Tarsus…
Tarihin en kadim topraklarından biri. Her karışı geçmişin fısıltılarıyla dolu.
Ama 2016 yılında bir mahallede sessizce başlayan bir kazı, bilinmeyene açılan bir sır perdesini araladı.
Kazı alanı yüksek güvenlik önlemleriyle çevrildi. Ne bir tabela vardı, ne de bir açıklama.
Sadece gece gelen siyah araçlar, sessizce giren üniformalı adamlar…
Ve mahalleye yayılan tüyler ürpertici bir söylenti:
Boyutlar arası bir kapı bulunmuştu.
Kazıya katıldığı söylenen işçilerden bazıları bir daha hiç görülmedi.
Bazılarıysa kısa süre sonra ortadan kayboldu, isimleri bile silindi.
Bir mahalle sakini, geceleri “toprak altından gelen uğultuları” duyduğunu anlattı.
Bir diğeri ise zamanın bazen “donduğunu”, gökyüzünün yıldızsız kaldığını söyledi.
Ve sonra, merkezde tek bir yapı işaret edildi: Donuk Taş.
Yüzeyde sıradan bir taş blok gibi görünen bu yapı, yerin altına inen kadim bir geçidin üstüne inşa edilmişti belki de.
Bir mühür.
Bir anahtar.
Ezoterik kaynaklar, bu bölgede var olan enerjinin “lineer zamanın dışına taştığını” söylüyor.
Bu sadece bir kapı değil.
Bu, iki gerçeklik arasındaki dikiş noktasıydı.
Ve o dikiş… açılmaya başlamıştı.
Bazıları Donuk Taş’ın gece yarısı parladığını, bazılarıysa taşın etrafında “ışıkta görünmeyen” varlıklar gördüğünü iddia etti.
Görülenler neydi?
Geçenler kimdi?
Kazı durduruldu.
Alan kapatıldı.
Dosyalar gizlendi.
Ama soru hâlâ havada:
Tarsus’ta gerçekten bir boyut kapısı mı açıldı?
Yoksa bu sadece, bizim henüz hazır olmadığımız bir hakikatle yüzleşmenin eşiği mi?
Kapı orada…
Donuk Taş’ın altında.
Ve hâlâ bekliyor.
