; ve bir otelde birlikte yaşamamıza izin verilmediği için Leningrad’a bile gidemiyoruz. Ve en önemlisi, ölürsen “hiç” olarak kalacağım ve asfaltta “çıplak kıç” oturacağım ve geleceğim seni çıldırtıyor. Ve biliyorsunuz ki, Sovyet yasalarına göre, ölümden 30 yıl sonra karınızı beslemeye devam edebileceksiniz – Yazarlar Birliği’nden bir avukata sordum. Yine de Volpin’e direnişimin asıl nedenini söylemedin.
– Vera neden reddediyor? – Mihail Davidovich’e sordu.
– Bilmiyorum. Ona sor, – yalan söyledin.
– Ne yapıyorsun? Pekala, konuş.
– Çünkü o siyah bir adam.
– Neden o bir “kara adam”? Volpin çok ciddi bir şekilde sordu.
– Çünkü beni her şey ve herkes için çok kıskanıyor. Onu her gün, her dakika görmeli, hissetmelisin. Çok acı verici, çok zor, ne yapacağımı bile bilmiyorum.
Volpishka sana beni kimi kıskandığını sormaya başladı, ne hissediyorsun, bana güveniyor musun? Ve sonra ilk kez ruhunda ne olduğunu duydum:
– Biliyor musun, bir oyun yazdım – “Aşk Efsanesi”. Hapishanede yazdım, sonra gençtim ve kendimi asla kahramanlarım kadar sevmedim. Şimdi aynısı bana da oldu. Deli gibi aşık oldum! Burada ona kuğu şarkısı diyorsunuz. Kuğu şarkısı mı bufalo şarkısı mı bilmiyorum ama doğru. Bu kalbimin yapabileceği son şey. Bunun için farklı şeyler olması gerekiyordu: Benim yaşımda olmam gerekiyordu, çünkü şimdi kırk yaşında olsaydım, örneğin onu çok severdim ama şimdiki gibi acı çekmezdim. Aşkım daha sakin olurdu. Çünkü önümüzde harika bir hayat olacaktı.
Çocuklar ve diğer şeyler, tüm normal insanlar gibi. Ama sadece kırk değil, hala hastayım. Kalp krizi ve bu yaşamak ve sevmek için çok az şeyim olduğu gerçeğini daha da güçlendiriyor, anlıyor musunuz? Bu yüzden her saniye yüzünü görmek istiyorum ve onun için üzülüyorum başka insanlara, kitaplara, dükkanlara gitmesine izin vermek üzücü. Bildiğiniz gibi bir süre hapisteydim. On yedi yıl boyunca bir kadın imajıyla karşılaştım. Peki, sadece eğlenerek düşünmek, hapishanede başka ne yapılabilir? Hayal ettim, hayal ettim, gözlerimin önüne bir kadın çizdim ve sonra aniden tanıştı. Çok geç. Muhtemelen, onun gibi bir kadın dünyadaki tek kadın değil – yirmi ve on yıl önce vardı, var olmadığı olamaz. Ama onlardan biri burada tanıştı, Vera.
Ve biliyorsun, ailemdeki kadınlara çok benziyor. Ve genç, sağlıklı, görüyorsun, böyle bir yüze sahip, bağımsız, önünde koca bir hayat var… Ne için endişelenmememi istiyorsun? Onun yanındaki bütün erkeklerden nefret etsem de kıskançlığım başka bir erkekle ilgili değil. Ayrıca bazen aşkın pervasız olduğunu da biliyorum. evin kapısı açılır önemsiz bir kişi girer, ölü bir mors yüzlü kaba bir adam ve bir flaş elde edilir – işte bu kadar! Ve hepsi bu … Aşk her zaman benimki gibi akıllı değildir. O genellikle bir aptal! Bu nedenle, acı çekiyorum, bu yüzden ondan biraz destek istiyorum … Belki sicil dairesi yardımcı olmaz, ya da belki … Denemeliyim …
Volpishka paltosuyla kapının önünde dururken bana sarıldı ve usulca şöyle dedi:
– Nazım haklı, evlen onunla. Sevgi dolu bir erkeğin doğal duygusu tarafından yönlendirilir. Bu iyi. Sen de Nazım biraz daha sessiz ol. Ve muhtemelen Türk tutkularına katlanmak onun için zor. Bu yüzden biraz sakinleşmeye çalışın. Ve böylece her şey doğru. İyi olacak. Eminim.
Kayıt ofisine nasıl gittiğimizi hatırlıyorum. Taksiyle. Şoförün borcunu ödemekte geciktin. Sonra lobiye girer ve gülersiniz:
– Şimdi taksi şoförü ile çok ilginç bir konuşma yaptım, ay-ay-ay! Bana soruyor: “Pardon yoldaş, siz Nazım Hikmet misiniz?” Ben diyorum ki: “Evet, ben Nazım Hikmet…” “Pardon” diyor. “Evlenmeye mi geldin?” Cevap veriyorum: “Evet kardeşim, evlen.” O da bana çok üzgün ve üzgün bir şekilde baktı ve dedi ki: “Eh, Hikmet yoldaş, Hikmet yoldaş! Bunca yıldır hapistesin. Bıkmadın mı?” Ben de ona cevap verdim: “Alışığım kardeşim, yapacak bir şey yok… Alışkanlık!” Ne kadar komik olursa olsun ama nüfus dairesi size huzur getirdi, ayrılmadan birlikte binme fırsatı bulduk ve mutlu oldunuz.
Bir yaz sokağımızda bir troleybüse bindiğimizi hatırlıyorum. Ben bilet alırken, kabinin ortasına oturdun, pencereye arkanı döndün, herkese baktın, memnun kaldın, gözlerini biraz kapattın ve kafanı omuzdan omuza sallayarak, yüksek sesle, zevkle iç çekerek kabul ettin. :
– Oh-ho-ho, yoldaşlar, bu kadını ne kadar ciddiye aldığımı hayal edemezsiniz …
Öyle bir ölüm sessizliği hüküm sürdü ki artık bu troleybüste yolculuğa devam edemedik.
– Vera, ne yaptım ben! Annem için yemin etmiyordum. Aşkını anlattı…
Korkarım hepiniz benim iyim ve kötümsünüz. Senden sonra boşluk. Seninle geçirdiğim her yıl, ay, gün gelecekten ödünç alıyor gibiydim. Ve sonra sadece hesaplaşma, anılarla sonsuz bir bağ…
Şimdi, bu ayrılıkta senin peşindeyim. Mesajsız, şiirsiz kalanlar nasıl hayatta kalır?
Nazım Hikmet ve Vera Tulyakova’nın hayatından 5 hikaye
İlk itiraf
Bir gün aradı ve Show’un sorulan s eski Fransız filmi “Raika Çocukları”. O zamanlar zordu, zordu. Bu resmi Devlet Film Fonu’nun deposundan sizin için özel olarak getirdik ve 3 Kasım 1956’da Babaev ve arkadaşlarıyla birlikte izlemeye geldiniz.Erken dondu, stüdyo henüz ısıtmayı açmamıştı, hava soğuktu ve paltolarla çalışıyorduk. Yarı boş, soğuk odada hepimiz soyunmadan oturduk ve karşılıksız aşkındaki hüzünlü, trajik Harlequin – Louis Barrot – duygularının mükemmelliği ve gücüyle bizi şaşırttı. O zaman çok heyecanlıydın. Yanına oturmamı istedin ve sende bir endişe fark ettim. Bana üşümüşsün gibi geldi, sana büfeden bir bardak sıcak çay getirdim. Çay içtin ama bardağı bırakmadın. Onu almamı istemedin. Gitmemi istemedin. İlk seri sona erdi. Film beni şok etti. Asla unutmayacağım ünlü aktör Louis Barrot’u ilk kez o zaman gördüm, çünkü hayatımın değerli anları, muazzam sürpriz ve keşif anları onunla bağlantılı.Oturduğun yerden kalktın Nazım. Aniden ayağa kalktı ve gitmesi gerektiğini söyledi. Çok şaşırdım, çünkü benden size filmi göstermemi istediniz ve bir nedenden dolayı incelemeden ayrılıyorsunuz …- Resmi beğenmediniz mi?”Maalesef tatlım, zamanım yok. Vakit yok… beni uğurlayabilir misin?Salonu terk ettik. Alışılmadık bir şekilde hızlı yürüdün, neredeyse koştun ve ilk düşündüğüm şey kalbinin ağrıdığı oldu. Gururlu bir insandın, şikayet etmekten, acını başkalarının omuzlarına yüklemekten hoşlanmadın. İkinci ve birinci katlar arasındaki sahanlıkta durdun ve ellerimi dirseklerimin üzerinde sıkarak sessizce bana bakmaya başladın. Öylece durduk ve tek kelime etmedik. Gözlerin yüzümde gezindi.- Seni seviyorum. Bunu anlıyor musun? Seni seviyorum, – dedin usulca ve ağlamaya başladın.Erkeklerin ağladığını hiç görmedim. Sözlerinden, gözyaşlarından ışık ayaklarımın altında sallandı… İskelede durduk, bakmadan ıslak yüzüne baktım. Öğle yemeği vaktiydi ve insanlar koşarak yanımızdan geçiyorlardı – yukarı ve aşağı, yukarı ve aşağı. Ama biz onları fark etmedik
Kaçış
Nazım ile tanıştığı sırada Vera evliydi ve bir kızı vardı. Türk mutluluğu uğruna aile ocağını terk etti. Ve onun için kolay değildi.]O kış akşamı küçük bir bavulla kaldırımın kenarında durdum, seni bekledim ve düşündüm: “Neden eski evimi temizlemedim, tozu silmedim, yeri süpürmedim… Geri dönmeliyim…” kımıldama. Seni bekliyordum. Ve sen gitmedin. On, on beş, yirmi dakika.- Geç kaldığımda ne düşünüyordun? Bana trende sordun.- Kendi kendime dedim ki: Tanrım, en azından bir şey oluyor da sen gelmiyorsun.- Ne gibi? Arabayla, kazayla ilgili bir şey var mı?- Belki…- İyi bir gelinim var, bir şey söylemeyeceksin!- Orada, sokakta ve on gün önce ölüyordum. Hayatımda ilk kez ihanet ettim …- Evet, anlıyorum. İlk defa birini kurtardığını düşünmedin, değil mi?
Evlilik Sorusu
Sadece evlilik huzurunuzu garanti edebilir. Ama artık sana inanmıyordum. Bana öyle geliyordu ki, o zaman sonunda köylerinde olduğu gibi kıskanç birine dönüşeceksin. Kendi karılarını öldürdüğün için seninle birlikte hapiste olan kocalar hakkında bana birkaç hikaye anlattın. Bana öyle geldi ki, siz de okuma yazma bilmeyen bir Türk köylüsü gibi davranacaksınız – yüzümü bir mendille kapatın, beni susturun, sarın. Ben de direndim:- Hayır. Devrimden sonraki gibi yaşayacağız.Beni ikna etmeye çalıştın, eziyet çektin, sinirlendin. Anneme gittim, beni etkilemesini istedim. Kızımın büyüyüp beni yargılayacağını söyledi. O kadar katıldım ki:- Sonunda insanlara senin hakkında saygısızca konuşmaları için bir sebep veriyorsun.tuttum. Başımı bir mendille sararsın diye çok korktum, senin ölçülemez aşkından ve beni kaybetme korkusundan ömrümüzün cehenneme dönmesinden korktum. Sonra denenmiş ve test edilmiş bir çareye başvurdunuz: Volpin’i aradın ve gelmesini istedin.Volpin’e açıkladığınızda masada oturuyorduk ve neden evlenmemiz gerektiğini çok makul bir şekilde açıkladınız. Tüm nedenleri sıraladınız: Sık sık dünyayı dolaşmak zorunda kalmanız ve beni yanınıza alamamanız sizi çok gergin ve üzüyor. Normal çalışamazsın. Ve seninle kayıtsız yaşadığım gerçeği (o zaman bunun resmi bir kayıt için yeterli olduğunu düşündün); ve bir otelde birlikte yaşamamıza izin verilmediği için Leningrad’a bile gidemiyoruz. Ve en önemlisi, sen ölürsen ben “hiç” olarak kalacağım ve asfaltta “çıplak kıç” oturacağım ve geleceğim seni çıldırtıyor. Ve biliyorsunuz ki, Sovyet yasalarına göre, ölümden 30 yıl sonra karınızı beslemeye devam edebileceksiniz – Yazarlar Birliği’nden bir avukata sordum. Konuştunuz, konuştunuz, konuştunuz ve sözlerinizdeki her şey makuldü, argümanlara itiraz etmek zordu.- Volpin, kardeşim, onun hakkında konuş, seni dinliyor!- Vera neden reddediyor? – Mihail Davidovich’e sordu.- Bilmiyorum. Ona sor, – yalan söyledin.- Ne yapıyorsun? Pekala, konuş.- Çünkü o siyah bir adam. Hatta bağırdın:- Hemen şimdi sana ne diyecek bir dinle.- Neden o bir “siyah adam”? Volpin çok ciddi bir şekilde sordu.- Her şeyi ve herkesi o kadar kıskanıyor ki, hapiste ne kadar kalacağımı hala hayal edemezsiniz, o zaman gençtim ve asla kahramanlarım kadar sevmedim. Yani bu oyunu ben yazdım, bence tüm oyunlarımın en iyisi, tamamen teorik olarak, anlıyor musunuz? Şimdi aynısı bana da oldu. Deli gibi aşık oldum! Burada ona kuğu şarkısı diyorsunuz. Kuğu şarkısı mı bufalo şarkısı mı bilmiyorum ama doğru. Bu kalbimin yapabileceği son şey. Şimdi anlayasın diye açıklayayım kardeşim, bunun için farklı şeyler olması gerekiyordu: Benim yaşımda olmalıyım, çünkü şimdi kırk yaşında olsaydım, mesela ben de onu aynı şekilde severdim ama ben şimdiki gibi acı çekmedi. Aşkım daha sakin olurdu. Neden? Çünkü önümüzde harika bir hayat olacaktı. Çocuklar ve eşyalar tüm normal insanlar gibi. Ama sadece kırk değil, hala hastayım. Kalp krizi ve bu yaşamak ve sevmek için çok az şeyim olduğu gerçeğini daha da güçlendiriyor, anlıyor musunuz? Bu nedenle, her saniye yüzünü görmek istiyorum ve üzgünüm, bu işe katılamayacaksam başka insanlara, kitaplara, dükkanlara gitmesine izin vermek üzücü. Bildiğiniz gibi bir süre hapisteydim. On yedi yıl endişeli mi? Onun yanındaki bütün erkeklerden nefret etsem de kıskançlığım başka bir erkekle ilgili değil. Hatta yenebilirim. Ama hayır, daha yüksek bir şey. Ama bir adamın… aptal, hatta çirkin, hatta şişman göbekli bile… ona baktığını gördüğümde – endişeleniyorum. Çünkü onu kaybetmek istemiyorum. Ayrıca bazen aşkın pervasız olduğunu da biliyorum. Evin kapısı açılır, küçük boylu önemsiz bir insan girer, ölü bir mors suratlı kaba bir adam ve bir parıltı elde edilir – işte bu kadar! Ve hepsi bu … Aşk her zaman benimki gibi akıllı değildir. Çoğu zaman o bir aptaldır ve o ne aptaldır! Böyle Volpin kardeş, böyle… Bu yüzden acı çekiyorum, bu yüzden ondan biraz destek istiyorum… Belki sicil dairesi yardımcı olmaz, ya da belki… Denemeliyim …Volpishka paltosuyla kapının önünde durduğunda bana sarıldı ve usulca şöyle dedi:“Nazym haklı, evlen onunla. Sevgi dolu bir erkeğin doğal duygusu tarafından yönlendirilir. Bu iyi. Sen de Nazım biraz daha sessiz ol. Ve muhtemelen Türk tutkularına katlanmak onun için zor. Bu yüzden biraz sakinleşmeye çalışın. Ve böylece her şey doğru. İyi olacak. Eminim.Kayıt ofisine nasıl gittiğimizi hatırlıyorum. Taksiyle. Dostumuz Tosya bizimle. Onunla çıktık ve sen şoförün borcunu ödemekte geciktin. Sonra lobiye girer ve gülersiniz:- Şimdi taksi şoförü ile çok ilginç bir konuşma yaptım, ay-ay-ay! Bana soruyor: “Pardon yoldaş, siz Nazım Hikmet misiniz?” Diyorum ki: “Evet, ben Nazım Hikmet…” “Üzgünüm” diyor. “Evlenmeye mi geldin?” Cevap veriyorum: “Evet kardeşim, evlen.” Ve bana öyle hüzünlü ve hüzünlü baktı ki: “Eh, Hikmet yoldaş, Hikmet yoldaş! Bunca yıldır cezaevindesiniz. Bundan sıkılmadın mı?” Ben de ona cevap verdim: “Alışığım kardeşim, yapacak bir şey yok… Alışkanlık!” Ne kadar komik olursa olsun, ama nüfus dairesi size huzur getirdi, ayrılmadan birlikte binme fırsatı bulduk ve mutlu oldunuz.
Troleybüs
Ve daha etkileyici vakalar oldu. Bir yaz nasıl bir troleybüse bindiğimizi hatırlıyorum. Ben bilet alırken, kabinin ortasına oturdun, pencereye arkanı döndün, etrafına baktın, memnun kaldın, gözlerini biraz kapattın ve başını omuzdan omuza sallayarak, zevkle içini çekerek, yüksek sesle itiraf ettin. :- Oh-ho-ho, yoldaşlar, siz değilsiniz Bu kadını ne kadar ciddiye aldığımı hayal edebilirsiniz…Öyle bir ölüm sessizliği oldu ki artık bu troleybüste yolculuğumuza devam edemedik.
Ölüm
Sabah her zamankinden daha erken uyandım, açık bir pencereden doğrudan gözlerime vuran güneşten uyandım. Ev sessizdi. Kalkmadım – seni uyandırmak istemedim. On beş dakika sonra, posta kutumuza postaların nasıl doldurulduğunu duydum – bu, sabah 7.20 anlamına geliyor. Sabah tıkırdamasın diye kapağı bilinçli olarak kutudan çıkardım, ama yine de her sabah postacının telaşından uyandın, bir rüyada bile bu anı kaçırmaktan korktun. Beş dakika sonra ayağa fırladın ve neredeyse kapıya koştun. Seni aramak istedim ama bir şey söylemedim, biraz kestirmeye karar verdim. Ve geri gelmedin. Bir dakika geçti, ikincisi – nedense ön kapıyı açmadın ve şüpheli bir şekilde sessizce davrandın. Biraz hareketsiz yattım, ama bir güç, nerede saklandığını görmem için beni kaldırdı. Kalktım ve düşündüm: İçmek ya da sigara içmek istedim. Hızlı adımlarla mutfağa girdi. Orada değildin. banyo kapısını açtım sonra tuvalete. Aniden korkutucu oldu, çok korkutucu, sanki güçlü bir sıcak hava jeti arkamdan bana çarptı …Koridorda koştum ve seni yerde bir portmantonun arkasında gördüm. Sırtınızı kapıya dayamış, eliniz yerde, bir bacağınızı Türk usulü altında, diğer bacağınızı hafifçe öne uzatmış oturuyordunuz. Beyaz, alışılmadık derecede sakin yüzünün ifadesinden, ilk saniyede öldüğünü anladım.O saniyede, dünya beni serbest bıraktı. O sağır. Seninle konuşmaya çalıştım – cevap vermedin. anladım: bitti.O sabah fotoğrafımı çevirdim ve aniden arkasında senin küçük elyazınla yazılmış şiirler gördüm. Şimdi düşünüyorum da Nazım bunu ne zaman yazdın? Bir işaret ver, tahmin etmeme yardım et.”Çabuk bana,” dedi.”Beni güldür” dedi.”Beni sev” dedi.”Kendini yok et” dedi.acele etti.Beni güldürdü.Sevilen.Öldü.
Pembe Flamingolar, 1972 kara mizah filmi. John Waters tarafından yazıldı, üretildi, bestelendi, çekildi ve düzenlendi.[1] Film ilk yayımlandığında büyük bir tartışmaya neden oldu ve böylece, şimdiye kadar yapılmış en kötü şöhretli kült filmlerin biri haline geldi. Drag queenDivine‘ı gösterişli bir yeraltı yıldızı yaptı. Filmdeki diğer yıldızlar, David Lochary, Mary Vivian Pearce, Mink Stole, Danny Mills, Cookie Mueller ve Edith Massey‘dir. Sadece 10.000 dolarlık bir bütçeyle üretildi ve Baltimore, Maryland‘ın banliyösü Phoenix‘te çoğunlukla hafta sonları çekildi. ABD genelinde üniversitelerde gösterimlerinden sonra -1973 yılında Harvard Koleji dahil- film, Saliva Films ve sonradan New Line Cinema tarafından sinemalara dağıtıldı[2] ve ulusal çapta tanınan bir film oldu.[3]
Konu
Kötü şöhretli Baltimore suçlu ve yeraltı figürü Divine, kendisini aşağılamak için tutkulu bir girişimde bulunan ve magazin dergisinde verdiği “Yaşayan En Pis Kişi” unvanını alan, kalitesiz evli bir çifte karşı çıkıyor.
Fragman
https://www.youtube.com/watch?v=rA63YrrGFy0
John Waters, daha sonra kült eserler haline gelen bir dizi tüylü, amatörce, Baltimore-set ve shot özellikleriyle ulusal üne yükseldi. Amerikan yaşamı hakkında benzersiz bir vizyon ve farklı bir bakış açısı sunan ilk çalışmaları, hedefi olarak banliyö yaşamına saldırıyor – onun zevk kubbesi.
Sular, 1972’de üçüncü uzun metrajlı filmi ” Pembe Flamingolar ” ile, cinayet, hayvanlarla cinsel ilişki, tecavüz, parçalanma, koprofaji ve diğer baş döndürücü cinsel sapıklıkları betimleyen karanlık, komik, sağlıksız bir geçit töreni ile patladı .
Waters’ın “Çöp Üçlemesi” olarak adlandırdığı “Pembe Flamingolar”, “Kadın Sorunu” ve “Umutsuz Yaşam”, Amerikan sansürüne meydan okurken geleneksel ahlakın sınırlarına da meydan okuyor. Bu kamp filmlerinde, kasıtlı olarak çirkin, kasıtlı olarak uydurulmuş durumlara “pislik içinde sevimli” karakterleri yerleştirerek onlara hiperbolik diyaloglar katıyor. “Pembe Flamingolar” dan kötü şöhretli bir sahne, sona bir ardışık olmayan ekledi. Bir köpeğin dışkısını yemek için ilahi eğilmeyi – hile veya özel efektlerin faydası olmadan – tek bir sürekli çekimde gösterir. Aynı filmde izleyiciler, beşiğinden kümes hayvanları için yalvaran bir “Yumurta Hanım” gösterisine ve tavuğun tecavüzüne ve öldürülmesine maruz kalıyor.
Transgresif bir kara komedi olan “Pembe Flamingolar”, Waters tarafından yazılan, üretilen, yönetilen, kurgulanan ve “besteleyen” bir otörist çabadır. Skor için, birkaç tek B yüzünü ve 1950’lerin ve 1960’ların hitlerini bağışladı. 12.000 $ ‘lık bir ayakkabı ipi bütçesiyle yapılan film, Baltimore’un bir banliyösü olan Phoenix’te hafta sonları çekildi. Çekim kişisel ve toplu olarak tatmin edici bir deneyimdi. Oyuncular ve ekip sıcak su ve diğer tesislerin olmadığı bir çiftlik evinin dışında çalıştığı için set bir hippi topluluğu gibiydi.
Filmin açılış jeneriği sırasında nöbet tutan tropikal kümes hayvanıyla pek ilgisi yok. Waters, “Ona ‘Pembe Flamingolar’ dememin nedeni, filmin çok çirkin olmasıydı, sömürücü olmayan çok normal bir başlığa sahip olmak istiyorduk,” dedi. “Bugüne kadar, insanların Florida hakkında bir film olduğunu düşündüklerine ikna oldum.” [İ] Kesinlikle Waters’ın evi zevkli bir şekilde yapılmış olan kişisel geçmişini yansıtmıyordu. Bir bahçe kulübünün başkanı olan annesi, çiçek tarhları ve hassas çitler yetiştiriyordu. Banliyölerinde, çim süsleri, özellikle plastik pembe flamingolar, anathema idi. Büyüdüğüm yerde pembe bir flamingo gördüğümü hiç hatırlamıyorum, diye düşündü. Onları Doğu Baltimore’da gördüm.
“Pembe Flamingolar” 300 kiloluk gösterişli travesti Divine’ın bir yeraltı yıldızı yaptı. Önümüzdeki on yılda ikili, ünlü Josef Von Sternberg-Marlene Dietrich ilişkisinin bir versiyonu olarak tanımlanabilecek bir şeyi geliştirdi – bu çiftin kötü şöhretli seksi, dedikodu entrikası ve sado-mazoşist ilişkisi (hem yönetmen hem de yıldız tarafından kabul edildi) olmadan. Divine kariyerine bir şaka olarak başladı, drag kraliçelerinin güzel görünme arzusuyla alay etti, ama onda her zaman öfke ve bazen düpedüz düşmanlık vardı. “Divine bir çocukken sık sık zorlandı ve zorbalığa uğradı,” diye hatırladı Waters, “Ona öfkesi ve intikamı için bir çıkış yolu sunduğum için gurur duyuyorum. Onu dövenler daha sonra sıraya girdi ve imzasını istediler. ”[İii] Bu, hem yönetmen hem de başrol oyuncusu için ironiden bahsetmiyorum bile intikamın tatlı kokusuydu.
“Pembe Flamingolar” ilk gösterildiğinde, sapkın hareketleri nedeniyle tartışmalara neden oldu ve hepsi gerçekçi bir şekilde açık bir şekilde detaylandırıldı. ABD’nin dört bir yanındaki üniversitelerde ve bodrum katlarında yapılan gösterimlerin ardından film, Saliva Films ve ardından New Line Cinema tarafından tiyatro olarak dağıtıldı. Yıllar geçtikçe, “kötü şöhretli” bir klasik ve Waters’ın en karlı filmlerinden biri haline geldi ve dünya çapında 10 milyon dolar hasılat elde etti.
Bu filmde Waters, terim icat edilmeden ve popüler hale gelmeden önce işlevsiz bir aileyi tasvir ediyor. Divine, bir karavanda saklanan FBI’dan kaçan bir suçlu olan Babs Johnson’ı canlandırıyor. Obez, aptal, yumurta seven annesi Edie (Edith Massey), yozlaşmış oğlu Krakerler (Danny Mills) ve ikiyüzlü seyahat arkadaşı Cotton (Mary Vivian Pierce) ile yaşıyor. Hepsi iki plastik pembe flamingo ile çerçevelenmiş, hiçliğin ortasında bir karavanda ikametgahı paylaşıyorlar.
Geçmişte, göçebe kuşlar, işçi sınıfı mahallelerini daha çekici hale getirmeye yönelik “heteroseksüel” (kelimenin her iki anlamıyla da) girişimiydi. Waters, “Onlara sahip olan insanlar bunlara gerçekten sahipti, ironi olmadan,” dedi. “Filmim bunu mahvetti.” Yıllar geçtikçe, flamingolar, üst düzey duyarlılığın bir parçası haline geldi, yanakta dil yapışkanlığı ve kamp için bir kısaltma haline geldi. Çim heykelleri, kötü zevkle alay eden zenginlerin “yüklü nesneleri” haline geldi. Gerçek plastik flamingoların nesli artık tükendi, çünkü Waters’ın açıkladığı gibi: “Artık bu kadar masum hiçbir şeye sahip olamazsınız.”
Filmin ana teması, her şekilde ve her şekilde ünlü statüsüne ulaşma konusundaki umutsuz ihtiyaçtır. Babs’ın bir tabloid gazetesi tarafından “yaşayan en pis insan” olarak adlandırıldığını öğrendikten sonra, kıskanç rakipleri Connie ve Raymond Marble (Mink Stole ve David Lochary), unvanı ondan alıp kariyerini mahvetmek için yola çıktı. “Doğum günü partisi, Mermerler ona” Yaşayan En Pis İnsanlar “imzalı” Şişko “diye hitap eden bir kartla bir kutu insan dışkısı gönderir. Eylemleri, şimdi intikam almak isteyen Babs’ı kızdırır. Konuyla ilgili zamanlarının çok ötesinde, olay örgüsü, Mermerleri bir karaborsa bebek yüzüğü olan “evlat edinme kliniğinin” yöneticileri olarak tasvir ediyor. Stratejileri, genç kadınları kaçırmak, onları gey hizmetkarları Channing (Channing Wilroy) tarafından hamile bırakmak ve bebeklerini yasal evlat edinmeye uygun olmayan lezbiyen çiftlere satmaktır. Gelirler daha sonra pornografi ve uyuşturucuya dönüştürülür; bir uyuşturucu satıcıları ağını finanse ediyorlar.
Waters, beklenen sözlü saldırıların yanı sıra görsel tabuları da yıkıyor. Raymond, penisine bağlı ekstra büyük bir Kielbasa Weiners ile halka açık parklarda kendini göstererek para kazanıyor. Görme karşısında öfkelenen bayanlar kaçar ve Raymond cüzdanlarını çalar. Filmin en kötü şöhretli sahnelerinden biri Crackers ve Cookie (tarih kılığına girmiş bir casus) arasındaki cinsel ilişkiyi, Cotton tarafından pencereden röntgenci bir şekilde izlerken canlı bir tavuğu vücutları arasında ezmeyi içeriyor. Hikaye, Mermerler ve planları, Babs’ın çevresi ve tepkileri arasında gidip geliyor. Channing, Connie kılığına girdiğinde ve konuşmasını taklit ettiğinde, o, pis hanımefendi tarafından dolaba kilitlenir.
Partinin konukları, yılanlı üstsüz bir dansçı ve anal sfinkterini “Surfin ‘Bird” şarkısıyla ritimle esneten bir aktör tarafından eğlendirilir ve Waters, oyuncunun poposunu yakından göstermeyi ve onun üzerinde tam kontrol sağlamayı sağlar. kaslar. Tiksinti duyan Mermerler polisi arar, ancak Babs ve arkadaşları polisleri kendilerine hediye olarak verilen balta ile bit şampuanı (A 200) ve bir domuz kafası ile öldürürler. Konuklar daha sonra Bunuel’in çıkış filmi “Yok Eden Melek” te anlattıklarının ötesine geçerek cesedi yemeye başlarlar.
Babs and Crackers, Marbles’ın evinde eşyaları ovarak “pislik” yayarlar. Bu, o kadar erotik bir etkinliktir ki, Babs kendi oğluna oral seks yaparken heyecan verici bir oral seks sahnesine yol açar. Bu sahnede, Waters, annenin oğlunun üstüne inerken, herhangi bir yönetmen yarı-dik penis göstermeye yaklaşıyor. Bu sahnelerin bazı eski versiyonlardan kesilmiş olmasına şaşmamalı. Karakterlerin cinsel organlarına odaklanan vahşet ve intikam eylemleri devam ediyor. Özgür kılınan esir kadınlar, daha önce zincirlenmiş ve zorla hamile bırakılmış, Channing’i (ekran dışında) hadım eder ve dehşete düşmüş Mermerler, Channing’in kanayan penisinden öldüğünü öğrenir.
Waters’ın ilk filmlerinin çoğunda geleneksel bir oyunculuk yoktur, sadece yüksek sesle çığlıklar ve komik tek satırlarla bağlanmış konuşmaların beyanı. Babs’ın “pislik politikası” manifestosuna ilişkin açıklamasını düşünün: “Kan beni tahrik etmekten daha fazlasını yapıyor. Gelmemi sağlıyor. Görünüşünden daha çok tadını seviyorum. Taze kesilmiş sıcak kanın tadı. Şimdi herkesi öldür! Birinci derece cinayete göz yum! Yamyamlığı savun! Bok ye! Pislik benim politikam! Pislik benim hayatım! “
Bir “kanguru mahkemesinde”, Mermerler “birinci derece aptallık” ve “pislik” ile suçlanarak ölüm cezasına çarptırılır. Kendilerini savunma şansı sunmasına rağmen, Mermerler infaz etmeyi tercih ediyor. Bir ağaca bağlanmış, katran ve tüylerle kaplı, Babs tarafından vuruluyorlar ve gururla aç medyaya sulu bir “canlı” cinayet kepçesi veriyorlar. Bu noktada, Babs obezitesini, görünüşünü daha mütevazı bir şekilde değiştirmeye karar verene kadar, kırmızı, beyaz ve mavinin hakim olduğu bir düzine renkli kıyafetle (sahneden sahneye değişen) sergiledi. Bir, Idaho’ya taşındıklarında (neden Idaho?) Kötü şöhretli son, Boise, Idaho’daki yeni evlerinde sokakta yürüyen Babs, Kraker ve Cotton’u tasvir ediyor! Babs, heyecan ve açlıkla küçük bir köpek görür ve dışkılamasını bekler. Ve köpek yaptığı zaman kendini yere atar ve taze dışkısını ağzına koyar. Anlatıcı (John Waters) ‘ın belirttiği gibi, kendisinin sadece en pis insan değil, aynı zamanda dünyadaki en pis aktris olduğunu kanıtlıyor.
Waters’ın grotesk filmi, tuhaf ve aşırıya kaçıyor, ancak tuhaf, hatta saf bir sevgiyi koruyor. “Seni asla mahvetmeye çalışmadım – ‘Pembe Flamingolar’ın sonunda bile. Her zaman önce seni güldürmeye çalışıyorum. ”[Vi] Siyasi açıklamalar yapmaktan kaçınırken, Waters’ın filmleri fikirlerden yoksun değildir. “Her zaman söyleyecek bir şeyim vardır, ama asla sabun kutusuna binmem. Birinin düşünme şeklini değiştirebilmemin tek yolu onları güldürmektir. Eğer vaaz vermeye başlarsam, onlar çekip giderler.
Bazı Waters filmlerinin prömiyeri Baltimore kiliselerinde ve daha sonra o Şehrin Senatörü veya Charles Tiyatroları’nda yapıldı. San Francisco’da (bir süre yaşadığı yer) ve Provincetown’da çaldıklarında, Waters’ın kendisi de Commercial Street’teki gösterimleri tanıttı, hatırladığı gibi: “Provincetown Kitabevi bana tüm pencereyi verirdi ve onu bir ilan panosuna çevirirdim. Kostümlerle dışarı çıkıp iki hafta boyunca tüm broşürleri dağıtırdık. “
“Pembe Flamingolar” 1972’nin sonlarında, Baltimore Üniversitesi kampüsünde düzenlenen ve üç gösteri için kapalı gişe oynayan seyircilere oynadığı üçüncü Baltimore Film Festivali’nde prömiyerini yaptı. Film, o sıralarda New York ve San Francisco’da gösterilmeye başlanan “Multiple Maniacs” ın başarısından sonra yeraltı sinemasının hayranları arasında özel ilgi uyandırdı. Daha sonra Waters’ın filmleri, 1967’de vizyoner avukatlar ve film severler Bob Shaye ve Michael Lynn tarafından kurulan New Line Cinema tarafından dağıtım için seçilen ilk filmler arasındaydı. Birkaç istisna dışında (“Cry-Baby” Universal tarafından piyasaya sürüldü), New Line Waters’ın fotoğraflarının çoğunu hazırlayıp yayınlayacaktı.
Orta sınıftaki seyircileri sarsan “Pembe Flamingolar”, koyu mavisi saçları ve yarı traşlı kafalarıyla punk kültürüne etki etti. 1970’lerde, Cadılar Bayramı gecesinde, West Village’da, özellikle Christopher Street’in eşcinsel mahallesinde Divine ve onun kohortlarını taklit eden gençler görüldü. “Pembe Flamingolar” sanat evi turunda sadık bir takipçi kazandı ve tekrar tekrar izlendi. Gece yarısı sinemaseverleri tarafından sevilen film, yıllarca New York ve Los Angeles’ta yayınlandı (Downtown filmini Columbia’da bir lisans öğrencisi olarak gördüm). Daha sonra, “Pembe Flamingolar”, Chelsea’deki Eight Avenue’daki Elgin Tiyatrosu’nda (şimdiki adı Joyce Tiyatrosu) bir gece yarısı filmi olarak gösterildi. [İx] Elgin’in sahibi Ben Barenholtz, Alejandro Jodorowsky’nin “El” filmi gibi gece yarısı filmlerinin tanıtımını yapıyordu. Topo, ”1970 yılında yapılmıştır. Barenholtz, “Pembe Flamingolar” ın bu kalabalığa çok yakışacağını hissetti ve Cuma ve Cumartesi geceleri gösterdi. Film kısa bir süre sonra bir izleyici kültü oluşturdu ve bunlardan bazıları sadece kalça setlerinin eşliğinde – gey erkeklerde yer almak için katıldı. Bir süre sonra seyirci genişledi ve resim New Jersey’li gürültücü işçi sınıfı çocukları arasında popüler oldu. Pek çok hayran, filmin, şimdiye kadar yapılmış en popüler gece yarısı filmi olan “The Rocky Horror Show” ile yakından ilişkilendirilecek bir fenomen olan gösterimlerde anlattıkları ünlü dizelerini ezbere öğrendi. seyirci genişledi ve resim New Jersey’deki gürültücü işçi sınıfı çocukları arasında popüler oldu. Pek çok hayran, filmin, şimdiye kadar yapılmış en popüler gece yarısı filmi olan “The Rocky Horror Show” ile yakından ilişkilendirilecek bir fenomen olan gösterimlerde anlattıkları ünlü dizelerini ezbere öğrendi. seyirci genişledi ve resim New Jersey’li gürültücü işçi sınıfı çocukları arasında popüler oldu. Pek çok hayran, filmin, şimdiye kadar yapılmış en popüler gece yarısı filmi olan “The Rocky Horror Show” ile yakından ilişkilendirilecek bir fenomen olan gösterimlerde anlattıkları ünlü dizelerini ezbere öğrendi.
Beklendiği gibi, film eleştirmenleri ikiye böldü: Bazıları tarafından iğrenç, bazıları tarafından anlık bir klasik olarak adlandırıldı. Sular, tıpkı Babs gibi, pislik ve kötü tat savaşında kimsenin arka koltuğuna oturmayacaktı. Ana akım eleştirmenlerin çoğu film hakkında ne yapacaklarını bilmiyordu. Kısa bir küçümseyici incelemede “Variety”, “Pembe Flamingolar” ı “şimdiye kadar yapılmış en aşağılık, aptal ve iğrenç filmlerden biri” olarak tanımladı. Ancak Waters, gücenmek yerine “Variety” incelemesini bir iltifat olarak aldı ve “Variety” in iddia ettiği gibi “Pembe Flamingolar” ın iğrenç olduğunu, ancak “Sevinçle aşağılık olduğunu” ekledi. [Xi] Olumsuz yorumlar yapılmadı. Waters’ı caydırmayın, çünkü “sürmekte olan bir kültürel savaş vardı -” Onlar ve Bizlerdi. “[xii] Çalışmasını karıştıran eleştirmenlerin onu anlamadığını ve neyi savunduğunu biliyordu. Waters’ın çalışmalarında hep böyle oldu: Sadece anlarsın ya da almazsın. Ortada pek bir şey yok. “
Halkın erken tanınması, Waters’ın sinema markasına olan bağlılığını yeniden doğruladı. 1975 yılında dünyanın en büyük film bölümlerinden birine sahip olan Modern Sanat Müzesi’nin kalıcı koleksiyonuna “Pembe Flamingolar” kabul edildi. Waters’ın aşırılık konusundaki şöhreti, bilge insanları büyüledi, ancak Hollywood’un büyük stüdyolarının yöneticilerini değil. Daha sonra, “‘Pembe Flamingolar’ beni hala kapıdan içeri sokan ve ardından hızla kapıdan atan film olduğunu hatırladı.
“Skandal başarısı” nın ardından Waters, “Sonsuza Kadar Flamingolar” başlıklı “Pembe Flamingolar” ın devamı için başarısız girişimlerde birkaç yıl kaybetti. Bu arada, “Pembe Flamingolar” ın hayranlarının sayısı art arda yapılan her gösteriyle artmaya devam etti ve bir gece yarısı filminden fazlası haline geldi. Önemli bir şekilde, kitabın yönetmenlerinden Waters ve daha az ölçüde Almodovar, ilk eserlerinin tekrar tekrar sergilenmesi nedeniyle tek kült figürlerdir. Waters filmlerinden “Pembe Flamingolar” etiketi gururla taşıyan ilk ve tek resimdir.
Waters’ın yapıtları, daha kesin bir tanım gerektiren kavramlar olan gey kampı ve eşcinsel mizahıyla ilişkilendirildi. 1964 tarihli ünlü makalesinde kampı tanımlayan ilk bilim adamı Susan Sontag için kamp, hüner ve stilizasyona dayanan saf bir estetikçilik olgusudur. Sontag, “Şeyler yaşlandıklarında değil, denemenin başarısızlığından dolayı hayal kırıklığına uğramak yerine onlara daha az dahil olduğumuzda ve zevk alabildiğimizde kamplaşır” diye gözlemledi. Kültürel ürünlerin yorumlanmasında zaman, bir şeyin estetik açıdan iyi olarak algılanabileceği görüşü, tam da berbat olduğu için. Sontag için, üslup takıntısı metnin daha ciddi içeriğiyle ilgili endişelerin önüne geçtiği için kampın bağlantısı kesilmiş ve depolitize edilmiştir.
Ancak, bilim adamı David Van Leer’in işaret ettiği gibi, depolitizleştirme kampında Sontag da onu eşcinsellikten arındırdı. Azınlıkların dışlanması ve alt kültürlerin baskı altında tutulması, onların “görünmezliği” gibi kampı yaratan ve besleyen koşullarla hegemonik kültür perspektifinden ilgilenmedi. Azınlıklar, ister ırksal (siyah veya Latin) ister cinsel (gey ve lezbiyen) olsun, sık sık satır aralarında konuşurlar, zalimlerin onları yerinde tutmak için icat ettikleri diyalogları ironik ve radikal bir şekilde yeniden şekillendirirler. Azınlık statüsündeki bireyler (ve gruplar), zalimlerin, kim olurlarsa olsunlar, sınırlı erişime sahip oldukları veya hiç erişemedikleri yeni konuşma tarzları bulurlar. Sontag ayrıca masum kamp ile kasıtlı ve kasıtlı kamp arasında ayrım yapmadı. Onun için, saf kamp, modası geçmiş retro doğası nedeniyle her zaman saf ve zararsızdır. Sontag ve takipçileri, kendini bilme kampının genellikle daha az tatmin edici olduğunu iddia ettiler, çünkü öz-bilinçli ve taklitçi kamp, kendi iddiasında sadece gerileyici. Ancak Waters’ın çalışmasının da gösterdiği gibi durum bu olmayabilir. Waters için kamp, tarihsel olarak bakılan bir tarihçilik biçimidir. Filmlerinde, kamp stratejisi geçmişin ürünlerini yeniden canlandırıyor, kökenlerine değil, yüksek bir teatral duyarlılıkla yapılan yapaylıklarına odaklanıyor. Waters, ünlü ve kötü şöhretli filmleri ve TV şovlarını, ilk tasarımlarından ve orijinal anlamlarından uzak bir şeye dönüştürdü. çünkü özbilinçli ve taklitçi kamp, kendi iddiasında sadece gerileyicidir. Ancak Waters’ın çalışmasının da gösterdiği gibi durum bu olmayabilir. Waters için kamp, tarihsel olarak bakılan bir tarihselcilik biçimidir. Filmlerinde, kamp stratejisi geçmişin ürünlerini yeniden canlandırıyor, kökenlerine değil, yüksek bir teatral duyarlılıkla yapılan yapaylıklarına odaklanıyor. Waters, ünlü ve kötü şöhretli filmleri ve TV şovlarını, ilk tasarımlarından ve orijinal anlamlarından uzak bir şeye dönüştürdü. çünkü özbilinçli ve taklitçi kamp, kendi iddiasında sadece gerileyicidir. Ancak Waters’ın çalışmasının da gösterdiği gibi durum bu olmayabilir. Waters için kamp, tarihsel olarak bakılan bir tarihçilik biçimidir. Filmlerinde, kamp stratejisi geçmişin ürünlerini yeniden canlandırıyor, kökenlerine değil, yüksek bir teatral duyarlılıkla yapılan yapaylıklarına odaklanıyor. Waters, ünlü ve kötü şöhretli filmleri ve TV şovlarını, ilk tasarımlarından ve orijinal anlamlarından uzak bir şeye dönüştürdü. Bu, artırılmış bir teatral duyarlılıkla yapılır. Waters, ünlü ve kötü şöhretli filmleri ve TV şovlarını, ilk tasarımlarından ve orijinal anlamlarından uzak bir şeye dönüştürdü. Bu, artırılmış bir teatral duyarlılıkla yapılır. Waters, ünlü ve kötü şöhretli filmleri ve TV şovlarını, ilk tasarımlarından ve orijinal anlamlarından uzak bir şeye dönüştürdü.
Waters’ın çıktısında hüküm süren kamp markası, bilim insanı Barbara Klinger’in kitle kampı adını verdiği şeydir. Medya ürünleri, tarihi geçmişlerinde abartılı egzotik şeyler sergiledikleri için kamp eğlencesine hak kazanıyor. Kitle kampı, pop kültürünün kapsamlı bilgisine, yerleşik türlerin uzlaşmalarına (Mae West komedileri, Busby Berkeley müzikalleri) bağlıdır. Kitle kampı duyarlılığı, mutlaka bir filmin tutarlı bir şekilde yeniden okunmasıyla sonuçlanmaz – daha çok bir vur-kaçır duyarlılığıdır. İzleyicilerin belirli bir metinle etkileşimi her zaman bazı etkiler yaratır, ancak etkiler geçici olabilir, yani sadece kısa vadede. Tematik ve görsel zevkler, belirli bir metne girip çıkarken, belirli bir metinden belirli anları seçerken ara sıra gelir: esprili diyalog, alıntılanabilir satırlar, lüks müzikal numaralar,
Eşcinsel kampı genellikle abartılı dekorlar, moda ve çapraz giyinme yoluyla filmlerin ve popüler kültürün abartısına dayanır (veya taklit eder). Sözlü terimlerle, alıntı, taklit, dudak senkronizasyonu, cinsiyetin tersine çevrilmesi, küçümseme ve esprili kelime oyunları olarak yansıtılır. Eşcinsel kampı, uygulayıcıları için gerçek bir değer taşıyor, çünkü onların içerideki durumlarını, kültürel varlıklarını ve aynı filmi veya TV şovunu izlediklerinde kazdıklarını kazmayan, dışarıdan gelenlere göre üstünlüklerini göstermelerine olanak sağlıyor. Başlangıçtan itibaren Waters, kampı ana akım kültüre kasıtlı bir saldırı olarak kullanarak politikleştirdi. Eşcinsel kampı, onun tarafından bir karşı-kültürel araç, muhalif bir bakış açısı ve aktif güç olarak kullanıldı. Waters için, kamp saldırıları kabul edilebilir değerler, normal fiziksel görünümler ve geleneksel davranış biçimleri. Kamp, geleneksel estetiğin temel ilkelerinin hafif veya radikal bir reddi olabilir. Waters’ın kamp markası, metinlerindeki karakterlerin ve onları oynayan belirli aktörlerin yüceltilmesinde aşikar olan abartı, teatrallik ve hainlik üzerine gelişiyor. Estetiğinin unsurları ucuz, kalitesiz, kaba ve kaba kabul ediliyor, çünkü yüz hatlarının olay örgüsü burjuva ahlak ve ahlak anlayışını ihlal ediyor. Bunun yerine, orta sınıf zevk standartlarına göre korkunç kabul edilen tuhaf ve acayip cinselliği yüksek sesle yüceltiyorlar. ve kaba, çünkü onun yüz hatları burjuva ahlak ve ahlak anlayışını ihlal ediyor. Bunun yerine, orta sınıf zevk standartlarına göre ürkütücü kabul edilen tuhaf ve grotesk cinselliği yüksek sesle överler. ve kaba, çünkü onun özelliklerinin olay örgüsü burjuva ahlak ve ahlak anlayışını ihlal ediyor. Bunun yerine, orta sınıf zevk standartlarına göre korkunç kabul edilen tuhaf ve acayip cinselliği yüksek sesle yüceltiyorlar.
Gay kampı, Waters filmlerinin çoğunda kasıtlı ve kasıtsız olarak kendini gösterir. Eşcinsel kampının bileşenleri arasında Divine gibi oyuncuların hayranlığı, kendi ekran görüntüsünü taklit eden film yıldızlarının rol alması, örneğin “Polyester” deki gey aktör Tab Hunter veya “Cry-Baby” deki çok dürüst Troy Donahue veya Andy Warhol ve Paul Morrissey’in eserlerinde kült bir figür olan Joe Dallesandro’yu erotik hale getirdi. Waters kampı komedileri, konuları ve tarzları konusunda kararsızdır, neyin hicvedildiği ve ne tür izleyiciler için soru işaretleri uyandırır. Açıkça kaba ve kasıtlı olarak kabadırlar, normatif tanımlara meydan okurken sapkın cinselliği bir mizah kaynağı olarak kullanırlar.
“Pembe Flamingolar” ı bir kült film yapan tam olarak nedir? Akademisyen Umberto Eco, bir filmin bir kült öğe olarak nitelendirilmesi için yüksek estetik standartlara göre değerlendirilen bir sanat eseri olması gerekmediğini gösterdi. [Xviii] Eco, “Kazablanka” ve “Rüzgar Gibi Geçti” diye alıntı yapıyor. efsanevi kült statüsünü üstlendi, ancak çoğu eleştirmen bunların mütevazı ancak en üstün estetik başarıyı temsil ettiği konusunda hemfikirdi – Hollywood ölçütlerine göre bile. Eco için bir kült film, psikolojik olarak inanılmaz karakterlerle ve terbiyeli bir şekilde hareket eden aktörlerle “mantıksız bir şekilde birbirine dizilmiş sansasyonel sahnelerin bir karmaşası” dır. Belirli bir çalışma sevilmeli, ancak aynı zamanda tamamen döşenmiş bir dünya da sağlamalıdır, böylece hayranları “karakterleri ve bölümleri bir mezhebin inançlarının parçasıymış, kendi özel dünyalarıymış gibi alıntı yapabilirler,”
Bir kült eserin karakterleri ve alt kurguları arketipik çekiciliğe sahiptir. Bir kült film organik kusurlar gösterir, bu yüzden “Rio Bravo” bir kült filmdir, oysa “Stagecoach” değildir, ancak her ikisi de efsanevi Howard Hawks ve John Ford tarafından yönetilen başarılı jenerik eserlerdir (Westernler) ve sergilenmektedir. John Wayne tarafından yönetilen performanslar. Bir eseri kült bir nesneye dönüştürmek için, izleyicilerin onu çözebilmeleri, parçalayabilmeleri, böylece bütünle orijinal ilişkilerine bakılmaksızın yalnızca parçalarını hatırlayabilmeleri gerekir. Bağlantısız anlar, bağlantısız bir görüntü dizisi olarak hayatta kalır. Kült filmler tek bir ana fikri değil, birçok fikri gösterir ve tutarlı bir felsefe ve hatta yapı sergilememektedir. Dolayısıyla, “Pembe Flamingolar” tutarsızlığı ve kopukluğu nedeniyle yaşıyor ve sürekli yeniden canlanıyor.
“Pembe Flamingolar” gibi kült filmler var ve yazarlarının niyetlerinden bağımsız olarak birbirleriyle konuşuyorlar. Belirli bir filmin başka filmlerden geldiğine ve bir film çekildikten sonra kendi başına bağımsız bir yaşam sürdüğüne dair kanıt sağlarlar. Waters, “Pembe Flamingolar” ın bir kült film olacağını tahmin edemezdi. Ridley Scott, 1982’de, ilk yayınlandığında pek hoş karşılanmayan ve olumsuz eleştirilere rağmen kült bir film haline gelen kara kıyamet öyküsü Blade Runner’ı çektiğinde de yapmadı. Hem “Pembe Flamingolar” hem de “Bıçak Sırtı” na yönelik eleştirel tepkinin de yıllar içinde daha minnettar bir tepkiye dönüştüğünü ve eleştirinin değişen doğasını gösterdiği belirtilmeye değer.
“Pembe Flamingolar” ın kötü şöhretli “köpek” finali ve diğer sahneler ve dizeler, daha geniş anlatı içinde işgal ettikleri belirli yer ne olursa olsun, oldukları gibi keyif alınabilir. Faye Dunaway’in başrolünü zayıflatan Joan Crawford rolünü oynadığı “Mommie Dearest” in iki ya da üç sahnesinin yaptığı gibi çalışıyorlar: tel askılar, balta, anne ve kız arasındaki fiziksel kavga. Bu sahneler orijinal metinsel anlamlarından kolayca çıkarılabilir, bu da kamp kültürüne hayran olan gey erkeklerin ve bilgili şehirlilerin uğrak yeri olan video barlarda neden defalarca oynadıklarını açıklar. “Pembe Flamingolar” ın kült statüsü, 25. yıldönümünde sınırlı bir sinema yayını ve Amerika Motion Picture Association of America (MPAA) tarafından NC-17 olarak derecelendirilen yeni bir DVD versiyonu aldığı 1997 yılında doğrulandı.
Waters’ın kimliği, kendi hayatının “manşetten koparılması” için yarı şakacı dediği gibi, aşırılık ve abartı üzerinde gelişti. Amerika’daki nihai şöhret barometresi olarak gördüğü National Enquirer, duyarlılığını bildirdi. [Xx] Waters’ın kahramanları, yönetmenlerinin şatafatlı ve korkunç olaylara olan tutkusunu paylaştılar. Suç ve mahkeme davalarına olan hayranlığı, “Korkunç bir şey yaptığınızda onu değiştiremezsiniz” inancına dayanıyor. Waters, “Bence bu bir şeylerin yasaklanması meselesi” dedi, “Bu, bir Katolik olarak yetiştirilmenin görkeminin bir parçası. Sizi daha teatral yapar ve seks her zaman daha iyidir çünkü kirli ve yasaktır. ”[Xxi] Dahası,
“Bana göre kötü tat, eğlence demek. Biri filmlerimden birini izlerken kusarsa, ayakta alkışlanmaya benzer. Ama iyi kötü tat ve kötü tat diye bir şey olduğu unutulmamalıdır.”
John Waters
İğrenç Kralın İntikamı! John Waters’ın ‘Pembe Flamingoları’ 25. Yılda Bir Canlanmanın Keyfini Çıkarıyor
Richard Harrington Washington Post Yazarı 6 Nisan 1997 Pazar
John Waters’ın 1972 çöp komedi klasiği olan “Pembe Flamingolar” adlı varyete, “gelmiş geçmiş en aşağılık, aptal ve iğrenç filmlerden biri.”
Yirmi beş yıl sonra, Amerika Sinema Filmleri Derneği’nin derecelendirme kurulu kabul etti. “Pembe Flamingolar” MPAA’nın derecelendirme kodu yürürlüğe girmeden önce piyasaya sürüldü, ancak Cuma günü Key’de başlayan 25. yıldönümü baskısı için New Line aslında bir NC-17 istedi.
Yazar-yönetmen Waters kötü bir gülümsemeyle, “Derecelendirme kurulunun oturup izlemek zorunda kalması fikrine bayıldım,” diyor. “Sonsuz bir gösterimden bahsedin! Her zamanki kadar kaba, belki de siyasi doğruluk sorunu yüzünden daha acımasız.”
MPAA, “Pembe Flamingolar” a normalde korkunç NC-17 derecesini verirken, “açık bir şekilde gösterilen aşırı sapkınlıklar” içerdiğini kaydetti. Film televizyonda gösterilseydi – Amerika Birleşik Devletleri’nde kablolu yayınla bile hiç olmadı – kesinlikle içeriğe dayalı derecelendirmelere zarar verirdi. Yeni başlayanlar için: tecavüz, cinayet, ensest, yamyamlık, polis öldürme, hayvanlarla cinsel ilişki, nekrofili, sadizm, mazoşizm ve koprofaji (“eleştirmenler, içeri girebilmeleri için tıbbi sözlüklerle eleştiriler yazdılar,” Waters notları).
Tek bir çekimde çekilen ünlü final sahnesi, 300 kiloluk drag queen Divine’ın bir köpeği takip ettiğini ve “How Much Is That Doggie in the Window” şarkısının yepyeni dışkısını örneklediğini gösteriyor.
Kısa bir süre önce “Pembe Flamingolar” ın onurlandırıldığı Sundance’ten dönen Waters, kötü şöhretli filminin umutları üzerine kafa yoruyor, bağımsız film festivali 1972’de başlamıştı.
“Yirmi beş yıl önce, Slumdance bunu kabul etmiş olabilir,” diyor parlak bir şekilde.
Ana akım filmlere daha yakın olan “Hairspray”, “Cry-Baby” ve “Serial Mom” filmleriyle gurur duysa da, Waters’ın onu halkın gözüne soktuğu ve gece yarısının kurulmasına yardımcı olan filme özel bir sevgisi olduğu açık. film endüstrisi. New Line Cinema’nın en başarılı bağımsız dağıtımcılardan biri olarak lansmanına yardımcı oldu, Divine’ı kült bir yıldıza dönüştürdü ve şimdiye kadar çok az film yapımcısının düşürmeyi başarabildiği kötü zevk standartları belirledi. Orijinal Variety incelemesi artık yıldönümü posterinin en önemli parçası.
“Pembe Flamingolar” büyük olasılıkla eşzamanlı nostalji ve tiksinti dalgalarını kışkırtacak. Film, Filthiest People Alive unvanı için büyük bir savaşın etrafında dönüyor, karavanda yaşayan tabloid kraliçesi Babs Johnson (Divine) ve tuhaf ailesini (zayıf, yumurta takıntılı Mama Edie, hayvanlara eğilimli suçlu oğul Krakerleri ve röntgenci yoldaş Cotton) ) kadın otostopçuları kaçıran, banliyö mahzenlerine zincirleyen, hamile bırakan ve bebekleri lezbiyen çiftlere satan Connie ve Raymond Marble’a karşı. Waters, filme başlangıçta “tatsız bir egzersiz” diyordu ve onu yapmak için ter döktü.
Küçük mucize Newsday, “Pembe Flamingolar” ı “endişeyi, şoku, eğlenceyi geçmiş … saf patoloji” olarak tanımladı. Röportaj’da yazan Fran Lebowitz bile filmi “şimdiye kadar yapılmış en hastalıklı filmlerden biri … ve en komiklerinden biri” olarak nitelendirdi. Museum of Modern Art’ın Bicentennial Selute to American Film Comedy’ye dahil edilecek kadar komik.
En az William Burroughs tarafından Çöp Papası olarak adlandırılan Waters, birkaç başka ünvan daha kazandı: Kusmuk Prensi, Kötü Lezzet Baronu, İtme Rapscallion’u, Gross’un Vaftiz Babası. Godfather cephesinde, Amerikan bağımsız film hareketinin ruhani babalığı için yapılması gereken bir dava var. Josh Pierson, “Spike, Mike, Slackers & Dykes: A Guided Tour Across a Decade of American Independent Cinema” da yazıyor: “Waters’ın amatörce performans, ilkel görsel stil ve yaygın grotesk karışımı neredeyse masumdu.” ilkel yollarla, neredeyse parasız olarak, memleketinde bir destek grubu oluşturarak ve cazibe ve şok değerinin bir birleşimiyle onların yetersiz yeteneklerinden yararlanarak ekrana getirdiği tutum / vizyon. “
Öyleyse neden “Pembe Flamingolar” ı 25. yıl dönümü baskısı ile yeni, geliştirilmiş bir baskı ve 14 dakikalık yakın zamanda ortaya çıkarılan çıkışlarla kutlamayasınız? George Lucas’ın özel baskısı “Star Wars” gibi, “Pembe Flamingolar” ı restore etmek, Waters’ın ilk etapta yaptığı 12.000 dolardan daha pahalı.
Waters, “On altı mm’lik baskı yeniden patlatıldı ve yeniden tarandı ve film müziği temizlendi – hala kötü görünüyor, endişelenmeyin,” diyor. “Göründüğü kadar iyi görünüyor, olmadığı bir şey yapmadıkları için değil.” New Line ve Criterion laserdisc’ten yeni bir ev videosu ve ilk kez Hip-O Records’ta eşlik eden bir film müziği olacak. Waters “Pembe Flamingolar” ı “rehabilite edilmiş ve sonsuza dek gitmeye hazır” olarak telaffuz ediyor.
Filmin “Star Wars” ve “The Godfather” ile nostalji doları için rekabet etmek için mütevazı kökenlerinin üstesinden gelmesi, Waters’ı eğlendiriyor.
“Bu film espriydi,” diye itiraf ediyor. “Pembe Flamingolar ‘yaptığımızda hiçbirimiz potta değildik, ama bunu düşündüğümde öyleydim. Bundan 25 yıl sonra konuşacağımızı kesinlikle düşünmemiştim.”
Waters’ın ilk renkli filmi (ancak ilk siyah dışı teklifi değil) film, orta sınıf değerlerin ve zamana tam olarak uyan banliyö kültürünün kötü göndermelerini içeriyordu. Waters, “Hava durumu uzmanları büyük bir etki yarattı” diye açıklıyor. “Kültürel terörizmi komik bir şekilde yapmak istedik.”
Waters’ın daha sonra Divine’a dönüşecek olan ilkokul arkadaşı Glenn Milstead’in de dahil olduğu bir arkadaş çevresi ve sosyal uyumsuz kişilerden oluşan bir engelsiz oyuncu ve aktris grubuna sahip olmaya yardımcı oldu. “Divine bir drag queen değil, bir karakter oyuncusuydu,” diye belirtiyor Waters. “Yazılarımda, Divine asla sonunda bir erkek olarak ortaya çıkmadı; Divine her zaman bir kadın ya da erkek oynadı.”
O zamanlar “Pembe Flamingolar” ı göstermek o kadar da kolay değildi. “Baltimore’da sahip olabileceğiniz en iyi dokuz test gösterimini, insanların bir şekilde oditoryumdan çıkardığı bir yerde yaptım.” Film ilk olarak Baltimore Film Festivali’nin sponsorluğunda Baltimore Üniversitesi’nde gösterildi ve Maryland’in ünlü resmi film sansürü Mary Avara’dan geçmeden göstermenin tek yolu bu. Waters, “Benden nefret ediyordu” diyor. “Bir yıl sonra, ‘Pembe Flamingolar’ ticari olarak oynadığında, üç sahneyi kesti.” Waters, Divine ve köpeğiyle birlikte sahneden ayrıldı, “Maryland’in toplum standartları hakkında çok şey gösterdiğini düşündüm” diyor.
New Line’dan Bob Shaye filmi ilk gördüğünde, Waters, “gördüğünü sandığı şeyi gördüğünden emin olmak için projektörü durdurup geri sarmaya devam etti” diye hatırlıyor. “Ve beni New York’a davet ettiğinde – ve şaka mı yaptığını bugüne kadar bilmiyorum – dedi ki,` `Arkadaşlarını getirme! ” Bence o zamanlar pek çok insan gerçekten bizim o insanlar olduğumuzu düşünüyordu! “
Olayların tuhaf bir şekilde birleşmesiyle, zaman “Pembe Flamingolar” için olgunlaşmıştı. New Line’ın ilk pikabı “Reefer Madness”, maceralı yeni gece yarısı saatlerinde bir hafta sonu seyircisi bulmuştu, ardından Alejandro Jodorowsky’nin “El Topo” ve daha sonra “The Rocky Horror Picture Show” izledi. İlk olarak “Pembe Flamingo” olarak tanıtılan “Pembe Flamingolar”, Şubat 1973’te New York’un Elgin Tiyatrosu’nda bir gece için rezerve edildi ve 100 kişilik iyi bir kalabalığı (“tüm dostlarımız,” Waters şimdi itiraf ediyor) çekerek ikinci çekim, sonraki hafta sonu. Ağızdan ağza bilgi sayesinde, her iki gösteri de tükendi.
Film sonraki yıl için Elgin’e yerleşti ve diğer şehirlere doğru genişlemeye başladı, ilki Washington’du ve şimdi kapatılan Biyografi’de bir yıl gece yarısı boyunca çekildi. Los Angeles’ın Yeni Sanatındaki çalışması tam bir on yıla kadar uzadı. Boston’da bir gey porno tiyatrosunda “Pembe Flamingolar” açıldı.
Eşcinsel olan Waters, “Çıldırdım” diyor. “Gay porno tiyatrolarına karşı olduğumdan değil, sadece” Pembe Flamingolar ‘gerçek sömürü tiyatrolarında her zaman korkunç şeyler yaptı. Sürrealizm ve ironi, sömürü izleyicisinin nefret ettiği iki şeydir – onlarla dalga geçtiğinizi biliyorlar. “
MPAA’nın X derecelendirmesini oluşturduğu ancak telif hakkını unuttuğu bir dönemdi. Waters, “O zamanlar kendinize bir X verebiliyordunuz ve bu ticari bir sorumluluk değildi” diye hatırlıyor. “İnsanların sinemanın dışında yanıp sönen XXXXXX’leri vardı. Daha sonra derecelendirilmemiş bir videoda çıktığında başımız belaya girdi; beş yıl önce Florida’daki bir video mağazasında basıldı. Bazen yalnızca Hairspray’in kiralamayı başardığı görüldü. Sanıyorlar ki, oh, bu sadece başka bir John Waters filmi, “Pembe Flamingolar” … kulağa çok hoş geliyor. “
Film Hicksville, Long Island ve İsviçre’de yasadışı ilan edildi (her ikisi de müstehcen ilan etti). Film Avusturya’da televizyonda kesilmemiş halde gösterildi. İngiltere’de hiçbir yerde kesilmemiş olarak gösterilmedi. Birçok dilde versiyonları olan Waters, “Yurtdışında bir Amerikan korku filmi olarak oynuyor” diyor.
Yönetmen “Hairspray’e kadar benden hoşlanmanın güvensiz olduğunu” öne sürse de, 1988’de bu neşeli müzikal komedinin onu ana akıma itmesinden çok önce yüksek mevkilerde hayranları vardı.
Waters, “Lee Atwater benim gerçekten büyük hayranımdı” diyor. Waters, 80’lerin başında Biyografide bir retrospektif yaptıktan sonra, onu Beyaz Saray’da özel bir tura davet eden Atwater’dan bir telefon aldı.
Waters bir gülümsemeyle “Birisinin evinde bebek bakıcılığı yapmak gibiydi” diye hatırlıyor. “Politikasından dolayı Anne Frank’ın Himmler’i ziyaret ettiğini hissettim – bu benim için gerçekten tuhaftı ama onu çok sevdim ve siyaset hakkında hiç konuşmadık. Filmler hakkında konuştuk ve harikaydı. O’nun sömürü bilgisi olağanüstüydü ve şimdiye kadarki her değersiz film hakkında her şeyi biliyordu. Gerçekten etkilendim, işini gerçekten biliyordu. “
Bir devam filminden söz edildi, ancak gerçek bir devam filmi şimdi neredeyse imkansız olurdu. Milstead, 1989’da kalp krizinden öldü. Ayrıca Edith Massey (Yumurta Hanım), Paul Swift (Yumurta Adam), David Lochary (Raymond Mermer) ve Cookie Mueller (Kurabiye) da gitti.
“Pembe Flamingolar” başlangıçta 10 şehirde açılacak ve Waters şakası yapıyor: “Bu sürüm için çok para harcadık, bir kuruş daha göremeyebilirim. Sadece “okuduğum her rakam tam bir yalan. Beş milyon mu? Tamamen doğru değil” diyor, filmin mali brütleri konusunda suskun.
Yine de film o kadar başarılıydı ki, Waters destekçisini – aslında babası – faizle geri ödeyebildi ve “Female Trouble” ı yapacak kadar parası kaldı. Bu güne kadar ailesi hiç “Pembe Flamingolar” görmedi.
“Bunu okudular!” Waters notları. Onu, Homer’in Bart’ı gey yapabileceğinden korktuğu eşcinsel bir kitsch antika satıcısı olan John’a seslendiren (ve modeli) Waters’ın sunduğu “Simpsons” ın son bölümünde izlediler.
“Eğlendim,” diyor Waters, “gerçi kendimi bir çizgi film karakteri olarak görmek benim için bile tuhaftı.”